Simdi... Ada:2, Parsel:1008 'de bulunan kabrin başındayız.
Namık oğlu, Hatice esi Hasan Şenol... Doğum: 1938 ölüm: 1984
Herhalde yakında ziyaretçisi gelmiş, üzerine konan çiçekler henüz kurumamış.
Kabrin başucunda iki tane buruşmuş, burun veya gözyaşı silinmiş kağıt mendiller, kim bilir hangi duyguların anlatımını yansıtıyor?
Kabrin üzerine şimdilik topraktan başka ağırlık konmamış.
Siparişleri verilmiş, yakında mermerlenecekmiş.
Mezarın mermerleneceğini ben duydum, ben duydum ama kendisi biliyor muydu?
Mezarın mermerle kaplatılacağını bilse sevinir miydi?
Mermersiz mezarlara bakarak, kendisine yapılacak mermerli mezar ile gururlanır miydi?
Kendisine haber vereyim düşüncesiyle;
"Mezarın mermerle kaplatılacakmış"diye fısıldadım.
"Git işine be adam, bana ne mermerden" haykırışı sanki iç dünyamda yankılandı.
Mezarı mermer kaplanmış veya kaplanmamış ona ne faydası vardı?
Peki bu mezarları mermerle kaplatanlar, bunu kimin için yapıyorlardı?
Sorumdaki saflığıma kendim de gülümsedim.
Kimin için yaptıkları, kimin için yapacakları belli değil miydi?
'Elalem ne der' endişesiyle kendi itibarları, kendi şanları, kendi şerefleri için yaptırmıyorlar mıydı?
Bunlar hem toprağın üstünden, hem de toprağın altından gafil kimseler değil miydi?
Şimdilik sade bir görünümde olan toprağa tekrar tekrar baktım.
İzmir'in bayindir kazasında, 1938 yılında doğan Hasan Şenol, ailesiyle beraber sekiz yaşındayken İzmir'e yerleşmiş.
Ortaokul mezunu olan meyyit, Diyarbakır'da askerliğini yapıp 1963 yılında evlenmiş.
Kürtaj silahıyla kaç çocuğunu, hangi suçtan dolayı öldürdüğünü veya öldürttüğünü siz sormayın; çünkü biliyorsunuz ki bunu Rabbimiz soracak.
Bir yolsuzluk iddiasıyla çalıştığı bankadan atılan Hasan Şenol, bulunduğu mahallede bir kahvehane açarak yaşamını sürdürmüş...
Değişik kesimlerden insanlarla karşılaşıp, onlarla çeşitli mevzularda konuşan Hasan Şenol, çenesi laf eden, bulunduğu konumda kendisini hakli görüp, hakli çıkaran bir mizaca sahip birisi.
Kahvehanede ***** oynatıp, içki içitmesine rağmen müslümanlığına toz kondurmaz ve kalbinin temizliğini her fırsatta dile getirirdi.
Bağ-kur emekliliğine dört yıl kala karşılaştığı müslüman tipli insanlara, "Emekli olduktan sonra bu işlere tövbe edip namaza başlayacağım" derdi.
Ancak ne olduysa, 1984'ün nisan ayinin ilk haftası oldu...
Eski bir dostuyla, kahvede masanın kenarında içki içmekteyken, hesap yüzünden çıkan bir tartışmada araya girmiş ve dört yerinden bıçaklanmıştı.
Hastaneye kanlar içinde götürülürken ölümün soğuk çehresiyle karşılaşıyor, yaşantısının muhasebesini yaparken haklı bir telaşa kapılıyordu.
Şimdi ölmenin sırası mıydı?
Daha tevbe edecek, içkiyi ve kumarı bırakacaktı.
Bu halde, üstelik içkiliyken nasıl kabre girecek, hangi yüzle Allah'ın (c.c) huzuruna çıkacaktı?
Kızı aklına geldi: "Keşke manken olmasına izin vermeseydim" diye geçirdi içinden.
Sahi ya! Manken olmasına, orasını burasını açmasına, elalemin erkeklerine teşhir etmesine neden izin vermişti ki?
Dilinin ucuna gelen '...' ifadesini, köpek dişleriyle ısırıp, azı dişleriyle öğütmek istedi.
Oğlu aklına gelince sanki beşinci, altıncı, yedinci bıçak darbesini yemişti.
Sövdü, küfretti... Kendisinin yetiştirmediği, kendisinin terbiye vermediği oğluna bir daha, bir daha küfretti.
Tekrar kendine döndü.
Ölmemeliydi.
Ne yapıp edip ölmemeliydi.
'Kurtulursam ilk işim namaza başlamak' diye geçirdi içinden.
Namaza başlamak için bu dört seneyi de nereden çıkartmıştı ki?
İnsan bu dört sene yaşayacağı ne malum?
Ya hemen ölürse!
Ya hemen ölürsem!
"Yok yok ölmemeliyim, ağzım da leş gibi rakı kokuyor..."
Başını tutan adamın sesini duydu: 'Birader hızlı sür adam ölecek. Çok kan kaybediyor...'
"Kim ölecek? Ben mi, ben mi öleceğim? Ben ölmemeliyim, ben yaşamalıyım. Çünkü ben tevbe edeceğim, çünkü ben namaz kılacağım, çünkü ben hikkk...hikkk...
ben ölmemeliyim, ölmeyeceğim, ölmeyeceğim... İçkili halde hiç ölünür mü? Keşke içmeseydim, Keşke namaz kılsaydım, Keşke..."
-Kardeşim hızlı gitmene gerek yok, öldü adamcağız...
Bu özgeçmiş ile Hasan Şenol'un kabrine tekrar tekrar bakıyoruz ve 'Keşke...' haykırışlarının aynı dirilik ve aynı canlılıkla tekrarlandığını görüyoruz:
Keşke...Keşke...Keşke...
alıntıdır....


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla