• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 5 12345 SonSon
43 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    12-12-2007
    Mesajlar
    415
    Karizma Gücü
    0

    Vatan hainliği ile suçlanan er konuştu;

    'Kürtçe bildiğim için kurban seçildim'
    Hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis istenen PKK'nın kaçırdığı 8 askerden Ramazan Yüce, saldırı olacağını telsiz şifrelerinden anlayarak komutanına söylediğini, ancak 'Bir şey olmaz' yanıtı aldığını iddia etti

    Gökçer Tahincioğlu

    Dağlıca baskınında PKK'nın kaçırdığı 8 askerden Ramazan Yüce, Kürtçe bilmesi nedeniyle kurban seçildiğini söyledi. Savcılıktaki ifadesi dışında ilk kez konuşan Yüce, saldırı olacağını telsiz şifrelerinden anlayarak tam zamanında komutanına söylediğini, ancak "Bir şey olmaz" yanıtı aldığını iddia etti.
    Türkiye'ye teslim edildikten sonra 12 askerin şehit olduğu saldırının 'bir numaralı sorumlusu' olarak gösterilen ve hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis istenen Yüce, dün ilk kez avukatıyla askeri cezaevinde görüştü. Tutanaklara göre Yüce, avukatı Dinçer Aslan'a şunları anlattı:

    AĞIR MAKİNELİ BOŞTAYDI:
    Hâkim tepeler tamamen örgütün elindeydi; Gerçekkeri, 2522 rakımlı tepe Oraner. Buralarda savunma yoktu. Teröristler buradan ateş ediyordu. Tabur tarafından da sızma olmuş. 2 ağır makineli silah mevzisiyle MK 19 bomba atar mevzisi boştaydı. 23 asker çadırda dinleniyordu. Ben de çadırdaydım. Bu askerlerin çoğu saldırı olunca tabura doğru kaçtılar.

    ASKER SAYISI DÜŞMÜŞTÜ:
    Tabur komutanı Yarbay Onur Dirik'in talimatıyla mevzideki asker sayısı düşürülmüştü. Bazı mevzilerde sadece 1 asker bulunuyordu. Ayrıca 2 gün önce katırlarla geçen teröristlerin tespit edilmesine rağmen 86-3 tertiplerden 4 kişi o gün terhis olmuştu.

    ŞİFRE 'SU'ürtçe bildiğim için telsizcilik de yapıyordum. 12 Haziran'da buraya bir baskın daha oldu. O baskından önce telsizde teröristlerin 'Suya gidiyoruz' dediklerini duymuştum. Dağlıca baskınından önce de yine suya gidileceği yönünde konuşmalar duydum. Bunu Çağdaş Üsteğmen'e (Cücünoğlu) bildirdim. Bana, 'Bir şey olmaz' dedi. Ben de nöbetten sonra istirahate çekildim.

    TARİHİ DOĞRU SÖYLEDİM:
    Benim telsizden saldırı yapılacağını anladığım, ama, tarihi yanlış söylediğim iddia ediliyor. Cumartesi yerine pazartesi dediğim. Ya da pazartesi yerine cumartesi dediğim belirtiliyor. Oysa biz çeviri yaparken gün söylemeyiz. Ben saldırı tehdidini anladığımda, uzman çavuşuma tarihi 20 Ekim olarak söyledim.
    Uzman bunu kayda nasıl geçirdi, gün olarak ne yazdırdı bilemiyorum. Bizim buna bakma yetkimiz yok. Telsizdeki şifreleri sildiğim söyleniyor. Şifreler bir komutan tarafından silinmedikçe kendiliğinden silinmez. Ses kayıt cihazında bunlar vardır.

    EĞİTİM GÖRMEDİK:
    Biz bu tip bir çatışma eğitimi hiç almadık. Operasyon ve tacizlere karşı seçilmiş 80 kişilik Buğra timi vardı. Bölük timi vardı. Saldırı başladığı anda bunlar istendi ama, taburdan gönderilmedi.

    KAYITLARDA VAR:
    Silahımın tetik tertibatı bozuktu. Tetiğim düşünce ateş edemedim. Şehit olan Mustafa uzmanımız saldırıdan önce silahımdaki bozukluğu kayıt defterine işlemişti. Silinmemişse o defterde vardır. Hatta silahım çalışmadığı için kendim alüminyum bir parça takmıştım... Zaten genel sayımız daha önceden 100'ken 35'e kadar düşmüştü. Örgüt üyesi değilim. Ölmüş babamın terör örgütüyle hiçbir ilgisi yoktu.

    3 ALTERNATİF:
    Kaçırıldıktan sonra, örgüt mensupları Kürt olduğumuz için 3 alternatif sundu. Bizi Avrupa'ya gönderebileceklerini, Kuzey Irak'ta kalabileceğimizi ya da Türkiye'ye teslim edileceğimizi söylediler.
    Ben askerliğimi yapmak için oradaydım. Başıma bunların geleceğini hiç düşünmemiştim. Türkiye'ye dönmek istediğimi söyledim. Kürtçe bildiğim için beni kurban seçtiler. Suçsuzum.

    Konserden dönerken tutuklandım
    Yüce'nin teslim edildikten sonra askeri savcılıkta verdiği ifadede şunları söylediği öğrenildi:
    "2002'de Mersin'de kahveye gelen ve ellerinde afişler bulunan 2 kişi beni Selda Bağcan konserine davet etti. Arkadaşımla gittiğimizde meydan boştu. Konserin Siteler Mahallesi'nde olduğunu söylediler. Bu mahalleye gittiğimizde ateşler yakıldığını gördük. Geri dönmek isterken polis bizi gözaltına aldı. Tutuklandım ve 6 ay cezaevinde kaldım. Örgüte yardım yataklık ettiğim iddia edildi. Ama bu suçtan beraat ettim. Ailemden sadece amcam, örgüt suçundan 1-2 yıl cezaevinde yattı. Ailemin bu işlerle ilgisi yok.
    Saldırı sırasında istirahat ediyordum... Şehit düşen Mehmet Asteğmen, 'Gelin, korkmuyoruz' diye ateş ediyordu. Bulunduğumuz yere el bombası atıldı. Kolumdan yaralandım. Mühimmatımız bitmişti. Kürtçe, 'Bir bomba daha atalım hepsi ölsün' dediklerini duydum. Ayağa kalkıp Kürtçe atmamalarını söyledim. 5 kişi teslim olduk. Beni arkadaşlarıma teslim ol çağrısı yapmam için zorladılar. Bu yüzden teslim olun dedim."
    KAYNAK;http://www.milliyet.com.tr/2008/01/1...?prm=0,1819531

    Kamuoyunda Dağlıca baskınının tek suçlusu olarak ,yargılanmadan suçlu ilan edilen Yüce ilginç açıklamalarda bulunmuş.Bakalım işin altından ne çıkacak?Eğer dedikleri doğru ise ortada büyük bir askeri zaaf var.Yalan söylüyor ise yine istihbarat açısından ordunun zaafı söz konusu.Bu er askere alınmadan önce örgüt ile bağlantısı var idiyse niçin böylesine önemli bir mevzide görev verildi?İşin doğrusu iki ucu b.... değnek!

  2. #2
    34 RJ 677 <span style='color: #FFFF00'>RebelliouS</span> adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    08-01-2008
    Mesajlar
    15,076
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    8
    haberi veren arkadaşında dediği gibi askerden önce dtp gençlik kollarında görev alan örg&#252;tle bağlantısı olduğu ıddıa edılen bir asker neden öylesine kritik bir bölgede görev yaptırılır buda d&#252;ş&#252;ndr&#252;c&#252;
    Biz de bilirdik sevgiliye karanfil almasını lakin Fenerliydik bilete verdik karanfil parasını.

  3. #3
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    12-12-2007
    Mesajlar
    415
    Karizma Gücü
    0
    Komutanın d&#252;ğ&#252;ne gittiği söyleniyor,silahına aluminyum parça takmak zorunda kaldığını iddia ediyor.Gerekli eğitimi almadıkları ,yardım gönderilmediği vs eğer doğru ise ortada çok vahim bir tablo var.Başta ordu mensupları olmak &#252;zere t&#252;m yurttaşlar şapkayı ön&#252;m&#252;ze koyup d&#252;ş&#252;nmeliyiz.

  4. #4

    Kayıt Tarihi
    30-10-2007
    Mesajlar
    153
    Karizma Gücü
    0
    Açık bir şekilde bu rezaleti örtbas etmek için t&#252;m fatura bu gariban ere atılıyor.

    Sarıkamış rezaletide 1921'e kadar saklanmıştı....

  5. #5
    yok
    Kayıt Tarihi
    17-07-2005
    Mesajlar
    5,074
    Karizma Gücü
    8
    hala gariban er diyorsunuz yahu komutanlar çobanlardan aldıkları haberle bıle hareket edıyorlar , o kadar hassaslar , bu adam gelmiş , komutan bir şey olmaz dedi diyor ve siz de bu kanı bozuk adamın dediğine inanıyorusunuz... hayret vallahi



  6. #6
    asibaşak adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-12-2007
    Mesajlar
    4,760
    Karizma Gücü
    5
    Alıntı NonGuerre tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Açık bir şekilde bu rezaleti örtbas etmek için t&#252;m fatura bu gariban ere atılıyor.

    Sarıkamış rezaletide 1921'e kadar saklanmıştı....
    O kişiye gariban er demek onun şuçunun yarısını &#252;zerine almaktır....

    Nasıl arkadaşlarının katlili olan biri gariban oluyor....Eğer ortada bir ihmal varsa TSK da bu çöz&#252;lmeli ve cezalılar cezasını çekmeli ama o zavallıya! gariban demek te biraz abes doğrusu...
    Kuvay-i Milliye Kadınları;“Onlar bu vatanın isimsiz kahramanlarıydılar, Vatan size minnettardır”


    Ben Damarlarında Asil Kanın Aktığı Irkım,Benden Bahseder Destanım,Ağıtım,Türküm,
    Ben TÜRK'üm Taa İliklerime Kadar MUSTAFA KEMAL ATATÜRK'üm....
    Ya Siz Kimsiniz?


  7. #7
    Şimdi Gitmek Zamanı... korhan25 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-05-2006
    Mesajlar
    2,175
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı eflatunsufleler tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    hala gariban er diyorsunuz yahu komutanlar çobanlardan aldıkları haberle bıle hareket edıyorlar , o kadar hassaslar , bu adam gelmiş , komutan bir şey olmaz dedi diyor ve siz de bu kanı bozuk adamın dediğine inanıyorusunuz... hayret vallahi
    seni görende 45 yıl askerlik yaptığını sanır. Ya sen askerliğin hangi kademesinde nerde görev yaptın?

    Askerin söylediklerinin doğruluğuna inanıyorum.

    Bende Şırnak İDİL'de 4. hudut taburunda askerlik yaptım. Kantin Muhasebeci olduğumdan tabura bağlı bulunan bütün karakollara giderdik ayda 4-5 defa. Suriye ile sınır'ı korurdu askerler. Suriye-Türkiye sınır geçişlerinde kimse takmıyor.(Kaçakçılık yapılıyor. ). Askerler karakola görüntü aldık diye haber veriyor komutan gitme gereği görmüyor. Askerler zaten 4 saat sabit ve günde asgari 2 bazen 3 nöbete çıkıyor.

    Komutanların öyle çoban geçişiyle falan havaya zıpladığı falan yok.

    Silahlar tutukluk yaptığı da doğrudur. G3'ler var. Biz gece ve gündüz ateşi yaparken bile (3 mermi attırılıyor) tutukluk yaşadık. 10 askerin 20'sinin silahı doğru çalışır. Onlarda birkaç şarşör boşalttıkdan sonra namlu şişer.

    Taburdan yardım gönderilmediği de doğrudur. Çünkü benim olduğum taburda da aynı durum olmuş. Ben gitmeden 7 ay önce tabura baskın olmuş. 10 dakika mesafedeki jandarma ve komando birliklerinden yardım istenmiş. 45 dakika sonra gelmişler. O da çatışma bittikten sonra. Bir asker şehit olmuş oda kan kaybından. Taburda görevli olan doktor üsteğmen tuvalete saklanıp askere müdahele etmeyince garibim kan kaybından şehit olmuş. Vucuduna isabet eden mermi bacaktan giriyor.

    Bunları ben yaşadım ben biliyorum.

    Bilip bilmediğiniz her konuda muhalif olmak adına yazmayın!

    Bilin yada susun...

    selametle

  8. #8
    Son_Mohikan adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-10-2006
    Mesajlar
    5,827
    Karizma Gücü
    7
    Bu işte Tsk elbette suçlu, böyle bir vatan hainini b&#252;nyesinde barındırdığı ve hainlik yapmasına engel olamadığı için.

  9. #9
    N-BAYRAK adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    28-08-2007
    Mesajlar
    5,476
    Karizma Gücü
    6
    Cezmi Ylmaz'ın haberi...

    Dağlıca baskınında PKK'nın eline geçen sekiz askerden biri olan er Ramazan Yüce'nin babasının PKK'lı olduğu ve 1984 yılında cezaevinde
    intihar ettiği şeklinde basında yer alan haberler asılsız çıktı. Bu haberlere göre, Ramazan Yüce'nin babası Hüseyin Yüce, 1984 yılında Diyarbakır cezaevinde baskılara dayanamayarak, intihar etmiş. Oysa Ramazan Yüce'nin doğum tarihi 1986. Yüce'nin babasının ismi ise Osman ve 1990 yılında kanserden ölmüş. Hüseyin Yüce'nin er Ramazan Yüce'yle bir akrabalığı da yok.

    Taraf, suçlanan er Ramazan Yüce'nin annesiyle konuştu.
    Mersin'de Çay Mahallesi'nde iki göz bir evde çocuklarıyla birlikte
    kiracı olarak kalan Er Ramazan Yüce'nin annesi Fatma Yüce, oğlu
    Ramazan ile ilgili medyada yer alan haberlere şaşmış. Anne Fatma Yüce,
    bir yandan oğlunun içine düştüğü duruma ağlarken, bir yandan da bu tür
    haberler nedeniyle yıkılmış.

    NEDEN GERİ GELDİ

    Fatma Yüce oğluna yöneltilen tüm suçlamarın iftira olduğunu söyleyerek şunları anlattı: "Benim oğlum 14 aylık askerdi ve terhisine 30 gün kala kaçırıldı. Madem gönlü o taraflardaydı peki neden geri geldi? Bu kadar yalan, bu kadar acımasızlık olmaz! Oğlumun, silahıyla birlikte teslim olduğu söyleniyor. Ama cezaevindeyken onu ilk görmeye gittiğimde elinde, kolunda ve başında yaralar vardı ve halen de iyileşmiş değil. Duruşma bu yaraların iyileşmesi için ertelendi. Onun hakkında söylenenlerin, yazılanların hepsi yalan. Tüm bu iftira ve yalanların nedeni, oğlumun Kürt olması mıdır? Yalan yanlışlarla, iftiralarla oğlumun üzerine gitmesinler. Evimi de kendimi de yakarım. Bu kadar vicdansızlık olmaz!"

    EVİMİN DİREĞİ

    Eşinin kanserden dolayı 16 yıl önce öldüğünü, beş çocuğunu yokluklar içinde büyüttüğünü söyleyen Yüce, "O zaman hiçbir devlet yetkilisi gelip de, 'Sen eşini kaybettin, öksüz beş çocuğun var, sana yardım edelim' demedi. Ama bugün çok daha zor bir duruma düştüm ve herkes, başta da gazeteciler olmak üzere acımasızca bize saldırıyorlar. Bu mudur hak, bu mudur hukuk" dedi.

    O BENİ SAKİNLEŞTİRİYOR

    Yol parası bulabildiği sürece Van'a gidip oğlunu görmeye çalıştığını ifade eden Fatma Yüce "Görüştüğümüzde de benim onu sakinleştireceğim yerde, o beni sakinleştirmeye çalışıyor. Ben çok korkuyorum ama o kendinden korkmuyor. Görevi neyi gerektirdiyse yaptığını, kimseyi aldatmadığın, bu nedenle kimseden korkmadığını söylüyor."

    EVLİLİK HAYALİ VARDI


    Oğlunun kendisinden medyada söylenenlere inanmamasını istediğini anlatan Yüce "Ama anneyim, ne yapabilirim. O benim evimin direği. Askerden döndükten sonra evlilik hayalleri vardı" diyor.

    GÖZLERİMDE YAŞ KALMADI

    Görüşlerini Kürtçe açıklayan Fatma Yüce,
    yalan haberleri yazanları mahkemeye vermek istediğini ancak maddi
    gücünün yetmediğini anlattı: "Gözlerimde yaş, dizlerimde derman
    kalmadı. Ölüp ölüp diriliyoruz burada. Ama bu halimizi gören, duyan yok. İşleri güçleri Ramazan'a saldırmak. Aylardır su ve elektrik parasını
    yatıramıyoruz. Kirayı nasıl ödeyeceğimi düşünüyorum. Ama bunları bilen
    yok!"

    (Taraf)




    Eğer doğruysa...?

    TERÖRE LANET OLSUN...
    Nasılsa alışacaksın sende zamanla
    Kiminde bir neştere rehin vereceksin damarlarını
    Bazen de uykularını kurban edeceksin faili ben kabuslara
    ama alışacaksın...

    Güller yâre sevgi kanıtı; benim elimde papatya...

  10. #10

    Kayıt Tarihi
    30-10-2007
    Mesajlar
    153
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı N-BAYRAK tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Cezmi Ylmaz'ın haberi...

    Dağlıca baskınında PKK'nın eline geçen sekiz askerden biri olan er Ramazan Yüce'nin babasının PKK'lı olduğu ve 1984 yılında cezaevinde
    intihar ettiği şeklinde basında yer alan haberler asılsız çıktı. Bu haberlere göre, Ramazan Yüce'nin babası Hüseyin Yüce, 1984 yılında Diyarbakır cezaevinde baskılara dayanamayarak, intihar etmiş. Oysa Ramazan Yüce'nin doğum tarihi 1986. Yüce'nin babasının ismi ise Osman ve 1990 yılında kanserden ölmüş. Hüseyin Yüce'nin er Ramazan Yüce'yle bir akrabalığı da yok.

    Taraf, suçlanan er Ramazan Yüce'nin annesiyle konuştu.
    Mersin'de Çay Mahallesi'nde iki göz bir evde çocuklarıyla birlikte
    kiracı olarak kalan Er Ramazan Yüce'nin annesi Fatma Yüce, oğlu
    Ramazan ile ilgili medyada yer alan haberlere şaşmış. Anne Fatma Yüce,
    bir yandan oğlunun içine düştüğü duruma ağlarken, bir yandan da bu tür
    haberler nedeniyle yıkılmış.

    NEDEN GERİ GELDİ

    Fatma Yüce oğluna yöneltilen tüm suçlamarın iftira olduğunu söyleyerek şunları anlattı: "Benim oğlum 14 aylık askerdi ve terhisine 30 gün kala kaçırıldı. Madem gönlü o taraflardaydı peki neden geri geldi? Bu kadar yalan, bu kadar acımasızlık olmaz! Oğlumun, silahıyla birlikte teslim olduğu söyleniyor. Ama cezaevindeyken onu ilk görmeye gittiğimde elinde, kolunda ve başında yaralar vardı ve halen de iyileşmiş değil. Duruşma bu yaraların iyileşmesi için ertelendi. Onun hakkında söylenenlerin, yazılanların hepsi yalan. Tüm bu iftira ve yalanların nedeni, oğlumun Kürt olması mıdır? Yalan yanlışlarla, iftiralarla oğlumun üzerine gitmesinler. Evimi de kendimi de yakarım. Bu kadar vicdansızlık olmaz!"

    EVİMİN DİREĞİ

    Eşinin kanserden dolayı 16 yıl önce öldüğünü, beş çocuğunu yokluklar içinde büyüttüğünü söyleyen Yüce, "O zaman hiçbir devlet yetkilisi gelip de, 'Sen eşini kaybettin, öksüz beş çocuğun var, sana yardım edelim' demedi. Ama bugün çok daha zor bir duruma düştüm ve herkes, başta da gazeteciler olmak üzere acımasızca bize saldırıyorlar. Bu mudur hak, bu mudur hukuk" dedi.

    O BENİ SAKİNLEŞTİRİYOR

    Yol parası bulabildiği sürece Van'a gidip oğlunu görmeye çalıştığını ifade eden Fatma Yüce "Görüştüğümüzde de benim onu sakinleştireceğim yerde, o beni sakinleştirmeye çalışıyor. Ben çok korkuyorum ama o kendinden korkmuyor. Görevi neyi gerektirdiyse yaptığını, kimseyi aldatmadığın, bu nedenle kimseden korkmadığını söylüyor."

    EVLİLİK HAYALİ VARDI


    Oğlunun kendisinden medyada söylenenlere inanmamasını istediğini anlatan Yüce "Ama anneyim, ne yapabilirim. O benim evimin direği. Askerden döndükten sonra evlilik hayalleri vardı" diyor.

    GÖZLERİMDE YAŞ KALMADI

    Görüşlerini Kürtçe açıklayan Fatma Yüce,
    yalan haberleri yazanları mahkemeye vermek istediğini ancak maddi
    gücünün yetmediğini anlattı: "Gözlerimde yaş, dizlerimde derman
    kalmadı. Ölüp ölüp diriliyoruz burada. Ama bu halimizi gören, duyan yok. İşleri güçleri Ramazan'a saldırmak. Aylardır su ve elektrik parasını
    yatıramıyoruz. Kirayı nasıl ödeyeceğimi düşünüyorum. Ama bunları bilen
    yok!"

    (Taraf)




    Eğer doğruysa...?

    TERÖRE LANET OLSUN...
    Doğruysa sadece teröre mi lanet olsun yoksa onu bu hale getiren, kurumsal ve askeri zaaflarını örtbas etmek için bu genci kullananlara mı LANET OLSUN?

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •