• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 3 123 SonSon
24 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    .:: AhraS ::. byzahmet adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    26-11-2004
    Mesajlar
    1,566
    Karizma Gücü
    0

    **'Ata, 10 Kasım'da ölmedi!'**

    'Ata, 10 Kasım'da ölmedi!'
    Mustafa Kemal Atatürk'ün 10 yıl şoförlüğünü yapan Seyfettin Yağız, yakın tarihi sarsacak anılarla ortaya çıktı. 'Atatürk İnönü'yi hiç sevmezdi' diyen Yağız, yaşadıklarını, gördüklerini anlattı!




    Atatürk'ün şoförü Seyfettin Yağız ile Dünden Bugüne Tercüman Gazetesi muhabiri Nide Eryılmaz konuştu:

    UŞAKLIĞI ÖĞRETEMEDİM : Savarona yatında Ürdün Kralı Abdullah'ın üstüne kahve döken benim. Kral, "Yazık, etrafınızda terbiyeli kimse kalmamış" deyince, Ata'nın cevabı şu oldu: Ben bu milleti her şeye alıştırdım ama uşaklığa alıştıramadım.


    ATATÜRK 10 KASIM'DA ÖLMEDİ: Gazi yatağa düşünce İnönü'ye, "Paşam Atatürk çok hasta gel" diye dört defa haber yolladım. Gelmedi. "Geleyim de beni öldürsün değil mi" dedi. Atatürk 10 Kasım'da ölmedi. İnönü gizledi. Şimdi bana "Tarihi şaırtıyorsun" derler. Ama doğru.


    İSMET PAŞA'YI HİÇ SEVMEZDİ: Atatürk'ün en çok sevdiği insanlar Celal Bayar ve Mareşal Fevzi Çakmak'tı. Hiç sevmediği kimse ise İsmet Paşa idi. İnönü ile aralarının açılmasının üç sebebi vardır. Biri İzmir suikasti, ikincisi Serbest Fırka olayı. Üçüncüsü Nuri Conker.


    İZMİR SUİKASTI VE KARABEKİR: Kazım Karabekir'in suikasttan haberi yoktu. Ziya Hurşit Issız bir yerde bombayı atacaktı. Vali Kazım Paşa (Dirik) istihbarat almış. "Gelmeyin paşam" diye telgraf çekti. Bunun üzerine Atatürk "Sür kocaoğlan" dedi. Tam gaz İzmir'e girdik.


    4 BİN ASKERLE ROMA'YA GİRERİM: Mussolini bizden İzmir'i istiyordu. Rodos'a 40 bin asker yığmıştı. İtalyan Sefiri Povli Çankaya'ya geldi. Atatürk sefire, "Söyle o koca herife; o 40 bin askerle İzmir'i alamaz ama ben 4 bin Mehmetcikle Roma'ya girerim" diye cevap verdi.


    KADININ ÜSTÜ ARANMAZ: 35 yaşlarında bir kadın geldi. Ben üstünü aramaya kalkınca Atatürk kızdı. "Kadın aranmaz" dedi. Kadın kulağına bir şey söyleyip gittikten sonra İsmet Paşa'yı çağırttı. "O kambur Kemal'e söyle (İnönü'nün abisi) aklını başını toplasın. İzmir'e gider kamburunu düzeltirim" dedi.


    Atatürk'ün şoförü olduğu belirtilen ve kendisiyle yüzlerce defa röportaj yapılan Seyfettin ile birde ben konuştum. Konuşmamız dede-torun havası içinde geçti. Sanki röportaj yapmadık, eskileri birazdertleştik. Atatürk'ün şoförü Seyfettin bey bugün 100 yaşında. Anlattıkları Atatürk ile ilgili gizli kalmış tüm bilgileri ortaya seriyor. Atatürk'ün ikinci Cumhurbaşkanı İsmet İnönü ile yaşamı boyunca aralarının açık olduğunu ve bunun nedenlerini açıklıyor. Bilinen bir çok tarihi gerçeklerin küçük farklılar taşıdığını anlatıyor. Ancak bu anlatım o olayın bilinen seyrini değiştiriyor. Seyfettin bey Atatürk'ün 10 Kasım'dan önce öldüğünü bunu İsmet İnönü'nün sakladığını öne sürüyor. Atatürk'ün İtalyan elçisine verdiği cevap ise oldukça ilginç.

    Kimi zaman, Atatürk bir şoför amir ilişkisini de geçerek dost masaları kurduklarını söyleyen Seyfettin Yağız 'ın en ilginç anektodu ise "Ben bu millete uşaklık yapmayı öğretemedim" sözüyle ilgili. İşte Seyfettin beyin anlatımıyla o meşhur olay. "Ürdün Kralı Abdullah ile Sayonora yatındayız. Kahveyi götürmesi için garson aradık bulamadık. Ben Kahveyi götürmek için Atatürk'ten izin aldım. Kahveyi götürürken ayağım takıldı. Kahveyle beraber kralın üstün düştüm. Bana tek kelime birşey demedi.
    Sonra Arapça, 'Yazık! Atatürk'ün etrafında terbiyeli kimse kalmadı' demiş. Bunun üzerine Atatürk, 'Ben Türk milletine her şeyi alıştırdım ama uşaklığa alıştıramadım' dedi."

    4 bin askerle Roma'ya girerim Elbette, Seyfettin beyin Atatürk'ün şoförü olduğu gerçeğini kabul edersek bugünlerde 100 yaşında.

    O nedenle anlattığı bir çok olayın doğruluğu tartışılır. Ancak bu yaştaki bir kişinin bu kadar olayı hatırlayabilmesi oldukça ilginç. Ve hayal dünyasını bu kadar çalıştırabilmesi ise imkansız.

    Seyfettin bey İtalyan sefiri ile Atatürk arasında İtalyanca tercümanlık da yapmış. Konuşmaların bir kısmını mükemmel bir İtalyanca ile anlattı. "Mussoloni bütün dünyaya meydan okuyordu. Rodos adasına 40 bin asker yığmış. İzmir'i istiyor bizden. İtalyan sefiri Povli Atatürk'ün yanına geldi. Atatürk gece adamıydı.

    Ben onunla sabaha kadar beraberdim. Bana 'Sor bakalım niye geldi?' dedi. O da 'Eğer 4 ay içinde İzmir'i bize vermezsen, zorla alacağız' diye cevap verdi. Atatürk, 'Ben yarın cevap vereceğim' dedi. Ben İtalyan sefirine, 'Yarın sabah 9'da gel. Atatürk cevabını o zaman verecek' dedim.

    Ayakkabısını giydiren ben, çorabını giydiren ben. Yemeğini yapan ben. İtalyan sefiri ertesi gün sabah 9'u çeyrek geçe geldi. Atatürk işaret parmağını kaldırarak İtalyan sefirine 'söyle o koca herife, o 40 bin askerle İzmir'i alamaz ama ben 4 bin mehmetcikle Roma'ya girerim.' Bir gecede İskenderun'u tak diye aldık. Bak şimdi Kıbrıs'ı alamıyoruz. “

    Anlattıklarıyla beni hayrete düşüren Seyfettin Yağız'ın bundan sonra okuyacağınız anıları dudak uçuklatacak cinsten. Bu yüzden noktasına virgülüne dokunmadan tarihçilerin bilgisine sunuyorum.

    İzmir suikastının iç yüzü.....

    "Bunlar o vakit Kazım Karabekir'in evinde toplanıyorlar. Başlarında Ziya Hurşit var. Kazım Karabekir'in Atatürk'e suikast yapıldığından haberi yok. Onun için evini açıyor. İstiklal Mahkemesi Başkanı ve onun yaveri Ali Kılıç, Hüsnü Bey, Avni Bey, Nüri Bey. Bunlar itiraf etti. Kazım Karabekir 'in evinde toplandık dediler. Atatürk ile Kazım Karabekir 'i düşman etmek için. Atatürk bunun üzerine Karabekir'i Moda 'da bir eve hapsetti. İdam ettirmedi. Kazım bey orada sürekli kitap yazdı." Paşam paşam

    "Marif Vekili (Milli Eğitim Bakanı) Necati Bey vardı. Atatürk onu çok severdi. Necati bey ölünce İsmet paşa, Atatürk'e danışmadan Adnan Kotan'ı maarif vekili yaptı. Birgün Dolmabahçe Sarayı'ndayız. İri yarı şişman bir adam elinde tavuk, oturuyor. Atatürk dedi ki, 'Git bak bakalım bu adam kim?' Bende adamın yanına gidip, 'Beyefendi siz kimsiniz' diye sordum. Beni azarladı. Bak dedim beni azarlama. O zaman onu masaya çağırdılar. Atatürk ona, 'Marif vekili olmak için ne lazım' diye sordu. Adnan bey de, 'Efendim talebeler olmaz ama.....' Atatürk ona imza attırdı. Onu meclise sokmadı. İsmet Paşa geceleyin geldiğinde şövalye kılıcıyla, 'Paşam paşam ben başvekil olmak istiyorum' dedi. Atatürk de onu halef yaptı. Celal Bayar'ı da selef yaptı.


    Paşam Atatürk hasta "Atatürk hastalanıp yatağa düştüğünde İsmet Paşa 'ya haber verdim. 'Paşam Atatürk çok hasta gel.' Gelmedi, 'Geleyim de beni öldürsün değil mi?' dedi. Araları maarif vekili Adnan Kotan yüzünden bozuktu. Bir de son zamanlarda İsmet Paşa, Atatürk'e karşı tavır aldı. Şapkasını çıkarmamaya başladı. Karşısında ayak ayak üstüne attı. 4 defa çağırdım gelmedi.

    Bir de Serbet Fırka vardı. Bu olaydan sonra tamamen araları açıldı." Kadının üstü aranmaz "Atatürk en çok kuru fasulyeyi ve nohutu severdi. Et yemezdi. Sakız leblebisiyle rakı içerdi. Yenice sigarası içerdi. Bana da kocaoğlan derdi. Birgün 'Kocaoğlan ben ölürsem bu memleket felakete gider. Bu sağır (İsmet Paşa'ya sağır derdi) memleketi yok edecek' dedi. Birgün karşılıklı rakı içiyoruz. Bir kadın geldi 35 yaşlarında. Ben üstünü aramaya kalktım Atatürk kızdı, 'Kadın aranmaz' dedi. Kadın Atatürk'ün kulağına birşey söyledi ve gitti. O gittikten sonra Atatürk, 'O sağırı bul, hemen yanıma gelsin.' İsmet Paşa geldi. 'İzmir'de bir kambur Kemal varmış. (Kambur Kemal de İsmet Paşa'nın abisi.)Söyle o Kambur Kemal'e aklını başına toplasın. Gider o kamburunu düzeltirim' diye konuştu Atatürk.î

    Taşı toprağı altın memleket

    "Birine kızdığı vakit katiyyen yüzüne vurmazdı. Birgün İngiltere Kralı Edward geldi. Dolmabahçe Sarayı'ndan içeri girerken ayağı kaydı düştü. Benden mendil istedi. Atatürk bana, "Söyle o krala burası Türkiye. Taşı toprağı altın gibi tertemizdir . Mendil istemez" dedi.

    İnönü'yü sevmemesi için 3 neden

    "Atatürk'ün en çok sevdiği insan Celal Bayar ve Mareşal Fevzi Çakmak 'dı. Hiç sevmediği kimse ise İsmet Paşa idi. İsmet Paşa ile aralarının bozuk olmasının sebebi, üç şeye dayanıyor. Birincisi İzmir suikastı, ikincisi serbest Fırka. Üçüncüsü Nuri Conker.î İzmir suikastını düzenleyen kimdi?


    "Kazım Karabekir 'in suikastten haberi yoktu. Ziya Hurşit, Avni bey, Nuri Bey, Sait bey ve Rüştü bey. Biz izmir'e giderken güzergah belli. Isısız bir yerde bombayı atacaklar ve Atatürk'ü öldürecekler. Fakat İzmir Valisi Kazım Paşa haber alıyor ve Atatürk'e telgraf çekiyor. Biz de Atatürk ile İzmir'e doğru hareket ediyoruz. Telgraf geldi 'Paşam İzmir'e gelmeyin.' Bunun üzerine Atatürk, 'Sür Kocaoğlan İzmir'e' dedi. Tam gaz İzmir'e girdik.î Ata 'nın ölümünü gizledi "Onu çok özlüyorum. O olsaydı ben buralarda olur muydum? Atatürk 10 Kasım'da ölmedi. Söylersem tarihi şaşırtıyorsun diyorlar. Atatürk öldükten sonra beni Dolmabahçe'ye kapattılar. Dışarı çıkmamı istemediler."
    Bu mesaj en son " 05.03.05 " tarihinde saat 02:03 itibariyle byzahmet tarafından düzenlenmiştir... Neden: yanlış düzeltildi:)

  2. #2
    eaglesay adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    23-02-2005
    Mesajlar
    9
    Karizma Gücü
    0
    açıkcası konu çok ilginç ben bunu gazete de falan dagörmedim ama eger doğruysa tarihimizi yeniden bir gözden geçirmemiz gerekebilir arastırma için tebrikler
    ;K ESKiŞEHiRLiLER BiRLiĞi ;K TIKLA Sende Aramıza Katıl..! {Es
    kişehirliler Birliği**


    Eksantrik Makinacılar Birliği

  3. #3
    fener adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    20-11-2003
    Mesajlar
    1,878
    Karizma Gücü
    0
    Hangi tarihte saatte öldüğü mühim değil,
    Mühim olan öldükten sonra bize bıraktıklarıyla senelerdir güvende yaşayışımızı sağladığıdır...
    Bir asır sonra bunları tartışmak bence yersiz...
    ...Tanrı herkeze...
    ...iki ayak verdi yürümek için...
    ...iki el verdi tokalaşmak için...
    ...iki kulak verdi duymak için...
    ...iki göz verdi görmek için...
    ...neden bir kalp verdi...
    ...çünkü diğer kalbi başkasına verdi...
    ...arayıp bulmamız için...
    :3


  4. #4

    Kayıt Tarihi
    02-02-2005
    Mesajlar
    909
    Karizma Gücü
    0
    Arkadaşlar metnin tamamını okumadım ancak bu adam yani Seyfettin Yağız atatürkün şoförü falan değil, bununla ilgili bir haber okumuştum. Haberi bulursam şimdi buraya yazarım. (Yanılıyor da olabilirim eğer yanılıyorsam kusura bakmayın)
    ______________________________________________

    Evet buldum

    Haberi aynen kopyalıyorum.

    Medyayı gaza getiren adam


    İşte Zaman Gazetesi'nin ortaya çıkardığı 'Atatürk'ün şoförü (!) tarafından medyanın dolmuşa bindirilişi'...

    Altı yıl boyunca Atatürk'ün en yakınında tarihe tanıklık eden makam şoförü Ahmet Fahri Uçar, bugüne kadar O'na saygısızlık olur diye tek bir anısını bile gazetecilere anlatmadı.

    Pehlivan Fahri 1997 yılında sessizce öldü. Çocuklarına miras olarak, Atatürk'e hizmet etmesinin gururu ve anılarını bıraktı. Pehlivan Fahri'nin ölümünden sonra Atatürk'ün yeni bir şoförü daha çıktı ortaya... Atatürk'ün 11 yıl boyunca şoförlüğünü yaptığını söyleyen Seyfettin Yağız'ın adı tarih kitaplarında geçmiyordu; ama çıkmadığı televizyon kanalı, gazete, dergi kalmadı. Atatürk'ün ölmediğini aslında öldürüldüğünü iddia edince, yakın tarihi sarsacak iddiaları sürmanşetlere taşındı.

