Değişen toplum yapısı, küreselleşme ve teknik gelişmelerle birlikte iş gücünün değişmesini de beraberinde getirmektedir. İş gücünde alışılmışın dışında yapılar oluşturan bu değişimin göstergelerinden biri, çalışan kadınların sayısının her geçen gün artmasıdır. Kadınların iş gücündeki oranlarının artması, aile yapısı ve iş bölümü ile ilgili normların değişmesini sağlamakta ve buna bağlı olarak her iki eşinde kariyer sahibi olduğu çiftlerin günümüzde başlıca evlilik tipi olduğu görülmektedir.

“İkili kariyer” denilen bu aileler, iki eşin de çalışmasına ek olarak, iki eşin de “yüksek derecede bağlılık gerektiren ve devamlı gelişime açık” işlerde çalışmasıyla oluşmaktadır.

İki eşin de bağımsız kariyer sahibi olmasının yanında eşler için önem taşıyan yüksek düzeyde sorumluluklar, ekonomik kazanım ve sosyal itibar, aynı zamanda işlerine zaman ve enerji yatırımı bu ailelerin özellikleri arasında gösterilmektedir.
Kariyer, ekonomik gelişmenin bir aracı olduğu gibi insanların kendilerini geliştirmeleri için de önemli bir yoldur ve kişinin kimliğini tanımlaması için önemli bir ortam oluşturur. Bu açıdan bakıldığında çalışanlar için kariyerlerinde başarılı olmak, emek isteyen ve zor bir süreçtir. Eşlerin ikisinin de çalıştığı ikili kariyer sahibi ailelerde bu zorluklar daha da şiddetli olarak hissedilir. Bu durumda, iş-yaşam dengesini kurmanın tek çalışan için bile zor olduğu günümüzde, her biri kariyer sahibi çiftlerin zorluklarla nasıl baş edebildiği önemli bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Böyle bir aile ortamında eşlerin kariyerleri birbirlerine bağlı olacaktır ve bu nedenle bir eşin deneyim ve seçimleri diğerini etkileyecektir. Eşlerin ikisinin de kariyer hedeflerinin olması ve aile sorumluluklarıyla birlikte bununla baş etmenin zorluğu açıktır. Bir yandan kariyer gelişimleri için çalışan bir yandan da aile yaşamı kurmaya çalışan eşlerin bu alanlardan birinde daha az başarılı olacağı düşünülebilir. Eşler işleri ve özel yaşamları arasındaki dengeyi bulmak için bir alanda ödün vermek zorunda olacaklardır.

Peki, aile ve iş yaşamındaki sorumlulukların uyumu olarak ifade edilen iş-aile yaşamı dengesi, ikili kariyer sahibi çiftler için ne anlam ifade etmektedir?
Kültürümüzde geleneksel olarak aile sorumluluklarını üstlenen kadınların ev dışında da çalışması, bir anlamda ev içindeki sorumlulukların yeniden düzenlenmesini gerektirmektedir. Erkeğin tek çalışan ve evin ekmeğini kazanan kişi olarak görüldüğü aile tiplerinde, aile ve iş yaşamı iki farklı alan gibi ele alınmaktaydı. Fakat 20. yüzyılın sonlarına doğru kadınların iş gücündeki yerinin artması ve cinsiyetler arasındaki sınırların bulanıklaşması, “iş ve aile” kavramının ayrı bir çalışma alanı olarak ortaya çıkmasını sağlamış ve iş-aile yaşamlarındaki çatışma, kadın ve erkeklere ait “ayrı alanlar” anlayışının yerini almıştır. Bunlara bağlı olarak, değişen aile yapısının kendi zorluklarını da beraberinde getirdiği bir gerçektir.

İş-aile çatışması…
Kişilerin iş ve özel yaşam arasındaki dengeyi sağlarken üzerinde durulan kavramlardan biri de iş-aile yaşamı arasındaki çatışmadır. Çatışma, kişinin iş alanında karşılaması gereken taleplerin aile alanındakilere uymaması sonucunda oluşmakta ve şiddeti kişinin rollerinin önemine göre değişmektedir. Çatışma, tükenmişlik ve buna bağlı psikolojik rahatsızlıklara ve fiziksel şikayetlere, iş ve özel hayatta doyumsuzluğa neden olabilmektedir.

İkili kariyer sahibi eşlerin, iş ve aile yaşamlarında daha çok çatışma yaşaması, yukarıda belirtilen nedenlerden dolayı kaçınılmazdır. İki alanda da sorumluluklarını yerine getirmeye çalışan eşlerin, çocuk bakımı, evin yönetimi ve temel ihtiyaçlar konularında diğer ailelere göre daha fazla stres yaşadıkları bir gerçektir. Önceden istisna olarak görülen ikili kariyere sahip ailelerin son zamanlarda yaygınlaşmasıyla, çalışan eşlerin iş-yaşam dengesini nasıl kurdukları, iş-aile çatışması karşısında neler yaşadıkları önem kazanmaya başlamıştır.

Zorluklar…
Ailenin sosyal olarak yapılandırıldığı göz önünde bulundurulursa, herhangi bir aile yapısının avantajları ve eksiklikleri içinde bulunulan toplum tarafından belirlenmektedir. Toplumsal yapının eşler üzerindeki etkisi kendini cinsiyet rolleri ve aile içindeki iş bölümü olarak göstermektedir. Bu durumda ikili kariyer sahibi eşlerin pek çok konuda zorluk çektiği görülmektedir. Bu zorluklar arasında, sosyalleşme ve rol çatışmaları, yani iş rollerinin ve aile rollerinin çatışması gösterilebilir.

İş yeri sorumlulukları ve ailenin ihtiyaçları arasındaki çelişkiler, özellikle kadınları iş-aile ikileminde bırakmaktadır. Örneğin, çoğu kariyer sahibi kadın için anne-eş rolü ile bağlantılı özellikler (duygusallık, fikirler yerine kişilere karşı duyarlı olma ve annelik rolleri), iş yaşamında başarıyla bağlantılı özelliklerle (bağımsızlık, mantıklılık ve iddialı olmak) uyuşmamaktadır. Geleneksel olarak aile sorumluluklarıyla ilgilenen ve ekmek parası kazanmaktan çok yemeği yapan birey olarak görülen kadının yeni benimsemeye başladığı rol, aile yaşamı için kadın ve erkeklerin yeni stratejiler belirlemesini gerektirmektedir.

Benzer durum erkekler için de geçerlidir. Geleneksel olarak ailenin reisi olmak, ekmek parasını kazanmak ve güçlü olmak için yetiştirilen erkekler, kendilerine daha önce biçilmeyen çocuk yetiştirme ya da ev işleriyle ilgilenme gibi sorumluluklarla karşı karşıya kalmaktadır. İki eşin de çalıştığı ailelerde ev içi iş bölümü kadınların aleyhinde olmasına rağmen ev içindeki işler için zaman ve enerji harcayan erkekler, bu tür sorumlulukları olmayan rakipleri karşısında dezavantajlı olduklarını düşünmektedirler.

Diğer taraftan, iki eşin de çalışması hem ailesel hem de bireysel faydalar sağlamaktadır. Genel olarak bakıldığında, ikili kariyer sahibi olmanın eşler için faydaları ve zorlukları şu şekilde sıralanabilir:

Faydaları
Çocukların eşitliği model alabilecekleri bir ailede büyümesi Geleneksel roller yerine eşitliğe dayanan bir ilişkinin, çocukların kalıplaşmış cinsiyet rolleri yerine ev sorumlulukları ve ekonomik açısından eşitlikçi bir ortaklık içinde büyümesine ortam sağlaması, bu tür ailelerin önemli bir faydası olarak görülmektedir.

Kimlik ve psikolojik olarak iyi olma Eşler, aile olmanın ve çocuklarla ilgilenmenin yanı sıra bir kariyer sahibi olmanın kişinin kimliği açısından faydalı olduğunu düşünmektedirler. Kişilik gelişmesi, ev sorumluluklarının dışında profesyonel amaç ve gayelerin olmasını da gerektirmektedir. Buna bağlı olarak, iş yaşamı eşlere gerekli motivasyon ve ödülleri de sağlamaktadır. Özellikle çalışan kadınlar için ev hayatı dışında bir kimliklerinin olması kendine güvenlerini artıran bir etken olarak değerlendirilmektedir. Bu, ayrıca eşlerinin kimlikleri aracılığıyla yaşamaya itilmiş kadın rolünden kurtulmaları için kadınlara yardımcı olmaktadır.

Artan finansal kaynaklar ve esneklik İki eşin de çalışmasıyla aile kazancının artması ve bunun da aile bireylerine istediklerini yapmada esneklik sağlaması, ikili kariyer sahibi aileler için en büyük faydalardan biridir.

Sosyalleşme aracı olarak iş İşyeri, iki eş için de, kendilerini geliştirmeleri ve arkadaşlarıyla sosyalleşmeleri için bir araç olarak değerlendirilebilir.

Zorlukları
Desteksizlik İşyerleri aile yaşamını destekler yapıda değilse bu eşler için bir zorluk kaynağı olacaktır. Yapılan araştırmalarda, ikili kariyer sahibi olmanın yarattığı zorluklardan biri olarak işyerindeki destek azlığı gösterilmektedir. Şirketlerin özellikle çalışan anneler için esnek iş saatleri ya da çocuk bakımı gibi uygulamaları ailelerin iş ve aile yaşamı dengesini bulmalarına yardımcı olmaktadır.

Suçluluk duygusu Özellikle çalışan anneler için en büyük zorluklardan biri, çocuklarıyla yeterince zaman geçiremedikleri için suçluluk duymaları olarak belirtilmektedir.

Ödün verme Hem kariyerlerinde hem de özel yaşantılarında başarılı olmaya çalışan eşlerin, kendine ayırdıkları zamandan ya da bazı hedeflerinden ödün verdikleri gözlenmektedir.

Bu durumda, iş ve aile yaşamları arasındaki dengeyi kurmak ve yukarıda belirtilen zorlukların üstesinden gelmek için eşlere yardımcı olabilecek yollar nelerdir? Buna cevap verebilmenin en iyi yolu, bu dengeyi başarıyla kurmuş eşlerin neler yaptığını incelemekle olacaktır.

Buna göre başarılı ailelerin kullandığı bazı stratejiler ve yaptıkları aşağıdaki gibi özetlenebilir:
Aileye değer vermek: Aileye bağlılık ve verilen kararlarda ailenin çıkarlarına öncelik vermek başarılı ailelerin özelliklerinden biri olarak gösterilmektedir. Birlikte zaman geçirip bir şeyler yapmak için fırsatlar yaratmak eşler üzerindeki stresi azaltması açısından önemlidir.
Eşler arasında eşitlik ve ortaklık: Evlilik yaşamında eşitlik için çabalamak ve mümkün olduğunca iş bölümü yapmak başarılı eşlerin kullandığı stratejiler arasındadır.
İşten anlam çıkarmak: Profesyonel yaşamlarından zevk alan ve amaçları doğrultusunda çalışan eşlerin aile yaşamlarına da enerji ve coşku getirdikleri bir gerçektir. Bu da yorgunluk ve tükenmişlikle başa çıkabilmede eşlere yardımcı olmaktadır.
İş sınırlarını korumak: Başarılı aileler için iş ve özel yaşam arasındaki sınır çok önemlidir. Başarılı eşler için ailelerinin hayatlarındaki en büyük önceliği oluşturduğu ve kararların buna göre verildiği vurgulanmaktadır. İşleri üzerindeki kontrollerini kaybetmeden ve kariyerlerinin aile yaşamlarını yönlendirmesine izin vermeden iş ve özel yaşamlarını ayırabilen aileler zorluklarla daha kolay baş edebilmektedir.
Kararlarda inisiyatif kullanma: İş ve aile yaşamı arasına sınır koymanın bir yolu da, çeşitli sorumlulukları kontrol edebilme ve bunlarla ilgili kararlarda ailenin konumunu ve etkileneceği noktaları göz önünde bulundurmak ile olacaktır. Eşlerin aile yaşamlarını ön plana çıkarmaları açısından bu şekilde davranmak çok önemlidir.
Günümüzün iş yaşamındaki şartlar göz önüne alındığında her iki eşin de çalıştığı aile tipleri kaçınılmazdır. Hem özel yaşamlarında hem de kariyerleri açısından pek çok zorlukla karşılaşan aileler için iş-özel yaşam dengesini kurabilmek, hem eşlerin kariyer hedeflerini gerçekleştirmelerinde hem de aile yaşamlarından zevk alabilmelerinde önemli bir yer tutmaktadır.



KAYNAK