• Reklam
Sayfa: 11 | Toplam: 11 İlkİlk ... 234567891011
105 sonuçtan 101 --- 105 arası gösteriliyor
  1. #101

    Kayıt Tarihi
    23-05-2007
    Mesajlar
    2
    Karizma Gücü
    0
    Alevilik neden dini olarak değilde siyasi ve kültürel olarak ön plana çıkmaktadır?

  2. #102
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    25-08-2009
    Mesajlar
    60
    Karizma Gücü
    0
    KIZILBAŞLIK

    Kızılbaşlar şeyh Safiyeddin Haydar'ı pir tanır. İnanç ve törelerinde Bektaşilikten gelen etkiler çoğunluktadır. Fakat Kızılbaşlık Bektaşilik gibi benimsediği inançlara bağlanan herkesin girebileceği bir tarikat değildir. Kızılbaş olmak için mutlaka Kızılbaş soyundan gelmek gerekir. Bundan dolayı Kızılbaşlık bir tarikat değil, kapalı bir mezhep sayılır.

    Bektaşiler, Kızılbaşları meydanlarına kabul etmezler, buna karşılık Kızılbaşlar Bektaşileri genellikle kendi âyinlerine kabul ederler. Bektaşi olmak isteyen Kızılbaşlara, tarikata aldıkları bütün yabancılara uyguladıkları işlemi uygularlar. Bugün Kızılbaşlar iki kola ayrılmıştır: birinci kol geleneğe uygun şekilde kendi ocaklarına bağlıdır. Bunlara Purut adı verilir. Dönük adı verilen ikinci kol, Bektaşi çelebilerine bağlanmıştır. Kızılbaş inancı çoğunlukla gelenek ve göreneğe dayanır. Bu inanç ana çizgileriyle «deyiş» ve «ayet» denilen nefeslerde (hece vezniyle dörtlükler halinde söylenmiş dini şiir) dile getirilir. İnancın temeli halife Ali'nin Tanrı sayılmasıdır.

    Kızılbaşlar halife Ali'nin adını da anarak kelime şahadet getirirler. Allah, Hz. Muhammed ve Ali'yi tek bir varlık sayarlar; Tanrı'nın, Hz. Muhammed ve halife Ali suretinde göründüğünü kabul ederler. Kızılbaş menkıbeleri halife Ali'nin Hz. Muhammed'den üstün olduğunu anlatır. Mirac'ı, Hz. Muhammed'in Ali'ye ait sırra ermesi şeklinde yorumlarlar. Âyini cem adını verdikleri törenlerinde Mirac'ı anar ve hareketleriyle canlandırırlar.

    Kızılbaşlar Ali'yi Tanrı, Hz. Muhammed'in vârisi ve müridi, ümmetin imamı sayar; Oniki İmam ile birlikte bunların erginlik yaşına gelmeden öldürülmüş erkek çocukları olduklarını kabul ettikleri 14 masum'a inanırlar. Bağlandıkları 3 sünnet şunlardır:

    1. Dilden tevhit kelimesini bırakmamak; 2. Kibirlenmemek, kin tutmamak; 3. Gönül kırmamak, kimseye düşmanlık beslememek.

    Yedi farzları da şöyledir:

    1. Sırrını saklamak;

    2. Öteki Kızılbaşlarla birlikte olmak;
    3. Yalan söylemekten ve aleyhte bulunmaktan kaçınmak;
    4. Hizmette bulunmak;
    5. Mürebbisine itaat etmek;
    6. Musahibini gözetmek;
    7. Halifeden taç ve kisvet giyinmek.

    Bunları yerine getirmeyenler, topluluk içinde sopa yemek ve halife ile mürşide para vermek gibi cezalara çarptırılır. Kızılbaş inancında tevellâ (halife Ali ile çocuklarını sevmek, onları sevenleri sevmek) ve teberra (halife Ali ile çocuklarını sevmeyenleri sevmemek) önemli yer tutar. Alışverişte doğruluğa büyük önem veren Kızılbaşlar terazinin insanı yanıltabileceğini kabul ettikleri için ancak taneyle ölçülebilecek şeyleri satarlar. Bu yüzden bazı yerlerde «Kızılbaşlar terazi tutamaz» denmektedir. Kızılbaşlıkta kadın boşamak haramdır.

    Kızılbaşlar altı dini dereceye bağlıdır:

    1. Halife. Safeviler zamanında doğrudan doğruya İran'dan gönderilirlerdi. Son zamanlarda Hacıbektaş tekkesindeki Dede baba tarafından seçilen betası çelebileri halifeliğe getirilmeye başlandı. Son halife, Kurtuluş savaşında Atatürk tarafını tutan Ahmed Cemalcddin Çelebi idi;

    2. Dede. Kızılbaşların dini işlerini yönetir. Hz. Muhammed'in soyundan geldikleri kabul edilir. Dedeler, ocak adı verilen ailelere mensuptur. Ocaklar şu Kızılbaş büyüklerinin soyuna bağlı sayılır: Abdal Musa, Ağuiçen, Ali Şeydi Otman, Celâl Abbas, Dede Garib Musa, Gözü Kızıl, İmam Rıza, Karadonlu Can Baba, Pir Sultan, Sarı Saltuk, Seyyid Ali, Seyyid Baba, şeyh Bircan, şeyh Çoban, şeyh Samit v.d. Ocakların bazıları birbirine bağlıdır;

    3. Mürebbi. Dini işleri görmek, davalara bakmak, adak toplamak, kurbanları kesmek için dede tarafından tayin edilir;

    4. Rehber. Din törenlerini yönetir. Gelenek ve göreneği iyi bilen herhangi biri bu görevi yerine getirebilir;

    5. Musahip. Ergenlik çağına gelerek özel törenle tarikata kabul edilecek kimsenin yol göstericisine denir. Birine musahip olmak, görgü gecesi yapılan musahip kavline girme töreniyle başlar;

    6. Talip. Ocaktan olmayan, yeni halife Ali soyundan gelmeyen bütün Kızılbaşlara denir.

    DİN TÖRENLERİ

    Kızılbaşlar muharrem ayında Kerbelâ olayını anmak için 12 gün, şubat ayında Ali'nin bir görünüşü saydıkları Hızır için 3 gün oruç tutar. Kızılbaşların din törenleri kış aylarında olur. Çift sürme ve harman zamanı sona erdikten sonra dedeler taliplerin törenlerini yönetmek için köy köy dolaşır. Dedenin uğradığı köyde bir ev hazırlanır ve cuma geceleri, âyini cem adı verilen görgü âyini yapılır.

    Bu törende, dede, ocak yanına oturur, talipler yaş sırasıyla iki yanına dizilir. Arkada kadınlar yer alır. Guyende adı verilen sazcılar dedenin yakınına oturur. Gece yarısı sohbetten sonra başlayan törende özel bir şekilde eller yıkanır, Oniki İmam için nefesler okunur. Zikir yapılır. Miracname okunur. Sema yapılır.

    Dedenin iki eliyle tuttuğu erkân adı verilen kayın ağacından sopanın altına birbiriyle musahip olanlar ikişer ikişer yatar; sembolik olarak ölme, rehber tarafından yıkanma, dedenin duasıyla yeniden hayata kavuşma canlandırılır. Tevhit okunur. Ortak bir tastan su içilerek Hüseyin'e selâm verilir, katiline lanet edilir. Gülbank çekildikten sonra sofra serilerek hazırlanan kurban eti yenir. Yemekten sonra cuma geceleri tarikin durduğu yerde mum yakılması için para toplanır.

    Perşembe geceleri sorgu âyini yapılır. Gene gece yarısı, sohbetten sonra başlayan bu törende 12 imam için nefesler okunur. Musahip kavline girmiş olanların sorguları yapılır. Suçu veya birbirinden şikâyeti olanlar bildirilir. Dede bunları yargılayarak hüküm verir.

    Musahip kavline girme töreni, görgü gecelerinde yapılır. Musahip kavline girecekler rehber tarafından boyunlarına bir çevre geçirilerek dedenin önüne götürülür. Musahip kavline girmek için evli olmak gerekir. Dedenin önüne götürülenlerin karıları birbirinin kocasının eteğini tutar. Rehber, şeriat, tarikat, hakikat, marifet erenlerine selâm verir. Dede musahiple yanındakinin «ellerine tek, dillerine pek, bellerine berk» olmalarını öğütler. Sembolik ölme ve yıkanma hareketi tekrarlanır ve bellerine tarikle 12 defa vurulur.

    Kızılbaşlar, nevruzu (21 mart) Ali'nin doğum günü sayar ve büyük bayram olarak kutlar. O gün Abdal Musa adına kurban kesilir. O akşamki toplantıdan sonra dede, köyüne döner. Yaz ayları boyunca âyin yapılmaz. Kızılbaşlar Hac ziyareti yerine XV.-XVIII. yy.larda şeyh Haydar'ın mezarının bulunduğu Erdebil'e giderlerdi. Ziyaret yerleri sırasında halife Ali'nin yattığı Necef, Hüseyin'in yattığı Kerbelâ, Musâl Kâzım ile Muhammed el-Taki'nin yattıkları Kâzımı ye v.d. vardır. Kızılbaş büyükleri arasında yer alan Hacı Bektaş, Abdal Musa, Hüseyin Gazi, Seyyid Battal'ın mezarları da ziyaret yerleridir.

  3. #103
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    07-03-2008
    Mesajlar
    6,249
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    0
    Güzel bir bilgilendirme olmuş.Emeğiniz için teşekkür ederim PORSOR

  4. #104

    Kayıt Tarihi
    18-09-2009
    Mesajlar
    21
    Karizma Gücü
    0
    yıllardır bizlere alevilik sapıklıktır diye anlatıldı ama ne olduğu anlatılmadı neyseki her işte bir hayır vardır sözü gerçek oldu 28 Şubat itibariyle;
    şimdilerde ise bilgiye doyduk ve alevilerin yıllarca baskı altında tutulması zannedildiği gibi dinlerini değiştirmesini sağlamamış olduğu görüldü şimdi bu yanlıştan dönülme aşamasına gelindi birşeyin doğrumu yanlışmı olduğu ancak tartışarak ortaya çıkabiliyor yalnız hakaret etmeden tabiki şimdiye kadar gördüğüm en büyük yanlış başkasının ibadetini değiştirmeye çalışmak oysa ki Allah'a çok şükür bu gün isteyen herkes Kuran'ı Kerim bulup okuma imkanına sahip ancak bu da işi çözmüyor çünkü herkes Kuran'ı istediği gibi yorumluyor o zaman yapacak bir şey kalmıyor zaten din inanç demektir yani isteyen istediği gibi inanma hürriyetine sahiptir çünkü herkes kendi yaptığından sorulacaktır yalnız uyduranlar şunu iyi bilsinki kıyamet günü hesaba çekilecekler bunun bilincinde olarak bırakalım isteyen istediği şekilde ibadetini yapsın öbür türlü herkes bir diğerini sapıklıkla suçlar hale geliyor bize düşen sadece tebliğ olsun inanan inanır inanmayan inanmaz zaten bu güne kadar yapılan tartışmaların sonucunda din değiştiren kimse görmedim aksine yanlış olduğunu görse bile bu inadını artırıyor üstelik tartışmaları bir inceleyin bakın ben yanlış biliyorum diyen hiç kimse varmı insan yanlış olduğuna inansa zaten savunmaz sadece şunu tavsiye ediyorum Kuranı Kerim'de Rabbimiz "siz hiç düşünmezmisiniz" diye kaç ayette bize soruyor, bir düşünün hangisi en doğrusu olabilir bu kadar çok inancın olduğu bir dünyada Allah bize yardım etsin,doğru yola iletsin,doğru yolundan ayırmasın selamlar

  5. #105

    Kayıt Tarihi
    31-05-2010
    Mesajlar
    1
    Karizma Gücü
    0

    Sünnîlik ve Alevîlik

    TASAVVUF NEDİR?
    İslâmiyet, ana hatlarıyla iman, ibadet ve ahlâktan ibarettir. Kelâm ve Akâid ilmi imanı, Fıkıh ilmi ibâdeti ve muamelâtı, Tasavvuf ilmi de ahlâkı ele alır. Tasavvuf, İslâmı derûnî bir şekilde yaşamaktır. Ruhî ve vicdanî bir duyuşun mahsulüdür. Şekilden mânâya geçmek, kabuktan öze ulaşmaktır. Kâl’in hâl olmasıdır. (Sözün Davranış olması)
    İnsanın aklı, kâinatın binler hazinelerini açan pırlanta gibi bir anahtardır. Nuranî bir cevherdir. Akl-ı selîm mertebesine ulaştığında, Rabbanî bir mürşittir. Hakikat güneşine açılan bir penceredir.
    Bir hadîs-i şerifte şöyle buyrulmuştur:

    ألا وإن في الجَسَدِ مُضْغَةً إذا صَلَحَت صَلَحَ الجَسَدُ كُلُّهُ، وَإذا فَسَدَتْ فَسَدَ الجَسَدُ كُلُهُ: ألا وَهِيَ القَلْبُ .

    "İnsanın bedeninde bir et parçasıvardır. O iyi olursa beden tümüyle iyi, kötü olursa tamamıyla kötü olur. Dikkat, o kalptir" (Buhârî, “Îmân”, 39; Müslim, “Müsâkat”, 107).
    Kâlb, insanın manevî hayatının merkezidir. Binler âlemin manevî bir haritasıdır. Kâinatın hadsiz hakîkatlerinin mazharı (ortaya çıktığı, göründüğü), medâr(dayanak, destek, yardımcı)ı, çekirdeğidir. Cenâb-ı Hakka parlak bir aynadır. Gayb âlemlerine karşı bir penceredir. Rabbanî bir latifedir.
    İşte, aklın işletilmesiyle pek çok ilimler ve fen(gözlem ve araştırmaya dayalı ilim)ler otaya çıktığı gibi, kâlbin işletilmesiyle de, tasavvuf ilmi ortaya çıkmıştır.
    İslâm tasavvufunun menşeini inceleyen bazı zâtlar, İslâm öncesi tasavvufa ait akımlarda da benzeri esasları gördüklerinden, onu ya Hint’te, ya İran’da, veya daha başka yerlerde aramışlardır. Halbuki, İslâm tasavvufunu doğrudan doğruya Kur’ânda ve Rasûlullah’ın (s.a.s.) hayatında aramak lâzım gelir.
    Çünkü tasavvufta yer alan “zikir, fikir, nefis terbiyesi” gibi esaslar, Kur’ânda çokça bahsedilen konulardır. “Yaşayan Kur’ân” durumunda olan Rasûlullah ise, tasavvufî hayatın en zirve tatbikini göstermiştir."
    Kaynaklar:
    1. Selçuk Eraydın, Tasavvuf ve Tarikatler, Marmara Ün. İlahiyat Fak. Yay. İst. 1994, s. 85
    2. Eraydın, Tasavvuf ve Tarikatler. s. 60

    TARÎKAT
    Yol, yollar.
    Tasavvufta, Allah'a ulaşmak için tutulan yol. Bu yol boyunca yapılan yolculuk bir şeyhin öncülüğünde gerçekleşir. Her yolun, kurucusu, öncüsü tarafından belirlenen birtakım kuralları, töreleri vardır. Tarîkatin belli bir sistem içinde ortaya çıkması , hicri 3. asra dayanır. Hicri 6. (M. 12) yüzyıldan başlayarak çok sayıda tarîkat kurulmuş ve bunlar şu’belere, kollara ayrılarak bütün İslam dünyasına yayılmış ve günümüze kadar gelmişlerdir.
    Mutasavvıflara göre Allah'a ulaşan yollar sayısızdır. Herkesin vuslatı ayrı ayrı kural, yöntem ve yollarla gerçekleşebilir. Esas olan yönelmedir. Örneğin Kâ’be'nin belirli bir yanında bulunmak değil, ona yönelmek önemlidir. Kâ’be'ye ulaştıran bu yöneliştir.
    Tarîkat, tasavvufun sistemleşmiş şeklidir. Tarîkatlar, hakîkatlerin yollarıdır.
    Tarîkatlar, şeriatın birer delili, ab-ı hayat dağıtan bir kevser kaynağıdırlar. Asırlardır nice ehl-i imân, bu menba’dan içmiş, bu muazzam hazîneden istifade etmiştir.
    Tarîkat, Resulullah’ın miracının gölgesinde kâlb ayağıyla ruhanî bir seyr ü sülûktur.
    İmam-ı Rabbani’yi dinleyelim:

    “Dilin yalan söylememesi ve doğru konuşması şerîattır. Kalpten yalan düşüncesini uzaklaştırmak, eğer zorlayarak ve çalışarak olursa tarîkat, eğer zorlanmaksızın müyesser olursa hakîkattir.”
    Bu vadide bir gayretin, bir faaliyetin içine girer. Sonunda kâlb hiçbir zorlamaya, çalışmaya lüzum kalmaksızın yalan söylemekten nefret eder hâle gelir. Artık o kalbe, yalan yanaşamaz olur. Konuştu mu mutlaka ve büyük bir rahatlıkla doğruyu söyler. İşte bu adam doğru söylemenin hakîkatine ermiştir.
    Büyük İmamın bu güzel misalinden şunu anlamıyor muyuz? Doğru sözlü olmak, Allah’ın razı olduğu güzel bir ahlâk, yâni hakîkat. Kul, bu hakîkate ermek için, ilk olarak, şerîatın “yalan söylemeyiniz” emrine uyar; dilini bu günahtan uzak tutar. Daha sonra kalbine yalan söyleme arzusu gelmemesi için ruhunu tedavi etmeye başlar.
    Tarîkat, hakîkate giden bir yol olmakla beraber, tek yol değildir. Bütün hak tarîkatlar, esaslarını Kur’ândan almışlardır.

    Tarîkatı kabul etmek istemeyen bazı kimselerin, “Hz. Peygamber devrinde tarîkat mı vardı?” şeklindeki soruları, bir cerbeze (aldatıcı sözlerle kurnazlık etme )den ibarettir.

    Zira, tarîkatın bütün esasları, zaten Rasûlullah’ın tatbikatına (uygulamasına) dayanmaktadır. Yani, uygulama vardır, fakat adı tarîkat değildir.
    Mutasavvıflar, "Allah'a ulaşan yollar yaratıkların nefesleri sayısıncadır" (Necmeddin Kübra), "Allah'a ulaşan yollar yaratıkların sayısıncadır" (Ebu Bekir Talemsani) ve "Allah'a ulaşan yollar yıldızların sayısıncadır" (Ebu'l-Hasan Müzeyyin) derler.
    Bu düşüncelerini de :


    وَالَّذٖينَ جَاهَدُوا فٖينَا لَنَهْدِيَنَّهُمْ سُبُلَنَا وَاِنَّ اللّٰهَ لَمَعَ الْمُحْسِنٖينَ*
    "Bizim yolumuzda mücahede edenleri biz yollarımıza ulaştırırız" (Ankebut, 29/69) ayetine dayandırırlar.
    İlk mutasavvıflar, düşünce ve tecrübelerini, çevrelerinde toplanan insanlara aktarmakla birlikte, bugünkü anlamda birer tarîkat kurmamışlardı. Kendilerine şeyh, şeyh-i sohbet ve üstad; çevresine toplananlara da sahib deniliyordu. Bir tasavvuf okulu, tasavvuf hareketi sayılabilecek bu kümelenmeler, daha sonraları tarîkat olarak adlandırıldı.
    Tasavvuf tarihine ilişkin kaynaklar bu anlamdaki ilk tarîkatlar olarak Muhasibiye (Haris Muhasibî, ö. 243/857), Kassariye (Hamdun Kassar, ö. 271/884), Tayfuriye (Bayezid-i Bistamî, ö. 234/848), Cüneydiye (Cüneyd-i Bağdadî, ö. 297/909), Nuriye (Ebu Hüseyin Nuri, ö. 295/907), Sehliye (Sehl bin Abdullah Tustarî, ö. 283/896), Hakimiye (Hakim Tirmizî, ö. 285/898), Harraziye; (Ebu Said Harraz, ö. 277/890), Hafifiye (Ebu Abdullah bin Hafif, ö. 372/982), Seyyariye (Ebu Abbas Seyyarî, ö. 982) olarak anarlar.
    Kurumlaşmamakla birlikte düşünceleriyle daha sonra gelişen tasavvuf hayatı ve kurulan tarikatları önemli ölçüde etkileyen bu oluşumlardan sonra H. 6 (M. 12) yüzyıldan başlayarak gerçek tarîkatler doğdular. Bu tarîkatlerle kurucuları da şöyle sıralanabilir: Yeseviye (Ahmed Yesevî, ö. 562/1166), Kadiriye (Abdülkadir-i Geylanî, ö. 562/1166), Rifaiye (Ahmed Rifaî, ö. 578/1182), Medyeniye (Ebu Medyen Şuayb bin Hüseyin, ö. 590/1193), Kübreviye (Necmeddin Kübra, ö. 618/1221), Sühreverdiye
    (Ebu Hafs Ömer Suhreverdî, ö. 632/1234), Çeştiye (Muinuddin Hasan Çestî, ö. 633/1235), Şazeliye (Ebu'l Hasan Şazelî, ö. 656/1258), Bektaşiye (Hacı Bektaş Velî, ö. 669/1270), Bedeviye (Ahmed bin Ali Bedevî, ö. 675/1276), Desukiye (İbrahim Desukî, ö. 693/1293), Mevleviye (Mevlana Celaleddin Rumî, ö. 672/1273), Sadiye (Saduddin bin Musa Cebbavî, ö. 700/1300) Nakşibendiye (Bahauddin Nakşibendî, ö. 791/1388), Halvetiye (Ömer bin Ekmeluddin Lahicî, ö. 800/1397) ve Bayramiye'dir (Hacı Bayram Velî, ö. 833/1429).
    Kuralları, yöntemleri farklı olsa da bütün tarikatlarda ortak olan öğeler vardır. Zikir (Allah'ın isimlerinin anılması), çile ve seyr-u süluk (mutasavvıfın Allah'a doğru yaptığı manevi yolculuk) bunların başında gelir. Pir, pir-i sâni, şeyh, halife, derviş, mürid, inâbe (tövbe ederek Allah'a yönelme), biat (şeyhe bağlanma), silsile, rabıta, kollara, şubelere ayrılma, istiğase (şeyhten yardım isteme), tevessül (şeyhi aracı kılma) gibi insanî; şiilik etkisi, işrakîlik, batınîlik, hurufîlik, ricalu'l-ğayb (görünmeyen adamlar) inancı, çeşitli adab ve erkân, melâmet (kınamak, ayıplamak ve sitem etmek manalarına gelir.. melâmîlik yoluna bağlanan kimseye de "melâmî" denir..her türlü gösterişten ve dünya kaygısından uzak kalmayı benimseme) gibi fikrî-manevî; vakıf, tekke, dergah, özel giysiler, tarikat ve tarikatlara özgü kimi eşya ve ortak dil gibi maddi öğeler de tüm tarîkatlarde gözlenen ortak özelliklerdir.
    Her tarîkatte kurucu şeyh pir olarak anılır. Eğer tarîkatın adab ve erkânı sonraki şeyhlerden birisi tarafından belirlenmişse, bu kişiye pir-i sani (ikinci pir) denir. Tarîkat örgütlenmesinin merkezinde şeyh bulunur. Bu şeyh tarîkatin kurucusu değilse, onun ya da onu izleyen şeyhlerin halifesidir. Her şeyhin Hz. Muhammed'e uzanan bir silsilesi vardır. Her silsile, geriye doğru, birbirinden icâzet alan kişiler halinde ehl-i beyt imamlarına, onlardan genellikle Hz. Ali'ye, bazan da Hz. Ebu Bekir'e ulaşır ve böylece Hz. Peygamber'e bağlanır.
    Silsilesinde Hz. Peygamber'den sonra Hz. Ali'nin yer aldığı tarîkatlare Alevî; Hz. Ebu Bekir'in yer aldığı tarikatlara da Bekrî tarikat denir. Kimi zaman silsilede birbirini hiç görmeyen, aralarında zaman farkı bulunan kişiler peş peşe gelir. Bu durumda, önceki kişinin sonrakini ruhaniyetiyle eğittiği kabul edilir. Bu durum Üveysîlik olarak tanımlanır.
    Tarîkat etkinlikleri tekke, zaviye, dergâh, hankah, asitâne gibi adlarla anılan yerlerde yürütülür. Her tarîkatın asitâne adıyla anılan merkez tekkesi, tarîkat pirinin bulunduğu ya da gömülü olduğu tekkedir. Tarîkate girmek isteyen tâlibler biat ve inâbe adı verilen bir törenle şeyh tarafından tarîkata kabul edilir. Tâlib, bu kabulden sonra mürîd olarak tarîkatın kural ve yöntemlerine göre eğitilerek mânevî yolculuğunu (seyr-u süluk) tamamlar.
    Tarîkatın bu kural ve yöntemlerine adâb ve erkân denir. Tarîkat eğitimini tamamlayan mürîd, şeyhin halîfesi olma ve onun adına tarîkat etkinliğini sürdürme hakkı kazanır. Tarîkatlerde eğitimin başlıca yöntemi zikir ve çiledir. Her tarîkatin tac, hırka, kemer ve benzeri giysileri de diğerlerinden ayrıdır.
    Zikir biçimleri açısından tarikatlar dörde ayrılırlar: Kıyamî tarîkatler (Turuk-ı Kıyamiye), Kuudî tarîkatler (Turuk-ı Kuudiye), Hafî tarîkatler (Turuk-ı Hafiye) ve Cehrî tarîkatler (Turuk-ı Cehriye). Kadirîler, Mevlevîler, Halvetîler gibi zikirlerini daha çok ayakta yapan tarîkatlere Kıyamî Tarîkatler; Nakşibendîler ve Melamîler gibi oturarak yapanlara da Kuudî tarîkatler denir. Nakşibendîler gibi zikirlerini ses çıkarmadan, gizlice yapan tarîkatler Hafî Tarîkatler; Kadirîler gibi sesli olarak, açıktan yapanlar da Cehrî Tarîkatler adını alır. Ama bu ayrım çok kesin değildir. Çünkü zaman zaman aynı tarîkatin hem oturarak, hem ayakta (Halvetîlik gibi), hem gizli, hem de açık zikir yaptığı (Bayramîlik gibi) görülebilmektedir.
    Tarîkatler yöntemleri bakımından da farklı sınıflamalara tabi tutulur. Bunlardan en yaygın olan sınıflamaya göre tarikatlar yöntemleri bakımından Tarîk-i Ahyar, Tarîk-i Ebrar ve Tarîk-i Şuttar denilen üç sınıfa ayrılır. Tarik-i ahyar (hayırlıların yolu), Allah'a ibadet ve takva ile ulaşmak isteyenlerin yoludur. Bu yolu tutanlar oruç, namaz, hac ve Kur'an okuma gibi ibadetleri çok yaparlar. Bu yol Allah'a ulaşmak için çok uzun bir süre çalışmayı gerektirir. Bu nedenle, bu yolla Allah'a ulaşanların sayısı çok azdır.
    Tarik-i Ebrar (iyilerin yolu), Allah'a mücahede ve riyâzetle ulaşmak isteyenlerin yoludur. Bu yola girenler, iyi huylar edinmeye, gönlünü arındırmaya, kalbini temizlemeye, iç dünyalarını imar etmeye önem verirler. Bu yolla Allah'a ulaşanların sayısı önceki yola göre daha fazladır. Tarîk-i Şuttar (coşkuluların yolu), Allah'a aşk, cezbe ve muhabbetle ulaşmak isteyenlerin yoludur. Tarîk-i Sairin de denilen bu yol, irâdeye bağlı bir ölüm üzerine kurulmuştur. Başlıca ilkeleri tövbe, zühd, tevekkül, kanaat, uzlet, sürekli zikir, Allah'a teveccüh, sabır, murâkebe ve rızadır.
    Tarîkatler, kuruluşlarından itibaren yalnız dinî, tasavvufî bir örgütlenme halinde kalmayarak sosyal, siyasal, kültürel, sanatsal ve askerî birer kurum olarak önemli görevler yaptılar. Ancak 20. yüzyıla doğru eski saflıklarını kaybettiler. Bu nedenle, son dönemlerde şiddetli eleştirilere hedef oldular.

    Ahmet ÖZALP (Şamil İslâm Ansiklopedisi)
    http://www.sorularlaislamiyet.com/su...ticle&aid=1996

    SİLSİLE: Arapça, zincir demektir. Tasavvuf okullarındaki maneviyat öğretmenleri zinciri. Bu zincirin son halkası Hz. Muhammed Mustafa (s.a.s.)'dır. İçinde Sâdât-ı Kiram'dan (Hz. Peygamber (s.a.s.)'in sülalesinden) kişilerin bulunduğu silsileye "silsiletü'z-zeheb" (altın zincir) denir. Silsileden bahseden eserlere, ” Silsilename” adı verilir.
    Kaynak: Tasavvufî Terimler Sözlüğü
    �Her şey için bir anahtar vardır. Cennetin anahtarı ise fukara ve mesâkîni sevmektir.� (Hadis Deylemi müsned)

    SİLSİLE: Tarîkat Şeyhlerinin Hz. Peygamber (s.a.s.)'e kadar uzanan üstadlar zincirine verilen addır. Silsile, manevî bir neseb sayılır. Onlar arasındaki manevî neseb, kan bağı demek olan maddî nesebden daha yakın ve daha kuvvetlidir. Çünkü ruh, insanın hakîkâtini teşkil eder. İnsan ruhuyla insandır, insanın manevî babası, ruhuna hitab ettiği için, rehberliği de dâimîdir. Bu yüzden, manevî babaya intisab ile kendisine tâbi olmak, her şeyden önce gelir.

    (KADİRİ SİLSİLESİ)

    Sevgili Peygamberimiz Hazreti Muhammed (S.A.S.)
    1 — Hazreti İmam Ali
    2 — Hazreti Hasan Basrî
    3 — Hazreti Habib Acemî
    4 — Hazreti Davudül - Taî
    5 — Hazreti Marufül - Kerhî
    6 — Hazreti Seri-ül-Sakatî
    7 — Hazreti Şeyh Cüneyd Bağdadî
    8 — Şeyh ebi Bekir Şibelî
    9 — Şeyh Ebül-Fazl Abdullah-ül-Yümnî
    10 — Şeyh Ebül-Ferec Tarsusî
    11 — Şeyh Ebil Hasan Karşı Aliyyül - Hakkârî
    12 — Şeyh Ebi Said Ali İbn Mübarek Mahzunî
    13 — Hazreti Seyyid Abdülkadir Geylânî

    (RUFAİ SİLSİLESİ)

    Sevgili Peygamberimiz Hazreti Muhammed (S.A.S.)
    1 — Hazreti İmam Ali
    2 — Hazreti Hasan Basrî
    3 — Hazreti Habib Acemî
    4 — Hazreti Davudü’l - Taî
    5 — Hazreti Marufül Kerhî
    6 — Hazreti Seri-ül-Sakatî
    7 — Hazreti Şeyh Cüneyd Bağdadî
    8 — Şeyh Ebi Bekir Şibelî
    9 — Şeyh Aliyül-Acemî
    10 — Şeyh Aliyül-Virdi Barî
    11 — Şeyh Ebu Ali Gulâm bin Türkman
    12 — Şeyh Ebül-fazl Bağdadî
    13 — Şeyh Aliyül-Kariyül-Vasıtî
    14 — Seyyid Ahmet Rufai.

    (BEDEVİYYE SİLSÎLESÎ)

    Sevgili Peygamberimiz Hazreti Muhammed (S.A.S.)
    1 — Hazreti İmam Ali
    2 — Hazreti Habib Acemi
    3 — Hazreti Davud Taî
    4 — Hazreti Maruf Kerfi
    5 — Hazreti Şeyh Seri-ül-Sakati
    6 — Hazreti Cüneyd Bağdadî
    7 — Şeyh Şahabeddin Tebrizî
    8 — Şeyh Ebu Yusuf Mehmed Kasım
    9 — Şeyh Abdül-Kudus
    10 — Şeyh Ebu Tahir Abdül-Razak Endülüsî
    11 — Şeyh Ali bin Hasan
    12 — Şeyh Abdülmecid Mağribî
    13 — Abdül-celil bin Abdurrahman
    14 — Şeyh Seyyid Hüseyin bin Ali
    15 — Hazreti Pir Seyyid Ahmed Bedevî

    (SADİYYE SİLSİLESİ)

    Sevgili Peygamberimiz Hazreti Muhammed (S.A.S.)
    1 — Hazreti Hasan Basri
    2 — Hazreti Habib Âcemi
    3 — Hazreti Davud Taî .
    4 — Hazreti Maruf Kerhi
    5 — Hazreti Seri-ül-Sakatî
    6 — Hazreti Cüneydi Bağdadî
    7 — Şeyh Ebu Ali Ruziyari Ahmed
    8 — Şeyh ebu Osman Mağribi Said
    9 — Şeyh Ebu Kasım Gürgani Ali
    10 — Şeyh Ebi Bekir el-Nessac Tusî
    11 — Şeyh Ebulvefa İbrahim
    12 — Şeyh Ebülberekât Bağdadî
    13 — Şeyh Ebi Said Endülüsî.
    14 — Ebül Medinül-el Mağribi
    15 — Şeyh Yunus Şibanî
    16 — Şeyh Mezid Şibanî
    17 — Şeyh Abdullah Şibanî
    18 — Pir Sadeddinül-Cebaviül-Şibanî

    (ŞAZELİYYE SİLSİLESİ)

    Sevgili Peygamberimiz Hazreti Muhammed (S.A.S.)
    1 — Hazreti İmam Ali
    2 — Hazreti Hasan Basrî
    3 — Hazreti Habib Acemî
    4 — Hazreti Davudül-Taî
    5 — Hazreti Ma’rufül-Kerhî
    6 — Hazreti Seri-ül-Sakatî
    7 — Hazreti Cüneyd Bağdadî
    8 — Şeyh Ebu Ruzubarî
    9 — Şeyh Ebu Kâtib Hüseyin
    10 — Şeyh Ebu Osman Mağribî
    11 — Şeyh Ebubekir-ül Nisac
    12 — Şeyh Ahmed Arif bin Mehmed Gazalî
    13 — Şeyh Ebülfazl İbrahim Bağdadî
    14 — Ebül-Berekât Bağdadî
    15 — Şeyh Ebu Said Endülisî
    16 — Şeyh Ebül-Medinil-Mağribî
    17 — Şeyh İmadeddin Ebu Salih Bağdadî
    18 — Şeyh Abdurrahman Medenî
    19 — Şeyh Abdüsselâm bin Mehmed
    20 — Pir Ebulhasan Aliyüşşazilî bin ebi Mehmed Abdullah.

    (MEVLEVÎ SİLSİLESİ)

    Sevgili Peygamberimiz Hazreti Muhammed (S.A.S.)
    1 — Hazreti İmam Ali
    2 — Hazreti Hasan Basri
    3 — Hazreti Habib Acemi
    4 — Hazreti Davudül-Taî
    5 — Hazreti Marufül-Kerhî
    6 — Hazreti Seri-ül-Sakati
    7 — Hazreti Cüneyd Bağdadî
    8 — Mumşadül-deynurî
    9 — Şeyh Mehmet Bekrî
    10 — Şeyh Veciheddül-Kadî
    11 — Şeyh Ömer Bekrî
    12 — Şeyh Ebülnecib-el Sühreverdi
    13 — Şeyh Ammar Basır
    14 — Şeyh Necmi Kübra
    15 — Şeyh Sultanül-ulema Mehmet Bahaddin Veled
    16 — Şeyh Burhaneddin Muhakkik Tirmizî
    17 — Pir Hazreti Mevlâna Celâleddin Rumî.

    (HALVETİYYE SİLSİLESİ)

    Sevgili Peygamberimiz Hazreti Muhammed (S.A.S.)
    1 — Hazreti İmam Ali
    2 — Hazreti Hasan Basri
    3 — Hazreti Habib acemi
    4 — Hazreti Davudül-Taî
    5 — Hazreti Marufül-Kerhî
    6 — Hazreti Seri-ül-Sakati
    7 — Hazreti Cüneyd Bağdadî
    8 — Şeyh Mümşdül-deynurî
    9 — Şeyh Mehmet Bekri
    10 — Şeyh Vecühiddinül-Kadı
    11 — Şeyh Ömer Bekrî
    12 — Şeyh Ebülnecibül-Sühreverdi
    13 — Şeyh Kutbiddinül-ebherî
    14 — Şeyh Rükniddin Mehmet Necasî
    15 — Şeyh Sahabettin Mehmet Tebrizî
    16 — Şeyh Seyid Cemaleddin Tebrizî
    17 — Şeyh İbrahim Zadidül-Geylanî
    17 — Şeyh Ahi Mehmed bin Nurulhalvetî
    18 — Pir Ömerü’l-Halveti Lahci.

    (BEKTAŞÎ SİLSİLESİ)

    Sevgili Peygamberimiz Hazreti Muhammed (S.A.S.)
    1 — Hazreti Ali,
    2 — Hasan-ı Basrî,
    3 — Habib-i Acemî,
    4 — Davud-u Taî,
    5 — Maruf-u Kerhî,
    6 — Şeyh Sırrı-i Sekatî,
    7 — Cüneyd-i Bağdadî,
    8 — Ebu Ali Meragî,
    9 — Şeyh Ebu Ali Hasan,
    10 — Şeyh Ebu Osman Mağribî,
    11 — Şeyh Ebu Kasım Gürganî,
    12 — Şeyh Ebu Hasan Harkanî,
    13 — Şeyh Ebu Farmidî,
    14 — Fazl İbn-i Muhammed Tusî,
    15 — Hoca Ahmed Yesevî,
    16 — Hoca Yusuf Hemedanî,
    17 — Şeyh Lokman-ül Horasanî,
    18 — Tarikatın piri Esseyyid Muhammed Bektaş Velî İbn-i İbrahim-üs- Sani.
    بكتاش
    İlk harf ba’dır. Ba buluğa işarettir.
    İkinci harf kâf’tır. Kâf kifayete işarettir.
    Üçüncü harf ta’dır. Ta turaba işarettir.
    Dördüncü harf elif’tir. Elif ülfete işarettir.
    Beşinci harf şın’dir. Şın şeriata işarettir."

    (NAKŞÎBENDİYYE SİLSİLESİ)

    Sevgili Peygamberimiz Hazreti Muhammed (S.A.S.)
    1 — Hazreti Ebubekir
    2 — Hazreti Selmanı Farisî
    3 — Hazreti Kasım bin Muhammed bin Ebubekir
    4 — Hazreti İmam Cafer Sadık
    5 — Hazreti Şeyh ebu Bayezid Bistamî
    6 — Hazreti Şeyh Ebulhasan Harkani Ali
    7 — Hazreti Şeyh Ebulali-ül Karmidî
    8 — Hazreti Şeyh Hoca Yusuf Hemedanî
    9 — Hazreti Şeyh Hoca Abdulhalikül-Gücdevanî
    10 — Hazreti Şeyh Hoca Arif Riyukürdî
    11 — Hazreti Şeyh Hoca Mahmud Ebhir Feğevî
    12 — Hoca Azizan Ali-ül Ramteynî
    13 — Pir Hoca Mehmed Baba Simasî
    14 — Seyid Emîr Külâl bin Hamza
    15 — Şah Mehmed Bahaeddin Nakşibendî Buharî.

    (BAYRAMÎYE SİLSİLESİ)

    Sevgili Peygamberimiz Hazreti Muhammed (S.A.S.)
    1 — Hazreti İmam Ali
    2 — Hazreti Hasan Basrî
    3 — Hazreti Habib Acemî
    4 — Hazreti Davudül-Taî
    5 — Hazreti Marufül-Kerhî
    6 — Hazreti Seri-ül-Sakatî
    7 — Şeyh Cüneyd Bağdadî
    8 — Şeyh Münşadüldeynuri
    9 — Şeyh Mehmed Bekrî
    10 — Şeyh Vecihedülhadî
    11 — Şeyh Ömer Bekî
    12 — Şeyh Ebülnecibül-Sühreverdî
    13 — Şeyh Kutbuddinül-Ebherî
    14 — Şeyh Şahabeddin Tebrizî
    15 — Şeyh Seyid Cemalettin Tebrizî
    16 — Şeyh İbrahim Zahid Geylânî
    17 — Şeyh Safyüddin Erdibilî
    18 — Şeyh Sadreddin Musa Erdebilî
    19 — Şeyh Hoca Ali Erdebilî
    20 — Şeyh İbrahim Erdebilî
    21 — Şeyh Hamiddün Veli Aksarayî
    22 — Pir Hacı Bayram Veli Ankaravî.

    (SÜHREVERDİYYE SİLSİLESİ)

    Sevgili Peygamberimiz Hazreti Muhammed (SAV)
    1 — Hazreti İmam Ali
    2 — Hazreti Hasan Basri
    3 — Hazreti Habib Acemî
    4 — Hazreti Davudül-Taî
    5 — Hazreti Davudül-Taî
    6 — Hazreti Maruful-Kerhî
    7 — Hazreti Seri-ül-Sakati
    8 — Hazreti Cüneyd Bağdadî
    9 — Şeyh Münşadüldeynuri
    10 — Şeyh Muhiddinnuri
    10 — Şeyh Mehmet Bekrî
    11 — Şeyh Vecihedül-Kadi
    12 — Şeyh Ömer Bekrî
    13 — Şeyh Ebülnecib Sühreverdî
    14 — Pir Ömer Sahabeddin Sühreverdî.

    (ZEYDÎYYE SİLSİLESİ)
    1 — Hazreti Pir Ömer Sahabeddin Sühreverdî
    2 — Şeyh Necibeddin Ali Şirazî
    3 — Şeyh Nuriddin Abdüssamed Nazrî
    4 — Şeyh Necmeddin Mahmud Isfahanî
    5 — Şeyh Hüseyin Hüsameddin Şemsin
    6 — Şeyh Cemaleddin Yusuf Güranî
    7 — Şeyh Abdürrahman Nuriddin Mısri
    8 — Pir Hazreti Mehmed Zeydüddinül Hafî

    (DÜSÜKİYYE SİLSİLESİ)

    Sevgili Peygamberimiz Hazreti Muhammed (SAV)
    1 — Hazreti imam Ali
    2 — Hazreti Hasan Basri
    3 — Hazreti Habib Acemî
    4 — Hazreti Davudül-Taî
    5 — Hazreti Marufül-Kerhî
    6 — Hazreti Seri-ül-Sakatî
    7 — Hazreti Şeyh Cüneyd Bağdadî
    8 — Şeyh Münşdül-deynurî
    9 — Şeyh Mehmedül-deynuri
    10 — Şeyh Mehmed Bekrî
    11 — Şeyh Vecibeddin Kadı
    12 — Şeyh Ömer Bekrî
    13 — Şeyh Ebülnecib Sühreverdi
    14 — Pir Hazreti Ömer Şahabeddin Sühreverdi
    15 — Şeyh Necibeddin Ali Şirazî
    16 — Şeyh Nuriddin Abdüssamed
    17 — Şeyh Necmeddin Mahmud Isfahanî
    18 — Pir Hazreti İbrahim Düsükî

    (RUŞENİYYE SİLSİLESÎ)

    1 — Pir Hazreti Ömer Halvetî
    2 — Şeyh Fani Ahi Mürmül-Halvetî
    3 — Şeyh Hacı İzzeddin Hiyavî
    4 — Pir Hazreti Seyyid Yahya Şirvanî
    5 — Pir Hazreti Dede Ömer Rumî Ruşenî.

    (GÜLŞENİYYE SİLSİLESİ)

    1 — Seyid Yahya Şirvanî
    2 — Pir İbrahim Gülsenî.

    (SÜNBÜLİYYE SİLSİLESİ)

    1 — Hazreti Yahya Şirvani
    2 — Şeyh Mehmed Pir Erzincanî
    3 — Şeyh Mehmet Cemaleddin Aksaray!
    4 — Pir Yusuf Sünbül Sinan Merzifoni
    5 — Hazreti Şeyh Merkez Musa Muslihiddın
    6 — Hazreti Şeyh Yakub
    7 — Şeyh Sinan
    S — Şeyh Hasan Yümnî
    9 — Şeyh Seyyid Mehmed Eyyubî
    10 — Şeyh Seyyid Kerimüddin
    11 — Şeyh Seyyid Alâeddin
    12 — Şeyh Seyyid Nuriddin
    13 — Şeyh Seyyid Kutbiddin
    14 — Şeyh Mehmed Vahyüddin
    15 — Şeyh Birinci Haşim
    16 — Şeyh ikinci Haşim
    17 — Şeyh Üçüncü Haşim
    18 — Şeyh Yıldız Dede
    19 — Şeyh Razi Efendi
    20 — Şeyh Rizaüddin
    21 — Şeyh elhac Mehmed Kutbî Efendi.

    (KÜBREVİYYE SİLSİLESİ)

    1 — Şeyh Ebülnecib Sühreverdî
    2 — Şeyh Ruzbihan Behalî
    3 — Şeyh İsmail Kayserî
    4 — Şeyh Ammar Yaser
    5 — Pir Hazreti Ahmed Necmeddin Kübrevî

    (ŞABANİYYE SİLSİLESİ)

    1 — Hazreti Seyyid Yahya Şirvanî
    2 — Şeyh Pir Mehmed Erzincanî
    3 — Şeyh Mehmet Cemaleddin Aksarayî
    4 — Şeyh Hayreddin Tokadî
    5 — Pir Hazreti Şaban Veli Kastamonî

    (AHMEDİYYE SİLSİLESİ)

    1 — Hazreti Seyyid Yahya Şirvanî
    2 — Şeyh Pir Mehmed Erzincanî
    3 — Şeyh İbrahim Taceddin Kayseri
    4 — Şeyh Kabaklı Alâeddin Uşşakî
    5 — Pir Hazreti Ahmed Şemseddin Marmaravî

    (SİNANİYYE SİLSİLESİ)

    1 — Hazreti Seyyid Yahya Şirvanî
    2 — Şeyh Pir Mehmed Erzincanî
    3 — Şeyh İbrahim Taceddin Kayseri
    4 — Şeyh Kabaklı Alâeddin Uşakî
    5 — Şeyh Ahmed Şemseddin Marmaravî
    6 — Şeyh elhac izzeddin Karamanî
    7 — Pir Hazreti İbrahim ümmü Sinan

    (UŞAKİYYE SİLSİLESİ)

    1 — Hazreti Pir Ümmî Sinan
    2 — Hazreti Şeyh Seyyid Ahmed Semerkandî
    3 — Pir Hazreti Hasan Hüsameddin Uşakî

    (CELVETİYYE SİLSİLESİ)

    1 — Pir Hazreti Hacı Bayram Veli
    2 — Şeyh Rüstem Halife
    3 — Şeyh Makad Hızır Dede
    4 — Pir Hazreti Şeyh Seyid Aziz Mahmud Hüdayi
    5 — Şeyh Ahmed
    6 — Şeyh Cenneti
    7 — Şeyh Zakirzade Abdullah
    8 — Şeyh Osman Atpazari
    9 — Şeyh İsmail Hakkı Bursevî
    10 — Şeyh Pertev Ahmed
    11 — Şeyh Mehmed Ruşen
    12 — Şeyh Mehmed Sahabeddin
    13 — Şeyh Seyyid Abdurrahman Nesib
    14 — Şeyh Seyyid Mehmed Ruşen
    15 — Şeyh Şahab Efendi.

    (RAMAZANÎYYE SİLSİLESİ)

    1 — Hazreti Ahmet Şemseddin Marmaravî
    2 — Şeyh Elhac İzzeddin Karamanî
    3 — Şeyh Muhiddin Karahisarî
    4 — Pir Hazreti Ramazanüddin Mahfî
    5 — Hazreti Pir Şeyh Abdülhalim Efendi
    6 — Pir Şeyh Abdullah Efendi
    7 — Hazreti Pir Şeyh Celâleddin Efendi
    8 — Şeyh Hamidi Mehmed Efendi
    9 — Şeyh Musa Şekurî Efendi
    10 — Şeyh Osman Mani Efendi
    11 — Şeyh Mehmed Emin Efendi
    12 — Şeyh Mehmed Kasım Efendi
    13 — Ahmet Nuriddin Efendi
    14 — Şeyh Abdülaziz Efendi
    15 — Şeyh Yahya Efendi
    16 — Şeyh Yahya Efendi ibni Aziz Efendi
    17 — Şeyh Hüseyin Efendi
    18 — Şeyh Hafız Mustafa Fevzi Efendi
    19 — Şeyh Hafız Şükrü Efendi.

    (MISRİYYE SİLSİLESİ)

    1 — Hazreti Ahmed Şemseddin Marmaravî
    2 — Şeyh Abdulvehhab Elmalı
    3 — Şeyh Yusuf Sinan Ümmî Elmalı
    4 — Pir Hazreti Mısrî Niyazi
    5 — Mahdumu Hazreti Şeyh Celebi Ali
    6 — Hazreti Şeyh elhac Mehmed Sahfî
    7 — Şeyh Ali ibn Ali
    8 — Şeyh Zeyneddin ibn Ahmed
    9 — Şeyh Ahmed Şemseddin ibn Ziyneddin
    10 — Şeyh Mehmed Emin Zaik ibn Zeyneddin
    11 — Şeyh Behad ibn Zaik
    12 — Şeyh İsmail Nazif ibn Ahmed Şemseddin
    13 — Şeyh Şemseddin Efendi ibn İsmail Nazif
    (CERAHİYE SİLSİLESİ)

    1 — Hazreti Pir Ahmed Şemseddin Marmaravî (Yiğitbaşı)
    2 — Şeyh elhac Karamani Ali İmadî
    3 — Şeyh Kasım İnegölî
    4 — Şeyh Muhiddin Karahisarî
    5 — Şeyh Ramazaneddin Mahfî
    6 — Şeyh Müsteci Ali Rumî
    7 — Şeyh Mestcizade İbrahim
    8 — Şeyh Tabağ Ali Rumî
    9 — Şeyh Lofcalı Fadıl Ali Rumî
    10 — Şeyh Ali Köstendil Rumî
    11 — Pir Hazreti Nuriddin Cerrahî.

    (RAUFİYYE SİLSİLESİ)

    1 — Hazreti Pir Ramazaneddin Mahfî
    2 — Şeyh Mestçi Ali Rumî
    3 — Şeyh Mestcizade İbrahim
    4 — Debağ Ali Rumî
    5 — Şeyh Lofcalı Fadıl Rumî
    6 — Şeyh Ali Köstendil Rumî
    7 — Pir Seyyid Ahmed Raufî Üsküdarî

    CİHANGİRİYYE SİLSİLESİ)

    1 — Hazreti Pir Ramazaneddin Mahfî
    2 — Şeyh Şerbetçi Mehmed Efendi
    3 — Şeyh Yakub Fanî
    4 — Pir Şeyh Hasan Burhaneddin Cihangirî
    5 — Şeyh Fethullah Efendi
    6 — Şeyh Mehmed Derviş Efendi ibn Fethullah Efendi
    7 — Şeyh Ali Efendi
    8 — Şeyh Mahmud Efendi
    9 — Şeyh İbrahim Hakkı
    10 — Şeyh elhac Mehmed Zahid Efendi
    11 — Şeyh Mehmed Rıza Efendi
    12 — Şeyh İbrahim Edhem Efendi
    13 — Şeyh Hafız Ahmed Efendi
    14 — Şeyh Seyyid Ahmed Rıza Efendi
    15 — Şeyh Seyyid Hafız Mehmed Resmî Efendi.

    (SIVASlYYE SİLSİLESİ)

    1 — Pir Hazreti Seyyid Yahya Şirvanî
    2 — Hazreti Şeyh Mehmed
    3 — Şeyh Kubad Şah Şirvanî
    4 — Şeyh Abdülmecid Şirvanî
    5 — Şeyh Şemseddin Sivasî
    6 — Şeyh Abdülmecid Sivasî
    7 — Pir Şeyh Abdülahad Nuri Sivasî

    (HALİDİYYE SİLSİLESİ)

    1 — Hazreti Şah Mehmed Bahaeddin Nakşibendi Buharî
    2 — Mevlâna Hoca Nasraddin Abdullah Taşkendî
    3 — Mevlâna Mehmed Zahid
    4 — Mevlâna Derviş
    5 — Mevlâna Hoca Semerkandî
    6 — Mevlâna Mehmed Simakî
    7 — Mevlâna Ahmed Farukî Şerhindi
    8 — Mevlâna Mehmed Masum
    9 — Mevlâna Seyfeddin Arif
    10 — Mevlâna Nur Mehmed Bedvanî
    11 — Mevlâna Şemseddin Canan Mazhar
    12 — Mevlâna Abdullah Dehlevî
    13 — Pir Hazreti Şeyh Halid Ziyaeddin Süleymaniyevî

    (EŞREFİYYE SİLSİLESİ)

    1 — Hazreti Pir Seyyid Abdülkadir Geylânî
    2 — Hazreti Seyyid Şemseddin
    3 — Şeyh Hüsameddin ibn Şemseddin
    4 — Şeyh Seyyid Ahmed Sahabeddin
    5 — Seyyid Hüseyin Hamevi ibn Sahabeddin
    6 — Pir Hazreti Şeyh Eşrefzade Seyyid Abdullah Rumî
    Bu tarikatların hepsi Türkiyede bir çok müridler bularak dergâhlarında faaliyette bulunmuşlardı. Bu tarikatları büyük tarikat pirleri kurmuşlar ve onların halifeleri de cumhuriyet devrine kadar faaliyetlerine devam etmişlerdi.

    ALINTI:
    Mezhepler Ve Tarikatlar Tarihi
    Enver Behnan Şapolyo
    Türkiye Yayınevi
    Celvetiyede Zikir:
    İlk ve en önemli ZİKİR, Kelime-i Tevhid’tir.Yani “LAİLAHE İLLALLAH”(Allah’dan başka Tapınılan (ibâdet edilen)korkulan, Çekinilen, Umut beklenilen, (ihtiyaç duyulan)İstenilen, Yüceltilen, Sevilen, Tevekkül edilen, Dua yapılan yoktur.Dolayısıyla kendisine itaat edilip isyan edilmeyendir)sözüdür. Buna TEVHİD zikri denir. Mürid ilk zamanlar Tevhid zikrini yaparken “LÂ MA’BUDE İLLALLAH” manasını düşünür. İkinci mertebede Kelime-i Tevhid’i “LA MAKSUDE İLLALLAH” (Allah’dan başka gaye yoktur.) manasını zikreder. Üçüncü mertebe de ise “LA MEVCUDE İLLALLAH” (Allah’tan başka mevcud yoktur.) manası ile zikreder. Mürid Tevhid Nuru zahir oluncaya kadar bu zikre devam eder.
    Celvetiye tarikatına giren müride, Şeyh şunları telkin ve tavsiye eder.
    1-Her gün 100 defa “ESTAĞFİRULLAH EL-AZİM” demek.
    2-Her gün Peygamber Efendimiz (S.A.V.)’e 100 defa salat ve selam getirmek.
    3-Günde 700 defa “LA İLAHE İLLALLAH” ve her 20. veya 30. ‘da bir defa “MUHAMMEDÜN RESULÜLLAH” demek, mürid mürşidinin verdiği bu evradın dışına çıkmaz.
    4-Sabah namazından sonra güneş iki mızrak boyu yükselene kadar zikir ve tefekkürle meşgul olur.
    5-İşrak vaktinden zevale kadar, 4-6 rekatlık kuşluk namazı kılmak.
    6-Akşam namazının sünnetinden sonra 6 rekat “Evvabin” namazı kılmak
    7-Gecenin üçte bir vaktinde kalkıp 2-12 rekatlık “Teheccüd” namazı kılmak
    8- Pazartesi ve Perşembe günleri ile Zilhicce ve Muharremin 10 gününü Recep ve Şaban’ın tamamını oruçlu geçirmek
    9-Daima abdestli bulunmak
    10-Abdest aldığı zaman 2 rekat “Şükr-i Vudu” namazı kılmak
    TEKKE VE ZAVİYELERLE TÜRBELERİN SEDDİNE VE TÜRBEDARLIKLAR İLE BİR TAKIM UNVANLARIN men VE İLGASINA DAİR KANUN
    kanun Numarası: 677
    Kabul Tarihi: 30/11/1925
    Yayımladığı resmi gazete Tarihi: 13/12/1925
    Yayımladığı Resmi Gazete Sayısı: 243
    Madde 1 - Türkiye Cumhuriyeti dahilinde gerek vakıf suretiyle gerek mülk olarak şeyhının tahtı tasarrufunda gerek suveri aharla tesis edilmiş bulunan bilümum tekkeler ve zaviyeler sahiplerinin diğer şekilde hakkı temellük
    ve tasarrufları baki kalmak üzere kamilen seddedilmiştir. Bunlardan usulü mevzuası dairesinde filhal cami veya mescit olarak istimal edilenler ipka edilir.
    Alelümum tarikatlerle şehlik, dervişlik, müritlik, dedelik, seyitlik, çelebilik, babalık, emirlik, nakiplik, halifelik, falcılık, büyücülük, üfürükçülük ve gayıptan haber vermek ve murada kavuşturmak maksadiyle nüshacılık
    gibi unvan ve sıfatların istimaliyle bu unvan ve sıfatlara ait hizmet ifa ve kisve iktisası memnudur. Türkiye Cumhuriyeti dahilinde salatine ait veya bir tarika veyahut cerri menfaate müstenit olanlarla bilümum sair türbeler mesdut ve türbedarlıklar mülgadır. Seddedilmiş olan tekke veya zaviyeleri veya türbeleri açanlar veyahut bunları yeniden ihdas edenler veya ayını tarikat icrasına
    mahsus olarak velev muvakkaten olsa bile yer verenler ve yukarıdaki unvanları taşıyanlar veya bunlara mahsus hidematı ifa veya kıyafet iktisa eyleyen kimseler üç aydan eksik olmamak üzere hapis ve elli liradan aşağı olmamak üzere cezayı nakdiile cezalandırılır.
    (Ek fıkra: 10/06/1949 - 5438/1 md.)
    Şeyhlik, Babalık ve Halifelik gibi mensupları arasında baş mevkiinde bulunanlar altı aydan az olmamak üzere hapis ve 500 liradan aşağı olmamak üzere adli para cezasından başka bir yıldan aşağı olmamak üzere sürgün cezası ile cezalandırılırlar .
    (Ek fıkra: 01/03/1950 - 5566/1 md. ; Değişik fıkra: 07/02/1990 - 3612/5 md.)
    Türbelerden Türk Büyüklerine ait olanlarla büyük sanat değeri bulunanlar Kültür Bakanlığınca umuma açılabilir. Bunlara bakım için gerekli memur ve hizmetliler tayin edilir.
    Madde 2 - İşbu kanun neşri tarihinden muteberdir.
    Madde 3 - İşbu kanunun icrasına İcra Vekilleri Heyeti memurdur.
    Not: Kanun Maddelerinin Hangi hükümetler tarafından çıkarıldığına
    http://tr.wikipedia.org/wiki/1._T.C._H%C3%BCk%C3%BCmeti
    adresinden ve sayfa altındaki göster sekmesinden lütfen bakınız. Saygılar.

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •