ALEVi TÜRKLER!..
“Bugünkü anlamda ALEVİ TÜRKLER tanımlamasını ilk kullanan Abu Dulaf olmuştur. Abu Dulaf'ın yaptığı iki seyahatla ilgili yapıtı vardır. Orta Asya Türk kabileleri arasında, Çin ve Hindistan'a 941-943 yıllarında yaptığı gezileri anlatan ve bizi ilgilendiren birinci gezi bölümü, Yakut'un (ö.1229) “Mudjam al Buldan III” (s.445-458) yapıtının içindedir.”
“941-42 yılı içerisinde Çin'e doğru yola çıkmış olan Abu Dulaf, Tibet'e ulaşmadan önce, bir süre Buğraç Türklerinin yaşadığı bölgede kalmıştı. Keçe giyimli, sakalsız, fakat bıçak vurulmamış pos bıyıklarıyla dikkati çeken, çok iyi ata binen ve savaşçı olan bu Türklerin (Bağraçlar), Yahya bin Zeyd'in bir oğlundan gelen bir Ali soylu tarafından yönetildiğine tanık olmuştur. Abu Dulaf onların, içinde şehit İmam Zeynelabidin oğlu Zeyd için yakılmış ağıtların da yer aldığı batıni anlamda yorumlanmış, Sünni İslama aykırı bir Kuran sakladıklarını, tanrısallığın Ali'de cisimlendiğine inandıklarını yazmaktadır. Yine onun anlattıklarına göre bu “Alevi” Türkler, Ali'nin indiği ve tekrar geri döndüğü gökyüzüne doğru avuçlarını açıp, bağırarak dua etmekteydiler. (Yakut, Mudjam al Buldan III, Beyrut-1376, s.441-442.; Z.V.Togan, İbn Fadlans Reisebericht, Leipzig-1939, XXIV.)
Araştırmacı-Yazar Cemal Şener: “Alevilerin Etnik Kimliği” konusunda “Türkçü” bir yaklaşım içinde olmasına karşın, azınlıkta olan Alevi inançlı diğer Uluslardan insanlarında varlığını kabullenerek, “Türk Müslümanlığı” fikriyatına farklı ve temkinli bakmaktadır. “Alevilik bence; İslam’ın Anadolulaşmasıdır” diyen Şener; “Türk Sünniliğini” ifade eden “Türk Müslümanlığı” kavramı, Alevileri ifade de yetersiz kalır” diyerek, Türk Müslümanlığı “ifade tarzı, asimilasyonculuğun Aleviliği yok etme biçimidir” demektedir. (4) Araştırmacı Baki Öz’de C.Şener’le aynı paralelde Aleviliğe yaklaşım içindedir.
Geleneksel Alevilik ve Kızılbaş Dede Ocakları üzerine çalışmalar yapan Araştırmacı/yazar Ali Yaman; Aleviliğin tarihsel arka-planında varolan “Kızılbaşlık”ın bugün Alevilik terimiyle örtüştüğünü ve aynılaştığını belirterek; Aleviliğin de tekil olarak “Türk Müslümanlığı” olamayacağını ama “Türk kültürü”nün Alevilik’te ağırlıklı unsur olduğunu kendisi birebir konuşmalarında söylemektedir.
Prof. Dr. Irene Melikoff’un “aleviliğin tarihsel köklerinin esas itibariyle Türk kültürü çerçevesinde oluşmuştur” görüşüne katılan, Prof. Dr. OCAK: “sosyolojik anlamda Alevilik gerçekten bir Türk Müslümanlığıdır.” Demektedir ki bu görüşüne kısmen iştirak ediyoruz. Çünkü, Türk kültürü Alevilik’te ağır bassa da diğer halklarında kültürel eklemlenmesi olduğundan onlarında inancı olmuştur. Bu bağlamdan “Alevilik Evrensel bir Öğreti”dir.Orta-Asya'dan Balkanlara değin uzanan geniş bir coğrafyanın ekseni olan ülkemiz "Evrensel Kültür Merkezi"dir.
1998’de ‘Bir Kavram Kargaşası: “Türk İslamı” mı - Türkiye/Anadolu Müslümanlığı” mı ?” adlı makalemizde: (2) İslam ve Müslüman terimlerine açıklık getirerek, “Türk İslamı tezinin “Turancı Anlayışın Yeniden Tezahürü” olarak belirterek, Aleviliğin böyle tanımlayamayacağını belirtmiştik. On beş yıl önce 1985’de 12 Eylül Yönetimi’nin toplumumuza dayattığı “Türk-İslam Sentezi”ne karşı bir yazımda ise, (3) Osmanlıların Yeniçeri Ocağı’na kılavuz olarak seçtiği ve Türkleştirme amaçlı bir öğreti olan “Bektaşiliğin” gerçek anlamda “Türk-İslam Sentezi” ve “Türk Müslümanlığı” olduğunu belirtmiştim.Fakat sonradan Arnavutların bağımsızlıkları ile birlikte Bektaşilik’te bölünür. İttihat ve Terakki yöneticileri de Alevi-Bektaşiliği “Türk Müslümanlığı” olarak algılarlar.Bugün ise Arnavutluk ve Türkiye’deki Bektaşiler ayrı örğütlenmeler içindedirler. 28 Şubat süreciyle yine aynı anlayış “Devlet ve Siyasetçi” kadroların hafızalarında canlanır. 16 Ağustos 1998’de Hacı Bektaş-ı Veli Anma Törenleri’nde devlet yetkilillerince bu yorum yeniden gündeme gelir. Aynı şekilde bugünlerde yine “Türk Müslümanlığı” aktüel olarak ısıtılarak gündeme getiriliyor. Bu nedenle de Avrupa ve Türkiye’de “aynı merkezli sağ ve sol odaklar” Alevilere ve toplumsal örgütlerine saldırıyorlar. Aleviler hangi taraftan gelirse gelsin “manipülasyon”lara gelmemelidirler( Prof. Dr. Ahmet Yaşar OCAK).
8.yüzyıldan itibaren çeşitli bölgelerde ve çeşitli adlar altında Ortodoks İslama (Sünnilik-Şiilik) karşı yükselen tüm Heterodoks (aykırı, farklı inanç ve düşünce) Hareketler Alevilik ve onun türevleridir.
İslamiyet; Adem’den Muhammed’e kadar tebliğ edilen “Vahy”lerin toplamıdır. Müslümamlık ise İslami öğretinin birey ve uluslar tarafından pratik uygulaması ve bu alandaki becerileridir. Diğer dinler Budizm, Şamanizm, Musevilik,Hırıstıyanlık, Hıristiyanlık gibi öğretilerde aynı şekildedir: Bölgesel ve yöresel, ulusal farklı uygulamaları ve motifsel değişkenlikleri görülür. Alevilik ve Sünnilik de böylesine bir uygulamadır. Tarihsel,kültürel ve sosyolojik olarak “Alevi-Sünni Sentezi” mümkün değildir.İslamiyetin iki farklı yorumu ve pratik uygulamasıdır.
SONUÇ OLARAK: Anadolu tarihi heterojen yüzlerce inanç ve kültürün asimetrik bir bütünlüğüdür. Bu nedenle de “Anadolu Coğrafi Havuz”unda;Türk, Kürt, Rum, Ermeni, Arap, Fars, Çerkez, Laz, Zaza, Süryani, Yezidi, Abhaz, Gürcü, Boşnak, Sırp, Arnavut gibi yaşayan halklar ile Hitit, Hatti, Hurri, Urartu, Mitani, İskit, Kimmer, Med, Pers, Paulikian, Boğomil, Urartu,Firik,Trak, lidya...gibi yaşamayan ama içimizde nesil olarak devam eden halkların ve toplulukların inanç ve kültürleri yoğrulup şekillenerek, İslami şemsiye altında ortak “Anadolu Kültürü” oluşturmuşlardır. İşte İslam’ın bu Anadolu sentezine, akılcı uygulama biçimine “Türkiye ya da Anadolu Müslümanlığı” diyoruz ve “Alevilik” kavramıyla açıklıyoruz.
Aleviler olmasaydı, Anadolu'da Türk dili diye bir dil kalmazdı. Çünkü Sünni seçkinler İslam etkisiyle Arapça�ya yönelmişken Aleviler ibadetlerini bile Türkçe yapıyorlardı. Bütün nefesler ve deyişler Türkçe�ydi. Diğer bir ifadeyle Yunuslar, Pir Sultanlar, Kul Himmetler, Nesimiler olmasaydı Türk dili de olmazdı. Türk dili olmayınca Türk Milleti de olmazdı.
ALEVİLİK, bir TÜRK kültürü ve yaşam felsefesidir, bir din değildir!..
İSLAM bir dindir, Müslümanlık ise, ARAP kültünün izdüşümüdür ve bir dayatmadır.
Bunu anlamak için, Müslüman ibadetlere, örflere ve heleki günümüzde, TÜRBAN'a bakmak yeterlidir.
TÜRK'e, TÜRK'den gayrısı nicedir?


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla





