• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
10 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    TaKVa adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-12-2007
    Mesajlar
    166
    Karizma Gücü
    0

    İpucu Derleme Hikayeler...

    konuyu nereye açacağımı kestiremedim.. umarım doğru yere açmışımdır..

    kimi ibretlik,kimi bilindik,kimi ise hayrete düşürecek,kimi ise yaşanmış birçok hikaye vardır dilden dile asırlardır dolaşan...ben sizinle bunları paylaşmak istedim.. buyrun;

    NE DERSENİZ DEYİN...
    Adam yeni kamyonuna bakmak için evinden çıktığında, üç yaşındaki
    oğlunun gayet mutlu bir biçimde elindeki çekiçle, kamyonunun
    kaportasını mahvettiğini görmüş. Hemen oğlunun yanına koşmuş ve
    çocuğun eline çekiçle vurmaya başlamış. Biraz sakinleşince oğlunu
    hemen hastaneye götürmüş.

    Doktor çocuğun kırilan kemiklerini kurtarmaya çalıştıysa da, elinden
    birşey gelmemiş ve çocuğun iki elinin parmaklannı kesmek zorunda
    kalmış. Çocuk ameliyattan çıkıp, gözlerini açtığında, bandajlı
    ellerini farketmiş ve gayet masum bir ifadeyle,

    "Babacığım, kamyonuna zarar verdiğim için çok üzgünüm," demiş ve sonra
    babasına şu soruyu sormuş: "Parmaklanm ne zama yeniden çıkacak?"
    Babası eve dönmüş ve intihar etmiş.

    ...

    Birisi masaya süt döktüğünde ya da bir bebeğin ağladığını
    işittiğinizde bu öyküyü anımsayın. Çok sevdiğiniz birine karşı
    sabrınızı yitirdiğinizi anladığınızda, önce biraz düşünün. Kamyonlar
    onarılabilir, ama kırılan kemikler ve incinen duygular hiçbir zaman
    onarılamaz; Genellikle kişiyle performansı arasındaki farkı göremeyiz.
    Insan hata yapar. Hepimiz hata yaparız. Fakat öfkeyle ve düşünmeden
    yapılan şeyler, insanı sonsuza kadar rahatsız eder. Durun ve düşünün.

    Harekete geçmeden önce düşünün. Sabırlı olun. Anlayış gösterin ve sevin.
    BaşörTülüyüm Çünkü ; Benim Başım ,Onların ise KalpLeri ÖrTülü..


    Bacımın iffeti batmakta rezilin gözüne..Acırım billahi tükürsem yüzüne.!

  2. #2
    TaKVa adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-12-2007
    Mesajlar
    166
    Karizma Gücü
    0
    İki Ekmek Eksik

    Bir gün iki kişi, Râbia-tül Adeviyye'yi ziyârete geldiler. İkisi de açtı. "Yemeği helâldir" diye içlerinden yemek yemek geçti. O anda kapıya biri gelerek, Allah rızâsı için bir şeyler istedi. Râbia hazretleri evdeki iki ekmeğini buna verdi. Gelen sevinerek gitti. Bir saat kadar sonra bir kişi kucağında bir yığın ekmekle geldi. Râbia hazretleri ekmekleri saydı. On sekiz ekmek vardı. Dedi ki:
    -Ekmekler yirmi olsa gerektir.

    Ekmeği getiren, ikisini saklamıştı. Çıkarıp iki ekmeği de verdi. Oradakiler hayretle sordular.
    -Bu ne sırdır? Biz senin ekmeğini yemeye gelmiştik. Önümüze koyacağın ekmekleri kapıya gelene verdin. Ardından ekmek geldi. Eksik olduğunu söyledin.

    Cevâbında şöyle buyurdu:
    -Siz ikiniz gelince karnınızın aç olduğunu anladım. Önünüze koyacağım o iki ekmeği kapıya gelene verdim. Allahü teâlâdan bu ekmeklerin misâfirlerin karnını doyuramayacağını, bunun için bir yerine on vermesini istedim. Çünkü Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde (En'âm sûresi 160. ayet-i kerîmesinde) bire on vereceğini bildiriyor. Ben O'nun bu vâdine güvendim. İki ekmek yerine yirmi ekmek geleceğini bildiğim için de ekmeklerin noksan olduğunu söyledim.
    BaşörTülüyüm Çünkü ; Benim Başım ,Onların ise KalpLeri ÖrTülü..


    Bacımın iffeti batmakta rezilin gözüne..Acırım billahi tükürsem yüzüne.!

  3. #3
    TaKVa adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-12-2007
    Mesajlar
    166
    Karizma Gücü
    0
    "Yaşlı çoban sürüsünü otlatmak için yaylaya çıktığında tepeye yakın bir elma ağacının altında dinlenir ve eğer mevsimiyse, onunla konuşarak: "Hadi bakalım evladım, derdi. Bu ihtiyarın elmasını ver artık". Ve bir elma düşerdi, en güzelinden, en olgunundan. Yaşlı adam sedef kakmalı çakısını çıkartarak onu dilimlere ayırır ve küçük bir tas yoğurtla birlikte ekmeğine katık ettikten sonra, babasından kalan Kur'an'ını okumaya koyulurdu.

    Çoban, bu ağacı yirmi yıl kadar önce diktiğinde sık sık sular, bunun için de büyükçe bir güğüme doldurduğu abdest suyundan geriye kalanı kullanırdı. Elma ağacının kökleri, belki de bu sularla kuvvet bulmuş ve kısa sürede serpilip meyve vermeye başlamıştı. Çoban o zamanlar henüz genç sayıldığından şöyle bir uzandı mı en güzel elmayı şıp diye koparırdı. Fakat aradan geçen bunca yıl içinde beli bükülüp boyu kısalmış, ağacınkiyse bir çınar gibi büyüyüp göklere yükselmişti. Ama boyu ne olursa olsun, ağaç yine de yavrusu değil miydi? Onu bir evlat sevgisiyle okşarken

    "Ver yavrum, derdi, gönder bakalım bu günkü kısmetimi." Ve bir elma düşerdi hiç nazlanmadan, yıllar boyu hiçbir gün aksamadan.
    Köylüler, uzaktan uzağa gözledikleri bu hadiseyi birbirlerine anlatıp yaşlı çobanın veli bir zât olduğunu söylerlerdi.

    Yaşlı adam, ağacın altında dinlenip namazını kıldığı bir gün, yine elmasını istedi. Ancak dallar dolu olmasına rağmen nedense birşey düşmemişti. Sonra bir daha, bir daha tekrarladı isteğini. Beklediği şey bir türlü gelmiyordu. Gözyaşları, yeni doğmuş kuzuların tüylerini andıran beyaz sakalını ıslatırken, ağacın altından uzaklaşıp koyunların arasına attı kendini.

    Yavrusu, meyve verdiği günden bu yana ilk defa reddediyordu onu. İhtiyar çobanın beli her zamankinden fazla bükülmüş, güçsüz bacakları da vücudunu taşıyamaz olmuştu. Hayvanlarını usulca toplayıp köye doğru yöneldiğinde, aşağıdaki caminin her zamankinde daha nurlu minarelerinden yankılanan ezan sesiyle irkildi birden. Yeniden doğmuştu sanki çoban. Birşey hatırlamıştı.
    Çocuklar gibi sevinerek ağacın yanına koştu ve ona şefkatle sarılırken :

    "Canım" dedi, hıçkırıp ağlayarak.

    "Benim güzel evladım, mis kokulum. Şu unutkan ihtiyarı üzmeden önce neden söylemedin, bu günün Ramazan'ın ilk günü olduğunu ?""
    BaşörTülüyüm Çünkü ; Benim Başım ,Onların ise KalpLeri ÖrTülü..


    Bacımın iffeti batmakta rezilin gözüne..Acırım billahi tükürsem yüzüne.!

  4. #4
    TaKVa adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-12-2007
    Mesajlar
    166
    Karizma Gücü
    0
    SEVGİ KAŞIKLARI....

    Bir gün sormuşlar ermişlerden birine: "Sevginin sadece
    sözünü edenlerle, onu
    yaşayanlar arasinda ne fark vardir?"
    "Bakin göstereyim" demiş ermiş. Önce sevgiyi dilden
    gönüle indirememiş
    olanlari çaðirarak onlara bir sofra hazirlamiş. Hepsi
    oturmuşlar yerlerine.
    Derken tabaklar içinde sicak çorbalar gelmiş ve
    arkasindan da, derviş
    kaşiklari denilen bir metre boyunda kaşiklar.
    Ermiş "Bu kaşiklarin ucundan tutup şöyle yiyeceksiniz"
    diye bir de
    şart koymuş. "Peki" demişler ve içmeye teşebbüs
    etmisler. Fakat o da
    ne? Kaşiklar uzun geldiðinden bir türlü döküp
    saçmadan
    götüremiyorlar
    aðizlarina. En sonunda bakmişlar beceremiyorlar,
    öylece aç
    kalkmişlar sofradan.
    Bunun üzerine "Şimdi..." demiş ermiş. "Sevgiyi
    gerçekten bilenleri çaðiralim
    yemeðe." Yüzleri aydinlik, gözleri sevgi ile
    gülümseyen işikli insanlar
    gelmiş oturmuş sofraya bu defa. "Buyrun" deyince her
    biri uzun boylu
    kaşiðini çorbaya daldirip, sonra karşisindaki
    kardeşine uzatarak içmisler
    çorbalarini. Böylece her biri diðerini doyurmuş ve
    şükrederek kalkmişlar
    sofradan."Işte" demiş ermiş: "Kim ki hayat sofrasinda
    yalniz kendini görür
    ve
    doymayi düşünürse o aç kalacaktir. Ve kim kardeşini
    düşünür de
    doyurursa o da kardeşi tarafindan doyurulacaktir.
    Şüphesiz şunu da
    unutmayin; hayat pazarinda alan deðil veren
    kazançlidir herzaman..


    bu hikaye Tolstoy'un bir kitabında da yer almaktadır.. gerçekten etkileyici..
    BaşörTülüyüm Çünkü ; Benim Başım ,Onların ise KalpLeri ÖrTülü..


    Bacımın iffeti batmakta rezilin gözüne..Acırım billahi tükürsem yüzüne.!

  5. #5
    TaKVa adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-12-2007
    Mesajlar
    166
    Karizma Gücü
    0


    Günlerden bir gün, köylerden birinde, adamın birinin eşeği,
    kuyunun
    birine
    düşmüş.
    Niye düşer, nasıl düşer sormayın.
    Eşek bu. Düşmüş işte.
    Belki kör bir kuyuydu, ağzı tahtayla kapatılmıştı belki,
    üzerine
    de
    toprak
    dökülmüştü.
    Zamanla tahta çürüdü, zayıfladı, toprakta biten otları yemek
    isteyen
    eşeğin ağırlığını çekemedi ve güm.
    Hayvancık saatlerce acı içinde kıvrandı, bağırdı kendi
    dilinde.
    Ayıptır
    söylemesi, anırdı yani.
    Sesini duyan sahibi gelip baktı ki vaziyet kötü.
    Zavallı eşeği kuyunun dibinde melul mahzun bakınıyor.
    Üstelik yaralanmış.
    Karşılaştığı bu durumda kendini eşeği kadar zavallı hisseden
    adamcağız
    köylüleri yardıma çağırdı.
    Ne yapsak, ne etsek, nasıl çıkarsak soruları havada kaldı.
    Sonunda karar verildi ki kurtarmak için çalışmaya değmez.
    Tek çare, kuyuyu toprakla örtmek.
    Ellerine aldıkları küreklerle etraftan kuyunun içine toprak
    attılar.
    Zavallı hayvan, üzerine gelen toprakları, her seferinde
    silkinerek
    dibe
    döktü.
    Ayaklarının altına aldığı toprak sayesinde her an biraz daha
    yükseldi
    ve
    sonunda yukarıya kadar çıkmış oldu.
    Köylüler ağzı açık bakakaldı.

    (Hayat, bazen bizim de üzerimize abanır.

    (Ne bazeni, çoğu zaman.)

    Toz toprakla örtmeye çalışanlar çok olur.
    Bunlarla başetmenin tek yolu, yakınıp sızlanmak değil, düşünüp
    silkinmek
    ve kurtulmak, aydınlığa adım atmaktır.
    BaşörTülüyüm Çünkü ; Benim Başım ,Onların ise KalpLeri ÖrTülü..


    Bacımın iffeti batmakta rezilin gözüne..Acırım billahi tükürsem yüzüne.!

  6. #6
    TaKVa adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-12-2007
    Mesajlar
    166
    Karizma Gücü
    0
    Kıymet Bilmek

    Bir padişah acemi bir köle ile gemiye binmişti. Köle hiç deniz görmemiş,

    geminin mihnetini tatmamıştı. Ağlamaya, inlemeye basladı. Tir tir

    titriyordu. Avutmak için çok uğraştılar, ama bir türlü sakinleşmedi.

    Padişahin keyfi kaçtı. Herkes aciz bir vaziyetteyken gemide bulunan yaslı

    bir adam padişahın huzuruna çıktı,Müsaade buyurursanız ben onu sustururum** dedi. Padisah da **Lütfetmis olursunuz** dedi.

    Yaslı adam emretti, köleyi denize attilar. Köle birkaç kere suya battı

    çıktı. Sonra saçından yakaladılar, gemiden tarafa çektiler. Köle gemiye

    yaklaşınca iki eliyle dümene asıldı, oradan gemiye çıktı, bir köşede uslu

    uslu oturmaya başladı.

    Yaşlı adamın yaptığı iş padişahı hayrete düşürdü, **Bu isteki hikmet nedir**

    diye sordu.

    Yaslı adam cevap verdi: ****Köle evvelce suya batmayı tatmamıştı. Gemideki selâmetin kıymetini bilmiyordu. İşte huzur ve saadet de böyledir, bir felâket görmeyen kimse , huzurun kıymetini bilemez."
    BaşörTülüyüm Çünkü ; Benim Başım ,Onların ise KalpLeri ÖrTülü..


    Bacımın iffeti batmakta rezilin gözüne..Acırım billahi tükürsem yüzüne.!

  7. #7
    TaKVa adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-12-2007
    Mesajlar
    166
    Karizma Gücü
    0
    <<<&#199RAp>>>

    Bir zaman çok zengin bir adam, çocuklarına şöyle vasiyette bulunur:

    Ben öl&#252;p yıkanınca, şu eski çoraplarımı ayağıma geçirin, ben bunlarla göm&#252;lmek istiyorum.

    Vakit saat gelir bu zengin vefat eder.

    Cenaze yıkandıkdan sonra oğulları çorapları alıp getirirler:

    Babamızın vasiyeti var, şu eski çorapları ona giydireceğiz, derler.

    Cenazeyi yıkayan hoca efendi bunu katiyyen kabul etmez.

    Bu sefer m&#252;ft&#252;ye çıkarlar. O da

    Dinimizde böyle birşey yok, deyip reddeder.

    İster istemez, babalarının vasiyetinden vazgeçmek mecburiyetinde kalırlar.

    Cenazeyi defnedip kabirden evlerine dön&#252;nce komşularından biri elinde bir mektupla gelir.

    Babanız çok önceleri bu mektubu, bana vererek, benim cenazem göm&#252;l&#252;p oğullarım eve dön&#252;nce kendilerine ver demişti, der.

    Mektubu açıp okuyunca, babalarının en son ibretli dersini şu ifadelerle verdiğini gör&#252;rler:

    Evlatlarım, işte görd&#252;n&#252;z; eski çoraplarımı bile kabrime göt&#252;remedim. Aklınızı başınıza alınız. Ne yapacaksanız hayatta yapıp öb&#252;r aleme gönderiniz. Aldanmakta fayda yok.

    BaşörTülüyüm Çünkü ; Benim Başım ,Onların ise KalpLeri ÖrTülü..


    Bacımın iffeti batmakta rezilin gözüne..Acırım billahi tükürsem yüzüne.!

  8. #8
    TaKVa adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-12-2007
    Mesajlar
    166
    Karizma Gücü
    0
    Yaşlı Kızılderili reisi kul&#252;besinin ön&#252;nde torunuyla oturmuş, az ötede birbiriyle boğuşup duran iki köpeği izliyorlardı. Köpeklerden biri beyaz, biri siyahtı. Oniki yaşındaki çocuk kendini bildi bileli o köpekler dedesinin kul&#252;besi ön&#252;nde boğuşup duruyorlardı. Dedesinin s&#252;rekli göz ön&#252;nde tuttuğu, yanından ayırmadığı iki iri köpekti bunlar. &#199;ocuk, kul&#252;beyi korumak için bir köpeğin yeterli olduğunu d&#252;ş&#252;n&#252;yor, dedesinin ikinci köpeğe neden ihtiyacı olduğunu ve renklerinin neden illa da siyah ve beyaz olduğunu anlamak istiyordu artık.

    O merakla, sordu dedesine. Yaşlı reis, bilgece bir g&#252;l&#252;msemeyle torununun sırtını sıvazladı.

    "Onlar" dedi, "benim için iki simgedir evlat."

    "Neyin simgesi" diye sordu çocuk.

    "İyilik ile köt&#252;l&#252;ğ&#252;n simgesi. Aynen şu görd&#252;ğ&#252;n köpekler gibi, iyilik ve köt&#252;l&#252;k içimizde s&#252;rekli m&#252;cadele eder durur. Onları seyrettikçe ben hep bunu d&#252;ş&#252;n&#252;r&#252;m. Onun için yanımda tutarım onları."

    &#199;ocuk, söz&#252;n burasında, m&#252;cadele varsa, kazananı da olmalı diye d&#252;ş&#252;nd&#252; ve çocuklara has bitmeyen sorulara bir yenisini ekledi:

    "Peki", dedi. "Sence hangisi kazanır bu m&#252;cadeleyi?"

    Bilge reis, derin bir g&#252;l&#252;msemeyle baktı torununa:

    "Hangisi mi evlat?

    Ben hangisini daha iyi beslersem!"
    BaşörTülüyüm Çünkü ; Benim Başım ,Onların ise KalpLeri ÖrTülü..


    Bacımın iffeti batmakta rezilin gözüne..Acırım billahi tükürsem yüzüne.!

  9. #9
    TaKVa adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-12-2007
    Mesajlar
    166
    Karizma Gücü
    0

    ”AYAKAKBICI” (hikaye)



    Ayakkabıcı, yeni getirdiği malları vitrine yerleştirirken, sokaktaki bir çocuk onu izlemekteydi. Okullar kapanmak &#252;zere olduğundan, spor ayakkabılara rağbet fazlaydı. Gerçi mallar l&#252;ks sayılmazdı; ama k&#252;ç&#252;k bir d&#252;kkan için yeterliydi. Onların en g&#252;zelini ön tarafa koyunca, çocuk vitrine doğru biraz daha yaklaştı. Fakat bir koltuk değneği kullanmaktaydı. Hem de g&#252;çl&#252;kle.
    Adam ona bir kez daha göz attı. &#220;st&#252;ndeki pantolonun sol kısmı, dizinin alt kısmından sonra boştu. Bu y&#252;zden de sağa sola uçuşuyordu. &#199;ocuğun baktığı ayakkabılar, sanki onu kendinden geçirmişti. Bir m&#252;ddet öyle durdu. Daldığı h&#252;lyadan çıkıp yola koyulduğunda, adam d&#252;kkandan dışarı fırlayıp:
    - K&#252;ç&#252;k!. diye seslendi. Ayakkabı almayı d&#252;ş&#252;nd&#252;n m&#252;? Bu seneki modeller bir harika!.
    &#199;ocuk, ona dönerek:
    - Gerçekten çok g&#252;zeller!. diye tebess&#252;m etti. Ama benim bir bacağım doğuştan eksik.
    - Bence önemli değil!. diye atıldı adam. Bu d&#252;nyada her şeyiyle tam insan yok ki!. Kiminin eli eksik, kiminin de bacağı. Kiminin de aklı ya da vicdanı. K&#252;ç&#252;k çocuk, bir şey söylemiyordu. Adam ise konuşmayı s&#252;rd&#252;rd&#252;:
    - Keşke vicdanımız eksik olacağına, ayaklarımız eksik olsa idi.
    &#199;ocuğun kafası iyice karışmıştı. Bu sefer adama doğru yaklaşıp:
    - Anlayamadım!. dedi. Neden öyle olsun ki?
    - &#199;ok basit!. dedi, adam. Eğer vicdan yoksa, cennete giremeyiz. Ama ayaklar yoksa, problem değil. Zaten orada t&#252;m eksiklikler tamamlanacak.
    Hatta sakat insanlar, sağlamlara oranla daha fazla m&#252;kafat görecekler...
    K&#252;ç&#252;k çocuk, bir kez daha tebess&#252;m etti. O g&#252;ne kadar çektiği acılar, hafiflemiş gibiydi. Adam, vitrini işaret ederek:
    - Baktığın ayakkabı, sana yakışır!. dedi. Denemek ister misin?
    &#199;ocuk, başını yanlara sallayıp:
    - &#220;zerinde 30 lira yazıyor, dedi. Almam m&#252;mk&#252;n değil ki!.
    - İndirim sezonunu, senin için biraz öne alırım!. dedi adam. Bu durumda 20 liraya d&#252;şer. Zaten sen bir tekini alacaksın, o da 10 lira eder.
    &#199;ocuk biraz d&#252;ş&#252;n&#252;p:
    - Ayakkabının diğer teki işe yaramaz!. dedi. Onu kim alacak ki?
    - Amma yaptın ha!. diye g&#252;ld&#252; adam. Onu da sağ ayağı eksik olan bir çocuğa satarım. K&#252;ç&#252;k çocuğun aklı, bu sözlere yatmıştı. Adam, devam ederek:
    - &#220;stelik de öğrencisin değil mi? diye sordu.
    - İkiye gidiyorum!. diye atıldı çocuk. &#220;çe geçtim sayılır.
    - Tamam işte!. dedi adam. 5 Lira da öğrenci indirimi yapsak, geri kalır 5 lira. O da zaten pazarlık payı olur. Bu durumda ayakkabı senindir, sattım gitti!. Ayakkabıcı, çocuğun şaşkın bakışları arasında d&#252;kkana girdi. İçerideki raflar, onun beğendiği modelin aynısıyla doluydu. Ama adam, vitrinde olanı çıkarttı. Bir tabure alıp dönd&#252;kten sonra çocuğu oturtup yeni ayakkabısını giydirdi. Ve çıkarttığı eskiyi göstererek.
    - Benim satış işlemim bitti!. dedi. Sen de bana, bunu satsan memnun olurum.
    Şaka mı yapıyorsunuz? diye kekeledi çocuk. Onun tabanı delinmek &#252;zere. Eski bir ayakkabı, para eder mi?
    - Sen çok c&#226;hil kalmışsın be arkadaş.. dedi, adam. Antika eşyalardan haberin yok herhalde. Bir antika ne kadar eski ise o kadar para tutar. Bu y&#252;zden ayakkabın, bence en az 30-40 lira eder.
    K&#252;ç&#252;k çocuk, art arda yaşadığı şokları &#252;zerinden atabilmiş değildi. Mutlaka bir r&#252;yada olmalıydı. Hem de hayatındaki en g&#252;zel r&#252;ya. Adamın, heyecandan terleyen avuçlarına sıkıştırdığı kağıt paralara göz gezdirdikten sonra, 10 liralık banknotu geri vererek:
    - Bana göre 20 lira yeterli.. dedi. İndirim mevsimini başlattınız ya!..
    Adam onu kıramayıp parayı aldı. Ve bu arada yanağına bir öp&#252;c&#252;k kondurdu. Her nedense içi içine sığmıyordu. Eğer b&#252;t&#252;n mallarını bir g&#252;nde satsa, böyle bir mutluluğu bulamazdı. &#199;ocuk, yavaşça yerinden doğruldu. Sanki koltuk değneğine ihtiyaç duymuyordu. Sımsıcak bir tebess&#252;mle teşekk&#252;r edip:
    - Babam haklıymış!. dedi. ‘Sakat olduğum için &#252;z&#252;lmeme hiç gerek yok!’ demişti.

    Her r&#252;zgar savuracak bir toz bulur,
    Her hayat yaşanacak bir can bulur,
    Her umut gerçekleşecek bir d&#252;ş bulur
    Bulunmayacak tek şey senin benzerindir
    BaşörTülüyüm Çünkü ; Benim Başım ,Onların ise KalpLeri ÖrTülü..


    Bacımın iffeti batmakta rezilin gözüne..Acırım billahi tükürsem yüzüne.!

  10. #10
    TaKVa adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-12-2007
    Mesajlar
    166
    Karizma Gücü
    0
    Yesil Elbise

    Yolda karsilastigimiza, ezan okunuyordu.

    -Gel seni camiye göt&#252;reyim, dedim. Bug&#252;n Cuma biliyorsun.

    Daha önceki tekliflerimi de reddettigi için:

    -Sen de benim camiye gitmedigimi biliyorsun, dedi.

    -Biliyorum ama, dedim. Sebebini de merak ediyorum.

    -Ne bileyim olmuyor iste, diye karsilik verdi. Belki cevrenin de tesiri var. Hem pantalonumun &#252;t&#252;s&#252; bozulup dizleri asinir diye endise ediyorum.

    Ister istemez g&#252;lerek:

    -Herhalde saka yapiyorsun, dedim. Bunun için cami terkedilir mi hiç?

    -Ciddi söyl&#252;yorum, dedi. Giyimime ve özellikle "yesil" e çok d&#252;sk&#252;n biri oldugumu bilirsin.

    Gerçekten de öyleydi. Giydigi birbirinden g&#252;zel elbiseleri mutlaka yesilin bir baska tonundan seçer ve hern zaman &#252;t&#252;l&#252; tutardi.

    -Peki, dedim. Hayatinda hiç camiye gitmedin mi?

    -&#199;ocukken dedemle birkaç kere gitmistim, diye cevap verdi. Fakat artik gidebilecegimi zannetmiyorum.

    Söyledikleri beni son derece sasirtmis ve bu konuyu açtigima pisman etmisti. Daha sonra el sikisip ayrildik...


    Onunla konusmamizdan iki ay sonra, kendisinin camide oldugunu söylediler. Hemen gittim. Bahçedeki namaz saflarinin en ön&#252;nde duruyordu ve &#252;zerinde yine yesiller vardi.

    Yavasça yanina yaklastim ve kisik bir sesle:

    -Hani, dedim. Camiye gelmeyecektin?

    Hiç sesini çikartmadi. &#199;&#252;nk&#252; musalla tasinin &#252;zerinde, yesil ört&#252;l&#252; bir tabut içinde yatiyordu.


    (C&#252;neyd Suavi)
    BaşörTülüyüm Çünkü ; Benim Başım ,Onların ise KalpLeri ÖrTülü..


    Bacımın iffeti batmakta rezilin gözüne..Acırım billahi tükürsem yüzüne.!

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •