• Reklam
8 sonuçtan 1 --- 8 arası gösteriliyor
  1. #1
    firari62 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    07-10-2007
    Mesajlar
    249
    Karizma Gücü
    0

    Belçika bölünür, Türkiye paramparça olur; gidiş oraya.....

    Belçika bölünür, Türkiye paramparça olur; gidiş oraya....

    Artık açıkça söyleniyor. Ulusal devletler, hele Türkiye, İspanya, Belçika gibileri, resmen "suni devlet" kategorisindedir. Öyle diyorlar.

    Nasıl?

    Galiba tüm yurttaşların anadilinin aynı olmadığı, yani bir dil birliği bulunmayan, etnik kökenleri farklı insanlardan oluşan ve bu insanların da kana bağlı -artık ne demekse- bir akrabalık içinde yaşamadığı ülkelerden söz ediyorlar. Bunlara yaşama şansı verilmiyor. Bunlar, "suni devletler" olarak yerlerini daha küçük ama etnik bütünlüğe sahip, "anadil birliğini" sağlamış ve yurttaşları birbirine kan bağıyla bağlı ("aşiret") devletlere bırakmalı. Söylenen ve arzulanan, bu.

    Peki, İspanya, İtalya, Fransa gibi ülkeleri bir yana bırakalım, Avrupa'nın ortasında Belçika gibi orta karar bir ülkenin bile suni devlet -daha doğrusu "anomaly"- ilan edilebildiği bir dünyada, özellikle de Avrupa'da, Türkiye'nin durumu ne olabilir?

    Belçika bölünüyorsa ve bölünecekse, Türkiye'yi hiç tutamazsınız.

    Belki de alıştırıyorlar. Alıştıra alıştıra islamcılaştırdılar, şimdi artık rahat rahat bu islamcı topraklar üzerinde en az iki faşist etnik küçümen cumhuriyet kurabilirler. Türkiye'yi götürmek istedikler yer budur. Bir bölümünün utanmadan kendisini solcu sayabildiği yarım akıllı Türklerin ve Kürtlerin koşar adım gittikleri yer de budur.

    Ağır mı oldu? Ağır mı kaçtı? Gerçekleri yansıtmıyor mu?

    O zaman bütün bunları neden yaşıyoruz?

    Şöyle bakalım: Bugün Türkiye'de üç-beş beton kafalı faşistten başka, Türkiye'de farklı anadiller ve etnik gruplar bulunduğunu gerçekten reddeden kaldı mı? Böyle bir ahmaklığı neoliberal dünya sistemi, ABD ve AB zaten hiç kabul etmedi. Neoliberal demokrasi, Türkiye'nin ipini bu nedenden de güç alarak çekeli çok oluyor; şimdi formaliteleri yaşıyoruz. Emperyalist devletlerin bile "suni devlet" olarak damgalanabildiği bir âlemde, Türkiye'ye yaşam alanı bulabilmek çok zordur.

    Türkiye'ye sosyalizm dışında hiçbir yaşam alanı kalmadı. Bunu görüyoruz. Bizim için trajik olan, memleketimizin sosyalizme değil, bir etnik-dinsel felakete doğru çekiştirilmesidir.

    Anlaşılan Avrupa Birliği, saf bir "bölgeler projesi" olacak. O yolda ilerliyor. Sermaye, mal ve hizmetler, hatta gecikmeli de olsa bir üretim faktörü olarak emek, eğer sınırlar aşırı bir geçişkenliğe sahipse, ulusal sınırlardaki çizgilerin kırmızılığı sadece eski haritalarda kalmaya mahkumdur. O iş bitmiştir. Yugoslavya veya Irak sonrasında Türkiye'de başarılamayan, belki Belçika sonrasında falan başarılabilecektir.

    Ne demek istiyoruz?

    Şunu: Sermaye, ihtiyaçlarını, tüm siyasal oluşumlara, adeta bir kader olarak zorla kabul ettiriyor. Dolayısıyla ekonominin siyaseti kırıp geçtiğine, neredeyse gereksizleştirdiğine tanık oluyoruz. Bunu kapitalizmin bitişi olarak falan görmek, elbette bizim kabul edemeyeceğimiz türden bir kolaycılıktır. Sermaye çok açık sözlüdür, fakat "çağdaş kapitalizmde" ekonomi ile siyaset arasındaki ilişkilerin feodalizmi andırır tezahürler içermesi, bizi fazla meşgul etmemelidir. Böyle saptamalar yapınca, yerleşik sistemin bazı kapılarının bize ardına kadar açılacağını ve müdahale şansımızın artacağını düşünen varsa, yanılıyor. Olmaz. Oradan olmaz.

    Sermaye açık sözlüdür, dedik: Bunun erken sonuçlarından biri, özellikle Avrupa'da veya AB dediğimiz "Avrupa Almanyası"nın nüfuz alanlarında, küçümen etnik faşist devletlerin yaratılması oldu. Bu, uzun bir süredir bu gazetede yazılıyor. Etnik fanatizmin dinselliği, dinselliğin de etnik fanatizmi tetiklediğini görüyoruz. Dolayısıyla, etnik ve dinsel yapay ihtiyaçlar üzerinde yükselecek siyasetlerin, küreselleşme dediğimiz sermayenin emperyalist saldırı planlarına tabi olması kadar doğal bir şey yoktur.

    Ulusal devletler, sonuçta, dinsel, etnik ve dilsel saflığın devletleri değildi.

    Tersine, değişik kökenden insanların yurttaşlık bilinciyle bir egemen devlet bünyesinde ortak yaşayabilmesi mümkündü. Ama sermayenin ve kapitalizmin günümüzdeki düzeyi, bu egemenlik biçimine izin vermiyor. Metropollerdeki birkaç başat örnek dışında, tüm devletler "suni" başlığı altında irdelenmeye açılıyor. Yerlerine, gerekirse, küçümen etnik ve dinsel faşist devletler kurulması çağrısı yapılıyor.

    Burada bir finansman ihtiyacını ve bir finansman yöntemini de görmek zorundayız. "Ulus devlet" dönemi bir finansman ve sermaye birikimi talebi olarak da tasfiye ediliyor. Gerçekten büyük, yani uluslararası ve ulusal-bölgesel sınıf savaşları sonucunda kurulmuş büyük ulus devletlerin tasfiyesi, geçmiş sınıf kavgaları bugün de sürdüğüne göre, çok zor. Küçüklerde, diyelim Balkanlar'da belki daha kolay, ama merkezde, emperyalist metropollere yaklaştıkça işler sarpa sarıyor. Yani Fransa, İtalya, İspanya, Belçika nasıl ve ne türde "suni"dir ki, rahatça tasfiye edilebilsin? Ama ortada böyle bir talep var. Bu ülkelerde etnik, dilsel, dinsel, kan bağı, kültürel anlamında ortaklıklar açısından ciddi çatışmalar var.

    Nasıl devam edilecek?

    Orta Avrupa ve Balkanlar'a baktığımızda durumun çok daha feci olduğunu görüyoruz.

    Yukarıdaki bazı sanayileşmiş, zengin ülkeleri, metropoller, son tahlilde emperyalist aşamadalar. Sermaye ihracıyla dış pazarları sömürerek sağladıkları fazlalarla, içerideki birliği veya demokrasiyi finanse edebiliyorlar. İçerideki çatışmaları bu yolla yatıştırabiliyorlar. Ya küçüldüklerinde ne olacak? Pahalı demokrasileri finanse etmeleri, sermaye birikimi rejimleriyle fazla çatışmayınca, bugüne dek, bu işi sürdürebildiler. AB'yi demek ki "suni devletler" kurmuş oldu. Peki, şimdi?

    İş, o noktadadır.

    Kapitalizmin kendi mezar kazıcılarını ürettiğine bir kez daha tanık oluyoruz. Ama sosyalist bir dış müdahale gelmediği sürece bu kazıcıların pek işe yaramadığı ve nihai sonuç ("kapitalizmi tarihe gömme") açısından etkisiz kaldığı da biliniyor. Bu kısır döngü sonsuza kadar devam edebilir.

    Ama, Belçika'nın bile tasfiye sürecine alındığı böyle bir dünya rejiminde, doğrusu Türkiye'den geriye pek fazla bir şey kalmaz.

    Elbette bu çıkmaz içinde Türkiye'nin geçmişinden bize pek bir yardım gelmez. Ama Türkiye'nin daha doğumundan itibaren bir "anomaly" olduğunu bağıran Doğulu ("islamo-faşist") ve Batılı ("demokrat") gericilere karşı sol bir kurtuluş ve yeniden kuruluş programını haykırmak için, o geçmişin tarihsel haklılığına sahip çıkmak gerekiyor: Halka gerçekler ancak böyle anlatılabilir. Memlekete ancak böyle sahip çıkılabilir. Dolayısıyla, bazı ciddi tarihsel haksızlıkların sadece sosyalizmde tasfiye edilebileceğini açıkça telaffuz etmek, mümkün ve doğru bir yoldur. Bu, halkla sol arasındaki bağın doğru olarak yeniden kurulmasını ve sıklaştırılmasını sağlayacak yegane tutumdur.

    "Demokrat" olmadığı belki doğrudur.

    Ama solcu, kurtuluşçu ve yeniden kurucu olduğu kesindir.


    Kaynak:http://www.sol.org.tr/index.php?yazino=27384

    Yorum: Emperyalizm böl parçala yönettir. Sömürmek için en kolay yöntem budur. Irakta direniş güçleri Amerika ile savaşmayı bıraktılar kendi aralarında savaşmaya başladılar. ABD en büyük emperyalist devletlerden biridir ve Türkiyenin (AKP'nin) bir numaralı müttefiğidir.. İnandırıcılığı yok gibi geliyor Türkiyenin bölünebileceği konusu yada yazıya inanmak istemiyorum ama Çekoslovakya önümüzde örnek paramparça ettiler daha da ediyorlar. Belçikayo bölmek istiyorlar İspanya öyle...
    RECEP İVEDİK




    ROCK'N COKE GİBİSİN ÇADIR KURMAK İSTİYORUM!






    İzleyin:


  2. #2
    ..No Brain, No Pain.. ..NemesiS.. adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-07-2007
    Mesajlar
    11,282
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    25
    zaten osmanlıyı yıkanda milliyetçilik akımı değilmiydi

    o zamana kadar kardeşçe yaşayan sırpı bulgarı ayaklandı. birbirini doğramaya başaldı. sonunda noldu osmanlı önce hasta adam sonra osmanlı mefta.
    aynı şey bugünde yokmu. kürtü türkü ayırıp birine ikinci sınıf muamele yapan insanlar oldukça biz daha çok ahstalanırız.

    neyseki yeni gençlik temiz kanıyla tedavi olma yolunca hızla ilerliyor

    emeğine sağlık firari
    BİR KURDUN KURT SAYILABİLMESİ İÇİN
    ARDINDAN EN AZ ON KÖPEĞİN HAVLAMASI GEREKİR..





    s.k.s.o

  3. #3

    Kayıt Tarihi
    05-12-2007
    Mesajlar
    1,903
    Karizma Gücü
    0
    yazdıklarını okudum..
    tabikide amaç bu..
    ama inan buna izin verilmeyecek.
    .



    http://img284.imageshack.us/img284/2787/fenerbahena0ah2.gif





  4. #4
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    25-09-2007
    Mesajlar
    2,183
    Karizma Gücü
    0
    dostum için rahat olsun. cumhurbaşkanlığı forsundaki 16 yıldızın anlamını biliyormusun?

  5. #5
    yerçekimi adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    02-06-2005
    Mesajlar
    2,691
    Karizma Gücü
    7
    Türkiye Cumhuriyeti hiçbir zaman Belçika ile karşılaştırılamaz. Karşılaştırmak ahmaklıktan öteye gitmez. Belçika olsa olsa Kıbrıs'taki durumla eşdeğer olabilir. Belçika tarihini öğrenmek isteyenler araştırsın. Waterloo savaşından öncesinde hiç bir halt bulamazsınız. Belçika, Almanya ve Fransa arasında Lüksemburg ile birlikte Almanya-Fransa arasına set çekilmek üzere kurulmuş suni bir federal devlet. Fransız Valonlar ile Hollanda flamenlerinden bozma flamenlerin bölgeye yerleştirilerek oluşturulduğu devletin bölünmesinin Türkiye'deki durumla uzaktan yakındanda alakası yok.

    Belçika bölünmek istiyor ama bölünemiyor çünkü Brüksel'i paylaşamıyorlar. Brüksel flaman bölgesi ama %90 valon yani Fransız yaşıyor. Statü bakımından aynı Kıbrıs gibi. Kuzeyde Türkler ve güneyde Rumlar. Belçika'da da güneyde Fransız kuzeyde Flamanlar.

    Biz içerisinde onlarca etnik kökenden milletin yaşadığı bir Ulus devletiyiz. Bizim yapımız Fransa gibidir. Nasıl Fransa'da yaşayan göçmenler kültürleri ve gelenekleri ile geldikleri kökleri taşıyorsa bizdede onlarca etnik köken kendi gelenek ve görenekleri ile yaşama hakkına sahiptir. Ama iş dil ve vatandaşlığa geldiği vakit nasıl tüm göçmenler Fransız statüsünde ise ve vatandaşlık bağı ile bağlanmışsa bizdede herkes Türk statüsündedir ve vatandaşlık bağı ilede bağlıdır.

    Sol olsun, Türk solu olsun yazılarını takip ettiğim sitelerden ama bu yazı dizisini hazırlayan arkadaşların Belçika'daki Federal yapıyı Türkiye'ye benzetmesini komik karşılıyorum. Belçika evet bölünmeli ve Belçika'nın bölünmesindeki model Kıbrıs içinde bir model olmalı.
    Ülkemizin kokuşmuş, emperyalist ilkelerine bağlı, teslimiyetçi siyasi parti zihniyetlerine karşı.
    Ülkesine bağlı, değerlerine bağlı, kültürüne bağlı, teslim olmayan gencecik kalplere ihtiyaci vardır.
    Parola: "Vatan Müdafaası"

    "Unutulmak istemiyorsan, ya okunacak şeyler yaz, ya da yazılmaya değer şeyler yap". Benjamin Franklin

  6. #6
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    29-04-2007
    Mesajlar
    962
    Karizma Gücü
    0
    Peki, İspanya, İtalya, Fransa gibi ülkeleri bir yana bırakalım


    Bir kenara bırakmak ?
    Fransada Allcase "alsas", Basque "bask" bölgesi bölünme için çabalarken ; Italyada Kuzey Güneyi bünyede bir kambur olarak görürken, Isveçte Skone, Norveçte Finmark meseleleri dururken NEDEN EVVELA TÜRK YURDUNU mahvetmeye çalışıyorlar ?

    Öncelikli hedef AB yolunda güç bela yürümesine dahi izin vermeyen , soluk aldırılmadan tüm emirleri yerine getiren Türkler neden ellerinde kalan son ve ufacık toprak parçasında dahi rahat bırakılmıyor ?
    Yoksa AK partinin avrupalı dostları Türkleri eskiden öve öve bitiremezken , bir anda " Türkofobi" leri mi tutuverdi ?


    Yer altı kaynakları, fabrikalar ve ihaleleri parsellerlerken hiç böyle demiyorlardı.

    İki yüzlünün kim olduğunu çözemedik , AK PARTIYE yine oy veren Türk insanında mı yoksa bizim Düşman bildiğimiz Hristian avrupa mı ?

    Karar sizin ...

    MOĞOL

  7. #7
    tigin adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    15-10-2007
    Mesajlar
    1,262
    Karizma Gücü
    5
    Alıntı Moğul_Çerisi tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle

    Bir kenara bırakmak ?
    Fransada Allcase "alsas", Basque "bask" bölgesi bölünme için çabalarken ; Italyada Kuzey Güneyi bünyede bir kambur olarak görürken, Isveçte Skone, Norveçte Finmark meseleleri dururken NEDEN EVVELA TÜRK YURDUNU mahvetmeye çalışıyorlar ?

    Öncelikli hedef AB yolunda güç bela yürümesine dahi izin vermeyen , soluk aldırılmadan tüm emirleri yerine getiren Türkler neden ellerinde kalan son ve ufacık toprak parçasında dahi rahat bırakılmıyor ?
    Yoksa AK partinin avrupalı dostları Türkleri eskiden öve öve bitiremezken , bir anda " Türkofobi" leri mi tutuverdi ?


    Yer altı kaynakları, fabrikalar ve ihaleleri parsellerlerken hiç böyle demiyorlardı.

    İki yüzlünün kim olduğunu çözemedik , AK PARTIYE yine oy veren Türk insanında mı yoksa bizim Düşman bildiğimiz Hristian avrupa mı ?

    Karar sizin ...

    MOĞOL


    Bence iki sebebi olabilir. İlk sebep; Türkiye'nin ne yazık ki saydığın devletler kadar güçlü (ekonomik, siyasal vb.) olmayışıdır. Bu devletler Türkiye'den biraz daha güçlü ve uyanıklardır bu konuda, çünkü kendileri de bir nevî bu işin içindedirler. Onun için önce gelişmemiş ve/veya gelişmekte olan ülkeler seçilir mesela Yugoslavya, şimdi de Irak buna en güzel örneklerdir. Bu gelişmekte olan devletler içinde bulunan halk kendilerine empoze edilmiş saf milliyetçilik duygularıyla bağımsız devlet kurmaya çabalarken, kendilerine yardım eden emperyalist ülkeleri bir dost olarak görmektedir.

    İkinci olarak da tabi ki birlikte yaşayan fakat bir o kadar da özgürlüğüne düşkün toplumların ortadoğuda bulunuşudur. Zamanında çok sayıda devlet ve aşiret kurulan bu toprakların çocukları doğal olarak bağımsızlık tutkunudur.
    Polis şenlikleri, maç kutlamaları, yılbaşları...

    Ya işçi, ya emekçi?

    Birileri o yasaklı meydan(lar)da eğlenirken, biz hakkımızı neden savunamıyoruz?

    Meydanlar bizimdir, sokaklar bizimdir, Taksim bizimdir!


    1 Mayıs'ta sokağa!





    Tarih, geçmişe bakıp hayıflanmak veya koltuk kabartmak için değil, ders çıkarmak içindir. Tarihinden ders çıkaramayan milletler, tarihe gömülmeye mecburdur.


    Hayır De!
    Wolfgang Borchert




  8. #8
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    29-04-2007
    Mesajlar
    962
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı tigin tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Bence iki sebebi olabilir. İlk sebep; Türkiye'nin ne yazık ki saydığın devletler kadar güçlü (ekonomik, siyasal vb.) olmayışıdır. Bu devletler Türkiye'den biraz daha güçlü ve uyanıklardır bu konuda, çünkü kendileri de bir nevî bu işin içindedirler.
    Sezarın hakkı Sezara..
    Hakkın var. Lakin Türkiyenin güçsüzlüğü değil , tam manasıyla bağımsız bir yapıda olmaması sebebiyle bizlere dediklerini siyasi yoldan yaptırmaktadırlar. "duyunu umumiye Osmanlısı misali" .

    Uyanıklık konusunda kesinlikle katılıyorum bizlerde özellikle halkın %47sinde var bir aymazlık.

    Onun için önce gelişmemiş ve/veya gelişmekte olan ülkeler seçilir mesela Yugoslavya, şimdi de Irak buna en güzel örneklerdir.
    Yugoslavya gelişmemişti diyelim, ya Rusya ? Her zaman her memlekette düşman büyük devletler için casusluk edecek tipler vardır. Rusyada da bol idi Yugoslavyada da .
    Irak zaten kukla bir devletti, orada çizilmiş olan emperyalist sınırlar başka bir emperyalist devletçe silinecekti , bu aşikar.



    Bu gelişmekte olan devletler içinde bulunan halk kendilerine empoze edilmiş saf milliyetçilik duygularıyla bağımsız devlet kurmaya çabalarken, kendilerine yardım eden emperyalist ülkeleri bir dost olarak görmektedir.
    Bakın, bu genellemeyi Avrupa coğrafyası için yapamıyoruz.

    Fransada ayrılıkçı Alsasçı bir parti , Belçikada Valon ve Felemenk partileri var. bunlar dış destek beklememektedir.

    Türkiyede DTP , Sırbistanda Macar yanlısı Vojvodina ve Arnaud yanlısı partiler var. Bunlarsa dış destekle böl -parçala vakasıyla daha güçsüz ve ufak devletlere ayrılıp emperyal mıknatısta yer almaya hazırdırlar.

    (bulgaristanda da HÖH var fakat onlar ayrılıkçı bir amaç gütmemektedirler çünkü etnik kökeni önemseyen bir parti değildirler)


    İkinci olarak da tabi ki birlikte yaşayan fakat bir o kadar da özgürlüğüne düşkün toplumların ortadoğuda bulunuşudur. Zamanında çok sayıda devlet ve aşiret kurulan bu toprakların çocukları doğal olarak bağımsızlık tutkunudur.
    Osmanlı coğrafyası apayrı bir durumda. Şu anda Ortadoğuda sadece bağımsızlık istekleri kasten ateşlenen bir etnik gurup var . o da Kürtlerdir.
    Her türlü hakkı ve bölücü kürtlerin ifadelerine göre " tam manasıyla eşitliği " iranda almış olmalarına rağmen terör iranın da peşini bırakmamaktadır.

    Bağımsızlığa tutkun olmak çocukları işlek caddelerde kalleş bombalarla ödlekçe katletmek değildir.

    Zamanında burada kurulu olan tek devlet Osmanlı idi. O patlayınca " Milletler hapishanesi osmanlı"dan (!) beraat eden milletler başka hapishanelere geçiş yaptılar.

    Bkz Suriye dönemi ( eski Fransız güdümlü diktatör baskısı)
    Irak (Türklerin gidişinden sonra bir türlü iflah olmayan bölge ; ABD 'nin sSCBye karşı getirmiş olduğu saddam adlı vahşi ve işi bittiğinde buruşturulup çöpe atılması)
    ...vs

    Bahsettiğin bağımsızlık tutkunluğu da herhalde bu olsa gerek.

    MOĞOL

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Burası Türkiye burada her şey olur
    2006 Konuları bölümünde Cockroach tarafından açılmış
    Yanıt: 1
    Son Mesaj: 07.01.06, 17:52
  2. oraya konurmu ?
    2005 Konuları bölümünde hotchocolate tarafından açılmış
    Yanıt: 1
    Son Mesaj: 25.10.05, 23:42

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •