Büyüme mücadelesini de, kalkınma mücadelesini de, refah seviyesi yüksek bir toplum ve refah seviyesi yüksek bir ülke için veriyoruz.
Üreten, ihracat yapan, istihdam sağlayan, vergi ödeyen sanayi tesislerini ise tüm dünya gibi büyüme ve kalkınmanın katalizörü olarak görüyoruz!
Bu nedenle:
Düşük kur, değerli YTL politikasıyla sanayicinin rekabet gücünü azaltıyoruz.
İstihdam üzerindeki yükleri ve vergi yüklerini hafifletmeyerek kayıt dışındaki artışı seyrediyor, rekabet gücünü azaltıyoruz.
Şimdi de temel girdi olan enerjide, son 5 yılın yanlış politikasının cezasını sanayiciden ve vatandaştan çıkarmaya çalışıyoruz.
Elektrik zammının kaçınılmaz hâl aldığını, son 2 senede 2-3 defa yazdık.
Elektrik üretiminde girdi maliyetlerinin arttığına; kendi elektriğini üreten özel sektör firmalarının girdi maliyetlerindeki yükseliş nedeniyle elektrik üretimini durdurduğuna; devletten elektrik almanın çok çok ucuza geldiğine ve bu nedenle devletin zararlarının daha da büyüdüğüne dikkat çektik.
Bu politikanın bir yerde tıkanacağının ve daha büyük zararlara neden olacak keskin kararlara yol açacağının altını çizdik.
Düşük oranlarda uzun vadeye yayarak yapılacak zamların, toplamı oranında yapılacak tek zamma göre tahrip gücünün çok daha düşük olacağını belirttik.
Sonuçta kamu kurumlarının ve özel kuruluşların bütün öngörülerini, hedeflerini, plan ve programlarını altüst eden 'keskin zam' kararı çıktı.
Ankara Temsilciliği'nden Songül Selvi'nin bugünkü haberinden, son zamların Enerji Bakanlığı bütçesini de olumsuz etkileyeceğini anlıyoruz.
Devlet bütçesindeki olumsuzlukların ise sanayici ve vatandaşa 'yeni yükler' olarak yansıyacağını biliyoruz.
Bunun anlamı şu: Düşük de olsa büyüme devam ederken, kârlardaki ve cepteki küçülme devam edecek; yanlış ve uzağı göremeyen politikalar nedeniyle, Türkiye 'refah' için uzun süre daha bekleyecek.