• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon
18 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    mendires adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    25-09-2007
    Mesajlar
    10
    Karizma Gücü
    0

    Onay Türk Milleti hakkındaki, ayet ve hadisler


    Türk Milleti hakkındaki, ayet:
    Ey iman edenler! İçinizden kim dininden dönerse, Allah Müminlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı onurlu ve zorlu, kendisinin onları seveceği, onlarında kendisini seveceği bir kavim getirir ki; Onlar Allah yolunda savaşırlar ve hiçbir kınayanın kınamasından çekinmezler. Bu Allah’ın lütfu inayetidir ki, onu kime dilerse ona verir. Allah ihsanı bol olan, en çok bilendir. (Maide suresi:54)

    Bu ayet-i kerimenin, başta Vani Mehmed Efendi, Elmalılı Hamdi Yazır, Ömer Nasuhi Bilmen, ve Celal Yıldırım Hoca başta olmak üzere bir çok İslam alim ve mütefessire göre Türkler’i işaret ettiği kabul edilmektedir.

    • Kaşgarlı Mahmut Divanı Lügat-it Türk isimli eserinde Buhara ve Nişabur hadis imamlarından şu hadis-i kutsi’yi rivayet etmektedir: “Ulu ve Aziz olan Allah diyor ki; Benim Türk ismini verdiğim ve doğuda yerleştirdiğim bir takım askerim vardır ki, her hangi bir kavme karşı gazaba gelecek olursam o Türk askerimi işte o kavmin üstüne saldırtırım.” (Kaşgarlı Mahmut, Divanı Lügat-it Türk, C.1., 294 –1333 İst basımı)

    Kostantiyye (İstanbul) mutlaka feth olunacaktır.
    • Kostantiyye (İstanbul) mutlaka feth olunacaktır. Onu fetheden kumandan ne güzel kumandandır ve o asker ne güzel askerdir. Buhari (et-Trah-ul Kebir, cilt 1, kısım 2, sayfa: 81) Ahmed bin Hanbel (Müsned IV/42, kahire 1313) El-Hakim (el-Müstedrek IV/42-422, Haydarabat 1335)

    Türk dilini öğreniniz
    • Türk dilini öğreniniz, çünkü Türlerin çok uzun sürecek bir hâkimiyetleri vardır. (Kaşgarlı Mahmut, Divanı Lügat-it Türk, C.1.,s:3 –1333 İst basımı)

    Türkler (çok yakın bir gelecekte) atlarını Müslüman mescidlerinin direklerine bağlayacaklardır.
    • Benim ümmetimi öyle bir kavim sürüp, kovalayacaktır ki; onların yüzleri (yuvarlak ve) enli, gözleri (çekik ve) küçük, çehreleri sanki üzeri derilerle kaplanmış kalkanlar gibidirler. Onlar üç defa Arabistan yarımadasına kadar ilerleyeceklerdir. İlk istilada onların önlerinden kaçanlar kurtulacaktır. İkinci istilada hücuma uğrayanlardan bazıları helak olacak ve bazıları da canlarını kurtaracaklardır. Üçüncü istilada ise onların kökleri kesilecektir (Artık istilalar son bulacaktır) işte onlar Türkler’dir. Nefsim yed-i kudretinde olan Allah’a yemin ederim ki, Türkler (çok yakın bir gelecekte) atlarını Müslüman mescidlerinin direklerine bağlayacaklardır. Ebu Davud (Nuseym b. Hammad, Kitabü’l Fiten, Atıf Ktp. No: 602, V.121122)

    Türkler size ilişmedikçe sizde onlara ilişmeyiniz.
    • Türkler size ilişmedikçe sizde onlara ilişmeyiniz. Çünkü milletimin mülkünü ve Allah’ın ona olan ihsanını en evvel Kantura (Türk) nesli alacaktır. İmam Taberani (Mu’cem’ül-Kebir ve Mu’cem’ül Evsat isimli eserinde)

    Hele Türkler size dokunmadığı sürece siz de Türkler’e (sakın) dokunmayınız!
    • Habeşliler sizle uğraşmadıkça siz de onlarla uğraşmayınız. Hele Türkler size dokunmadığı sürece siz de Türkler’e (sakın) dokunmayınız! Ebu Davud (Sünen-i Davud, IV.s:112)

    Yukarıdaki hadis-i şerif Cüveydi tarafından şöyle nakledilmiştir: “Türkler sizlere dokunmadıkça siz de Türkler’e dokunmayınız. Zira onlar çok sert ve haşin tabiatlı kimselerdir.” (El-Cüveyni; Tarih-i Cihan-güşa, 1, s:11)

    Aynı hadis-i şerifi Hamavi ise ashabdan Hz. Muaviye’den şöyle nakletmiştir: “Sakın onların üzerine süvari birlikleri göndermeyiniz (harp etmeyiniz) Türkler ve Habeşliler size dokunmadığı sürece siz de onlara dokunmayınız.”

    Türkler yavşan otu biten yerlere (Avrupa’ya) kadar ilerleyeceklerdir.”
    • İmam Taberani Hz. Muaviye’den şöyle nakleder: İbn-i Zi’l Kela anlatıyor: Bir gün Muaviye’nin yanındaydım. Ermeniye vilayetinin valisinden posta geldi. Muaviye valinin mektubunu okudu, hiddetlendi; sonra kâtiplerinden birini çağırdı ve ona valinin tahriratına şöyle yaz, dedi. ‘İdarendeki araziye Türkler’in akın ve yağma ettiklerinden bunun üzerine arkalarından takip kuvvetlerini sevkettiğinden ve bu takipçilerin yağma edilen şeyleri onlardan istirdat etmiş olduklarından bahsediyorsun. Anan sana matem tutsun, sakın bir daha öyle bir harekette bulunma, Türkleri kışkırtma ve onlardan hiç bir şey istirdat etme. Çünkü ben Resulullah’dan işittim. Buyurdu ki; “Türkler yavşan otu biten yerlere (Avrupa’ya) kadar ilerleyeceklerdir.”

    Hıfz, on kısma ayrılmıştır: Dokuzu Türkler’de,
    • Hıfz, on kısma ayrılmıştır: Dokuzu Türkler’de, biri diğer insanlardadır. (Ahmed Ziyaeddin Gümüşhanevi (Ramuz’ul-Ehadis 4140 nolu hadis)

    Hıfz kelimesi bazı kitaplarda hafızlık, kavrama kabiliyeti olarak tercüme edilmiştir. Merhum Mehmed Vani Efendi’ye göre ise muhafazakârlık yani dinini, milletini, vatanını, maddi ve manevi değerlerini, örf ve âdetlerini, namusunu koruma duygusunun her milletten çok Türk milletindedir.

    • Taberi şöyle anlatmaktadır: Hz. Peygamber Arap kabilelerin hücumu yılında (Hendek savaşı) Medine’nin etrafında kazılmak istenen hendeğin sınırlarını çizdi... Biz hiçbir zaman bu sınırları aşmak istemiyorduk. Salman hendekten çıkarak Hz. Peygamberin bulunduğu yere geldi. Bu sırada O bir Türk çadırını kurmakla meşgul bulunuyordu. (et-Taberi II. S:568)

    • Ebu Said el-Hudri demiştir ki; Hz. Peygamber ramazanın ilk on gününde itikâfa girmiştir. Sonra ortasındaki on günde tentesi üzerinde hasır bulunan bir Türk çadırında itikâfa girmiştir. Ebu Müslim.

    • Resulullah Efendimiz bir gece rüyasında peşine önce siyah bir koyunun, sonrada bir beyaz koyunun takıldığını görüyor. Sabahleyin mescid-i saadete gelip namaz kıldırdıktan sonra sırf iltifat olsun diye bu rüyanın yorumunu Ebubekir Sıddık Hazretlerine bırakıyor. Bu iltifata hem sevinen, hem de mahcup olan Ebubekir (r.a): “Mademki, öyle arzu buyurdunuz, yorumunu yapayım. Ey Allah’ın Peygamberi1 Peşinize ilk takılan siyah koyun Arapları, sonra da takılan beyaz koyun beyaz bir ırkı temsil eder. Yani önce Araplar size inanıp peşinize takılacak, sonra da beyaz bir ırk İslam’a girip size uyacak...” rüyadaki siyah koyun Arapları, beyaz koyun ise Türkler’i işaret etmiştir. Çünkü bir müddet sonra beyaz yüzlü olan Türkler İslam’a girmişlerdir.

    • Ata, bana İbnu Hişamın kadınları erkeklerle karışık olarak tavaftan yasakladığı zaman dedi ki: "O bunu nasıl yasaklar, Resulullah (sav)ın zevceleri bile erkeklerle birlikte haccettiler!" Ben Ataya sordum: "Onların beraber hacdan örtünme emrinden önce miydi, sonra mıydı?" "(Evet, kasem olsun) buna, ben örtünme emrinden sonra şahid oldum!" diye cevap verdi. Ben tekrar sordum: "Pekala erkeklere nasıl karışırlardı?" Şu cevabı verdi: "Erkeklere karışmazlardı, Hz. Aişe (ra) erkeklerden ayrı olarak tavaf ederdi, onlara karışmazdı." Hatta bir kadın kendisine: "Ey müminlerin annesi, yürü (Hacerül-Esvede elimizi değerek) istilam edelim!" demişti de Hz. Aişe ona: "Sen dilediğin şekilde git" deyip kendisi gitmekten imtina etmişti. Onlar geceleyin kim oldukları bilinmez halde çıkarlar, (erkeklerle beraber tavaf yaparlardı.) [Beytullaha girmek istedikleri zaman da, erkeklerin tamamen çıkarılmış olmalarına kadar durup beklerler, sonra girerlerdi.] (Ata devamla): "Ben (Mekke kadısı) Ubeyd İbnu Umeyrle birlikte, Müzdelifedeki Sebir dağında mücavir (yani ikamet eder) olan Hz. Aişe (ra)nin yanına giderdim" dedi. Ben hemen sordum: "Pekâlâ Hz. Aişenin örtüşü ne idi?" "Keçeden yapılmış küçük bir Türk çadırının içindeydi. Çadırın bir perdesi vardı. Aişe (sav) ile bizim aramızda bu perdeden başka bir şey yoktu. Ben Hz. Aişenin üzerinde gül renginde bir zıbın gördüm." (Ravi (r.a.): İbnu Cüreyc Kaynak: Buhari, Hacc 64)

    • Ebu Sekine (ki Muharrerlerden bir kimsedir) Resulullah (sav)ın bir sahabesinden naklen anlatıyor: "Resulullah (sav) buyurdular ki: "Sizi bıraktıkları müddetçe siz de Habeşileri bırakın. Sizi terkettikleri müddetçe Türkleri terkedin." (Ravi (r.a.): Ebu Sekine Kaynak: Ebu Davud, Melahim 8, 4302)

  2. #2
    signorezeki adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-01-2007
    Mesajlar
    1,304
    Karizma Gücü
    6
    Bu anlatılanların yani hadis diye söylenmiş bu sözlerin hiç bir kıymeti harbiyesi yok. uydurma hadisden başka bir şey değil . ben aslen Türk olmama rağmen bana çok inandırıcı gelmedi.

  3. #3
    student adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    19-09-2005
    Mesajlar
    5,219
    Karizma Gücü
    8
    Signorezki kardeşim demiş ki ;


    Bu anlatılanların yani hadis diye söylenmiş bu sözlerin hiç bir kıymeti harbiyesi yok. uydurma hadisden başka bir şey değil . ben aslen Türk olmama rağmen bana çok inandırıcı gelmedi.
    Türklerle ilgili hadislerin çoğu uydurma ,yukarıdaki alıntıyı yapan kişide yaptığı alıntı hakkında hiçbir bilgisi olmayan bir kişi , alıntının başındaki bir cümleyi araştırmak bile yazıyı yazanın yalan söylediğini , bilerek kendi istediği yönlendirmeyi yapmak için tefsirlerdeki yorumu saptırdığını ortaya koyar.

    Mesela ;

    Bu ayet-i kerimenin, başta Vani Mehmed Efendi, Elmalılı Hamdi Yazır, Ömer Nasuhi Bilmen, ve Celal Yıldırım Hoca başta olmak üzere bir çok İslam alim ve mütefessire göre Türkler’i işaret ettiği kabul edilmektedir.
    Ben hemen elimdeki Elmalılı Hamdi Yazırın tefsirine baktım ;

    Maide 54

    54- Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse, bilsin ki Allah yakında öyle bir toplum getirir ki, Allah onları sever, onlar da Allah'ı severler; müminlere karşı yumuşak, kâfirlere karşı da onurlu ve şiddetlidirler; Allah yolunda mücahede eder, hiçbir kınayıcının kınamasından da korkmazlar. Bu, Allah'ın bir lütfudur, onu dilediğine verir. Allah, geniş ihsan sahibidir, her şeyi çok iyi bilendir.

    Ayetin Tefsiri

    54-Hasılı, ey iman ehli, sizden fert veya topluluk her kim dininden dönerse bilmiş olsun ki Allah onların belalarını verip, yerlerine diğer bir kavim (toplum) getirecektir. Öyle bir kavim ki hem Allah onları sever, dünya ve ahiret hayırlarını murad eder, hem de onlar Allah'ı severler, itaatına koşar, isyandan kaçarlar. Öyle bir kavim ki, müminlere karşı al ç ak gönüllü, dost ve merhametli, kâfirlere karşı izzetli, güçlüdürler, Allah yolunda mücahede ederler, kınayanın kınamasından korkmazlar, yani hem cihad ederler, hem de dinlerinde pek sadıktırlar. Vazife yapmanın gereğini gördüler mi, münafıklar gibi şunun bunun hatırına, gönlüne bakmaz, dedikodudan sakınmaz, vazifelerini yaparlar. Bu hal, bu vasıflar ise sırf Allah'ın lutfu ve ihsanıdır. O, bunu kime dilerse verir, dileyene de verir. Şu halde hiç biriniz ümitsizliğe düşmeyiniz, düşüp de kâfirle r in peşinde koşmayınız. Allah'tan, böyle vasıflara sahip bir toplum olmayı isteyiniz, dileyiniz. Fakat bunu zorla alınır bir hak da zannetmeyiniz, inhisar (tekelcilik) fikrine sapmayınız. Allah, hem ihsanı çok olan, hem çok bilendir. Lutufları ve ihsanı çok, ihsanına engel olan ve karşı çıkan yoktur. Onu hiçbir şey bağlayamaz, en ümitsiz zamanda, en umulmadık yerden, en umulmaz kimselerde neler neler yaratır! Nasıl yaratır, bunu O bilir. Zira o her şeyi bilir. Şu halde lutuf ve ihsanını kimlere ve ne şekilde vereceğini de bilir. Bu şereflere, bu hürriyete, bu izzet ve istiklale ermek istiyenler başkalarının değil, ancak Allah'ın dostluğuna koşmalı, Allah'ın sevgili Peygamberine, müminlere kafa tutmamalı, sevmeli ve yardım etmelidir.
    Anlaşılıyor ki, dinden dönme bir olaya mahsus olmadığı gibi, bu kavim de belli bir kavimden ibaret değildir. Dinden dönenlerin zararlarına karşı olmak ve onların terkettikleri saadet mevkiini işgal etmek üzere kıyamete kadar zaman zaman nöbetle gelecek ve i'lâ-yı kelimetullah (Allah'ın kelimesini yükseltmek) ile İslâm'a hizmet edecek birçok toplumlara işarettir ki, anılan vasıflar bunların mümeyyiz (ayırıcı) vasıflarını ve birleşme yönlerini teşkil eder. Şu halde bunların hepsini ancak alîm olan (çok iyi bilen) Allah Teâlâ bilir. Fakat gerek ortaya çıkmasından sonra ve gerek eserlere göre ortaya çıkmadan önce bazılarını tayin ve tasavvur etmek mümkün olabileceğinden tefsirciler bunları kaydetmişlerdir:

    1- Hz. Hasen, Katâde, Dahhâk, İbnü Cüreyc demişlerdir ki, bunlar Ebu Bekir ve arkadaşlarıdır. Çünkü dinden dönenlerle bunlar savaştılar.
    2- Ebu Bekir, Ömer ve arkadaşlarıdır. Zira Resulullah'ın devrinden sonra mücahedeler bunların halifelikleri zamanında olmuştur.
    3- Sûddî demiştir ki, bu âyet önce Ensar hakkındadır. Zira ilk önce kâfirlere karşı Resulullah'a yardım eden ve dinin ortaya çıkarılmasına yardımcı olan bunlardır.
    4- Yemen ehlidir. Zira Hâkim'in "el-Müstedrek" inde sahih senet ile rivayet edildiği üzere bu âyet indiği zaman Peygamberimiz Ebu Musa'l- Eş'arî (r.a.)ye işaret buyurarak "bunun kavmi" buyurmuştur. Ve hakikaten bunlar Resulullah zamanında çok mücahedeler ve hizmetler etmişler ve Hz. Ömer'in fetihlerinin çoğu da bunların eliyle olmuştur.
    5- Fürs (fars, eski İran) kavmidir. Çünkü yine sahih rivayette geldiği üzere Peygamberimizden sorulmuş, mübarek elleriyle Selmân-ı Farisî (r.a.)'nin omuzuna vurup: "bu ve bunun arkadaşları" buyurmuş, sonra da: "İman, Süreyya'ya bağlı olsa, Acem soyundan olan birtakım insanlar her halde uzanır alırlardı" buyurulmuştur ki, bu hadis-i şerifte İmâm-ı Azâm Ebu Hanife hazretlerinin menkıbelerine de delalet vardır.
    6- Denilmiş ki, bunlar Neha'den ikibin, Kinde'den beşbin ve diğer insanlardan üç bin kişi idiler ki, Kadisiye günü cihad ettiler.

    Sözün kısası bu kavmi, bir zamana mahsus tek bir kavimden ibaret kabul etmemek, imandan sonra herhangi bir şekilde İslâm'dan yüz çevirenlerin kendilerine mevkiyi terketmeye mecbur oldukları ve olacakları herhangi bir kavim olarak anlamalıdır. Ve burada itikat (iman) itibarıyla dinden dönme değil, amel bakımından da dinden dönme ***** konusudur. Vaktiyle yahudilerin hıristiyanlara, hıristiyanların müslümanlara mevkiyi terkettikleri gibi, İslâm nimetinin kadrini bilmeyen nankörler de onun kıymetini bilece k, şükrünü eda edecek yeni bir müslüman kavme mevkiyi terketmeye mecbur olacaklardır. İnsanlık tarihi, İslâm tarihi bunun büyük küçük misalleriyle doludur. Fertleri, küçük toplumları bırakalım da en büyük misallerini alalım: Önce Araplar, kavimden kavime bu hizmeti yapmışlar, bundan sonra Emevilerin son zamanlarında olduğu gibi bu hizmet, Araptan Aceme doğru geçmiş, hadis-i şerifin de gösterdiği üzere Fars kavmi maddî ve manevî olarak İslâm'a çok büyük hizmetler etmiş, sonra bunlar da aynı hale gelmiş, bu d e fa da Allah Türkleri göndermiş, Arapların, Farsların kıymetini bilemeyip kaybettikleri İslâm devletini ele alarak İstanbul'a ve oradan yeryüzünün her kıtasına yaymışlardır. Şu halde "Ebnâ-i Fâris" hadisinin delaleti ve İstanbul'un fethi ile ilgili hadisin açıklığı ve "Umulur ki Allah, bir fetih ihsan eder ve katından bir emir getirir." (Maide, 5/52) ilâhî vaadinin mutlak oluşu ve işareti ile Türkler de, müjdesine girmişlerdir. Demek ki, onlar da bu nimetin kadrini, kıymetini bilmez, küfür ve küfrâna d oğru giderlerse yerlerini Allah'ın göndereceği diğer bir topluma terketmeye mecbur olacaklardır. Ve kim bilir lutfu geniş ve ilmi çok olan Allah kıyamete kadar daha ne toplumlar gönderecektir. İşte tâ yukarıdan "Allah'ın üzerinizdeki nimetini anın" hatırlatmasından beri gelen ve daha devam edecek olan açıklamaların geliş ve akışına göre meâlin özeti bu noktada toplanmaktadır.

    Elmalılı Hamdi Yazır ında tefsirinde yazdığı gibi , ayette belirtilen özelliklere tarihte Araplar , Emeviler ve sonrada Türkler muhatap olmuştur.
    Elmalı Hamdi Yazırın '' Demek ki, onlar da bu nimetin kadrini, kıymetini bilmez, küfür ve küfrâna doğru giderlerse yerlerini Allah'ın göndereceği diğer bir topluma terketmeye mecbur olacaklardır ''

    uyarısını çok iyi düşünmek lazım.Sizce biz Türkler önce ayetteki

    '' Allah Müminlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı onurlu ve zorlu, kendisinin onları seveceği, onlarında kendisini seveceği bir kavim getirir ki; Onlar Allah yolunda savaşırlar ve hiçbir kınayanın kınamasından çekinmezler. Bu Allah’ın lütfu inayetidir ki, onu kime dilerse ona verir. Allah ihsanı bol olan, en çok bilendir ''

    kavim olduğumuzu düşündüğümüz gibi acaba hiç Elmalılı Hamdi Yazırında dediği gibi , bu nimetin kadrini, kıymetini bilmez, küfür ve küfrâna doğru gidersek yerimizi Allah'ın göndereceği diğer bir topluma terketmeye mecbur olacağımızı düşünüyor muyuz ?

    Yoksa '' Ayette biz Türklerden bahsetmiş , atalarımız İslamı savunmuşlar ve bu müjdeye nail olmuşlar '' diyerek atalarımızın yaptığı ile övünüp Allah'ın rızasını kazanmayı ve cennete gidebileceğimizi mi düşünüyoruz ?


    selam ve dua ile,
    En-am Suresi 68.Ayet;

    Ayetlerimiz konusunda 'alaylı tartışmalara dalanlar:' -onlar bir başka söze geçinceye kadar- onlardan yüz çevir. Şeytan sana unutturacak olursa, bu durumda hatırlamadan sonra, artık zulmeden toplulukla beraber oturma.

  4. #4
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    03-04-2008
    Mesajlar
    2,946
    Karizma Gücü
    0
    Türk Milleti hakkındaki, ayet:
    Ey iman edenler! İçinizden kim dininden dönerse, Allah Müminlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı onurlu ve zorlu, kendisinin onları seveceği, onlarında kendisini seveceği bir kavim getirir ki; Onlar Allah yolunda savaşırlar ve hiçbir kınayanın kınamasından çekinmezler. Bu Allah’ın lütfu inayetidir ki, onu kime dilerse ona verir. Allah ihsanı bol olan, en çok bilendir. (Maide suresi:54)

    kimbilir böyle bir kavim daha gelmedi... çünkü Kur'an tüm zamanlara ve evrene hitap ediyor..!

  5. #5
    SusieQ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    31-01-2008
    Mesajlar
    96
    Karizma Gücü
    0
    Türkler hakkında güzel bir şey paylaşmak bile bazı din kardeşlerimi üzüyor. Hakkaten bu duruma üzüldüm. Bakın forumda bazı aşırı uç Türklüğü İslamdan bile üstün tutan ahmaklar olabilir ama bu onların sorunu. Ayrıca bu hadislere uydurma dediniz bizzat araştırıcam. Kütüb-ü sitte programı arıyorum bilen varsa link verebilir mi ? bakalım varmıymış yokmuymuş

  6. #6
    -REST- adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    24-02-2007
    Mesajlar
    677
    Karizma Gücü
    0
    Bu hadisleri bazı ilahiyatçılardan duymuştum ama ayetleri bilemem. Bence Türklerle ilgili hadisler olması çok doğal çünkü Türkler bir döneme damgasını vuran Müslüman bir millettir.
    Babamlar daha iyisini yapana kadar en iyisi benim..!

  7. #7
    signorezeki adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-01-2007
    Mesajlar
    1,304
    Karizma Gücü
    6
    Alıntı -REST- tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Bu hadisleri bazı ilahiyatçılardan duymuştum ama ayetleri bilemem. Bence Türklerle ilgili hadisler olması çok doğal çünkü Türkler bir döneme damgasını vuran Müslüman bir millettir.
    Kusura bakma dostum ama İslamiyet doğduğu zaman yada hz. peygamber dünya ya geldiği zaman Türkler daha orta asyada idiler . daha doğrusu o tarihlerde Göktürkler vardı tarihi olarakda (552-745) tarihleri arasında idi yani senin anlıyacağın bu mesele tamamen gerçek ile hiç alakası yoktur.
    evet ben bir Türk olarak hz. peygamber efendimizin gerçekten böyle şeyler demesinden elbette hoşlanırdım ama maalesef yok böyle bir sey.
    aslında buna takılıp kalmanında bir alemi yok, mesele yüce Allah bizden razımı? ve peygamberimize layık bir ümmetmiyiz ona bakalımasl olan budur. gerisi hikaye.

  8. #8
    Türk-Moğol
    Ziyaretçi

    Türklerle İlgili Hadisler (Diyanetin Yanıtı)

    Herkese esenlikler, Kafama takılan, Türklerle ilgili olduğu söylenen bazı hadisler kafama takıldı. Ve Diyanet'in Soru Sor bölümünden sorumu yolladım. Ve yanıt karşısında benim kadar sizde şaşıracaksınız eminim.

    Önce hadis olduğu iddia edilenler:

    1-"Küçük gözlü, kırmızı yüzlü ve suratları kalın deriden yapılmış kalkanlara benzer Türklere (Yecüc- Mecüc’e) karşı savaşlar yapmadıkça hüküm günü gelmiş olmayacaktır”

    2-“Size ilişmedikçe siz de Türklere ilişmeyiniz. Çünkü severlerse sizi soyarlar. Sevmezlerse sizi gebertirler.”

    3-Bir de Arapları ayrıcalıklı gösteren sözde hadisler var. Arapları sevmek üç nedenle zorunluymuş. "Çünkü ben bir Arabım, çünkü Kur’an Arapça inmiştir, çünkü cennet sakinleri Arapça konuşurlar."

    4-"Arapları seven beni seviyor demektir. Kim ki Arap’tan hoşlanmaz ya da Arap’tan nefret eder, o mutlaka benden nefret ediyor sayılır."
    "Arapları sevmek iman sahibi olmak demektir, onlardan nefret etmek imansızlık demektir. İnsanlığın en mükemmel ve yüce olanı Araplar’dır. Arapların en yücesi Kureyşliler’dir. Kureyşlilerin en yücesi de Beni Haşim kabilesidir."

    5-“Kıyamet kopmadan az önce siz, kıldan çarıklar giymiş bir milletle muharebe edeceksiniz. Onların yüzleri sanki (çekiçle dövülmüş) derilerle kılıflı kalkan gibidir. Çehreleri kırmızı, gözleri çekiktir.”

    6-“Şüphesiz ümmetimi üç defa, yüzleri geniş, çehreleri sanki derilerle kaplanmış kalkanlar gibi olan bir kavim kovalayacak ve sonunda Arap Yarımadası’na yetişeceklerdir. İşte onlar Türklerdir.”

    --------------------------------------------------------------------------
    İŞTE DİYANET KOMİSYONUNUN YANITI;

    Ebu Hureyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

    "Ayakkabıları kıldan bir kavimle savaşmadıkça kıyamet kopmaz. Siz, yüzleri kılıflı kalkanlar gibi, gözleri küçük, burunları yassı olan bir kavmle savaşmadıkça kıyamet kopmaz." [Buharî, Cihad 95, 96; Müslim, Fiten 62, (2912); Ebu Davud, Melahim 9, (4303, 4304); Tirmizî, Fiten 40, (2216); Nesâî, Cihad 42, (6, 45).][34]
    ----------------------------------------------------------------------
    Âlimlerimiz, bu hadislerde yer alan “Türklerden” veya “Benî Kantura”dan kastın Müslüman Türkler değil, Cengiz Han ve Torunu Hulâgu komutası altındaki Moğol ve Tatar orduları olduğunu açıklamaktadırlar. Zira Moğol ve Tatar ordularının Müslümanlara karşı yaptıkları zulüm ve gaddarlıklar tarihte pek meşhurdur. Tarihî olaylarda bunun Moğollarla ilgili olduğunu ortaya koymaktadır.
    Türklerle ilgili olarak hadis diye anlatılan sözlerin bir kısmı ise Peygamberimize ait değildir. Onun adına uydurulmuş sözlerdir.

    -------------------------------------------------------------------------
    İşte bize din düşmanı diyenlere yanıt. Kim kime düşman görün. Diyanetteki adamlar daha tarih bilgisinden yoksunlar.Moğol ve Tatar'ın Türkten farklı olduğunu zannediyorlar. Hadi Moğol'u geçtim,bu yanlışa birçok kişi düşüyor da, Tatar'ı nasıl ayrı tutuyor. Ama kendi kendilerine tuzağa düştüler. İŞTE SİZE TÜRK DÜŞMANLIĞI APAÇIK.
    Şimdi bu yazıyı okuyanlara yararlı bilgiler...

    Cengiz Han:Anlatmaya bile gerek yok ama,işte..Büyük Türk-Moğol İmpatatorluğunun kurucusudur.Kendisi ve Ordusunun yüzde 90'ı Türktü.

    Hülagü Han: Hülagû Han İlhanlı İmparatorluğunun kurucusudur.Cengiz Han'ın torunu, ve diğer Büyük Türk-Moğol Han'larından Möngke Kağan ve Kubilay Han'ın da kardeşidir.Babaannesi,annesi ve eşi Türk'tür.


    Türklerle Moğollar iki kardeş millettir. Altay grubu denilen akraba milletlerin en mühim iki tanesidir. Türkçe ile Moğolca eskiden tek dil olup, ancak Hunlar çağında iki ayrı dil hâline gelmiştir. "Hun-Türk Münâsebetleri" adlı tebliği ile bunu iddia ve isbat eden Türk, Moğol ve Çin dil-leri bilgini Von Gabain olmuştur.(1)
    Moğol kelimesini tarihe tanıtan Çengiz Han olmuştur. Kendisinden önce Moğollara (yâni Moğolca konuşan boy ve uruklara) ne dendiği kesinlikle belli değildir. VIII. Yüzyıla ait Orkun yazıtlarında görülen "Otuz Tatar" ve "Dokuz Tatar" adlı birliklerin Moğol olduğu ileri sürülmüşse de, bu, bir faraziyeden ibaret kalmıştır. Çünkü bugün Moğolistan deni-len eski Gök Türk ülkesinin ancak X. Yüzyıldan başlayan Moğollar ile dolduğu ortaya konduktan sonra, VIII. Yüzyılın Otuz Tatar ve Dokuz Tatar'larının da Türk olduğu kendiliğinden belli olmuştur. Gök Türkler çağında adı geçen "budun"lardan Moğol olduğu kesinlikle bilinen an-cak Kıtay'lardır ki, daha sonraki zamanlarda da tarihe Moğol olarak geçmişlerdir.
    Fakat Çengiz'in "Moğol" topluluğu etnik değil, tıpkı "Osmanlı" deyimi gibi siyâsî bir addır ve aralarında Türkçe konuşan veya Türk olan boy-lar ve uruklar da vardır.


    XIII. Yüzyılda Büyük Cengiz İmparatorluğu'nu gezen Marko Polo, "Tatar" kelimesini Türkler ile Moğolların ikisini birden içine alan bir deyim olarak kullanmıştır.
    6- Türklerin kendileri de "Tatar" ı, Türklerin bir parçası ve belki de Doğu Türkçesiyle konuşan Türkler olarak saymışlardır. Aşıkpaşaoğlu, tanınmış tarihinde Süleyman şah ile birlikte Anadolu'ya gelen Türkleri "elli bin miktarı göçer Türkmen ve Tatar evi" olarak kaydeder.
    7- Osmanlı pâdişâhlarından II. Murad zamanında, Hicri 843 te yazılıp tarafımdan yayınlanan bir tarihî takvimde Çengiz, Ögedey, Mengü, Hülegü, Abaka, Keyhaku gibi Müslüman olmayan Çengizli kağanlar rahmetle anılmıştır.(2). Buna göre, XV.Yüzyıl ortalarına kadar Türki-ye'de aydınlar arasında bir Tatar düşmanlığı, Çengizli düşmanlığı, Müslüman olmayan Türklere düşmanlık diye bir şey yoktu. Bu hoş-görürlük Doğu Türklerini veya Tatarları yabancı saymamaktan, Çengizli Hanedanını millî bir hanedan saymaktan ileri geliyordu. Umumî bir müsamaha olsaydı, aynı hoşgörürlük Bizanslılara, Ermenilere, Gürcülere ve batılılara karşı da gösterilirdi.
    8- Türkler ile Moğollar aynı kökten gelen iki kardeş millet olmakla beraber, Çengiz Han, Moğol değil, Türktü. Çengiz'in Türklüğü tarihî geleneklerin dışında, tarafsız çağdaş Çinlilerin tanıklığı ile de sabittir.Prof. Zeki Velidi Togan, 1941 de yayınladığı "Moğollar, Çingiz ve Türklük" adlı küçük eserinde (18. Sf.) ve 1946 da çıkardığı "Umumî Türk Tari-hine Giriş" adlı büyük ve değerli kitabında (66. Sf.) Çengiz Kaan'ı 1221 de ziyaret eden Çao-hong adlı bir Çin elçisinin verdiği bilgiyi naklet-miştir. Bu elçi, Çengiz'in Şato Türklerinden indiğini gayet açık olarak belirtmiştir. Şato'lar ise, bilindiği üzere eski Gök Türklerden inen büyük bir uruktur. Çengiz'in tipi hakkındaki tarihî bilgiler de (uzun boy, kumral saç, beyaz ten, yeşil göz) eski Gök Türk kağanlarınınkine uymaktadır. Çengiz'in aile adı olan "Börçegin", "Böre Tegin" in Mo-ğolca söylenişinden ibaret olduğu gibi "Çengiz" kelimesi de "tengiz", yani "deniz" kelimesinin Moğolca söyleşinden başka bir şey değildir. Türkçede "t" ile başlayan kelimelerin Moğolcada "ç" ile başladığını Altay dilleri uzmanları söylemektedirler.
    Çengiz ailesi hiç şüphesiz eski Türk geleneğine uygun olarak çok eski zamandan beri Moğollardan bir kısmı üzerinde (belki de Moğollaşmış Türkler üzerinde) beğlik eden Eçine Hanedanı kolu idi. Bu hanedanda Türk geleneklerinin devam etmekte olduğu Çengiz'in oğullarından Çağatay ve Ögedey'in adlarında görülmektedir. "Çağa" ve "Öge", bilindiği üzere, Türkçe kelimelerdir.

    Türk Tarihinde Meseleler-Atsız

  9. #9
    Kenan adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    18-11-2006
    Mesajlar
    5,086
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    7
    Konuyu siyasi yöne çekmeden buyrun buradan tartışalım.
    Bu konu hakkında öncede tartışılan linkler.


    Türkler hakkındaki hadisler ve ayetler

    Türkler Hakkındaki Hadisler Uydurmadır ( Prof. Dr. Süleyman Ateş )



    Moğollar zulüm eden imparatorluk değil mi?
    “Nefsinin aczini bilen insan, varlığın ALLAH’a mahsus olduğunu bilen insan, ilim sahibi demektir.
    Çünkü ilim ALLAH’ı bilmektir”

  10. #10
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    07-03-2008
    Mesajlar
    6,249
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    0
    student tarafından vaazedildi..


    Signorezki kardeşim demiş ki ;



    Alıntı:
    Bu anlatılanların yani hadis diye söylenmiş bu sözlerin hiç bir kıymeti harbiyesi yok. uydurma hadisden başka bir şey değil . ben aslen Türk olmama rağmen bana çok inandırıcı gelmedi.

    Türklerle ilgili hadislerin çoğu uydurma ,yukarıdaki alıntıyı yapan kişide yaptığı alıntı hakkında hiçbir bilgisi olmayan bir kişi , alıntının başındaki bir cümleyi araştırmak bile yazıyı yazanın yalan söylediğini , bilerek kendi istediği yönlendirmeyi yapmak için tefsirlerdeki yorumu saptırdığını ortaya koyar.

    Bravo student ,seni böyle akl-ı selim görmek ne güzel

 

 
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Türk Irkı = Türk Milleti
    2006 Konuları bölümünde Kontr-Teror tarafından açılmış
    Yanıt: 6
    Son Mesaj: 10.02.06, 16:29
  2. Türk Milleti
    2005 Konuları bölümünde tutkun19 tarafından açılmış
    Yanıt: 1
    Son Mesaj: 15.12.05, 17:26

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •