Bir sabah, yatağınızdan olağanüstü yeteneklerle donanmış olarak kalkmak ister misiniz. Hem de hiçbir şey yapmadan, sadece uyuyarak. Eğer cevabınız'evet' ise 24 Ocak'ta İTÜ Maçka Sosyal Tesisleri-Mustafa Kemal Anfisi’ndeki seminer ilginizi çekecek.
Silva Metodu Temel Eğitim Serisi olarak bilinen “Odaklı Düşünme Eğitim Semineri’nin ilki 18:30-21:00 saatleri arasında gerçekleşecek. Dünyada 117 ülkede uygulanan ve 20 milyona yakın insanın mezun olduğu Silva metodunun Türkiye eğitmeni Ayşen Edis'in başarıya uzanan yolun köşe taşları hakkında ipucu vereceği bu ilk seminere katılım ücretsiz.
Silva'nın adını taşıyan bu metod 16 zihin egzersizinden oluşuyor. Seminerlerde katılımcıların ilk öğrendiği; beyin dalgalarını yavaşlatarak beynin hayal gğücü ve imgelerle işlevsel olduğu alfa seviyesine girebilmek ve bu seviyede bilinçli kalarak beynin sağ yarımküresinin işlevsel olmasını sağlamakr.
Silva metodundaki ilk dört egzersizle, birey, beta seviyesinden uyumadan, bilinçli kalarak alfa seviyesine girebilmeyi başarabiliyor. Böylece beden ve zihin rahatlar ve stres kontrolü sağlanıyor. İkinci dört egzersizde ise sorun çözümünde kullanılacak etkin bilgi sentezi mekanizması diğer bir deyişle hayal gücü devreye giriyor. Bundan sonraki dört egzersizde seçilen çözümlerle geliştiriliriyor.
Bu metodun kurucusu olan Jose Silva'nın yaşamı da dünyadaki en büyük başarı öykülerinden biri...
1914 yılında ABD’nin Teksas Eyaleti’nin küçük bir kenti olan Laredo’da dünyaya gelen Jose Silva 4 yaşında babasını kaybetti. Annesi ikinci kez evlenince, iki kardeşiyle birlikte büyük annesinin yanına taşınmak zorunda kaldı.
Jose, yokluk yüzünden henüz 6 yaşında iken çalışmak zorunda kaldı. Ayakkabı boyacılığından gazete satmaya kadar birçok işte çalıştı. Okula gidemeyen Jose, okuma-yazmayı kardeşlerinden öğrendi.
Hayatı boyunca okul eğitimi almayan Jose Silva, askerde aldığı eğitimler sayesinde 20 milyon insanın hayatını değiştirecek müthiş buluşunu Silva metodunu geliştirdi.
Bir elektrik devresinin daha az enerji kullandığında daha fazla enerjiyi açığa çıkardığını tespit eden Jose Silva; insan beyninin de tıpkı bir elektrik devresi gibi daha az enerji kullanması için rahatlamasının sağlanması durumunda daha fazla enerjiyi açığa çıkartacağını ve dolayısıyla da bir düşünce patlaması yaratacağını varsaydı.
Bu varsayımını gerçekleştirmek için 1944yılından 1966 yılına kadar tam 22 sene çalışan Jose Silva, sonunda bu buluşunu gerçekleştirdi. 1966 yılında buluşunu tüm dünyaya ilan eden Jose Silva, hemen ardından patent alma girişimlerine başladı ve dört uluslararası patente imza attı.
Bu buluşunun ardından bir anda Amerikan ve dünya kamuoyunun en çok tanıdığı insanlar arasında yer alan Jose Silva, o tarihten sonra 50’den fazla Amerikan üniversitesinde buluşuyla ilgili dersler verdi. Jose Silva’nın adı döneminin tanınmış bilimadamları ve psikologlarıyla birlikte anıldı.
Silva metodunun yaratıcısı Jose Silva bundan sonraki yaşamını işadamı, eğitimci, bilimadamı olarak sürdürdü.
Jose Silva 7 Şubat 1999 yılında öldüğünde ardında Silva metodunun tüm dünyada insanlığın hizmetinde kullanılması için bir vakıf bıraktı. Bugün Silva metodu bu vakıf aracılığı ile 117 ülkede eğitim olarak verilmekte. 20 milyona yakın Silva metodu mezunu hayatlarını yeniden kurguladılar. 56 Amerikan üniversitesinde ders olarak okutulmakta olan Silva metodu hakkında bugüne kadar çeşitli psikologlar ve bilim adamları tarafından 40’dan fazla kitap yazıldı ve bu kitaplar 37 dile çevrildi.
EK KONU:
BEYİN GÜCÜ: HAFIZA VE ZEKAYI BESLEYEN YİYECEKLER
İyi hazırlandığınız ve bildiğiniz bir dersin imtihanında hiçbir şey hatırlamadığınız hiç oldu mu? Bazen yeni fikirler üretmekte kendinizi çaresiz hissettiğiniz oluyor mu? Ara sıra okuduğunuz bir konuya veya çalıştığınız bir derse boş boş bakıp hiçbir şey anlamadığınızı hissettiniz mi?
Eminim hemen, hemen hepinizin içine düştüğü bu tip anlar olmuştur. İmtihandan çıkıp da cevaplara bir göz attığınızda, "Bu cevabı ben nasıl oldu da yapamadım" diye kendi kendinize kızdığınızı şu anda belki de anımsıyorsunuz. Bu tip günleriniz olduysa şöyle bir geri dönüp o günlere rastlayan beslenmenize bir göz atmanızı tavsiye ediyorum.
Esasen beyin gücünüzü etkin kullanmak için iki önemli şeye ihtiyaç vardır;
1-) Hızlı, Kolay ve Kalıcı Öğrenme Tekniklerini Bilmek ve Kullanmak,
2-) Hafıza ve Zekayı Geliştiren Yiyecekler yemek.
Bugün ilk etapta beyin gücü ile beyni besleyen yiyecekler konusuna eğilmek istiyorum. İkinci etapta ise hızlı öğrenme teknikleri ile beslenme arasındaki ilişkiyi ortaya koyarak, hangisinin daha önemli olduğunu bir örnekle ortaya koymaya çalışacağım.
Yediğimiz besinlerin insanın hafıza, zeka ve konsantrasyon gücü üzerinde çok önemli bir etkisi vardır. Örneğin vücut ağırlığımızın sadece % 2 ila 3’ü oranında ağırlığı olan beyin, günlük kalorilerimizin ortalama % 30’unu harcamaktadır.
Hafıza ve Zeka Gelişimi açısından bazı besin kaynaklarının diğerlerine göre önemi çok daha fazladır. Örneğin bunların arasında B vitaminlerini içeren yiyecekler birinci sırada gelmektedir.
Yine "demir"in beynin beslenmesi için hayati bir önemi vardır.
"B" vitaminlerinin beyindeki önemli reaksiyonların gerçekleştirilmesindeki payı zihinsel potansiyel açısından hayatidir. Ayrıca B vitaminleri beyni strese karşı da korumaktadır. Beyin için enerji üretimine büyük katkısı olan B vitaminlerinin eksikliği yorgunluğa, hafıza ve zeka performansının zayıflamasına neden olur. Beynin ihtiyacı olan B vitaminlerinin yeterince alınması halinde aşağıda belirtilen zihinsel fonksiyonlarda gelişmelerin olduğu açıkça hissedilmektedir;
*Öğrenme ve Hafıza Gücü,
*Konsantrasyon,
*Hızlı Düşünme,
*Sözel Yetenek ve Akıcılık,
*Uyanıklık,
*Yaratıcı Düşünme,
*Enerjik Hissetme.
Kuru baklagiller, kırmızı et, ayçekirdeği, balık, yoğurt, süt, peynir, yeşil yapraklı sebzeler, tavuk eti, hindi, yerfıstığı, muz, kavun, brokoli, ıspanak, domates, yumurta, kavun ve enginar kombinasyonları B grubu (complex) vitaminlerini garanti eden besin kaynaklarıdır.
Yeteri kadar dengeli beslenemediğini düşünenlere ilave olarak düşük dozlu "B-Complex" vitaminleri almaları tavsiye edilmektedir.
Ayrıca demirin beyne oksijen taşınmasında çok önemli bir rolü vardır. Özellikle oksijenin beyne taşınması ve beyin tarafından kullanılmasını sağlayan kandaki hemoglobin ve alyuvarların oluşumunda demire ihtiyaç vardır. Daha kısa bir ifadeyle beynin temel enerji kaynaklarından biri olan oksijenin beyne taşınabilmesi için demire ihtiyaç vardır. Dolayısı ile diyetimiizde mutlaka demir içeren yiyecekler bulundurmalıyız.
Tüm kırmızı etler, kuru baklagiller, koyu yeşil sebzeler, domates ve pekmez demir açısından zengin olan yiyeceklerdir.
Demirin yiyeceklerden emilmesini kolaylaştıran vitamin ise "C" vitaminidir. Bundan dolayı demir içeren yiyeceklerin "C" vitamini içeren, örneğin turunçgiller, kivi, domates, patates, karnabahar, brokoli, kavun, çilek, incir, kırmızı ve yeşil biber gibi besinlerle birlikte alınmasında fayda vardır. Bunun yanında kafein içeren içecekler ise demirin emilmesini engellemektedir.
"C" vitamininin yanında "E" vitamininin de antioksidan olarak beynin etkin ve verimli kullanılmasına büyük katkıları vardır. Bitkisel yağlar, yerfıstığı, ayçekirdeği ve buğday E vitamini açısından zengin besinlerdir.


LinkBack URL
About LinkBacks


Alıntı Yaparak Cevapla



