• Reklam
4 sonuçtan 1 --- 4 arası gösteriliyor
  1. #1
    SuYun_Gizemi adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    29-12-2007
    Mesajlar
    113
    Karizma Gücü
    0

    Bir Kurân mucizesi: Ebu Leheb ..

    Rahmân ve Rahîm olan Allahın adıyla.Rahmân ve Rahîm olan Allahın adıyla...
    Ebu Lehebin iki eli de helâk olsunnitekim oldu da.
    Ne malı bir fayda verdi ona, ne kazandıkları.
    Yakında o alev alev bir ateşe girecek.
    Karısı da beraber girecek: O odun hamalı,
    Boynunda liften örülmüş urganıyla.
    Tebbet (Mesed) Sûresi

    KURÂN, hayatın en önemli gerçeklerini, yine hayatın kendisi içinden alınmış gerçek kesitler halinde bize sunar. Bunu yaparken de bir olay veya bir şahıs içinde, pek çok ibret nümunelerini birden toplar. O canlı vakaya ibret gözüyle bakanlar, geçmişte yaşanmış bir olayın veya orada sözü edilen fâni bir şahsın kendisine takılıp kalmaz; o vakanın içinden, kıyamete kadar bütün insanlık için geçerli olacak dersler çıkarırlar.

    Ebu Leheb ile ilgili sûre de Kurânın bize sunduğu canlı ibret levhalarından birisidir. Burada, biz iman ehline düşmanlıkta sembolleşen bir tiple karşılaşırız. Bir defa bu sembol kişinin adı,alev babası anlamına gelmektedir ki, onun kişiliğine de, hak ettiği âkıbete de bundan daha doğal bir isim düşünülemez. Kur;ân da zaten onu alev alev bir ateşle müjdeliyor.

    Ayrıca bu kişi, kendisinden düşmanlık beklenebilecek en son kişilerden birisidir. Eğer Hz. Peygambere kendi yurdunun insanları da dahil olmak üzere bütün dünya karşı çıkacak olsa, herhalde onun yanında yer alacak birkaç kişiden birisi, yahut en başta geleni, kendi öz amcası olmak gerekirdi. Peygamber Efendimizin yetimliğini de dikkate alırsak, Ebu Lehebden beklenecek şeyin bir baba şefkat ve himayesinden başka birşey olmayacağı açıktır. Lâkin o, Peygambere yakınlığına hiç mi hiç yaraşmayacak ve ona nesep itibarıyla en uzak kimseden bile beklenmeyecek bir şekilde, Hz. Peygambere ve onun getirdiği dine karşı düşmanlık gösterdikarısı da onunla beraber. Akrabalığın en yakın ve samimî noktasında düşmanlığın en uç noktası olarak beliren bu ibret levhası, bizi, hayatın çok önemli bir gerçeğiyle karşı karşıya getirir ve her zaman, her yerde görülebilecek düşmanlıklar karşısında hazırlıklı bulunmamız gerektiğini hatırlatır.

    Bu dersi verirken, Kurân, aynı zamanda, mucizelerinden birini de sergiler:

    Ebu Leheb’in istikbalini, dosdoğru bir şekilde bize haber verir.

    Bu âyetler indiği zaman, Peygamberimizin etrafındaki bir avuç Müslüman, Mekke döneminin ağır şartları altında var olma mücadelesi veriyordu. Daha sonra İslâm adım adım ilerledi. Müslümanlar birer ikişer çoğaldı. Bu arada, inkârda ve Müslümanlara düşmanlıkta en ileri giden kimselerden bile birçoğu kendi iradeleriyle İslâmı seçti. Ve tabii, bu kimseler, Allah ve Resulünün vaadlerine uygun şekilde, Müslüman olmakla geçmiş günahlarını affettirdiler. Hattâ onlardan birçoğu da hayatlarını İslâm uğruna feda ederek şehidlik mertebesine erişti.

    Onların elindeki fırsat, aslında, Ebu Leheb’in elinde de vardı. Diğerleri gibi, Ebu Leheb de birgün gelip Ben de Müslüman oldum diyebilirdi. Bunu içtenlikle söylediği anda da geçmiş günahları bağışlanır, anadan doğmuşçasına tertemiz bir şekilde yeni bir hayata başlardı.

    Tabii ki, o zaman, Kurânın Ebu Leheb hakkındaki haberihâşâasılsız çıkmış olurdu.

    Lâkin Ebu Leheb, bu sûrenin inişinden sonra on beş sene kadar daha kâfir olarak yaşadı ve kâfir olarak öldü.

    Pek garip ve ibret verici bir durumdur: Ebu Lehebin elinde, Müslüman olmak suretiyle Kurânın bir haberini yalanlamak ve kendi bâtıl iddiasını ispat etmek imkânı vardı.

    Fakat o kâfir olarak yaşamak suretiyle Kurânın haberini tasdik etti.

    Böyle bir istikbali, sûrenin ilk âyeti;Nitekim oldu da ifadesiyle vurguluyor. Zira Kurânın âyetlerinde geçmiş zaman kipiyle geçen ifadeler, çoğu zaman, istikbale ait ince işaretler taşır. Bazan bu işaretlerde geleceğin bilimsel buluşlarına, bazan da ileride doğruluğu anlaşılacak haberlere göndermeler bulunabilir ki, burada da Ebu Lehebin istikbaldeki helâki, zamana ezel tarafından bakan Kurân tarafından, gerçekleşmiş bir hadise şeklinde haber verilmiştir.

    Evet, Kurân bir haber verdiği zaman, onu yalanlayabilecek kimse olmaz.

    Zaman da onu tasdik eder, dost da, düşman da.

    Hattâ Ebu Leheb ile karısı da.

    Ümit Şimşek

    kuranı kerim.org
    Hadi varsayalım yaşadın NUH kadar,Sonunda ölecek olan sen değil misin...

  2. #2
    Portillo_ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-10-2007
    Mesajlar
    2,022
    Karizma Gücü
    0
    Allah razı olsun
    Hacı Bayram-ı Veli Medrese Hocalığı görevinden neden istifa etti ?

    - Fen İlimleri öğretmesi engellendiği için.


    (Iftirâcilarin en büyügü, söylemedigim bir sözü, bana isnat edip nakledendir.) HADİS [Beyhekî]


    BAŞÖRTÜSÜ YASAĞI APTALLIK - AZİZ NESİN


    Bütün fikir cereyanlarını ve düşüncelerini inceledim,bu yoldaki eserlerin tamamını okudum,hepsi hergeçen gün değerini kaybetmeye mahkum fani düşüncelerdir.Bunun TEK istisnası KUR'AN'dır.O eskimiyor aksine TAZELENİYOR

    Fransız Düşünür ROGER GARAUDY



    "Beni övmeyi bırakın; gelecek için neler yapacağız, onları söyleyin." (M.Kemal ATATÜRK)

  3. #3
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    30-12-2007
    Mesajlar
    324
    Karizma Gücü
    0
    Allah Razi Olsun

  4. #4
    poets adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    02-11-2005
    Mesajlar
    1,035
    Karizma Gücü
    0
    Müthiş bir yazı..

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Yeşil Çay Mucizesi..
    2005 Konuları bölümünde vAlinOr tarafından açılmış
    Yanıt: 1
    Son Mesaj: 11.12.05, 16:45

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •