Söylenecek bütün kelimeleri biriktirdim içimde, bu gece başucuma sadece seni ve beni koydum. Söylemek istemedim hiçbir şeyi sana. Söyleyip durduğum onca şeyi bir çırpıda tüketmek istemedim kelimeleri dilime vererek. Bundan sonrasında koyu bir matem bekliyor beni; sana yazılan fakat sensizliği anlatan, kimsesizliğimi içime attıran koyu bir matem bekliyor.
Elimde bize dair ne kadar hayal varsa hepsini kaldırdım yüksek bir yere. İçimde ki kıyamet bitinceye kadar hep yüksekte kalacak hayallerim. Şimdi erken yaralarım taze, kurduğum bütün hayaller hıçkırığa dönüşür, yarım kalır. Şimdi erken bizi düşünmek için. Çok erken.
Söylenecek kelimelerimi not ettim bir kâğıdın anlamsız satırlarına, dinlediğim şarkıları sessizliğe çevirdim, gördüğün ve görebileceğin benden kalan bir gölgedir şimdi. Siyahı fazla bir gölge. bir gölgenin sana zararı olmaz, bir gölgenin aşk acısı kulaklarını tırmalamaz.
Elimi, elinden usulca çektim, öyle sessizdim ki çekerken hissetmedin. Gözlerimde hiç veda etmemiş masum sevdalarım var, hiç dokunmamış, hiç başkasına kaymamış, hiç unutmamış. Gözlerimde kocaman bir ben var sana adanmış. Göremeyeceğin ve hissedemeyeceğin, elimin kayıp gidişini hissedemediğin gibi. İsyansız cümlelerim var dilimin ucuna kadar gelen ve verdiği bir sözle hep o dilin kıvrımında bekletilen.
Gözlerimde kocaman bir sen var sana gizlenen.
Kelimeler ezberini bozduruyor hayatımın. Tutunduğum umutlarımı buduyor harf harf. Yüksekten yere düşüyor bizli hayallerim. Alıp kaldırıyorum içimde sancısı, yakılıyorum biz olan her şeyde. Yakılıyorum biz olamamış her şeyde. Gözlerim sessiz çığlıklarımın en zor repliğini okuyor bizi kaldırırken yükseğe. İçimde kara bir yük treni dolanıyor, sendeliyorum. Erken; çok erken bizi düşünmek için biliyorum. Gölgem sessizce uzanıyor yanına. Saçlarını okşuyor, nefesini yudumluyor nefessizliğinde. Gölgem siyahını örtüyor üzerine üşütmesin yokluğum diye.
Erken; çok erken…
Ankara da kuru bir rüzgâr, atkımı düşürüyor. Hızlı adımlarım geriye çevirmiyor adımlarımı, dönersem biliyorum ki fark edersin elimin elinde olmadığını. Yürüyorum. Kızılay da bayrak satıyor cumhuriyet için çocuklar ben bakışlarımı satıyorum en ucuzundan masum gözlerine. Üstü kalsın diyorum. Bundan sonra ihtiyacım yok seni göremeyecek gözlere. Ankara da kuru bir rüzgâr… Üşüyorum.


LinkBack URL
About LinkBacks


Alıntı Yaparak Cevapla



bizzat yaşadım... 