    Biz de Seyfettin Yağız'ın hayat hikayesinin peşine düştük. Atatürk'ün şoförü, kontağı çevirip gaza bastı; ama biz direksiyonu kırıp başka bir yöne gittik. Bambaşka bir portreyle karşılaştık. Atatürk'ün sırma saçları diye gösterdiği bir tutam saç, Bahar isimli bir hemşireye ait. Atatürk'ün terlikleri ve ayakkabıları ise Eminönü malı çıktı. Atatürk'ün Florya'da spor yaparken giydiğini iddia ettiği spor ayakkabılarının markası Kinetix. Bu marka Atatürk'ün ölümünden 52 yıl sonra Türkiye'de üretilmeye başlandı. Hepsi bir yana, 107 yaşında olduğunu söyleyen Seyfettin Yağız, nüfus kayıtlarına göre 1917 doğumlu. Bu, Atatürk'ün şoförlüğünü yaptığını iddia ettiği tarihlerde henüz 10 yaşında olduğunu gösteriyor.

    Uzun aramalar sonunda ulaştığımız Seyfettin Yağız'ın oğlundan, babasının psikolojik rahatsızlıkları bulunduğunu, raporlu olduğu için askerlik bile yapmadığını öğrendik. Meğer Seyfettin Yağız'ın " Ben Atatürk'ün şoförüyken" diye başlayan gazete, dergi, televizyon ve internette yayınlanan sayısız röportajlarında anlattıkları hayal ürünüymüş. Şirin ihtiyar, medyanın yanı sıra aralarında üst düzey askerî yetkililerin de bulunduğu çok sayıda devlet görevlisini Cumhuriyet döneminde sanal bir yolculuğa çıkarmış. İşte " Atatürk'ün şoförü"nün gerçek hikayesi.

    1927’de 30 yaşındayken Salih Bozok’ un hizmetindeydim. Atatürk bir gün Salih Bozok’un yanına geldi. Ben de Atatürk’ün elinden şapkasını aldım. Atatürk, o sırada yâveri Bozok’a döndü ve ‘ Bu oğlan kim?’ diye sordu. Birkaç gün sonra Salih Bozok yanıma geldi. Bana ‘ Kocaoğlan, seni Ata’nın yanına alayım mı?’ diye sordu. Ben de ‘ alın’ dedim. Beni hemen yanına aldı, bir daha da birbirimizden ayrılmadık. Tarih kitaplarında adı geçmeyen Seyfettin Yağız, 13 yıl Atatürk’ün şoförlüğünü yaptı. Atatürk’ün yakın çevresinde bulunan hayattaki “ son adam” bugüne kadar sırlarıyla yaşadı. İstanbul’da köhne bir dairede yaşayan bu gizemli adamın anılarını, beş yıl öncesine kadar Kasımpaşa-Taksim hattında 11.00 seferini yapan İETT otobüsü şoförü ve yolcularından başkası bilmiyordu. Her gün Atatürk’ü görmek için gittiği Taksim’deki simit saraylarında tanıştığı Atatürkçü gençler sayesinde sivil toplum örgütleriyle bağlantı kurdu. Kültür merkezlerinde konferanslar veren Yağız’ ı, çok geçmeden medya keşfetti. Diğer meslektaşlarımız gibi Atatürk’ ün şoförünün peşine düştük. Ancak biz bambaşka bir portreyle karşılaştık.

    “ Atatürk’ün yanındaki delikanlı benim”

    Atatürk’ün şoförünün izini Atatürkçü Düşünce Derneği üyesi gençler sayesinde bulduk. Kasımpaşa’da içi küf kokan iki odalı bir apartman dairesinde sabah saatlerinde başlayan “ tarihi” röportajımız, fotomuhabiri arkadaşımız Turgut Engin’in filmlerinin benimse kasetlerimin bitmesiyle son buldu. Dört saat süren röportaj sırasında tarih kitaplarında yer almayan “ korkunç gerçekler”i öğrendik. Meğer Atatürk ölmemiş, öldürülmüş. Atatürk’ün ölüm tarihi de 10 Kasım değilmiş. Gerçeği İsmet İnönü gizlemiş. İzmir suikastından Atatürk’ün bilinmeyen vasiyetine kadar yakın tarihi sarsacak ifşaatlarda bulunan Seyfettin Yağız, “ Bildiklerimi açıklarsam beni ortadan kaldırırlar.” diyerek şimdilik susmayı tercih ediyor. Gözyaşlarını tutamayan Yağız, göğsünden çıkardığı naylona sarılmış negatif film karesini ışığa tutarak, “ Atatürk kollarımda öldü.” diyor. Yağız, böyle bir filmin karta basılmasının cezasının ölüm olduğunu söyleyerek bize vermiyor. Ardından kilitli sandıktan Atatürk’e ait emanetler çıkarıyor. Meşhur çizgili takım elbisesi, battaniyesi, terlikleri, kösele ayakkabısı, spor ayakkabıları, bastonu, kahve içtiği son fincanı, tırnakları, takma dişleri ve Ata’nın altın sarısı saçları... Sıra duvarları kaplayan fotoğraflara geliyor. Seyfettin Yağız’ın girmediği kare yok gibi. Yağız, eline aldığı kalemle bu fotoğraflardaki delikanlıyı işaret ederek “ İşte o benim” diyor. Yağız, Taksim Anıtı’nın İstiklal’e bakan tarafında yer alan Atatürk ile İnönü arasındaki kişinin de kendisi olduğunu söylüyor. Bu tarihi şahsiyetle vedalaşarak topladığımız bilgileri ikinci bir kaynaktan doğrulatmak üzere harekete geçiyoruz.

    Neredeyse adında Atatürk ismi geçen bütün dernekleri aradık; ama bu bilgilerin çoğunu doğrulatamadık. Atatürk’ün manevi kızı Ülkü Adatepe, böyle bir kişinin Ata’nın şoförü olduğunu ne yalanlıyor ne de doğrulayabiliyor. Yağız’ın kanıt olarak sunduğu fotoğraflara inanmış görünüyor. Bakırköy’de kendisine ait kültür merkezinde Seyfettin Yağız’a konferans verdiren emekli tarih öğretmeni Süda Özkol kanalıyla tarihçi Cemal Kutay’a ulaştık. Yağız’ın müthiş tarih bilgisi karşısında zorlanan Kutay, sonunda Yağız’ın Atatürk’ün şoförü olamayacağı kanaatine vardı.

    Atatürk’ün terliği Eminönü malı çıktı!

    Başladığımız yere geri dönerek Atatürk’ün şoförünü yeniden araştırmaya başladık. Yağız’ın bize gösterdiği ama aralarında ton farkı bulunan sarı saçların sırrını çözüdük. Bunlar bayan saçıydı. Bu saçlardan bir tutamı ‘ Bahar’ adında bir hemşireye ait. Hemşire Bahar, Yağız’ın evinde kısa bir süre misafir olarak kaldığını, saçlarının da uyurken kesildiğini söyledi.

    Atatürk’ün eşyalarını incelediğimizde acı gerçeklerle yüzleştik. Yağız’ın “ Atatürk Florya’da spor yaparken işte bu ayakkabıları giyerdi.” diyerek gösterdiği iki çift ayakkabının markalarının Kinetix olduğunu fark ettik. Ziylan Grubu’na ait bir Türk markası olan Kinetix, 1990’ların başında üretildi. Atatürk’e ait olduğunu iddia ettiği terlikler Eminönü malı, kösele ayakkabıların ise taklit pazar malıydı. Yağız, Atatürk’ün meşhur çizgili takımının markasına bakmamıza izin vermedi.

    Sıra geldi “ Atatürk ölmeden beş dakika önce çekildi.” dediği film karesini elde etmeye. Negatifin bir kopyasını alabilmek için Seyfettin Yağız’ın evinde bir gece yatmak zorunda kaldım; ama başaramadım. Gazeteciliğe meraklı bir bayan arkadaşımız cazibesini kullanarak bu negatifi elde etti. Laboratuvara girip negatifi bastık ama; yaşlı bir kadın fotoğrafı çıktı. Atatürk gibi görünen siluetin gerçekte Seyfettin Yağız’ın 2001 yılında vefat eden eşi Seniha Yağız olduğunu öğrendik! Seyfettin Yağız’ın Atatürk’ün şoförü olduğunu kanıtlayan en sağlam delil de böylece çürümüş oldu.

    Atatürk’ün şoförü raporlu çıktı

    Bu sefer “ Seyfettin Yağız Atatürk’ün şoförü değilse kimdir?” sorusunun cevabını aramaya başladık. Nüfus kayıtlarından yola çıkarak ulaştığımız Yağız’ın üç oğlundan biri olan Çetin Erdoğan Yağız, 1917 doğumlu olan babasının psikolojik rahatsızlıkları bulunduğunu, ruh ve sinir hastalıkları hastanesinden raporlu olduğunu, bu nedenle askerliğini bile yapmadığını söyledi. Üstelik Seyfettin Yağız ehliyetini 1948 yılında almış. Seyfettin Yağız sadece Sipahiocağı’nda çalışmış. Seyfettin Yağız’ın hikayesinin büyük bir kısmı Dolmabahçe Sarayı’nda geçiyor. Saray kızlarından biri olduğunu iddia ettiği eşi Seniha Yağız’la orada evlendiğini anlatıyor. Oğul Yağız ise, annesinin sıradan bir Türk kadını olduğunu belki de hayatı boyunca Dolmabahçe’nin önünden bile geçmediğini söylüyor... Babalarına engel olamayan Yağız ailesinin fertleri, medyada yer alan haberlerden ve işin bu boyutlara gelmesinden dolayı çok üzgünler.

    Şirin ihtiyarın Atatürk’ü çok sevmesinin, kendisini onun şoförü olarak görmesinin kimseye bir zararı yok. Ancak yaşananlar, Atatürk adının kullanılarak neler yapılabileceğini gösteriyor.

    HABER: M. Yaşar Durukan

    KAYNAK: Zaman Gazetesi

  5. #5
    DevilDance adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    24-02-2005
    Mesajlar
    287
    Karizma Gücü
    0
    hımm abi ben bunu duydum galibi arenadamı ne öle olması lazım
    Kurtlarla Kapışmayı tercih edenler
    imzada reklam yasaktır,düzenleyin lütfen.
    timm_

  6. #6
    celebra adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    11-08-2004
    Mesajlar
    1,247
    Karizma Gücü
    0
    Taşı toprağı altın memleket

    "Birine kızdığı vakit katiyyen yüzüne vurmazdı. Birgün İngiltere Kralı Edward geldi. Dolmabahçe Sarayı'ndan içeri girerken ayağı kaydı düştü. Benden mendil istedi. Atatürk bana, "Söyle o krala burası Türkiye. Taşı toprağı altın gibi tertemizdir . Mendil istemez" dedi.

    sırf bu bölüm bile adamın biraz uydurma şeyler söylediğini anlamaya yetiyor. yani atatürk gibi bir insan hiç bir zaman bir ülkenin en üst düzey yöneticisine böyle saçma bir söz söylemez. zaten koca kral da mendili herhalde atatürk'ün şöforünden istemez yanında kendi admaları vardır, artı şöförün orada işi ne arabasının başında durması gerekmez mi? atatürk ingilizce bilmiyormuydu acaba kendisi bu sözleri söyleyemezmiydi veya çevresinde bir tercüman yokmuydu da şöföründen çeviri yapmasını istedi?

    sonuçta bu konuşmayı yaşlı bir amcanın hatırlanmak istemesinden kaynaklanan bir sitem olarak düşünüyorum ve yine de saygı duyuyorum.
    hayatta var olduğu için düşlenen şeyler vardır ve düşlendiği için var olacak şeyler...


    bu kadar adaletsizse dünya ve bu kadar acizse yalnızlık karşısında,
    güneşin aşkıyla pervane, dönüp durması niye?

  7. #7
    f_gurleyen adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    04-02-2005
    Mesajlar
    536
    Karizma Gücü
    0
    bizlere okulda yanlış veya eksik bilgi verilmiş olabilir ama artık ne farkeder.olan olmuş bundan sonra ileri bakmalıyız.milletimizi daha iyi yerlere getirmek için

    ––––•(-•;*O ®Ogameciler Birliği® •-)•––––

    Bir Kanaltürk yazarinin ATATÜRKÇÜLÜK'le ilgili yazisina bölücü okur tarafindan "topu topu 20 bin Atatürkçü
    var" diyerek tepki gösterilmis.Lütfen asagidaki linke tiklayin ve gerçekte
    kaç kisi oldugumuzu ispatlayalim. En fazla 30 saniyenizi alir

    http://www.kanalturk.com.tr/yazar.php?yazarlar_id=25

  8. #8
    berk* Joruus C'baoth adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    20-11-2004
    Mesajlar
    7,089
    Karizma Gücü
    9
    Alıntı fener tarafından gönderildi.
    Hangi tarihte saatte öldüğü mühim değil,
    Mühim olan öldükten sonra bize bıraktıklarıyla senelerdir güvende yaşayışımızı sağladığıdır...
    Bir asır sonra bunları tartışmak bence yersiz...
    Arkadas çok doğru soylemiş benden +1 ayrıca haberi zaman gazetesi çıkartıysa ve Atatürkle ilgilyse doğruluğundan şüpheliyim
    Her neyse benim düşüncelerim bunlar
    EN BÜYÜK TÜRK ATATÜRK
    o.l.d.s.k.o.o.l



    "Someone said, 'Football is a matter of life and death' No! it's more important than that..''



    Zopacılar Birliği

  9. #9
    Captain_Trips adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    02-10-2004
    Mesajlar
    357
    Karizma Gücü
    0
    Beyler bu söylediklerimi kimse yanlış anlamasın yada "ulan bu adamda ülkücü herhal" gibi kesin yargılara varmasın ama ATATÜRK ÖLMEDİ.
    İnsanlar beden+ruh olarak doğar.Beden tabi ki belli bir yaştan sonra toprak olur fakat insanın ruhu yaşar.
    Ne zaman ki Atatürk'ün düşünceleri,sözleri bu dünyadan ebedi olarak silinirse Atatürk o zaman ÖLÜR...

  10. #10
    Yenicerim adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    11-02-2004
    Mesajlar
    362
    Karizma Gücü
    0
    Evet ilk başta Atatürk'e saldırıyorlardı baktılar yapamıyorlar şimdi Atatürk'te İsmet Paşa'yı sevmezdi yalanalrıyla yönü İsmet İnönü'ye çevirdiler, bundan da sonuç çıkarmayınca bakalım nereye gelecek sıra ...
    Son nefesimde elimi sen tutacaksın, son sözlerimi bir sen duyacaksın ...
    ---------------------------------
    Ne Sigma'dan 7 yediğinde ne de Galatasaray'ı 6-0 yendiğinde aşkımız değişmedi .
    ---------------------------------
    ŞAMPİYOOOOOOOOOOOON !!!!!!!!!!!!!!!!!

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Atatürk 10 Kasım'da ölmedi
    TOPLUM VE İNSAN bölümünde |BenHur| tarafından açılmış
    Yanıt: 51
    Son Mesaj: 26.08.11, 14:21
  2. Erkeklik ölmedi ama azalıyor!
    2005 Konuları bölümünde dalyan tarafından açılmış
    Yanıt: 1
    Son Mesaj: 03.08.05, 08:46
  3. X-Box 360, Kasım'da hazır !!!
    2005 Konuları bölümünde selcuk1709 tarafından açılmış
    Yanıt: 2
    Son Mesaj: 15.05.05, 12:34

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •