Burhan nedir, Şiş burhanı, ateş burhanı nedir? Buradan tartışmaya devam edelim.
Ş İ Ş H A K K I N D A
Eûzü Billâhi mine'ş-Şeytâni'r-Racîm Bismillâhi'r-Rahmâni'r-Rahîm
Huzurdan koğulmuş, lânetlenmiş şeytanın şerrinden Rabbıma sığınırım. Rahmân ve Rahîm olan ALLÂ’ın adıyla başlarım.
Maksadım şiş propagandası değil.. Yanlışlıkları duyurmak kasdı ile okurlarım bu metafizik olayın da garibi olmasınlar, diye izaha çalışacağım!
Şunu da bildireyim ki: Şiş burhanı benim için suç değil. Çıkarıma kullanmadığıma dair elimde mahkeme kararları var!... 12 senedir şiş burhanı yapmıyoruz. Çok mühim metafizik bir olay.. Ne yazıkki taklitcilerin ve na-ehlin elinde. Hazret-i ALLAH’ın varlığını, fiziki olaydan başka bir olay kabul edemeyen bilge kişilere her şeyin yed-i kudretinde olan Hazret-i ALLAH’ın var olduğunu kanıtlayan, her sınıf ademi düşündüren ve gerçeğe yönelten.. Na-ehlin elinde ölüm aleti; müsaade edilen ehlinin elinde metafizik olay..
Bugünkü yaşantıda tesiri görülmedi. Taklitçilerin, ehil olmayanların elinde suyu çıktı. Aklın ve mantığın ölçemeyeceği metafizik bir olay. Metafizik olaylara müsait olmayan toplumların yedinde bilgisizce, horlanır oldu. Basit bir olay değildi.
“Habibim sen atmadın, illa ben attım” hitabının zamana yansıması idi.!.. Yalnız isimler değişik değişiktir.. Peygamber efendilerimizde zuhur ederse ismi “mucizedir;” Varisü’n-Nebi, nedim-i ilahi ki, zahiri ulemanın diyemediği “evliyaullah”ta zuhuru “keramet”tir. O kerametin tekrarının zuhuru “burhan”dır. Bu metafizik olaylar maneviyatın yed-i kudretindedir, gene tekrar ediyorum: Peygamber efendilerimizden zuhur eden hârikulâde, tabîat üstü haller fiziğin ölçemeyeceği, metafizik, beşerin gücünün yetemeyeceği ve hiç bir zaman da aklî, mantıkî ölçülerle ölçemeyeceği, sonsuz merhametinin, rahmetinin imtihan dünyâsında, tâbir câizse cemiğ kullarına iltiması olup; yaratıcısını unutup, her şeyi maddede mütâlaa eden, maddeden başka bir şeyi kabul edemeyen gâfil kullarını, mûcize ile sihri ayırt edemeyen, Mûsâ aleyhi’s-selam’la sihirbazları aynı gören ulemâ geçinenlerin gafletlerinden ve şerlerinden her şey yed-i kudretinde olan Hazret-i ALLÂ’a sığınırım.
Maddede ve mânâda da kânûnu bilmemek mâzeret midir? Hayır...
Mana yönünde hakiykat dışı düşünenlerin Hint felsefesinden, Yunan felsefesinden öte gitmeyen tasavvuf anlayışları, bu yönlü rahmet-i ilahiyeyi anlıyamazlar.. Geçmişi anlıyamadıkları gibi, bu ve buna benzer düşünceler çağı da idrak edememektedir. Geçmişlerimize Hazret-i ALLAH rahmeti ile lütfetsin, makamları cennet olsun…
Mâzideki yaşanan rahmet-i ilâhî kalıplaştırılarak bugün de aynı durumda mütâlaa etmek, tertibi tanzimi ilahiyeyi bilmemek çağı hiç bilmemek, geçmiş zamanda yaşamış evliyâullâhın hayâtını motamot olarak zamâna yansıtmaya kalkışmak, gülünç ve yersizdir. Peygamber efendilerimizin de hayatları basma kalıp olmayıp, ALLÂ’ın elçileri rahmet-i ilâhî, kâffesi nûr-u Muhammedî’dir. Hepsinden mûcize yani metafizik olaylar zuhur etmiştir!... Ezel-i ervahda peygamber olarak, istisnâî, günah işlemeyecek kâbiliyette yaratılmışlar, dünyâya gelişleri dahi mûcizedir. ALLAH tarafından gönderilen kitaplar ve suhuflar da mûcizedir. İnkârı küfürdür!....
“Veresetü’l-enbiyâ” olan evliyâullahtan zuhur eden tabiîat üstü, hârikulâde haller olan kerâmeti inkar da küfürdür. ALLÂ’a ve Resûlü’nün getirdiği şerîata inanmış, yaşamaya çalışan bahtiyar insanın hayâtında tecellî eden rahmet-i ilâhînin ismi “kerâmet”tir. Aynı kerâmetin değişik sîmâlarda zuhûru “burhan”dır. ALLÂ
’a inanmayan bâzı kişilerde zuhûru görülen hârikulâde haller “istidraç”dır. Bunları yapan Hazret-i ALLAH’tır. Bu türlü halleri insan yapmaya muktedir değildir. Muktedirmiş gibi göstermek cehâlettir, varlıktır; varlıksa ALLAH’a mahsustur, beşere maletmek zındıklıktır, küfürdür!..
Yol kardeşlerimle sohbetimde, vazîfem îtibâriyle üzerinde hassâsiyetle durduğum esasın, “mutasarrıfı Hazret-i ALLAH”dır. İnsan âcizdir. Verilen cüz’î irâdenin dışında tasarrufâta muktedir değildir. Böyle biline.!..
Gelelim şiş burhânına : Pir Efendimiz Seyyid Ahmede’l-Kebîr er-Rufâî Hazretleri’nde ve cümle evliyâullahda zuhur eden kerâmetlerin sonradan tekrârının ismi “burhan”dır!.
Dergâh’dan yetişmiş, silsile-yi merâtip sâhibi, izn-i icâzet almış, irşâda salâhiyetli kılınmış. şeyh efendiler şiş burhânı yapmada ve yaptırmada yektili olabilirler -ki bunların vazîfeleri ALLAH tarafından mürşidinin selâhiyeti ile verilir ; bu türlü vazîfe vermeye na ehil salâhiyetli değildir!.. Peygamber efendilerimiz, peygamber tâyin edemez!.
Meşâyıhlar da yerine şeyh tâyin edemezler.!
Hazret-i Mûsâ (a.s.) ALLÂ’a niyaz ederek:
“Yâ Rabbi! Kardeşim Hârûn’u yardımcı vermez misin? ” diye mürâcaat etti, Hârun (a.s.) da kendisine yardımcı olarak lütfedilmiştir. Bunun dışında mânevî vazîfe yapmaya kalkışanlar, bilgisiz, saf kişilerdir. Yâhut çıkarlarının esiri olan, ALLÂ’a kul olmayı bilmeyen gâfil insanlardır!.
Rabbim böyle, bildikleri halde hâlâ “vazîfe yapıyorum” zannedenlerin şerlerinden cümle kullarını korusun (âmîn)..
Şiş burhanı bu fakire senelerce evvel verildiği halde burhan yapmadım. Gerçek şu idi: Çekiniyordum. Açık söylemek lazımsa: Korkuyordum.da!.
Önceleri, “--Niçin burhan yapmıyorsun?” diyenlere : “--Şiş ile bizi tanıyanlar, tanımasınlar” diyerek işi kapatıyordum.!
Öldürücü bir demir nasıl insana girer de tahrîbat yapmaz, aklım mantığım îmânımla çelişki hâlinde idi!.
Bir gece mânâ âleminde azarlandım. Makam tarafından : “--NİÇİN ŞİŞ BURHANI YAPMIYORSUN. SANA BU VAZİFEYİ VERENDEN DAHA MI İYİ BİLİYORSUN?!.” denildi. Daha neler demediler ki, bu türlü görgüleri sakın hafife alma. Peygamber Efendimiz’e de vahy-i ilâhî altı ay rüyâ âleminde geldi.!.
Sadık rüya vahyin kırk altı cüzde bir cüzüdür. Mânevî rüyânın inkârı küfürdür. Bu durum ancak ehline mâlumdur. “Biz Yûsuf’a rüyâ tâbirini öğrettik, ona hikmet verdik. Biz dilediğimize nice nice hikmetler veririz.” buyurdu, Hazret-i ALLAH!.. Nâ-ehle anlatma. Her tahsil yapan kişinin bileceği maddî mesele değil, gülünç olma. Ehline sor!..
Bu abd-i âciz o manada yapılan hakâretten sonra her isteyene şiş vurdum. İsteksiz burhan yapılmaz, enâniyet olur. Burhanların içerisinde en tehlikelisi şişdir!
Zâhirî ilim bu olayları îzâha muktedir değildir olamayacak da.!.. Beşerin gücü burhanı ne icraata ne yapmaya, ne de yeterli îzâha muktedirdir. Zâhirî ilim erbâbına sorup da onları da günaha sokmayalım. Lütfen... İsterse ilâhiyat mezunu olsun, ilmin her dalı rahmettir. Her ilim ALLÂ’ı bilmektir. İlim vardır, ALLÂ
’ın fiilî sıfatlarını bildirir, ilim vardır, sübûtî sıfatlarını bildirir. İlim vardır ki Hazret-i ALLAH’ın zati sıfatlarının zevkini verirki o bahtiyar ALLAHve resülünün gerçek şahidi ehli aşktır!...
Bu ilim Kur’ân’ın özü, Peygamber efendilerimizin ve cümle vârislerinin yaşantısı olup, umûma îzâhı ihlas, takvâ, verâ olarak îzah edilir. Kaynağı tasavvuftur. Tasavvuf semâvî dinin dışında gösterilemez. Bi-zâtihî dindir. İnsan bildiğinin âlimi, bilmediğinin câhilidir!.
Burhan yapmak kişinin şeyhliğini kanıtlamaz. Burhanı, her hangi bir kişiye salâhiyetli şeyh efendi verebilir. Derviş olmasa dahi verilir. Bu, kişinin derecesini de göstermez. Bu ahval kişinin irâdesinin dışında olup, nefsine mal etmek mânevî sahtekarlıktır. Kişinin derecesini inancı ve inancının yaşantısındaki zuhûru gösterir.. Nâ-ehle burhan verilirse, mesûliyeti hem yanlış yapana, hem de şeyh efendiye âittir. Kendisine verilen burhânı izn-i icâzeti olmayan kişinin başkasına vermeye salâhiyeti yoktur. Burhan verilen kişi dinden çıksa da geri alınamaz.
“Biz onların iplerini uzatırız, imkanlarını genişletiriz, azabımızı iyi tatsınlar diye” buyurdu, Hazret-i ALLAH. Burhan yapma yetkisini na ehle veren kişi mesuldür.
Şiş basit bir inşaat demiri olduğu gibi her hangi sivri bir şey de olabilir. Vurmadan evvel sünnet-i Resûlullah olduğu vechile, tükürük ile meshedilir. Çıkardıktan sonra vurulan yere gene tükürük sürülür. Kan durdurmak ayrı bir burhandır. Tazarru, niyaz edilerek, Kur’ân-ı Kerîm’de mevcut âyet-i kerîme ile durdurulur. Seyirciler içinde inanmayan var ise, sihir gibi düşünüp de günaha girmesin, diye rahmet-i ilâhî olarak ondan kan çıkarır!.
İnsan âcizdir. Güç, kuvvet ALLÂ’a mahsustur. Fizikî kâideden başka bir şey kabul etmeyenleri düşündürmek için bu olay bir metafiziktir! Yoksa kuvvet ve kudret-i ilâhîyi bu âlemde her zerre göstermiyor mu? Bâzı âlim geçinen kişiler bu durumu kânûn-i ilâhîye mugâyir gibi göstererek, günah işlerler, kendilerine inananların îmanlarınıda zaafa uğratırlar!.
Bu türlü burhanlar rahmettir ve çok kişinin îmânını güçlendirir. Yoksa bu abd-i âcizi “yapmıyorsun” diye niçin azarlasınlar. Bu sözlerimi atmasyon zannetme. Buna ihtiyâcım yok. “Trans” diye basitleştirme. Onun için çocuklara da vuruyoruz. Çocuğun transı mı olur?
Uzun lafın kısası; zâtınız transa girip, tükürüklenmiş bir demiri kendinize sokun. Beceremiyorsanız laf ebeliği yapmayın!
“Buna aklımız ermiyor” derseniz îtibârınız ve ilminiz daha saygın olur inanırım. Bu yönlü niyetinizi bilmek kehânet değil! Maksadınız “üzüm yemek değil, bekçi döğmek.” Ama dikkat et, ne kadar kara sürsen de hakikatte kendi yüzüne sürersin amma bilirsin veya bilemezsin bu bilgin kanun-ı ilâhiyi değiştirmez!.
BİR TV PROGRAMI ÜZERİNE
Hayli arkadaşlara makâmın verdiği yetkiye istinâden, ALLAH rızâsı için burhan yapmalarını ricâ ettim. Çok yerlerde senelerce icrâ ettiler. Fakat, medyada olsun, bâzı başka yerlerde olsun maksadından saptırılmış, ehil olmayan ellerde gülünç duruma düşürülüp, rahmet-i ilâhîyi tahrif ettiklerini, şiş burhânını ne hâle getirdiklerini milletçe esefle gördük.!.
Burhânı takrîben oniki sene evvel te’hir ettik. Müsâde edilen arkadaşlara da tehirini ricâ ettim.!. Bâzı kanallardan ısrâren istenildiği halde, fikrimizi değiştirmedik. “Eli Tertemiz”(!) olan programda, beş yıl evvel yapılan burhânı, doksan altının Kadir Gecesi’nde yapılmış gibi aleyhimizde, kabahat ve suç bulmuş edâsı ile, hakâretler, iftirâlar ekleyerek, tiynetlerindeki küfrün tezâhürünü gösterdiler. Cumhûriyet Türkiyesi’nde bizleri perişan edecekler idi, güyâ.
Evet, ruhen sarsıldık, rahatsız olduk. Hazret-i ALLÂ’ın buyurduğu: “EVLİYAMA EZA EDENE HARP İLÂN EDERİM” hitabının nasıl olduğunun zuhurunu ve anlamını gördük ve yaşadık.!.
Avrupa’ya biz âcizleri reklam eylediler.. Alman FOX televizyonu ile 35 ülkeye yayın yaptılar!. İslam’da yaşanmak istenilen, hurâfalardan, bidatlardan arınmış, kalıplaşmış na ehlin tasallutundan kurtarılmış, Şerîat-i Muhammedî’yi yaşayarak muâsır milletler seviyesine çıkmak isteyen toplumlara, İslâm’ın mâni teşkil etmediğini tüm şerîatı Muhammedî’yi yaşayan bahtiyarlar... Gerçeklerin güzelliklere karşı olmadığını anlayanların günbegün arttıklarını hayranlıkla seyredip ALLÂ’a hamd ediyor ve bu güzellikleri biz acizler sergilemiye çalışıyoruz. Rabbım muvaffak kılsın, amin, veselâmün ale’l-murselîn.
Hazret-i ALLÂ’ın emrini, Hazret-i Resûlulah’ın teblîğini bütün insanlar ne zaman anlayacaklar? Hazret-i ALLAH buyurdu: “Ey insan!Bu âlemi ben yarattım, sen tanzim edeceksin.”
Atv’de Fatih Çekirge’nin İktidar Oyunu programında TRT 1’de ve daha birçok programlarda gazetelerde, dergilerde, haftalık sohbetlerimde, “Cumhûriyet”in en güzel idâre tarzı olduğunu ve yağcılık ve nankörlükten uzak bir Atatürk hayrânı olduğumu birinci kanalda kaç defa, diğer bâzı kanallarda da ara sıra anlattığımı sağır sultanlar dahi duydular ve biliyorlar. Bu gerçekleri her zaman her sınıftan insanlara anlatmaya yetkiliyim ve muktedirim. Az da olsa o günleri yaşadım. Şahidi olduğum çok meseleler var, gerek maddi gerekse manevi...
Lâiklikte dünyâya İslâmiyet’in örnek olduğunu, ama laikliği istismar ederek, dinsizlik gibi göstermeye yeltenen bâzı kişilere zahmet etmesinler, derim.. Bu millet îmânı bütün, İslâm’ı çağa göre yaşamaya çalışan, başka İslam devletlerine örnek olan bir millet. Bütün gâyesi muâsır milletler seviyesine çıkmak isteyen bir toplumu, gericilikle itham etmek, bilmiyorum onlara ne kazandırıyor?
Bugün demokrasinin geçerli olduğunu, komünist ülkeler dahi anladılar. Hasretini çekiyorlar. Çok partili demokrasi idâresini bu millet 1946 senesinde kabul etti. Milletçe yaşamaya çalışıyoruz. ALLAH muvaffak kılsın.
Vakfımız ve üyelerimiz her partiye gönül vermiş, partiler üstü bir kuruluş ve cemaat olup, partiler içinde herkesin görüşüne göre seçme özgürlüğüne sâhiptir. Bizi kül olarak herhangi bir partide göstermek iftirâdır, zulümdür.
Şunu anlatmak istiyorum: Burhan metafizik bir olaydır. Şüphe edilmesin. Fakat zamanımız bu rahmet-i ilahiyeyi kaldırmak gücünü kaybetti!.
HZ. ALLAHIN VARLIĞI SEBEPSİZ BİLİNİYOR. DAHA AÇK TECELLİ-Yİ İLÂ
İYENİN ZUHUR EDECEĞİNE İNANIYOR VE BEKLİYORUM!.
PİR H. GALİP HASAN KUŞÇOĞLU
Sevgi ve Saygılarımla.


LinkBack URL
About LinkBacks
’ın adıyla başlarım.
K TECELLİ-Yİ İLÂ
OĞLU
Alıntı Yaparak Cevapla




GESİNE sığın.Gözün GÖRMEDİĞİ DÜŞMANIN zevalinden ancak Onun gölgesinde kurtulursun"