Müsteşar, Milletvekili Özkan Öksüz’le cenazeden 3 gün sonra evimize gelip, ’Sana hastanede iş verelim, yıllık bakımını da üstlenelim’ dediler. Ben yüzlerine bile bakmadım. Yanlarında bile oturmadım. Kan parası karşılığında anlaşma yapmış olsaydım bunları kabul etmez miydim.’

Tavşançalı beldesinde mütevazı evlerinde Emine’nin fotoğraflarıyla ayakta durmaya çalışan Çetin ailesi evlerinin kapısını gazetemize açtı. Kaza sırasında makam aracında bulunan 3 kişi tarafından kendisine para gönderildiğini belirten baba Çetin, kendisinin bu paranın verilmesinden çok önce şikayetinden AKP milletvekili Özkan Öksüz’ün ısrarlarıyla vazgeçtiğini söyledi. Çetin, kazadan bu yana yaşananlarla ilgili şunları anlattı:

“Millevekili ısrar etti”

Kazadan haberim olduğu anda olay yerine gittim. Arabanın yanında, Sağlık Müsteşarıymış, o kişiyi gördüm. Hatta plakayı sökmüşler, kaldırmışlar. Oradakilere saldırdım hatta. Beni zor aldılar adamların üzerinden. Sonra baygınlıklar geçirdim. Zaten bir iki günü hatırlamıyorum. Cenazeden 3-4 gün sonra dayım Hasan Çetin aradı. AKP milletvekili Özkan Öksüz’ün arkadaşıdır. Özkan Bey aracı olmuş, bizim evimize taziyeye gelmek istiyorlarmış. “Gelmesinler, görmeyeyim” dedim. Ama dayım “Gelin” demiş. Geldiler oturdular, ben yanlarında bile oturmadım. Dış odada oturdum. İçeriden duyuyorum dayıma diyorlar ki benim için, “Ben Sağlık Bakanlığı’ndayım. Biz onu burada devlet hastanesine yerleştirelim. İyi bir iş bulalım. Yıllık ikramiyesiydi neyiydi bakımını da sağlarız.” Müsteşar da aynen böyle konuşuyor. Giderlerken yüzlerine bile bakmadım. Kan parası karşılığında anlaşma yapmış olsaydım bunları kabul etmez miydim?

Sonra birkaç gün sonra dayım geldi. Bana, “Arada Özkan (milletvekili) var. Bak hepimiz aynı köylüyüz. Akraba sayılırız. Sen de araba kullanıyorsun. Senin de başına gelebilir. Bu şoför hapiste yatmasın. Yazıktır. Sen böyle bir kağıt imzala. Çıksın adamcağız” dedi. Milletvekili Özkan Bey de “Şoför hapislerde çürümesin” diye rica etti, ısrar etti. Dayım da “Bana gelin şu imzayı atın” dedi. Daha haftası yeni çıkmıştı Eminemin. Bir yazı getirdi. “Hapisten çıkarmak için bu yazı” dedi. Ben de bazen şoförlük yapıyorum. Benim de başıma gelebilir, dedim. İmzaladık. Para işinden sonradan haberim oldu. Dayıma para göndermişler.

“Araçtaki 3 kişi ödemiş”

Parayı kazayı yapan araçta bulunan 3 kişi (Sağlık Bakanlığı Müsteşarı Gümrükçüoğlu, o sırada Bakanlık Personel Genel Müdürü olan şimdinin Şırnak Valisi Ali Yerlikaya, Teftiş Kurulu Başkan Yardımcısı Haydar Mezarcı) paylaşmış. Demişler ki, “Ailenin cenaze masrafı, geleni gideni oluyordur. Hepimizin bu masraflarda bir parça katkısı olsun...”

15 bin YTL biri göndermiş, 15 bin YTL bir diğeri, 20 bin YTL’yi de herhalde müsteşar vermiş. Benim haberim yok. Para dayımın hesabında toplanmış. O da benim Ziraat Bankası’ndaki hesabıma aktarmış. Dayım dedi ki, cenaze masrafları için yardımdır. Çünkü ben zaten imza atmıştım. Zaten şoför çıkmıştı. Ben böyle olunca hiç şikayet için böyle bir pazarlık yapıldığını anlayamadım. Eğer bu kan parası olarak anlaşıldıysa, bu paranın tek kuruşuna dokunmadım. Hepsi duruyor, hepsini geldiği yere aynen gönderirim.

Herşey kapandı, sanki kızım ölmedi

Küçük Emine’nin annesi Sare Çetin’in ağlaması kızının ölüm haberini aldığından bu yana kesilmemiş. Bizimle konuşurken de gözyaşlarını tutamayan Sare Hanım, “Eşimin dayısı bir gün geldi. ‘Bir kağıt imzalayacaksın’ dedi. Ben ‘Bu kağıt nedir? Neye imza atıyoruz dayı’ dedim. O da ‘Sen ne yapacaksın. Kadınlar çok soru sormaz” dedi. Ben de imzaladım. Artık bana hayatta hiçbir değerli şey yok“ diyor. Konuşurken sık sık saate baktığını fark etmemiz üzerine Sare Hanım, ”Emine’nin gelme saati“ diyor ve sonra ”Sanki Emine hiç ölmemiş gibi. Sanki bir kuş öldü. Sanki Emine bu dünyaya öyle bir geldi, bir gitti. Bu işin sorumlusu herkes işine gücüne döndü. Onlar büyük büyük adamlar. Makamlarına döndü. Ben değil kan parasını, kızımın saçının bir tek telini bile milyarlara verir miyim? Bilseydim o gün bu büyük adamların arabası gelecek, bu olaylar olacak. Kızıma sarılır, onu hiç brakmazdım. Yollamazdım okula da. Ama bilemedim“ diye ağıt yakıyor. Ağlamalar arasında konuşmasını tamamlarken ”Biz o kadar muhtaç değiliz. Bu güne kadar durup da kimsenin önünde elimizi açmadık. Bunu yazın. Bunu büyük büyük yazın“ diyor.

http://w9.gazetevatan.com/haberdetay.asp?Newsid=157032

keşke üzerine bir de biz akpliyiz diye ekleseydi, tam olurdu yani.