Yastığı dağıtıyorsun buklelerine,
dilim dolanıyor saçma sapanlığından.
Evet, saçmalıyorum seni görünce,
istemesem de...
Nefret ediyorsun...

" İstemesem içmem..."
Başucunda bir dolu şişe,
sarhoş sen, sarhoş ben.
Hiç içmiyorum, ama alkoliğim.
Hayır çelişkili konuşmuyorum,
benim sorunum, çok çaresizim.

Çarelerime yara kusuyorum bu gün,
yaralarımın çaresi sende.
Bir defa gezse buklelerin tenimde;
sessiz sedasız ölürüm, ruhun duyar.
Sense buklelerini yastığa bırakırsın
sabah bulayım diye...

Sabah ben olmam,
uğramaz artık bize aydınlık sabahlar,
her günümüz gece, her işimiz eksik.
Bir bakarız kol yok yen içinde,
bir bakarlar sen yok, ben...
Anahtarlar girer bazı deliklere,
Birileri döner açılır,
kimileri kalır yerinde.


Anahtar ve deliğiz bu gece,
karanlıkta değecek etin içime.
Ya açılacağım büsbütün,
ya da susup kabulleneceğim sokaklarını.
Sokak yaslasın sırtını göğsüme,
hatta ağlasın isterse.
Ben dinlerim sessizce,uykuya yenilir.
Sokak yok bu gece, ev yok!
Herşey zifiri, kanımız kara, ruhumuz gölge!

Bir gölge olurum ki karşında,
hiç bahsetme!
Görünmez kesilirim karanlığında,
kendini kaybedersin
hep yinelenir, oyun gibi;
ben ölürüm, sen bölünürsün...

Bölüne bölüne geldim sana,
bölünerek çoğalanlardan olamadım hiç,
hep azdım ben, daha da azaldım karşında.

Az aldım senden,
halbuki daha başlamamıştım
ne almaya, ne de...
Boş ver, zaten saçma!
Kimse benden bir şey alamaz,
sunmazsam ellerimle.

Ellerinle koyduğun gibi sofra.
Kustuğum kin meze önümde
kalın bir soğuğu var kokusunun.
Ve herkes birilerine meze,
biz bize rakı sofrasında sunulalım.
Varsın kesik atalım
ruhumuzun inceldiği yerden birbirimize...


Karanlığında bileklerim kesiliyor!
Jilet kusuyorsun yüzüme,
dağıttığın her buklede
başka başka yastıklara uyanıyorsun...