• Reklam
9 sonuçtan 1 --- 9 arası gösteriliyor
  1. #1
    *_su_* adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    28-06-2007
    Mesajlar
    126
    Karizma Gücü
    0

    hangi meyva neye iyi gelir

    Sebze ve meyvelerin insan hayatında bir ilaç kadar önemli olduğunu belirten Doğal Tıp Derneği Başkanı Dr. Ender Saraç, günde yarım kilo sebze ve meyve tüketilmesi gerektiğini vurguluyor.


    Jay Kordich adlı Amerikalı, 1948 yılında mesane kanserine yakalandı... Hastalığın geldiği aşamayı gören doktorların “İyileşmesi mucize olur” dediği Kordich, taze meyve - sebze suyu terapisini kullanarak hastalığını yendi.


    Reçetelerini “Meyve ve Sebzelerin Gizli Güçleri” adlı kitapta toplayan Jay Kordich’in hastalıklar için önerdiği karışımlardan bazıları:
    İncir: Bağırsakları çalıştırır, enerji verir..
    Elma: Böbeklerin temizlenmesine, sindirim rahatsızlıklarının kontrol edilmesine yardım eder.
    Kayısı: Kan yapıcıdır. Güzel bir cilt ve saça olumlu etkisi vardır. Kanserin önlenmesinde yardım eden iyi bir karotenoid kaynağıdır.
    Muz: Kalbe ve kas sistemine yararlıdır. Yorgunluğa birebirdir.
    Vişne: Mineral ve vitamin deposudur. Koyu renkli vişneler, açık renklilere oranla daha fazla mineral içerir.
    Greyfurt: Sindirimi uyarır. Diş etlerinin kanamasını azaltır, soğuk algınlığına iyi gelir. Lifleriyle yenirse, kolesterolü düşürür.
    Portakal: Soğuk algınlığı, grip, incinme, kalp hastalığı ve felçten korunmaya yardım eder.
    Mandalina: Enfeksiyonlarla savaşmayı kolaylaştırır.
    Üzüm: Böbreklerin çalışmasını uyarıp kalp atışını düzenler. Karaciğeri temizler. Siyah üzüm kabukları ve çekirdekleriyle yenirse hücre yenileyicidir.
    Kavun: Endişe ve uykusuzluğa iyi gelir. Bağırsak ve cilt kanserine karşı Amerikan Kanser Topluluğu’nca tavsiye edilmiştir.
    Karpuz:Böbreği temizler.
    Kiraz: Kolesterolü düşürür...
    Armut: Kalp - damar sağlığı, alçak kan basıncı ve fiziksel performansa iyi gelen vitaminleri barındırır.
    Çilek: Sigara dumanının etkilerini azaltır. Sigara içilen bir odadayken gün boyunca ağza iki çilek atılması önerilir.
    Sivribiber: Şişkinliği azaltmada faydalıdır. Saçlara, tırnaklara ve cilde çok iyi gelir.
    Brokoli: Mide ve yemek borusu kanseri tehlikesini azaltır.
    Lahana: Yaşlanmayı önleyici mineral olarak kabul edilen selenyum sağlıklı bir cilt verir.
    Havuç: Enerji verir. Karaciğerin safra salgılamasına ve kolesterolü dengelemesine yardım eder.
    Salatalık: Kasları gençleştirir. Deri hücrelerine elastikiyet verir.
    Sarmısak: Tansiyonu düşürür, kan pıhtılaşmasını azaltır. Bazı mide kanserlerini önlediği ve bağışıklık sistemini güçlendirdiği kanıtlanmıştır.
    Ispanak: Karaciğeri, lenf bezlerini ve kan dolaşımını uyarır.

    BAŞ AĞRISINA KARŞI ELMA İLE KEREVİZ
    Uykusuzluk: Havuç ve kereviz sapının suyunu karıştırın.
    Sakinleştirici: Havuç ve lahana suyunu karıştırın.
    Sindirimi kolaylaştırıcı: Karnabahar, havuç ve maydanoz suyu.
    Yorgunluk: Tek başına havuç ya da elma, kereviz ve maydanozdan herhangi biriyle birlikte sıkılmış meyve suyu.
    Grip: Bir bardak kızılcık suyu ya da elma + kızılcık, elma + üzüm + ananas suyu.

    Sigara dumanı: Kereviz ya da çilek suyu.
    Ezilme, çürüme: Portakal suyundaki bioflavonoid kan damarını ve kılcal damarları güçlendirir. Ezik ve çürükler daha çabuk iyileşir.
    Ağrıyan kemikler: Havuç, lahana ve maydanoz karışımının suyu.
    Mide asidi: Havuç + salatalık + pancar suyu ya da havuç + lahana + kereviz suyu mideyi yatıştırmaya yardım eder.
    Boğaz ağrıları: Turp + limon.
    Mide ülseri: Lahana ya da patates suyu.
    Baş ağrısı: Elmayla birlikte karıştırılan kereviz suyu.

    TÜKETİRKEN BUNLARA DİKKAT
    Doğal Tıp Derneği Başkanı Dr. Ender Saraç, sebze ve meyvelerin insan hayatında bir ilaç kadar önemli olduğunu söyledi. Saraç, günde yarım kilo sebze ve meyve tüketilmesi gerektiğini vurgulayarak, dikkat edilmesi gerekenleri şöyle sıraladı:
    Besin değerinin kaybolmaması için sebzeler az suyla, buharlı tencere veya toprak güveç kaplarında zeytinyağıyla pişirilmeli
    Havucu rendelemek B ve C vitaminlerinin kaybolmasına yol açar
    Sebze ve meyveleri vitaminlerinin kaybolmaması için kalın doğramak gerekir
    Meyveleri tok karnına değil, aç karnına ya da yemekten 2 - 3 saat sonra tüketin
    Bitmedi mi kavuran hasret bitmedi mi?
    Bu ayrılık acısı canıma yetmedi mi söyle?






    Şimdi alev alev yakar beni döne döne sarar seni
    Sevdan Gözümün Bebeği...
    Bak yüzüme sevdanın izleri var,
    geçmesin faslı bahar...
    ister uzak ister yakın ;
    Gözbebeği Bir AŞKIM Var...





    Gönül Ferman Dinlemiyor...Bu Ayrılık Çok Acı...
    Şafak 354

  2. #2
    *_su_* adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    28-06-2007
    Mesajlar
    126
    Karizma Gücü
    0

    Çilek

    Göz alan o güzel kırmızı rengi,hafif iç bayıltan hoş kokusu ile baharın geldiğini bildiren çok sevilen meyvelerden olan çilek sokaklarda seyyar tezgahlarda,manavlarda yerini aldı.Harika aroması ile bütünleşen tart ,turta,puding, dondurma, reçel, likör,pastaların tam yapma zamanı, taze taze pudra şekerine batırarak yemek ayrı bir damak tadı
    Sağlık açısından da her meyve gibi çok faydaları uzmanlar tarafından yazılan bir meyve

    *Romatizma ve benzeri hastalıkların ilacı olarak biliniyor

    *.Bütün salgı bezlerini çalıştırdığı vücuda gençlik ve kuvvet kazandırıyor.

    *Çilek bol idrar söktürüyor.Üre asidi ve ürat tuzları birikintilerini,vücutta birikmiş zehirli maddeleri de dışarı atar.Ayrıca çilekte diğer meyvelerde bulunmayan salisilik asit vardır.Bu romatizma ilacının esas maddesidir.Romatizma mafsal iltahabı (Artarit)eklemlerde ürat birikmesi (damla hastalığı),damar sertliği,böbrekte kum taş teşekkülü gibi rahatsızlıkları önler varsa zamanla bunların geçmesini sağlıyor.
    *Çilek damarları temizliyor ve vücuttaki fazla suyu atarak yüksek tansiyonu düşürüyor.

    *Çilek karaciğerin çalışmasını,safra salgısını artırır.Böylece karaciğer kifayetsizliğini giderir.ve hazma yardım eder.İştah açar.Safra taşını döker.Tekrar olmasını önler.

    *Mide ve bağırsakları çalıştırır.Çilek suyu bağırsaklardaki zararlı mikropları öldürür.Onların insanı zehirlemesini önler. Bu suretle çilek pekliği giderir.Bağırsaklardan vücudun (kanın)zehirlenmesini,cildin sivilcelerle dolmasını önler bunları iyi eder.

    *Bütün salgı bezlerini ahenkli şekilde çalıştırır.Vücuda gençlik ve kuvvet kazandırır.

    *Çileğin içinde bulunan çeşitli asitler diş diplerinde biriken taşları eritir.çilek mevsimi günde 3-4 defa 1fincan taze sıkılmış çilek suyu ile dişler fırçalanmalıdır.

    *Yüz boyunda kırışan kısımlara sürülen çilek losyonu tazelik ve pembe bir renk sağlar.bunun için 5-6 tane çilek bezde sıkılır.bir yumurta akı çırpılarak ilave olunur ve tekrar çırpılır ve bu sırada 20 damla gülsuyu ilave edilir,tampon yaparak boyuna sürülür.1 saat içersinde 15 gr yemek sodası konulmuş 1 litre ilik su ile yüz boyun yıkanır.
    Kuru Ciltler için azırlanışı: Bir avuç taze çilek ezilip yulaf unu ile birlikte karıştırılır. Bir adet yumurta sarısı ile iki çorba kaşığı yoğurt çırpıldıktan sonra çilek hamuruna eklenir. Hazırlanan karışıma güzel bir koku vermek için sanlunya yağı ilavesi ile krem kıvamına gelinceye kadar karıştırılır.
    Faydaları: Kuru ciltler için besleyici olan çilek kremi; yüz kısmına maske yapılarak uygulanır. Çilek maskesi, aynı zamanda yüzdeki kırışıklıkların kaybolmasını sağlamakta yararlıdır.

    *Çocuk ve büyüklerde bağırsak kurtlarını döker bunun için sabah aç karnına bolca çilek yenir.Öğleye kadar başka bir şey yenmez.2-3 gün devam edilir.

    *Çileğin kök ve yaprakları da faydalıdır 300gr yaprak ve kök 1 gece ıslatılır.ertesi gün 1 litre suda 20 dakika kaynatılıp çay gibi içilirse mafsal iltihabı damar sertliği tansiyon yüksekliği karında su toplanması böbrek ve mesane rahatsızlıklarında kum taş çok fayda verir hastaların bol terlemesini sağlar bu karaciğerin şişliğini de giderir.

    100 gr. çilekte 59 mg. C vitamini, (ki bu oran limondan bile fazla) 1 mg. sodyum, 174 mg. potasyum, 21 mg. kalsiyum var. Kalorisi ise 37. Ancak eğer diyet yapıyorsanız, nasılsa meyvedir, bir şey yapmaz diyerek bol bol da yemeyin. Her şeyde olduğu gibi fazlası zararlı olabiliyor çileğin hazmı zordur.midesi hasta tembel olanlar çileğin suyunu içmeliler.Bu gibi rahatsızlıkları olanlar frenk üzümü ile karıştırarak az miktarlarda yerlerse kolay hazmederler. Cilt hastalığı olanlara kaşıntı yapabilir.

    Değişik tatlılar üretmeniz de mümkün. Mesela püre haline getirdiğiniz çileği bal ve süzme yoğurtla karıştırabilirsiniz.Çok Güzel turtalar pastalar yaparak da kullanabilirsiniz.BOL BOL YEMENİZ DİLEĞİYLE..............
    Bitmedi mi kavuran hasret bitmedi mi?
    Bu ayrılık acısı canıma yetmedi mi söyle?






    Şimdi alev alev yakar beni döne döne sarar seni
    Sevdan Gözümün Bebeği...
    Bak yüzüme sevdanın izleri var,
    geçmesin faslı bahar...
    ister uzak ister yakın ;
    Gözbebeği Bir AŞKIM Var...





    Gönül Ferman Dinlemiyor...Bu Ayrılık Çok Acı...
    Şafak 354

  3. #3
    *_su_* adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    28-06-2007
    Mesajlar
    126
    Karizma Gücü
    0

    kivi...

    Kivi


    Ne yersek o'yuz veya ne yiyorsak o'nu yansıtırız.(uzkdoğu atasözü)

    Sağlıklı ve uzun yaşamın sırlarını veren yediğimiz besinler bedenimizdeki hücreleri beslediği için bizim temel yapı taşlarımızdır.Yediklerimizi bilinçli olarak yersek sağlıklı bir yaşamı biraz da olsa yakalayabileceğimizi sanıyorum.Bunlardan biri Çin'de Yang-tse nehri vadisinde yetişen ,doğduğu topraklardan dolayı 'yangtao'ismini alan,ve buradan dünyaya yayılan memleketimizde de gelerek yetişen meyveler arasına giren ,son yıllarda manav ve marketlerde satılmaya başlayan Vitamin deposu kivi .......

    Bu meyve yumurta büyüklüğünde tüylü kabuğunun içinde zümrüt yeşili renkte olup yarı saydamdır ve bol su içerir. Serinletici özelliğe ve hoş bir tada sahiptir.Turuncgileri gölgede bırakan bir tanesinin içinde günlük ihtiyacımızı karşılayacak C vitamini deposu olan kivi ,Başta soğuk algınlığı olmak üzere bir çok hastalıklara iyi geldiği uzmanlar tarafından kanıtlanmış.Ayrıca A ve E vitaminleri,kalsiyum,magnezyum,potasyum,fosfor,pektin maddesi ve lif zenginliği olan bu meyvayı uzmanlar günde bir kivinin insanları hastalıklardan uzaklaştırdığını yaşlanmayı geçiktirdiğini belirtiyorlar.
    Ülkemizde daha henüz az da olsa yetişen taze olarak tüketeceğiniz kiviyi enlemesine ortadan ikiye bölüp kaşıkla yiyebiliriz, ya da soyduktan sonra dilimlere keserek servis edebilirsiniz.Kivinin lezzetinden maksimum yararlanmak için onu soğuk olarak tüketmenin daha iyi olacağını düşünüyorum.Pasta,dondurma ile tatlılarımızın süslemesinde meyve olarak pişirmeden kullanabiliriz.Alkollü,alkolsüz meyve kokteylerinde tercih edebileceğimiz vitamin deposu bir meyvedir.Uzun süre ısıtıldığında aromasını kaybediyor. Bu yüzden kivi çiğ olarak ya da çok kısık ateşte pişirilmesini öneriyorum.Pilav salata pek çok et yemeklerinde de farklı lezzet katıyor.Suyu ise ete yumuşaklık kazandırırıyor

    Amerika'da bu hârika meyve üzerinde yapılan araştırmalar, kivinin birçok derdin devâsı olduğunu ortaya çıkardı. İşte bunlardan bazıları:
    *İçinde bol miktarda bulunan magnezyum Anemi ve mide problemlerine etkili ,
    *Kivinin içerdiği meyve asitleri ile A ve C vitaminlere cilde çok yararlı Meyve asitleri cilt yüzeyindeki ölü deri tabakasını soyarak ''peeling''görevini yapıyor.
    *Yüksek oranda A ve C vitamini yaşlanmayı hızlandıran sebeblere karşı etkili olup olgun ciltlerdeki yaşlanmayı durduruyor.ve sarkmaları en aza indiriyor.Cilde kadifemsi bir yumuşaklık ve ışıltı kazandırıyor.
    Size bir öneri ;birkaç kiviyi soyup çatalla ezerek püre haline getirin. Suyunu süzüp posasını temizlenmiş yüzünüze ve boynunuza masaj yaparak sürün. 20 dakika bekleyip ılık suya batırılmış pamukla silin ve ılık suyla yıkayıp havlu ile kurulayın
    *Kolesterol seviyesini düşürür,
    *Karaciğeri çalıştırır, kanı temizler,
    *Kadınlarda göğüs kanserini önler,
    *Grip ve soğuk algınlığının çabuk atlatılmasını sağlar,
    *Kan basıncını ayarlar, tansiyonu düşürür,
    *Vücudun direncini artırır,
    *Bağırsakları yumuşatıyor ve toksinlerin atılımını sağlayıp vücudu temizliyor.
    *Bağışıklık sistemini kuvvetlendirdiği uzmanlar tarafından söyleniyor.
    *Kiviyi satın aldıktan sonra bir hafata kadar buzdolabında saklayabilirsiniz.

    Öyküsü 700 yıl önce Çin'de Yang-tse nehri vadisinde yetişen ,doğduğu topraklardan dolayı 'yangtao'ismini alan, Çin imporotorunun en sevdiği meyvelerden biriolan kiviyi dünya Yeni zelanda sayesinde tanımış.62 li yılarda Amerika'ya yapılan ihracat kivinin tüm dünyaya daha çok yayılmasına neden olmuştur.70 li yılarda avrupa ve özellikle italya dünyanın en çok kivi üreten ülekeleri arasında yer almış,ülkemizde tanınması 1988 yılında başlamıştır.Yeni zelanda,İsrail ve Kaliforniya dan ithal edilen kivi, artık ülkemizde de yetiştirilmektedir.Doğru beslenme meyvesi olan içinde sağlık ve güzellik iksiri taşıyan farklı olan bu tadı bol bol yemeniz dileğiyle.........
    Bitmedi mi kavuran hasret bitmedi mi?
    Bu ayrılık acısı canıma yetmedi mi söyle?






    Şimdi alev alev yakar beni döne döne sarar seni
    Sevdan Gözümün Bebeği...
    Bak yüzüme sevdanın izleri var,
    geçmesin faslı bahar...
    ister uzak ister yakın ;
    Gözbebeği Bir AŞKIM Var...





    Gönül Ferman Dinlemiyor...Bu Ayrılık Çok Acı...
    Şafak 354

  4. #4
    *_su_* adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    28-06-2007
    Mesajlar
    126
    Karizma Gücü
    0

    Portakal...

    Kış aylarının vazgeçilmez ve en bilindik meyvesi Portakal

    Portakal ağcının tertemiz duru çiçeklerinden örülmüş taç kadar güzel bir şey olamaz diye düşünürüm her zaman kışın bu gösterişli meyvesinin çiçeklerinin yanında gerçek bir güneşi andıran Turuncu rengi, parlak kabuğu,yan yana koyduğumuzda bir ressamın düşleyebileceği en güzel resmi olduğunu görürüm . Bu kadar güzellikten sonra ağza dolan şekerli doyulmaz tadı yanında tedavi edici bitkisel özelikler açısından yaprakları ve çiçeklerinin de faydaları sayılmakla bitmiyor.

    Her mevsimde ama en çok kış aylarında tüketilen portakal , hastalara şifa niyetine yedirilmiş, sofra dekorasyonunda kullanılmış, armağan olarak verilmiştir.Bugün elmadan sonra dünyanın en çok tüketilen meyvesidir.Çiğ haliyle tüketilmesinden başka,reçeli , konservesi yapılan portakal, günümüz mutfaklarında çokça kullanılan bir lezzet halini almıştır. Çinlilerin portakallı ördeğini bilmeyenimiz yoktur. Pasta, tatlı , reçel yapımında kullanılan portakal, özellikle Fransız mutfağında ve kümes hayvanlarıyla pişen yemeklerde çokça aranan bir meyvedir.

    Bitkisel ilaç olarak da kullanılır. Bitkisel ilaç olarak kullanacağınız portakalın,yaprak çiçekleri kimyasal işlem görmemesi , sabah çiğ yağmadan,çiçekleri kapalı durumda açmadan yaprakların yeşil rengi gitmeden toplanıp,ışık almayan bir yerde gölgede kuru hava da kurutulması gerekir.Hesperides bahçesinin altın elmalarına benzetilen portakal , organizmaya çok sağlıklı etkileri olduğu o zamanlardan beri yazılmış ve söylenmiştir.Herkül'ün 10 kişi olarak ölümsüzlük bağışlayan bu altın elmaları kopartmak için Hesperides bahçesinin bulunduğu dağlara gittiği tarihte geçer.

    Portakal, besin değeri yönünden zengin bir meyvedir. Önemli bir askorbit asit kaynağıdır. Vitamin özellikle C-B-P vitamini yönünden oldukça zengin olan bu meyve soğuk algınlıklarında, nezle ve griplerde birebirdir. Nadir yiyeceklerde bulunan P vitamini vücudumuz da ince ve kalın damarların yumuşak kalmasını sağlar.Bunların kireçlenip sertleşmesini önler,böylece damar çatlamalarınsan meydana gelecek kanamalara ve felçlere mani olur. Bacaklardaki varisi geçirir.

    Genelde kabukları soyularak yenilen portakalın suyu da kendisi kadar yaygın tüketilir. Doğal haliyle içildiği gibi alkollü ve alkolsüz kokteyllerde de kullanılan meyve sularından biridir. Çok sayıda keseciklerle dolu olan kabuğundan parfüm, şeker sanayilerinde yararlanılır, Serinletici içeceklerin yapımında uçucu yağları kullanılır.

    Çiçeklerinden yatıştırıcı ve spazma karşı bir su çıkartır.Bu su en bulunmaz bir yatıştırıcıdır.Aşırı heyecanlananlara sıkıntısı çok olanlar portakal ağacı çiçeğine başvururlar .çiçeklerinden çıkarılan esans parfümeride kullanılır.Çocuklara hastalık atlatanlara gençlere ve özellikle yaşlılara çok yararlıdır,şeker oranı düşük olduğundan şeker hastalarına sağlık verilir.Portakal suyu her tür gribe organizma zayıflıklarına ateşe anjinlere sindirim sistemi bozukluklarına böbrek ve idrar kesesi hastalıklarına karşı bol bol önerilir.Pişirilmiş portakal içi ülser ve apseler üzerine büyük yakılar biçiminde uygulanırsa çok iyi sonuç verdiği uzmanlar tarafından söyleniyor.

    Portakal Kabuğu(acı portakalın soyulmasından elde edilmiş olmalıdır bildiğimiz portakal kabuğu değil, acı portakal bergamut ,altıntop ,kızmemesi olarak biliniyor)toniktir,uyarıcı ve istek uyandırıcıdır.Mideye yardımcıdır,bağırsaklarda biriken gazları dışarı atar ,kurtları düşürür.Kabuklarından çıkan uçucu sıvıdan elde edilen portakal esansı kolonya suyu hazırlanmasında kullanılır.Acı portakalın kabuğundan yapılan Bergamut esansı ,yaraları apseleri ,ülseri ve cilt yanıklarına iyi gelir.

    Portakal Yaprakları özelikle acı portakal ağıcının yaprakları çay gibi demlenip içildiğinde sinirlilerde iç sıkıntılarında astlım, migrenlerde iyi geldiği uzmanlar tarafından söylenir.Tonik özeliği vardır.

    Ev likörü olarak 100gram meyve kabuğunu,meyvelerden yapılmış yarım litre alkollü bir içki içersinde bir hafta emiştirmeye bırakın süzün.mide ve bağırsak uyarıcısı olarak yemeklerden önce bir kahve kaşığı için.
    Yatıştırıcı olarak yarım avuç kuru yaprağı bir litre kaynar suya atın günde iki fincan için içilir.

    Özel kokulu bir yağ içeren ve turunçgiller ailesinden olan bu meyvenin anavatanı Çin'dir. Daha sonra başta İspanya ve tüm Akdeniz ülkelerinde, Güney Afrika ve Amerika gibi sıcak bölgelerde üretilmeye başlanmıştır. Portakalın yafa ( şamutu ), washington navel portakalı, ince kabuklu, karın kısmı geniş meme portakalı, valensiya gibi türleri Türkiye'de Akdeniz bölgesinde özellikle Antalya ve İçel'de yetiştirilmektedir. Acı portakal olarak bergamut,altıntop ,kızmemesi olarak bilinir.
    Bitmedi mi kavuran hasret bitmedi mi?
    Bu ayrılık acısı canıma yetmedi mi söyle?






    Şimdi alev alev yakar beni döne döne sarar seni
    Sevdan Gözümün Bebeği...
    Bak yüzüme sevdanın izleri var,
    geçmesin faslı bahar...
    ister uzak ister yakın ;
    Gözbebeği Bir AŞKIM Var...





    Gönül Ferman Dinlemiyor...Bu Ayrılık Çok Acı...
    Şafak 354

  5. #5
    *_su_* adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    28-06-2007
    Mesajlar
    126
    Karizma Gücü
    0

    Nar..

    Nar cenetin meyvesi derdi büyüklerimiz.

    Hadîs-i serifte nar meyvesi ,"İçlerinde (her türden) meyve, eşsiz-hurma ve eşsiz-nar vardır. (Rahman Suresi, 68 ) “Her narda bir damla cennet suyu vardir.diye geçer.
    Canlı kırmızı çiçekli, dört köşe dallı, hafifçe dikenli bir ağaçdır. Yaprak kenarı ve sapı kırmızımtraktır. Çiçekleri parlak kırmızıdır. Meyvesi portakal büyüklüğünde, esmer kırmızı renkli, çok tohumludur. Yenen kısmı,içndeki etli ve bol sulu tohumlu kısmıdır.Avrupa da, tıp alanında hastalıkları tedavi etmek için kullanıldığı bilinir. Anayurdu Asya olan nar ağacı çok eski çağlarda götürüldüğü Kuzey Afrika ve Güney Avrupa da halen yetiştirilmektedir.Genelde Akdeniz kıyılarında görülen narın özellikle Fransa, Kıbrıs, Tunus, İtalya, Türkiye, İspanya ve Arabistan'da yaygın olarak üretimi yapılır.Türkiye'de nar üretiminin yarıya yakını Ege, geri kalanı ise Akdeniz bölgesinden sağlanır.

    Şarkılarda şiirlerde her an adı geçen bu meyvenin nar tanelerinin bazı toplumlarda yaşam sembolü olduğuna inanılır. Eski Mısır da nar meyvası, din adamları tarafından kutsal sayılmış ve kumaşlrda motif olarak kullanılmıştır. Mimari figürlerde de nar işlemelerine rastlanır.
    Dünya Mutfaktğında ve bizim mutfaktakı yerı Özellikle Ege ve Akdaniz bölgesinde nardan nar ekşisi adı verilen bir sıvı elde edilir ve başta salata olmak üzere pek çok yemeğe tatlandırıcı olarak eşlik eder.Güneydoğu bölgesi yemeklerinde nar suyu çok kullanılır. Nar meyvasının taneleri tart ve pasta yapımında, Avrupanın bazı bölgelerinde de çorba ve sosların ana malzemesi olarak Batı mutfaklarında nar; tatlı, tuzlu ve sıcak olarak tüketilir.. Özellikle Fransız mutfağında peynirle birlikte servis edilerek başlangıç olarak sunulur. Ayrıca pasta, tatlı ya da yemeklerin süslemelerinde kullanılır. İçkilerde de nar suyu birçok kokteylin esas maddesidir.Taze olarak meyvası yenen narın suyundan şurup, pekmez ve likör yapılır.

    Asırlardır her seye konu olmuş bu meyvenin insan sağlığındaki faydaları da ilim adamları tarafından kanıtlanmıştır.Nar, şifalı bitkiler içinde yer alır
    "Amerikalı bilimadamları, nar suyunun ileride prostat kanseriyle mücadelede kullanılabileceğini kaydettiler .ABD'deki Wisconsin Üniversitesi'nde görevli bilimadamı Hasan Mukhtar başkanlığındaki ekip, fareler üzerinde yaptığı araştırmada, farelerin içme suyuna nar suyu kattı. Kanserin ilerleme hızının, nar suyu miktarı artıkça yavaşladığını tespit eden bilimadamları, bundan sonraki deneylerde nar suyunun insanlardaki etkisini araştıracaklarını açıkladılar.Ekibin başkanı Mukhtar, ''Bu sonuçların, narın kansere ve özellikle de prostat kanserine karşı etkin maddeler içerdiğinin kanıtı olduğunu'' ifade etti. Bilimadamları, farelere verilen nar suyu konsantresinin, insanların bir günde içebileceği nar suyuna eşdeğer olduğunu da belirttiler. Antioksidan yönünden zengin olan nar, daha önce yapılan araştırmalarda da ciltteki tümörlerin büyümesini yavaşlatmıştı."Ankara, aa

    Nar suyundaki antioksidan miktarı, kırmızı şarap, yeşil çay, kızılcık ve portakal suyuna göre 3 kat daha fazla. 1 bardak nar suyu, 2 kadeh kırmızı şarap, 10 bardak yeşil çay ve 4 bardak kızılcık suyu ile aynı seviyede antioksidan madde içerdiği, Narda ayrıca C vitamini, demir ve potasyum var. Narın 100 gr.da 20 mgr. C vitamini bulunduğu Vücuda enerji veren meyvalardan biri olan narın 100 gr.ında 62 kalori var olduğu ayrıca bol miktarda şeker, mineral içerdiği ve potasyum bakımından da zengin olduğu bilim adamları tarafından söylenir.Ağaçın gövde, kök ve dal kabukları; nişasta, mannit, reçineli maddeler, asitler, tanen, punicin ve olkoloidler taşır. Nar kabuğundan yapılan ilaçlar tenya düşürmek için kullanılıyor..Narın vücudu ve kalbi kuvvetlendirme, ishali kesme, şerit düşürme, burun poliplerine faydalı olma gibi yararları bulunduğu söylenir. Ancak içerdiği bazı kimyevi maddeler yüzünden mide ve bağırsak hastalığı olanların, küçük çocukların ve hamilelerin fazla kullanmamaları tavsiye edilir. Tatlı nar midede çabuk çözüldüğü için hazmı kolaydır. Ancak zaman zaman midede şişkinlik ve gaz meydana getirdiği için ateşli hastalığı olanlara iyi gelmeyeceği belirtilmiştir. Ayrıca tatlı nar mideyi kuvvetlendirdiği, boğaza ve akciğerlere faydalı olduğu, öksürüğe iyi geldiği, Ekşi nar ise mide yanmalarına karşı faydalı olduğu idrar söktürdüğü ishali kusmayı kabızlığı kalp ve mide ağzındaki ağrılara iyi geldiği yazılır.
    Suyu zarıyla birlikte çıkarılıp bal ile merhem kıvamına gelinceye kadar pişirilip diş etlerine sürüldüğünde diş eti tahrişine iyi gelir. Dolama / tırnak iltihabı ve cerahatli yaraların tedavisinde nar çekirdeğinin balla birlikte karıştırılarak merhem halinde tatbik edilmesi tavsiye edilir. Nar çiçeği de yaralar için kullanıldığı söylenir.

    NOT: Zaman zaman midede şişkinlik ve gaz meydana getirdiği için ateşli hastalığı olanlara iyi gelmeyeceği belirtilmiştir.
    Ancak içerdiği bazı kimyevi maddeler yüzünden mide ve bağırsak hastalığı olanların, küçük çocukların ve hamilelerin fazla kullanmamaları tavsiye edilir.Tabiki her şeyin fazlası zarar olduğuda unutulmamalıdır
    Bitmedi mi kavuran hasret bitmedi mi?
    Bu ayrılık acısı canıma yetmedi mi söyle?






    Şimdi alev alev yakar beni döne döne sarar seni
    Sevdan Gözümün Bebeği...
    Bak yüzüme sevdanın izleri var,
    geçmesin faslı bahar...
    ister uzak ister yakın ;
    Gözbebeği Bir AŞKIM Var...





    Gönül Ferman Dinlemiyor...Bu Ayrılık Çok Acı...
    Şafak 354

  6. #6
    *_su_* adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    28-06-2007
    Mesajlar
    126
    Karizma Gücü
    0

    Enginar..

    Enginar Eski çağlarda her derde deva olarak kabul edilen, ilaç niyetine tüketilen Mineral ve vitamin bolluğu açısından zengin bir sebze....
    Ülkemizde de bol miktarda yetişen enginarın yerli çeşitlerinden başka Bayrampaşa, Darıca, Sakız enginarları sayabilir. Ağırlıklı olarak Ege'de yetişen enginarın küçük göbek ve geniş çanaklı tipleri bulunuyor. Büyük kentlerde enginarların Bayrampaşa olarak adlandırılan olgunlaşmış geniş çanaklı tipi, ayıklanmış ve soyulmuş halde satılıyor. Türkiye'de enginar en çok zeytinyağlı olarak tüketiliyor. Ege bölgesinde enginar çoğunlukla çok tazeyken kabukları ile pişiriliyor. Bu körpe kabuklar da yeniyor. Diğer bir şekli de bebek enginar olarak tümünün pişirilmesi. Ama bu hali ülkemizde hemen hemen hiç kullanılmıyor. Bazı ülkelerde ateşin közünde bütün olarak pişiriliyor. Doğu Akdeniz ve Afrika kıyılarında özellikle etli çeşitleri de mutfaklarda yer alıyor. Batı Akdeniz ve Avrupa'nın iç kesimlerinde ise çoğunlukla küçük ve körpe enginarların konservesi yapılıyor, salata ve garnitür olarak tüketiliyor.

    Karaciğerin ve kalbin büyük dostu olan bu enginarı doya doya mevsiminde yemek gerekir diye düşünüyorum. Yemeğini yapması aslında çok zor olmayan bu sebze için bir takım küçük ayrıntılara dikkat edilirse çok lezzetli olduğunu görebiliriz.
    Bizde en çok Ege bölgesinde bilinen bu sebze aslında Akdeniz ülkelerinin tümünde pişiriliyor. Satın alırken olabildiğince küçük olanları seçmenizi öneririm. Enginarın çanağı küçüldükçe içindeki kılçıklar azalıyor. Enginarı soyulmuş olarak alıyorsanız satıcının soyulmuş enginarları limonla ovması ve yine limonlu su dolu bir torbaya koyması gerekir. Hemen limonlu su dolu bir kaba atmak kararmaması için gereklidir. Piştikten sonra da üzerine biraz dereotu serpmek unutulmaması gerekenlerdendir. İsteğe bağlı olarak enginarin taze sap kısımları içine doğranırsa değişik bir tat verir.

    Bol miktarda potasyum, kalsiyum ve manganezden başka A, B1 ve C vitaminleri içeren enginarın en büyük özelliği karaciğeri temizlemesi ve safranın kolay akışını sağlaması. Romatizmalılara salık verilen enginar, unlu yiyeceklerin sindirimini kolaylaştırdığı gibi idrar söktürücü özelliğe da sahip. Diyet yapanlar için göz ardı edilemeyecek olan enginarın 100 gramı 53 kalori. Tam da mevsimi gelmişken lezzet denemeleri yapmak elinizde. ''Ender Saraç'' okuduğum bir yazısında ''her yıl tam bu zamanlarda 40 gün birer adet enginar yenilmesini ve yapraklarını kaynatarak birer bardak 140 gün içilmesini'' öneriyor. Sinir hastalıkları, romatizma, skorbit hastalıklarında çok iyi sonuçlar alındığı Enginarın afrodizyak özelliği çok eski devirlerden beri biliniyor. Karaciğer ve safra kesesinin düzenli çalışmasını sağlıyor. Karaciğerdeki öd üretimini tetikleyerek fazla alkolün işlenmesini kolaylaştırıyor. Dolayısıyla alkolün karaciğere çok fazla zarar vermesinin de önüne geçiyor, antioksidanlar, karaciğer çevresindeki hücrelerin yapranmasını engelleyerek hastalıkları önlüyor. İçeriğindeki luteolin maddesi sayesinde kötü kolesterol LDE'yi düşürüyor. İyi kolesterol HDL'yi yükselterek de kalbi koruyor. Karın ve mide ağrılarına iyi geliyor. Yalnızca enginar yemek dahi kan şekerini dengede tutarak sık sık acıkmayı önlüyor ve diyabetle savaşıyor.
    Dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta da emzikli annelerin, böbrek ve mesanesinde iltihap olanların bu bitkiden uzak durmaları gerekiyor.

    Ülkemizde enginarın pilavı, etlisi, zeytinyağlısı, içbaklalısı yapılıyor. Fakat başka bir çok pişirme yöntemleri de yaratılabilir. Enginarları ayıkladığını ve limonla ovup limonlu suda bekletmek gerektiğini mutfakta iş yapan kişiler bilirler. Garnitürü için bezelye, havuç ve isteğe bağlı küp şeklinde doğranmış patatese ihtiyaç vardır. Diğer tariflerini sebzelerde bulabilirsiniz bu güzel yiyeceği bahar mevsiminde bol bol yemeniz tavsiyesiyle
    Bitmedi mi kavuran hasret bitmedi mi?
    Bu ayrılık acısı canıma yetmedi mi söyle?






    Şimdi alev alev yakar beni döne döne sarar seni
    Sevdan Gözümün Bebeği...
    Bak yüzüme sevdanın izleri var,
    geçmesin faslı bahar...
    ister uzak ister yakın ;
    Gözbebeği Bir AŞKIM Var...





    Gönül Ferman Dinlemiyor...Bu Ayrılık Çok Acı...
    Şafak 354

  7. #7
    *_su_* adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    28-06-2007
    Mesajlar
    126
    Karizma Gücü
    0

    Ayva..

    Akdeniz ve Asya ülkelerinin en eski meyvelerinden biri olan ayva gülgiller familyasından gelir. Soğuk iklimde yetişen, sarı renkte, tüylü, mayhoş, dokusu sertçe ve ufak çekirdekli bir meyvedir. Protein, karbonhidrat, kalsiyum, demir, fosfor, potasyum, sodyum ve C vitamini içerdiğinden vücut için birçok faydası bulunur. Şeker ve tanen gibi maddeler ihtiva eder. İçerdiği yüksek pektinden dolayı ayvadan reçel, pelte ve şekerleme yapılır. Yüksek tansiyonu olan ve kabızlık çeken kişiler tarafından tüketilmesi önerilmez.

    Ne işe yarar?

    Mide ve bağırsakları kuvvetlendirici özelliktedir ve incebağırsak iltihabını giderir.

    Kanı temizler.

    Karaciğer tembelliğini giderir.

    Safra akışını sağlar.

    Çarpıntıyı dindirir.

    Kadınlarda görülen beyaz akıntıyı keser.

    Bronşit ve öksürükte faydalıdır.

    İshali durdurur.

    Ateş düşürücüdür.

    Strese karşı etkilidir.

    Kurutulmuş ayvanın suda bekletilmesiyle elde edilen sıvıyla yapılan gargara, boğaz iltihabını giderici özelliğe sahiptir.
    Bitmedi mi kavuran hasret bitmedi mi?
    Bu ayrılık acısı canıma yetmedi mi söyle?






    Şimdi alev alev yakar beni döne döne sarar seni
    Sevdan Gözümün Bebeği...
    Bak yüzüme sevdanın izleri var,
    geçmesin faslı bahar...
    ister uzak ister yakın ;
    Gözbebeği Bir AŞKIM Var...





    Gönül Ferman Dinlemiyor...Bu Ayrılık Çok Acı...
    Şafak 354

  8. #8
    *_su_* adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    28-06-2007
    Mesajlar
    126
    Karizma Gücü
    0

    Kayısı..

    Diğer isimler:
    Kayısı ağıcı / Zerdali ağacı / Mişmiş / Latince adırunus armeniaca /apricot

    Kayısı Bitkisi:
    Ana vatanı kuzey Çin olup Akdeniz ülkelerinde ve yurdumuzda meyve ağacı olarak yetişir.Biz de en makbul olanı Malatya kayısısıdır.Gülgiller boyu 15 metreye kadar yükselebilen Beyaz ve pembe çiçekli bir ağaçtır.Tam olarak olgunlaşmış( Öldürücü ilaçlarla işlem görmemişse aşılanmışsa) kavuniçi rengin de cevizden büyük ince kabuklu,çok güzel tadı olan,etli sulu,güzel kokulu,tek ve sert çekirdeklidir.Her yerde yetişir.Çok çeşitleri vardır.Meyveler ,çekirdek.yaprakları kullanılır..Besin değeri yüksektir.A- B1-B2-B3-B6-Folik asid C,E Vitamin bakımından zengin olan bir meyvedir.Çekirdeklerin içindeki tohumlardan sıkma yoluyla yağ elde edilir.Tohumları zehirlidir.Az tüketilmelidir. Yabani kayısılarda çekirdeklerin içindeki tohumlar acı ,aşılı olanlarda tatlı olur.Bazı yörelerde Yaprakları zehirli olduğundan döğülerek dere ve göllere atılır.balıkları sersemleterek su yüzeyine çıkartıp toplarlar.

    Tıbbi Özellikleri :
    Sinirleri teskin edici,Enerji verici,Kulak burun hastalıklarında ağrıların giderilmesinde kullanılır.Kansızlığa iyi gelir.Gözleri güçlendirir.Çekirdekleri bağırsak solucanlarına karşı etkilidir.(çekirdekleri zehirlidir fazla kullanılmamalıdır.)Beyin yorgunluğuna,kemik hastalığına faydalıdır.

    Önerilen Kullanım Şekli:
    *A-B1-B2-B3-B6-C-E vitaminleri bakımından çok zengindir.
    *Fazla yenmesi kanı sulandırır.kansızlık çekenlere,çok faydalıdır.
    *Gözlerinden rahatsızlık çekenler bol bol kurusunu ve tazesini yiyebilir.
    *Romatizmalılara komposto olarak verilir.
    *Bağırsak hastalıklarında zeytinyağı içinde kaynatılır.Kavanozlara konur.Bir tatlı kaşığı bir bardak soğuk suya konarak içilir.
    *Solucan düşürme niteliği vardır.3-4 gr kadar çekirdeği döğülüp az suyla içilirse içteki solucanı düşürür.ve Öldürür.(Çekirdeklerin içinde bulunan asit prussik (asit siyanidrik)tehlikeli zehirden olduğu için,çok küçük dozlarda alınmalı fazla kullanılmamalıdır.)
    *Öksürüğü keser.3-4 gr kadar çekirdeği döğülüp az suyla içilirse öksürüğü keser(Çekirdeklerin içinde bulunan asit prussik (asit siyanidrik)tehlikeli zehirden olduğu için,çok küçük dozlarda alınmalı fazla kullanılmamalıdır.)
    *Beyin yorgunluğuna,kemik hastalığına faydalıdır.
    *Hemoroitlere karşı yarı bele gelecek kadar suyu kaynatın.küvete koyun.İki litre suyu kaynatın içine 100gr parçalara doğranmış kayısıyı atın.5-10 dakika daha kaynatın.Küvete koyduğunuz suya ekleyin bele kadar bu suya da oturun. Kayısının öz suyu cilt güzelliğinde de kullanılır.
    *Bu meyve zamanında yenilirse Tedavi amaçlı olur.Haziran ayı bol olduğu zamandır.Kurusu da kimyasal ilaçlarla işlem görmemiş güneşte sağlıklı koşullarda kurutulmuş olması daha faydalıdır.
    * Mide ve Karaciğerden hasta olanlar fazla yememelidir.
    Bitmedi mi kavuran hasret bitmedi mi?
    Bu ayrılık acısı canıma yetmedi mi söyle?






    Şimdi alev alev yakar beni döne döne sarar seni
    Sevdan Gözümün Bebeği...
    Bak yüzüme sevdanın izleri var,
    geçmesin faslı bahar...
    ister uzak ister yakın ;
    Gözbebeği Bir AŞKIM Var...





    Gönül Ferman Dinlemiyor...Bu Ayrılık Çok Acı...
    Şafak 354

  9. #9
    ѕcσяρισηкιηgєяѕαηθƼ ersan_1905 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-05-2006
    Mesajlar
    2,203
    Karizma Gücü
    7
    bazı meyvaların neye yaradığını bilmiyordum
    paylaşım için tşkler...
    DÜNYAYA HÜKMEDEN AKREPDİR

    S C O R P İ O N - K İ N G


    Sevildiğini Bilmeden Ölesine Sevme Sonra
    Sevende Sen Olursun Ölende...

    http://resim7.kucukresim.com/uploads/ae975328be.gif

    Sevmek suçsa suç işledim, Ölüm buysa ölümü seçtim…
    Dünya yıkılsa… Yıkılmaz AŞKIN bende…
    Sen yıktın, Yıkılmaz yüreğimi..
    Kendim için değil, Senin için YAŞIYORUM..
    Cenneti değişmem saçının teline… Ömrümün yettiği kadar seni severim!

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. HANGI MEYVE NEYE IYI GELiR...?
    2006 Konuları bölümünde Takezo Kensei tarafından açılmış
    Yanıt: 0
    Son Mesaj: 25.02.06, 13:45
  2. Hangi kahramanimiz ölümüne bir düelloda galip gelir? [ANKET]
    2005 Konuları bölümünde kartal5 tarafından açılmış
    Yanıt: 31
    Son Mesaj: 15.11.05, 18:53
  3. HANGi MEYVE NEYE iYi GELiR...?
    2005 Konuları bölümünde dalyan tarafından açılmış
    Yanıt: 4
    Son Mesaj: 08.08.05, 22:51

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •