Bu gün yine kalemi elime alıpta bir şeyler karalamaya korktuğum bir durumdayım.hangi harfe sarılsam sözcüklere emanet etmeden ,kelimelere sırtını cevirerek cümlelerin kıyametini getircek gibi oluyor.her zamankinden farklı olarak farklı heyecanları barındırıyorum yüreğimde bu gün.

normal zamanlarda kalemi elime aldığımda kızılırmağın karadenize bir tokat atar gibi boşalmasına benzer bir coşku ile cümleleri aynı sevencenlikte tutup metinde ait oldukları yerlere kondururum.ama bu sefer yüreğimdeki telaş yüzünden cümleleride korkutup kaçırdım.ne kalemime,ne kalemi tutan ellerime,ne ellerime hükmeden düşünceme nede düşüncemi elimden alan arsız yüreğime hakim olamıyorum.

kalbimin etrafı aşk denilen zalim düşman tarafından kuşatılmış durumda.geceli gündüzlü bir akım var , zavallı yaşlı yüreğime.kuşatmaların ardı arkası kesilmiyor.bu sefer aşkın bulduğu kumandan da pek yaman diğerleri gibi beceriksiz görünmüyor.kendinden emin ,asil,sabırlı ve inatcı bir duruşu var.şimdiden en sadık savaşcılarım olan huzur , güven ve arkadaşlığı kendi safhına cekmeyi başardı.cok cetin bir savaş olacağı kesin.

kalemin surlarını daha henüz yeni yeni onarmışken bu beklenmedik saldırı karşısında oldukça heyecanlandım.emektar hizmetcim yalnızlık bile pılını pırtını toplamış gitmek için günler belki de saatler sayıyor.ama bana çaktırmıyor.çünkü ne zaman gideceği ve ne zaman geri döneceği belli olmuyor bana dostumun...

vaziyet bu halde iken kale surlarım ne kadar dayanır bilmiyorum.Kalbimin içerisinde iş birlikçiler sürekli coğalıp duruyor.bunlara sadakat da eklenirse halim harap olacak.düşman aman nedir bilmiyor,kalbimi feth etmek için her hileyi mübah görüyor anlaşılan.kabul ediyorum bu seferki kumandan cok yaman ve zorlu ama ona benimde cok kolay olmadığımı göstereceğim.her kötü biten ilişkilerimi kulağıma küpe edip yoluma devam ediyorum.kalbime giren zalimler yüzünden taş ustası olup cıktım duvarları sürekli öre öre..

o zalimler kalemi feth ederken yıkılan surlarımın yerine saraylar inşaa edeceklerini söyleyip durdular.ama işleri bitipde yıkılıp virane olmuş duvarları bir sonraki kuşatma için onarmak yine bana düştü..

Aşk denilen savaş;özgürlük ve sevgi arasında yaşanan kıyasıya bir sürtüşmedir.eğer kazanan taraf özgürlük olursa ayrılık olur ve bu başka savaşların habercisidir.çünkü özgürlük zaman zaman kendini hapsetmek ister.ama sevgi kazanırsa zamanla sevinçler çoğalıp başka sekillerde vücud bulur.aşktaki temel catışmaların sebebi bundan ibarettir.

aşkta "ben" olmaz.aşkta "biz" vardır."ben"olursa "biz" olmaz."biz" kelimesi özgürlük için kullanılamaz."ben" kelimeside sevgide kullanılamaz.

baştada yazdığım gibi aşk tarafından cevresi sarılmış biri olarak sanırım heyecanımdan cokta sağlıklı cümleler kuramıyorum.gönül kalem her an düşebilir.direnmek için türlü türlü bahaneler diziyorum kalemin surlarına ama ne bahaneden anlıyor ne de vazgecmek denilen kolay kaçıştan.bu seferki savaş beni perişan mı edecek bilmiyorum.masumiyet ,mütevazilik gibi ağır silahlara kuşanmış geceli gündüzlü saldırıyor ardı sıra..korunabilecek bir kalkanım da yok bu silahlara karşı..
aslında aşık olmakta istemiyorum belki o yüzden diğerlerine nazaran daha cok direniyorum bu kumandana karşı.aşk denilince aklıma uykusuz,gecmek bilmeyen uzun geceler ,hep amansız peşi sıra bekleyişler geliyor.24 saat geceli gündüzlü bir insan bir insanı arar mı?aşk arattırıyor işte,boşuna korkup direnmiyorum arkadaşım
neyse ben bu heyecanla daha fazla kelimelere eziyet cektirmeyeyim.şayet bu yazımdan sonra yar için yazılıp adanmış bir şiir aktarırsam bilinki kalem düşmüştür elimden.ama yine kalemi elime alıpta böyle saçmalamaya devam ediyorsam kalemi daha düşürmemişim yada düşürmek üzereyim demektir