Ata'nın gizli not defterleri açılıyor...
Türkiye'de son 80 yıldır üzerinde en çok nutuk atılan insan kimdir? Hiç kuşkusuz Atatürk...
Peki soralım:
Bir Atatürk müzemiz var mı?
Hayır, henüz yapamadık.
Atatürk filmi?..
"Başrolü kim oynayacak" kararsızlığından, çekemedik.
Atatürk kütüphanesi?..
Kitapları, Cumhurbaşkanlığı'yla Anıtkabir arasında ikiye bölünmüştü; kuramadık.
Atatürk biyografisi?..
En iyilerini yabancılardan okuduk, biz (Şevket Süreyya dışında) bir şey yazamadık.
Atatürk belgeseli?
Hayır, dünya video mağazalarına girecek klasta bir belgesel de yapamadık.
İnternet sitesi?..
Henüz kuramadık.
Atatürk envanteri?
O'na ilişkin hangi kurumun elinde ne var, henüz çıkartamadık.
Atatürk'ün günlükleri?
Sadeleştirip araştırmacılara açamadık.
Ya ne yaptık 80 yıl boyunca?
Bol bol heykelini diktik ve nutuk söyledik.
* * *
Ankara'da "Uluslararası Atatürk Kongresi" toplandı; yine O'nun üzerine bol bol konuşmak için...
İşte orada, ATASE Başkanlığı'ndan Binbaşı Zekeriya Türkmen "Atatürk'ün not defterleri"nin Genelkurmay tarafından yayımlanacağını müjdeledi.
Atatürk araştırmacıları iyi bilir; "Not defterleri", sadece O'nu tanımak açısından değil, yaşadığı dönemin siyasi, askeri, toplumsal olaylarını, bir liderin hangi koşullarda, nasıl oluştuğunu anlamak açısından da eşsiz belgelerdir.
Bnb. Türkmen'in bildirisinden öğreniyoruz ki Atatürk, Harp Okulu'ndaki öğrencilik yıllarından 1933'e kadar 32 defter dolusu not tutmuş.
Halen bu defterlerden 23'ü ATASE'de, 8'i Anıtkabir'de, 1'i de Cumhurbaşkanlığı'nda korunuyor.
Ne yazık ki, bugüne kadar (Ali Mithat İnan'ın Genelkurmay'daki defterler üzerine yazdığı master tezi dışında) bunların tümünü ele alan bir araştırma yapılamadı. Belki de kendi tuttuğu bazı notların "Atatürk"e zarar vereceğinden endişe edildi.
* * *
Neler vardı ki bu defterlerde, bir asır sır gibi saklanmayı gerektiren?
Bnb. Türkmen, bildirisinde bazı ipuçları verdi:
Mesela 1904 tarihli notlarda Mustafa Kemal, harcamalarının aldığı maaştan fazla olduğundan, yani geçinemediğinden yakınıyor.
Bir başka yerde Napolyon'dan "Dahi" diye söz ediyor.
Kendisini derinden etkileyen bir şarkının sözlerini yazıyor:
"Cevher-i ruhumsun sen ey melek/ Hüsnünün meclubuyum şah - ı felek."
Bildiğimiz kadarıyla daha ilginç ayrıntılar da var:
Mesela meşhur Osmanlı kumandanları hakkında yazdığı özel bilgiler,
Mesela "Selanik'ten geleli 3 ay oldu. Bugün bilmem kaç yüzüncü defa, yine kalbimin bütün şikayet nalelerini (inlemelerini) işitmekle giryanım (ağlamaların) her vakitki gibi..." diye uzayan satırlar...
Mesela 31 Mart ayaklanmasını bastırmak üzere Hareket Ordusu'yla İstanbul'a yürürken tuttuğu notlar...
Mesela savaş günlerinde not ettiği "Meclis'in Bursa'ya nakline temayül var. Ben Ankara'dan ayrılmayı zaaf telakki ediyorum" gibi anılar...
Mesela kendisine ait kravat iğnesi, kol düğmesi gibi mücevheratın listesi...
Her biri bize O'nu daha yakından tanıtacak notlar...
* * *
Gecikmiş de olsa ATASE'yi bu notları yayımlama kararından dolayı kutluyorum.
Bir başka övgüye değer çabanın haberiyle bitireyim:
Başta sıraladığım ihmallerden biri daha telafi ediliyor.
Cumhurbaşkanlığı, aylardır kapsamlı bir Atatürk envanteri hazırlığı içinde... Bittiğinde, onun da bu alanda (çok lafla kapatılamayacak) büyük bir eksikliği gidereceğini umuyorum.
CAN DÜNDAR
13.12.2003 / Milliyet
http://www.milliyet.com.tr/2003/12/13/yazar/dundar.html


LinkBack URL
About LinkBacks


Alıntı Yaparak Cevapla




