• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon
13 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    M.571 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-08-2007
    Mesajlar
    1,676
    Karizma Gücü
    0

    Hristiyan Haçı Türk İcadı [ MI (?!) ]

    Selam.

    İnternette dolaşırken ilginç bir iddia/haber ile karşılaştım. Belki bu iddiayı görmeyen arkadaşlarımız vardır diye sizlerle paylaşmayı düşündüm. Sanırım en azından Hristiyan arkadaşlarımızın bilmek isteyeceği bir konudur. Konunun tarihi yanı ağır bassa da, dini konular ile de kısmen ilgili olması sebebiyle bu bölümde paylaşmayı uygun gördüm.

    İddianın doğruluğu ya da yanlışlığı hakkında herhangi bir fikir beyan etmiyor, sadece paylaşıyorum.

    Buyrun...

    Hristiyan haçı Türk icadı
    04 Ocak 2008 Cuma 14:08

    Hristiyanlığın sembolu olarak kullanılan haçın tarihi Türklere kadar dayanıyormuş...

    Erzurum Atatürk Üniversitesi'nden Yrd. Doç. Dr. Tahsin Parlak, halı ve kilim motiflerini araştırmak için gittiği Kazakistan'da, Orta Asya'da yaşayan Türkler'in Kıpçaklar aracılığıyla Avrupaya taşıdıkları kültürün izlerini buldu. Hristiyanların haçı da bunlardan biri...



    Yrd. Doç. Dr. Parlak, 6 yıllık çalışmanın sonunda yazdığı
    "Tur-an yolunda Aral'ın sırları" kitabıyla Türk Dünyası Yazarlar ve Sanatçılar Vakfı'nın (TÜRKSAV) 2007 yılı `Türk Dünyası'na hizmet ödülü'nü aldı.

    Yrd. Doç. Dr. Parlak, "Orta Asya'daki kaya resimlerinden yola çıkarak, tarihi İpek Yolu'nu kuran Kıpçak Türkleri'nin ticaret yoluyla kültürlerini Roma'ya oradan da Avrupa'ya yaydıklarını tespit ettim. Bugün Hıristiyan aleminin dini sembolü olan haç, Almanya'da ve birçok Avrupa ülkesinde bereket Tanrıçası sembolü olarak kullanılan Simurg kuşu gibi bir çok ögenin, binlerce yıl önce Türkler tarafından kullanıldığı ortaya çıktı" dedi.

    TURAN YOLU, İPEK YOLU OLDU

    Son buzul döneminden sonra insanların Orta Asya'daki Turan ovası civarında yeniden hayata başladıklarını kaydeden Yrd. Doç. Dr. Tahsin Parlak, "Bu bölgede yaşayan insanlar, Kıpçak Türkçesi'nde `an' olarak nitelendirilen hayvanları, yine hayvanların şahı olan Şahan'ı, kartalı ve diğer kuşları evcilleştirerek, günlük hayatta yararlandılar. `Turan yolu'nu daha sonra `İpek Yolu', `Baharat Yolu' ve günümüzde de `Enerji yolu' adını aldı" diye konuştu.

    HAÇ' VE `SİMURG KUŞU' TÜRKLER'DEN AVRUPA'YA GEÇTİ

    Halı ve kilimlerdeki motiflerde özellikle Dış Oğuz'u temsilen Ok damgası, İç Oğuz'u temsilen Oğ damgasını ve ikisinin karışımından meydana gelen Oğuz damgasını saptadığını kaydeden Yrd. Doç. Dr. Parlak şunları söyledi:

    "İç Oğuz'un kullandığı Oğ damgası, çadır evlerin (keçe- Kiyüz evler) tepe penceresinin formunu teşkil eden motiftir. Söz konusu motif günümüz Kırgızistan'ının bayrağında da karşımıza çıkmaktadır. Dış Oğuz'lar ise dünyanın dört bir tarafına turlanıp gittikleri için Ok damgasını kullanıyorlardı. Dış oğuzların bilinen diğer ismi de Kıpçaklar'dır. İpek Yolu'na hakim olan Kıpçaklar, gittikleri yerlere bu motifleri götürdüler.


    Bu motifler içerisinde özellikle güneşi temsil eden `Oz' damgası yani çarkıfelek, Avrupa'da gamalı haç olarak karşımıza çıkıyor.
    Dış Oğuz'un Ok damgası ise, Kıpçakların bir kısmının Hristiyan olmasıyla birlikte 3'üncü yüzyılda Avrupa'ya taşınıyor.


    Oğuzlar'ın güneş damgası Tunç devrinde Azerbaycan'daki kaplarda, Erzurum'un Oltu İlçesi'ndeki koç ve koyun heykellerinde bulunurken, `Ok' damgası ise Kıpçaklar Hristiyan olduktan sonra Avrupa'da haç olarak kullanılmaya başlanıyor.

    Hristiyan aleminin simgesi olan haçı Türk dünyasının halı ve kilim dokumalarında, yine Ahmet Yesevi Türbesi'nin tuğla dekorasyonu arasında görebilirsiniz.

    Yine yarısı kartal, yarısı pars olan Dış Oğuz'un ongunu Simurg kuşu figürü, İpek Yolu'nun her yerinde karşımıza çıkıyor. Tataristan ve Hakas Devletleri'nin arması, Kazakistan'ın milli simgesi olan Simurg, Hunlar'dan itibaren bir çok Türk Devleti'nin yanı sıra Roma'nın kurucusu Tursakalardan meydana gelen Etrüksler aracılığıyla İtalya'da ve Almanya'da kullanılmaktadır.


    Türkistan'da bulunan Bayındır'dan İzmir'deki Bayındır'a getirilerek gemilere yüklenen mallar, Kıpçaklar tarafından deniz yoluyla İtalya'ya taşınıyordu. Böylece Kıpçaklar, kültürlerini de Avrupa'ya aktarıyordu. Orta Asya'daki Turan Denizi'nin Ege'de Tiran Denizi olarak karşımıza çıkması da bunlara örnek teşkil ediyor. Orta Asya'daki kaya resimleriyle İtalya ve bu bölgedeki amblemlerin sırrı budur."

    [KAYNAK]
    NOT: Bölüm ile alakalı olup olmadığı konusunda emin değilim. Yöneticilere duyrulur: "Bundan sonrası size kalmış. "

  2. #2
    gencerli adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    21-09-2006
    Mesajlar
    483
    Karizma Gücü
    0
    Paylaşım için teşekkürler M.571.

    Acaba haç işaretinin her bir kolu farklı bir yönü yada gücü temsil ediyor olabilirmi? Mesela Arş'ın dört ayağı vardır. Bunun yanı sıra dört büyük de melek vardır, Cebrail, İsrafil, Mikail ve Azrail gibi. Yaşadığımız evren de dört boyutludur, En, doy, yükseklik ve zaman..

    Aklıma ilk anda bunlar geliverdi.

  3. #3
    avşar 07 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    22-08-2007
    Mesajlar
    319
    Karizma Gücü
    0
    Paylaşım için teşekkürler M.571.
    *
    *
    *
    İnsanı dıştan ahlaklaştırmak imkansızdır. Onu en derin varlığa inandırmak gereklidir. Yoksa satıhta kalınca, eşyânın ve hâdiselerin esiri olmaya mahkumdur. İlâhî din insanları biri birine bağlayan kuvvetli bir unsurdur
    ***************
    Pir-i Gâlibi
    H.Galip Hasan Kuşçuoğlu

  4. #4
    Misafiruye
    Ziyaretçi
    teşekkürler.

  5. #5
    ayYILDIZteam adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    28-12-2007
    Mesajlar
    313
    Karizma Gücü
    0
    zannetmiyorum ama olsa da ne değişir ki yani

  6. #6

    Kayıt Tarihi
    28-11-2007
    Mesajlar
    480
    Karizma Gücü
    0
    Yazıyı okumadım.

    Her söze inanmak doğru mudur?

    Yalan yanlış bilgilerle vakit kaybetmeye gerek var mı?

    Doğru bilgiyi, yanlış bilgiyi nasıl bulacağız, bu da ayrı bir mesele. Ama gene de çok zor değil.

  7. #7

    Kayıt Tarihi
    28-11-2007
    Mesajlar
    480
    Karizma Gücü
    0
    http://www.turkforum.net/78584-hristiyanlik-yahudilik-4.html

    Hıristiyanlık tarih içinde birçok putperest etkiler altında kalarak kabuk değiştirmiştir. Bugün birbirinden farklı binlerce mezhep vs. vardır. Yani ilk Hıristiyanlık ile günümüzün Hıristiyanlığı birbirini tutmaz. Kitabı Mukaddes hep farklı yorumlanır. Kitabı Mukaddes'te bulunmayan inançlar varmış gibi sunulur. Aslında günümüzdeki belli başlı önemli Hıristiyanlık kolları geçmişteki Babil inançlarını devam ettirirler. Bunlardan biri cehennem inancıdır. İsa cehennemden sözetmiştir; ama ateşte insanların işkence çektikleri bir yer olarak değil. Sadece nasıl ki, bazı kişilerin ölümünün değersiz bir leş gibi sayılıp ve gene başkaları için ölümlerinden üzüntü duyulduğu gibi. İkinci türden kişiler için uygun bir mezar yapılır. Birinci türden olanlar ise bir leş gibi görülür. İsa bu benzetmeyle bazı insanların Tanı'nın gözünde dirilmeye layık sayılmayacaklarını anlatıyordu. Bu kişiler tamamen yok edileceklerdi. Aslında İsa zamanında yaşayan insanların çok yakından tanıdıkları birşeyden sözediyordu. Bu Kudüs'ün (Yeruşalim'in) çöplüğüydü. Burasını o zaman yaşayan büyük küçük hemen herkes bilirdi. Yani o zamanın din bilginlerinin bileceği türden gizemli, sırlarla dolu ve karmaşık bir dinsel bilgi değildi. Tartışmalı bir konu hiç değildi. Zaten hiç kimse de kendisine bu konuda ne demek istediğini sormadı. Herkesin açıkça bildiği birşeydi zaten. İsa halkın basitçe anlayacağı şekilde bir benzetmede bulunmuştu, o kadar.

    Gene de bu cehennem konusunun tarihi daha da geçmişe gider, bu da ayrı bir konudur. Cehennem denilen yer Hinnom Vadisi olarak adlandırılan bir yerdir. Burada çok eskilerde, Baal ve diğer adıyla Molek denilen bir put için çocuklar bu putun ortasından ateşe atılarak kurban olarak sunulurlardı. Yani aslında cehennemle ilgili başlangıç putperestlik kökenli gaddar bir dinsel uygulamaydı. Kitabı Mukaddes'in eski ahit kısmı sürekli olarak bu putperest Baal tapınmasını ve bununla ilgili şeyleri suçlar. Yani Baal kendi tapıcılarından çocuklarını kendisine kurban etmelerini isterken, Kitabı Mukaddes'teki Tanrı böyle birşeyi aklından bile geçirmediğini söylemektedir. Tanrı'nan bunları ve başka kötülükleri yaptıkları için daha sonra bunları yapanları ve bunlara önderlik eden Baal'in peygamberlerini cezalandırdığı yazılıdır.

    Yeremya 32: 35'te de şunlar kayıtlıdır:

    Ben-Hinnom Vadisi'nde ilah Molek'e sunu olarak oğullarını, kızlarını ateşte kurban etmek için Baal'ın tapınma yerlerini kurdular. Böyle iğrenç şeyler yaparak Yahuda'yı günaha sürüklemelerini ne buyurdum, ne aklımdan geçirdim.

    http://en.wikipedia.org/wiki/Religion_in_Carthage

    http://www.piney.com/MailKingdom.html


    1.Krallar 18

    15 İlyas şöyle karşılık verdi: ‹‹Hizmetinde bulunduğum yaşayan ve Her Şeye Egemen RAB'bin adıyla diyorum, bugün Ahav'ın huzuruna çıkacağım.›› 16 Ovadya gidip Ahav'ı gördü, ona durumu anlattı. Bunun üzerine Ahav İlyas'ı karşılamaya gitti. 17 İlyas'ı görünce, ‹‹Ey İsrail'i sıkıntıya sokan adam, sen misin?›› diye sordu. 18 İlyas, ‹‹İsrail'i sıkıntıya sokan ben değilim, seninle babanın ailesi İsrail'i sıkıntıya soktunuz›› diye karşılık verdi, ‹‹RAB'bin buyruklarını terk edip Baallar'ın ardınca gittiniz. 19 Şimdi haber sal: Bütün İsrail halkı, İzebel'in sofrasında yiyip içen Baal'ın dört yüz elli peygamberi ve Aşera'nın dört yüz peygamberi Karmel Dağı'na gelip önümde toplansın.›› 20 Ahav bütün İsrail'e haber salarak peygamberlerin Karmel Dağı'nda toplanmalarını sağladı. 21 İlyas halka doğru ilerleyip, ‹‹Daha ne zamana kadar böyle iki taraf arasında dalgalanacaksınız?›› dedi, ‹‹Eğer RAB Tanrı'ysa, onu izleyin; yok eğer Baal Tanrı'ysa, onun ardınca gidin.›› Halk İlyas'a hiç karşılık vermedi. 22 İlyas konuşmasını şöyle sürdürdü: ‹‹RAB'bin peygamberi olarak sadece ben kaldım. Ama Baal'ın dört yüz elli peygamberi var. 23 Bize iki boğa getirin. Birini Baal'ın peygamberleri alıp kessinler, parçalayıp odunların üzerine koysunlar; ama odunları yakmasınlar. Öbür boğayı da ben kesip hazırlayacağım ve odunların üzerine koyacağım; ama odunları yakmayacağım. 24 Sonra siz kendi ilahınızı adıyla çağırın, ben de RAB'bi adıyla çağırayım. Hangisi ateşle karşılık verirse, Tanrı odur.›› Bütün halk, ‹‹Peki, öyle olsun›› dedi. 25 İlyas, Baal'ın peygamberlerine, ‹‹Kalabalık olduğunuz için önce siz boğalardan birini seçip hazırlayın ve ilahınızı adıyla çağırın›› dedi, ‹‹Ama ateş yakmayın.›› 26 Kendilerine verilen boğayı alıp hazırlayan Baal'ın peygamberleri sabahtan öğlene kadar, ‹‹Ey Baal, bize karşılık ver!›› diye yalvardılar. Ama ne bir ses vardı, ne de bir karşılık. Yaptıkları sunağın çevresinde zıplayıp oynadılar. 27 Öğleyin İlyas onlarla alay etmeye başladı: ‹‹Bağırın, yüksek sesle bağırın! O tanrıymış. Belki dalgındır, ya da heladadır, belki de yolculuk yapıyor! Yahut uyuyordur da uyandırmak gerekir!›› 28 Böylece yüksek sesle bağırdılar. Adetleri uyarınca, kılıç ve mızraklarla kanlarını akıtıncaya dek bedenlerini yaraladılar. 29 Öğlenden akşam sunusu saatine kadar kıvrandılar. Ama hâlâ ne bir ses, ne ilgi, ne de bir karşılık vardı. 30 O zaman İlyas bütün halka, ‹‹Bana yaklaşın›› dedi. Herkes onun çevresinde toplandı. İlyas RAB'bin yıkılan sunağını onarmaya başladı. 31 On iki taş aldı. Bu sayı RAB'bin Yakup'a, ‹‹Senin adın İsrail olacak›› diye bildirdiği Yakupoğulları oymaklarının sayısı kadardı. 32 İlyas bu taşlarla RAB'bin adına bir sunak yaptırdı. Çevresine de iki seafü tohum alacak kadar bir hendek kazdı. 33 Sunağın üzerine odunları dizdi, boğayı parça parça kesip odunların üzerine yerleştirdi. ‹‹Dört küp su doldurup yakmalık sunuyla odunların üzerine dökün›› dedi. 34 Sonra, ‹‹Bir daha yapın›› dedi. Bir daha yaptılar. ‹‹Bir kez daha yapın›› dedi. Üçüncü kez aynı şeyi yaptılar. 35 O zaman sunağın çevresine akan su hendeği doldurdu. 36 Akşam sunusu saatinde, Peygamber İlyas sunağa yaklaşıp şöyle dua etti: ‹‹Ey İbrahim'in, İshak'ın ve İsrail'in Tanrısı olan RAB! Bugün bilinsin ki, sen İsrail'in Tanrısı'sın, ben de senin kulunum ve bütün bunları senin buyruklarınla yaptım. 37 Ya RAB, bana yanıt ver! Yanıt ver ki, bu halk senin Tanrı olduğunu anlasın. Onların yine sana dönmelerini sağla.›› 38 O anda gökten RAB'bin ateşi düştü. Düşen ateş yakmalık sunuyu, odunları, taşları ve toprağı yakıp hendekteki suyu kuruttu. 39 Halk olanları görünce yüzüstü yere kapandı. ‹‹RAB Tanrı'dır, RAB Tanrı'dır!›› dediler. 40 İlyas, ‹‹Baal'ın peygamberlerini yakalayın, hiçbirini kaçırmayın›› diye onlara buyruk verdi. Peygamberler yakalandı, İlyas onları Kişon Vadisi'ne götürüp orada öldürdü.
    Üçlük inancı bir Babil inancıdır. eski Mısır'ın ve Babil'in üçlü tanrıları vardır. Örneğin:

    Babil üçlü tanrıları:

    Sin: Ay tanrısı
    Şamas: Güneş tanrısı
    İştar: Yıldız tanrısı


    Mısır üçlü tanrıları:

    Osiris, İsis, Horus.

    Ölülerin ruhlarının yaşadığı inancı gene kökeni Babil olan bir inançtır. Bunu anlamak için sadece eski mezarlara konulan eşyaları gözönüne almak yeterlidir. Eskiden insanlar ölülerin sevdikleri bazı özel eşyalarını ve gereksinim duyacaklarına inandıkları başka şeyleri ölülerle birlikte mezara koyuyorlardı.


    Cehennem inancı da aynı şekilde Babil kökenli bir inançtır. Bu inançlar başka kültürlerde de olsa da ilk kez Babil'de oluşmuştur. İnsanlar Babil'den başka yerlere dağıldıklarında inançlarınını da birlikte götürdüler. Zamanla bu inançlarda ufak tefek farklar oluşsa da temel özellikleri aynı olmaya devam etti.

  8. #8

    Kayıt Tarihi
    28-11-2007
    Mesajlar
    480
    Karizma Gücü
    0
    Nemrut (Nimrod - Marduk), Baal, Tammuz, Haç, Paskalya, Bahar Şenlikleri


    Paskalya ve Haç'ın doğuşu:

    Paskalya ile ilgili tapınma ve uygulamaları Hıristiyanlıktan çok önceleri vardır. Kökeni Babil'dir. Paskalya ile ilgili inanç tek başına bir inanç olmayıp, birçok başka inançlarla da, örneğin haç, üçlük, ruhun ölümsüzlüğü, yeniden doğuş gibi inançlarla da ilgisi bulunmaktadır.

    "Hıristiyanlık" tarih boyu bir çok etki altında kalmış. Birçok ulus Hıristiyanlığı benimsemiş ama daha önceki inançlarını da terketmemişler ve bunlar zamanla Hıristiyanlığın bir parçası haline gelmiş. Örneğin haç:

    Haçın kökeni Babil'e kadar uzanır. Tammuz tanrısı Babil tanrılarından biriydi ve bitkilerin, yağmurun tanrısıydı. Sevgilisi-eşi ise bereket-verimlilik tanrıçası İştar'dı. Tammuz'la ilgili inanç haç simgesiyle eski Mısır'da da bulunur. Tammuz'un baş harfi "Tau" yani "T", bu tanrıyı simgeler. İnanca göre Tammuz ("Tam" = tam ve "muz" = ateş -> Tam ateş demek) Güneşin çok kızgın olduğu ve bitkilerin de susuzluktan öldüğü bir zamanda kadınlar Tammuz'a ağlarlar çünkü Tammuz bu mevsimde ölmüştür daha doğrusu öldürülmüştür. Tammuz için Bakkus'da denir. Bakkus = "ağlanılan" demektir. Dinsel geleneklere göre Nimrod (Nemrut) bir şiddetin kurbanı olmuş ve öldürülmüştür. Nimrod'un ölümünden sonra onun takipçileri onu putlaştırdılar ve ardından ağıtlarla ağladılar. Bu dinsel bir gelenek oldu. Nimrod Kitabı Mukaddes'te Tanrı'ya muhalif (karşı gelen) kudretli avcı olarak adlandırılır. Nimrod Babil dahil olmak üzere Mezopotamya'daki eski birçok kentlerin kurucusu olarak geçer. Nimrod, aslında özel bir isim değildir. "Maradh" = "biz isyan edeceğiz" sözüyle bağlantılı olarak kendisine verilmiş bir sıfattır. Nimrod'un başını çektiği grup: "Kendimize bir kent kuralım" dediler, "Göklere erişecek bir kule dikip ün salalım. Böylece yeryüzüne dağılmayız". Nimrod, bilindiği kadarıyla soy bırakmadan öldü ve hiç kimse asıl adını bilmediğinden, kendine "ün sala"madı. Nimrod, tarihsel bakımdan Marduk'la özdeşleştirilir. Çünkü Marduk Babil'in kurucusu olarak geçer. Marduk, Babil'in baş tanrılarından biridir, hatta ilkidir. Kitabı Mukaddes, Babil kentini kuranın Nimrod olduğunu söylediğinden ve Marduk'ta Babil'in kurucusu olduğundan dolayı, ikisinin aynı kişi olduğu düşünülür. Yani Nimrod tanrılaştırılarak Marduk olmuştur. Zaten sözcüklerin içeriği de bunu işaret etmektedir. Maradh -> Marduk -> Nimrod. Kitabı Mukaddes'te Marduk -> Merodak olarak geçer. Nimrod'un avcılığı yalnızca hayvanları avlamakla sınırlı değildi. O'nun avcılığı askeri seferlerle yapılan insanları avlayıp öldürmeyi de kapsıyordu. Kendisi de muhtemelen aynı şekilde bir şiddet sonucu öldü. Nimrod, Babil halkı için gene de bir kahramandı. Bu yüzden kadınlar onun ardından ağladılar. Bazı sami dilindeki isimlerin anlamlarına bakılırsa farklı adlar taşıyan tanrıların birbiriyle kopuk olmadığı görülür. Marduk'a Baal denildiği de görülüyor. (yöreye göre Bel) Sözcük çok farklı görünebilir ama Baal'ın anlamı = efendi, sahip, koca demektir. Baal, İştar'ın kocasıydı. Baal için içerdiği anlamla Tammuz'da denildi. Kadınlar öldürülen Tammuz'a ağladılar; aslında onlar ölen Nimrod'un ardından yerleşmiş bulunan dinsel bir uygulamayı sürdürüyorlardı. Buna göre Nimrod, Marduk, Baal ve Tammuz, Babil'in farklı değil aynı tanrısıydı. Daha birçok başka tanrılar vardı ancak, Baal bu önceki tanrıların bazı özelliklerini kendinde toplayarak öne çıktı. Kitabı Mukaddes'e göre ve tarihsel olarak, Babil'den (Mezopotamya'dan) büyük bir göç oldu. Bu göçle birlikte insanlar aynı dinsel inançlarını gittikleri yerlere de götürdüler. Bu nedenle Mısır'daki Osiris ve İsis, Baal ve İştar'la benzerlik gösterir. Tammuz'la ilgili inanç şöyledir:

    Ölen Tammuz yeraltı dünyasına gider. Tammuz'un ölümü ile bitkiler giderek solmaya başlar ve doğa bütün kış ölü kalır. Ama ilkbahar gelince yağmurlar yağacak ve doğa tekrar canlanacaktır. Tammuz, gece ve gündüzün eşit olmaya başladığı 21 Mart'ta ise tekrar yeraltından çıkar ve sevgilisi-eşi İştar'la cinsel ilişkiye girer. Artık sevinçli kutlamalar yapma zamanıdır. Bu tanrı ve tanrıçanın tapıcıları ise onları bu cinsel ilişkiye teşvik etmek için, bu Tammuz (Tammuz -> Kenanlılarda Baal) ve İştar'ın (Kenanlılarda Astarti -> Sembolü yıldız => Astarti, Ostern -> Stern (Almanca) = Star (İngilizce)) sembollerinin bulunduğu tapınaklarda seks ayinleri yapılırdı. Ayinler için hizmet eden hem kadın hem de erkek fahişeler vardı. Ayinlerde yemek yenir, şarap içilir, müzik yapılır ve bunu erkek ve fahişelerle yapılan seks izlerdi. Tammuz'un sembolü bir dikilitaştı, İştar'ınki ise dikili tahta bir kazıktı. Eski Mısır'da bulunan Tammuz sembollerinden biri olan "crux ansata - halkalı haç-kulplu haç" Tammuz'la İştar'ın cinsel birleşmesini temsil ediyordu. Bunun şekli ise şöyleydi. Büyük T harfinin üzerine kondurulmuş oval bir çember. Tammuz'un eski Yunan'daki karşılığı "Dionysos"'tur. Dionysos'un eşi-sevgilisi de Artemis'tir. Roma bu eski Yunan tanrı ve tanrıçalarını kendi tanrılarına eklemiştir. Tammuz'un Roma'daki karşılığı Adonis ve Artemis'in karşılığı'da Venüs'tür. Roma imparatoru Konstantin ile birlikte haç sembolü Hıristiyanlığa girdi.

    Dikili taş sütün: Erkeklik organının simgesi (Baal için)

    Dikili tahta kazık: İştar'ın simgesi -> Kitabı Mukaddes'te "Aşera", "dal"

    Boğa: Baal'ın cinsel gücünü ve boynuzları güneşin ışınlarını simgeliyordu. Bununla ilgili olarak boynuzlu miğferler vardı. (Vikinglerin de benzer boynuzlu miğferleri var.)

    İnek: İştar'ın simgesi

    "T": Tammuz'un baş harfi (Tau)

    Oval çember: İştar'la ilgili

    Halkalı haç: T'nin üzerine oval çember konulmuş şekil, Tammuz'la İştar'ın cinsel birleşmesini simgeler. (Crux Ansata), (Henkel Kreuz -> Almanca)

    Molek: Kral (Baal için kullanılan sıfat)

    Baal (Bel): Efendi, sahip, koca

    Tammuz: Tam ateş (kadınlar Tammuz için ağlarlar)

    Bakhus: Ağlanılan

    Maradh: Biz isyan edeceğiz

    Nimrod: "Biz isyan edeceğiz" den türetilip takılmış bir lakap

    Merodak: Kitabı Mukaddes'te Marduk Merodak olarak geçer.

    Ben Hinnom Vadisi: Hinnom oğlu vadisi -> Ge ben Hinnom

    Gehinnom: Hinnom vadisi -> cehennem (Ge = vadi), (Hinnom = isim)


    Crux ansata: Halkalı haç veya Kulplu haç:

    http://images.google.com.tr/images?s...&q=Crux+ansata

    İsis ve Horus: İsis ve çocuğu Horus (Mısır): http://images.google.com.tr/images?s...Resimlerde+Ara
    http://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0sis

    Gökkraliçesi: http://images.google.com.tr/images?s...lichen+Himmels

    Himmelskönigin (Almanca): Gök kraliçesi Meryem: http://images.google.com.tr/images?s...Resimlerde+Ara



    Paskalya çöreği: Yeremya 44,19: Kadınlar, ‹‹Evet, Gök Kraliçesi'ne buhur yakıp dökmelik sunular dökeceğiz! Ona benzer pideler pişirip kendisine dökmelik sunular döktüğümüzü kocalarımız bilmiyor muydu sanki?›› diye eklediler.

    http://images.google.com.tr/images?h...erde+Ara&gbv=2

    Yeremya 7,18: Çocuklar odun topluyor, babalar ateş yakıyor, kadınlar Gök Kraliçesi'ne pide pişirmek için hamur yoğuruyor. Beni öfkelendirmek için başka ilahlara dökmelik sunular sunuyorlar

    Meryem ve İsa: http://images.google.com.tr/images?s...Maria+und+Kind

    Ostara: http://images.google.com.tr/images?h...=1&sa=N&tab=wi

    Aştoret-Astarti-İştar: http://images.google.com.tr/images?h...=1&sa=N&tab=wi

    Baal: http://images.google.com.tr/images?h...=1&sa=N&tab=wi
    http://en.wikipedia.org/wiki/Baal

    Tammuz: http://images.google.com.tr/images?h...=1&sa=N&tab=wi

    Gehinnom: http://images.google.com.tr/images?h...=1&sa=N&tab=wi

    Aynı tanrı olarak:

    Marduk, Baal, Bel, Tammuz: Mezopotamya-Babil

    Osiris: Mısır

    Dionysos: Yunan

    Adonis: Roma


    Aynı tanrıça-Gökler kraliçesi olarak:

    İştar, Aştoret, Astarti: Mezopotamya-Babil

    İsis: Mısır

    Kybele: Anadolu

    Artemis: Yunan

    Venüs: Roma

    Ostara: eski Germen

    Marduk (Nimrod) = Baal = Tammuz = Osiris = = Dionysos = Bakhus = Adonis.

    İştar = Aştoret = Astarti = Kybele = Artemis = Venüs = İsis = Ostara. Simgesi "Yıldız" -> İştar = Astarti -> Ostara -> Ostern

    Ostern bayramı: Paskalya bayramı (Ostern-Paskalya bayramı simgeleri -> boyalı yumurtalar ve tavşan). Tavşan: üreme simgesi.(İştar'ın -bitkilerin- ürün vermesinin simgesi.) Yumurta: Yaşamın yeniden doğuşunun -doğanın ilkbaharda- canlanışının simgesi. (Tammuz'un İştar'la ilişkisinden sonra doğadaki bitkilerin yeşerip ürün vermesi) Bu simgeler İştar'la birlikte kullanılırdı. Bazı resimlerde, İştar'ın elinde içinde yumurtalar bulunan bir sepet ve yanında da bir tavşan vardır.

    Doğanın yağmuru vererek bitkileri yeşertmesi, Baal'ın İştar'la seks ilişkisiyle simgelenirdi.(İştar ağaçla simgelenirdi, Hem tahta bir kazıkla, hem de harfiyen bir ağaçla) Buna göre Baal yağmur yağdırıp İştar'ı sulayarak, ürün verdirtiyordu. Halk ta, daha çok ürün alabilmek için Baal'a tapınıyorlardı. Bunu yaparken de, Baal'in isteğini yerine getirerek çocuklarını ona kurban olarak sunabiliyorlardı. (Baal -> Molek => kral)

    http://en.wikipedia.org/wiki/Religion_in_Carthage

    Şimdi de Kitabı Mukaddes'in ne dediğine bir bakalım. Bütün alıntı ayetler Meryem'in doğumunundan yüzlerce yıl öncesine ait olaylardan:

    Peygamber İlyas (İlya) İsraillerin bu sahte tapınmalarıyla mücadele ediyordu. Kitabı Mukaddes'e göre bir keresinde de dua ederek yağmurun üç yıl yağmamasını sağladı. Baal'in yağmur verdiğine inanan İsrailliler için bu durum, tapındıkları Baal'in güçsüzlüğü, acizliği demekti. İlyas da onlara bunu göstermek ister. Aşağıdaki alıntılar bu konuyla ilgilidir:

    Baal'in yağmuru vermesinin engellenmesi:

    1.Krallar 17,1 Gilat'ın Tişbe Kenti'nden olan İlyas, Ahav'a şöyle dedi: ‹‹Hizmet ettiğim İsrail'in Tanrısı yaşayan RAB'bin adıyla derim ki, ben söylemedikçe önümüzdeki yıllarda ne yağmur yağacak, ne de çiy düşecek.››
    1.Krallar 17,7 Ancak ülkede yağmur yağmadığı için bir süre sonra dere kurudu.
    1.Krallar 18,15 İlyas şöyle karşılık verdi: ‹‹Hizmetinde bulunduğum yaşayan ve Her Şeye Egemen RAB'bin adıyla diyorum, bugün Ahav'ın huzuruna çıkacağım.›› Ovadya gidip Ahav'ı gördü, ona durumu anlattı. Bunun üzerine Ahav İlyas'ı karşılamaya gitti. İlyas'ı görünce, ‹‹Ey İsrail'i sıkıntıya sokan adam, sen misin?›› diye sordu. İlyas, ‹‹İsrail'i sıkıntıya sokan ben değilim, seninle babanın ailesi İsrail'i sıkıntıya soktunuz›› diye karşılık verdi, ‹‹RAB'bin buyruklarını terk edip Baallar'ın ardınca gittiniz. Şimdi haber sal: Bütün İsrail halkı, İzebel'in sofrasında yiyip içen Baal'ın dört yüz elli peygamberi ve Aşera'nın dört yüz peygamberi Karmel Dağı'na gelip önümde toplansın.›› Ahav bütün İsrail'e haber salarak peygamberlerin Karmel Dağı'nda toplanmalarını sağladı. İlyas halka doğru ilerleyip, ‹‹Daha ne zamana kadar böyle iki taraf arasında dalgalanacaksınız?›› dedi, ‹‹Eğer RAB Tanrı'ysa, onu izleyin; yok eğer Baal Tanrı'ysa, onun ardınca gidin.›› Halk İlyas'a hiç karşılık vermedi. İlyas konuşmasını şöyle sürdürdü: ‹‹RAB'bin peygamberi olarak sadece ben kaldım. Ama Baal'ın dört yüz elli peygamberi var.
    1.Krallar 18,23 Bize iki boğa getirin. Birini Baal'ın peygamberleri alıp kessinler, parçalayıp odunların üzerine koysunlar; ama odunları yakmasınlar. Öbür boğayı da ben kesip hazırlayacağım ve odunların üzerine koyacağım; ama odunları yakmayacağım. Sonra siz kendi ilahınızı adıyla çağırın, ben de RAB'bi adıyla çağırayım. Hangisi ateşle karşılık verirse, Tanrı odur.›› Bütün halk, ‹‹Peki, öyle olsun›› dedi. İlyas, Baal'ın peygamberlerine, ‹‹Kalabalık olduğunuz için önce siz boğalardan birini seçip hazırlayın ve ilahınızı adıyla çağırın›› dedi, ‹‹Ama ateş yakmayın.›› Kendilerine verilen boğayı alıp hazırlayan Baal'ın peygamberleri sabahtan öğlene kadar, ‹‹Ey Baal, bize karşılık ver!›› diye yalvardılar. Ama ne bir ses vardı, ne de bir karşılık. Yaptıkları sunağın çevresinde zıplayıp oynadılar. Öğleyin İlyas onlarla alay etmeye başladı: ‹‹Bağırın, yüksek sesle bağırın! O tanrıymış. Belki dalgındır, ya da heladadır, belki de yolculuk yapıyor! Yahut uyuyordur da uyandırmak gerekir!›› Böylece yüksek sesle bağırdılar. Adetleri uyarınca, kılıç ve mızraklarla kanlarını akıtıncaya dek bedenlerini yaraladılar. Öğlenden akşam sunusu saatine kadar kıvrandılar. Ama hâlâ ne bir ses, ne ilgi, ne de bir karşılık vardı. O zaman İlyas bütün halka, ‹‹Bana yaklaşın›› dedi. Herkes onun çevresinde toplandı. İlyas RAB'bin yıkılan sunağını onarmaya başladı. On iki taş aldı. Bu sayı RAB'bin Yakup'a, ‹‹Senin adın İsrail olacak›› diye bildirdiği Yakupoğulları oymaklarının sayısı kadardı. İlyas bu taşlarla RAB'bin adına bir sunak yaptırdı. Çevresine de iki seafü tohum alacak kadar bir hendek kazdı. Sunağın üzerine odunları dizdi, boğayı parça parça kesip odunların üzerine yerleştirdi. ‹‹Dört küp su doldurup yakmalık sunuyla odunların üzerine dökün›› dedi. Sonra, ‹‹Bir daha yapın›› dedi. Bir daha yaptılar. ‹‹Bir kez daha yapın›› dedi. Üçüncü kez aynı şeyi yaptılar. O zaman sunağın çevresine akan su hendeği doldurdu. Akşam sunusu saatinde, Peygamber İlyas sunağa yaklaşıp şöyle dua etti: ‹‹Ey İbrahim'in, İshak'ın ve İsrail'in Tanrısı olan RAB! Bugün bilinsin ki, sen İsrail'in Tanrısı'sın, ben de senin kulunum ve bütün bunları senin buyruklarınla yaptım. Ya RAB, bana yanıt ver! Yanıt ver ki, bu halk senin Tanrı olduğunu anlasın. Onların yine sana dönmelerini sağla.›› O anda gökten RAB'bin ateşi düştü. Düşen ateş yakmalık sunuyu, odunları, taşları ve toprağı yakıp hendekteki suyu kuruttu. Halk olanları görünce yüzüstü yere kapandı. ‹‹RAB Tanrı'dır, RAB Tanrı'dır!›› dediler.
    1 Krallar 18,40 İlyas, ‹‹Baal'ın peygamberlerini yakalayın, hiçbirini kaçırmayın›› diye onlara buyruk verdi. Peygamberler yakalandı, İlyas onları Kişon Vadisi'ne götürüp orada öldürdü. Sonra İlyas, Ahav'a, ‹‹Git, yemene içmene bak; çünkü güçlü bir yağmur sesi var›› dedi. Ahav yiyip içmek üzere oradan ayrılınca, İlyas Karmel Dağı'nın tepesine çıktı. Yere kapanarak başını dizlerinin arasına koydu. Sonra uşağına, ‹‹Haydi git, denize doğru bak!›› dedi. Uşağı gidip denize baktı ve, ‹‹Hiçbir şey görmedim›› diye karşılık verdi. İlyas, uşağına yedi kez, ‹‹Git, bak›› dedi. Yedinci kez gidip bakan uşak, ‹‹Denizden avuç kadar küçük bir bulut çıkıyor›› dedi. İlyas şöyle dedi: ‹‹Git, Ahav'a, ‹Yağmura yakalanmadan arabanı al ve geri dön› de.›› 45 Tam o sırada gökyüzü bulutlarla karardı, rüzgar çıktı, şiddetli bir yağmur başladı. Ahav hemen arabasına binip Yizreel'e gitti.

    Dikili taş ve Dikili kazık:

    1.Krallar 14:23,24: Ayrıca kendilerine her yüksek tepenin üstüne ve bol yapraklı her ağacın altına tapınma yerleri, dikili taşlar(erkeklik organı simgesi-Baal için) ve Aşera putları yaptılar(kutsal ağaç kazık). Ülkedeki putperest törenlerinde fuhuş yapan kadın ve erkekler bile vardı. Yahudalılar RAB'bin İsrail halkının önünden kovduğu ulusların yaptığı bütün iğrençlikleri yaptılar."
    2.Krallar 17,16: Tanrıları RAB'bin bütün buyruklarını terk ettiler. Tapınmak için kendilerine iki dökme buzağı ve Aşera putu yaptırdılar. Gök cisimlerine taptılar. Baal'a kulluk ettiler.
    2.Krallar 23,5: Yahuda krallarının kentlerde ve Yeruşalim'in çevresindeki tapınma yerlerinde buhur yaksınlar diye atamış olduğu putperest kâhinleri, Baal'a, güneşe, aya, takımyıldızlara -bütün gök cisimlerine- buhur yakanları ortadan kaldırdı.
    Yeremya 2,8: Kâhinler, ‹RAB nerede?› diye sormadılar, Kutsal Yasa uzmanları beni tanımadılar, Yöneticiler bana başkaldırdılar; Peygamberler Baal adına peygamberlik edip İşe yaramaz putların ardınca gittiler.
    Yeremya 2,23: ‹‹Öyleyken nasıl, ‹Ben kirlenmedim, Baallar'ı izlemedim› diyebilirsin? Vadide nasıl davrandığına bak da Ne yaptığını anla. Sen orada burada dolaşan Ayağı tez bir dişi devesin.
    Yeremya 7,9-10: ‹‹ ‹Çalmak, adam öldürmek, zina etmek, yalan yere ant içmek, Baal'a buhur yakmak, tanımadığınız başka ilahların ardınca gitmek, bütün bu iğrençlikleri yapmak için mi bana ait olan tapınağa gelip önümde duruyor, güvenlikteyiz diyorsunuz?
    Yeremya 9,14: ‹‹Onun yerine yüreklerinin inadını, atalarının öğrettiği gibi Baallar'ı izlediler.››
    Yeremya 11,13: Kentlerinin sayısı kadar ilahın var, ey Yahuda! O utanılası ilaha, Baal'a buhur yakmak için Yeruşalim sokaklarının sayısı kadar sunak kurdunuz.
    Yeremya 12,16: Halkıma Baal'ın adıyla ant içmeyi öğrettiler. Bunun gibi, halkımın yolunda yürümeyi ve ‹RAB'bin varlığı hakkı için› diyerek benim adımla ant içmeyi de iyice öğrenirlerse, halkımın arasında sağlam yerleri olacak.
    Yeremya 19,5: Çocuklarını ateşte Baal'a kurban etmek için tapınma yerleri kurdular. Böyle bir şey ne buyurdum ne sözünü ettim ne de aklımdan geçirdim.
    Yeremya 23,13: ‹‹Samiriye peygamberleri arasında Şu iğrençliği gördüm: Baal adına peygamberlik ederek Halkım İsrail'i baştan çıkarıyorlar.
    Yeremya 23,27: Ataları nasıl Baal yüzünden adımı unuttuysa, onlar da birbirlerine düşlerini anlatarak halkıma adımı unutturmayı tasarlıyorlar.
    Yeremya 32,29: Kente saldıran Kildaniler gelip onu ateşe verecekler. Kenti de damlarında Baal'ın onuruna buhur yakıp başka ilahlara dökmelik sunular sunarak beni öfkelendirdikleri evleri de yakacaklar.
    Yeremya 32,35: Ben-Hinnom Vadisi'nde ilah Molek'e sunu olarak oğullarını, kızlarını ateşte kurban etmek için Baal'ın tapınma yerlerini kurdular. Böyle iğrenç şeyler yaparak Yahuda'yı günaha sürüklemelerini ne buyurdum, ne de aklımdan geçirdim.
    İlah Molek'e çocukların kurban edilmesi:

    http://www.piney.com/MailKingdom.html

    Sefanya 1,4-6: ‹‹Elimi Yahuda ve Yeruşalim'de yaşayanlara karşı uzatacağım. Baal'dan kalan izleri, Putperest din adamlarıyla kâhinlerin adını, Damlardan gök cisimlerine tapınanları, Hem benim adıma, hem de Molek putu adına ant içip tapınanları, Yolumdan dönenleri, Bana yönelmeyenleri, Kılavuzluğumu istemeyenleri buradan yok edeceğim.››
    Yeremya 7,18: Çocuklar odun topluyor, babalar ateş yakıyor, kadınlar Gök Kraliçesi'ne pide pişirmek için hamur yoğuruyor. Beni öfkelendirmek için başka ilahlara dökmelik sunular sunuyorlar.
    Yeremya 44,17: Tersine, yapacağımızı söylediğimiz her şeyi kesinlikle yapacağız: Gök Kraliçesi'ne buhur yakacak, atalarımızın, krallarımızın, önderlerimizin ve kendimizin Yahuda kentlerinde, Yeruşalim sokaklarında yaptığımız gibi ona dökmelik sunular dökeceğiz. O zamanlar bol yiyeceğimiz vardı, her işimiz yolundaydı, sıkıntı çekmiyorduk.
    Yeremya 44,18: Oysa Gök Kraliçesi'ne buhur yakmayı, dökmelik sunular dökmeyi bıraktığımız günden bu yana her yönden yokluk çekiyoruz; kılıçtan, kıtlıktan yok oluyoruz.››
    Yeremya 44,19: Kadınlar, ‹‹Evet, Gök Kraliçesi'ne buhur yakıp dökmelik sunular dökeceğiz! Ona benzer pideler pişirip kendisine dökmelik sunular döktüğümüzü kocalarımız bilmiyor muydu sanki?›› diye eklediler.
    Hakimler 2,13 Çünkü RAB'bi terk edip Baal'a ve Aştoretler'e taptılar.
    1.Samuel 12,10 Atalarınız RAB'be, ‹Günah işledik; RAB'bi bırakıp Baal'ın ve Aştoret'in putlarına kulluk ettik. Ama şimdi bizi düşmanlarımızın elinden kurtar, sana kulluk edeceğiz› diye seslendiler.
    1.Samuel 31,10 Saul'un silahlarını Aştoret'in tapınağına koyup cesedini Beytşean Kenti'nin suruna çaktılar.
    1.Krallar 11,5 Saydalılar'ın tanrıçası Aştoret'e ve Ammonlular'ın iğrenç ilahı Molek'e taptı.
    1.Krallar 11,33 Çünkü Süleyman bana sırt çevirip Saydalılar'ın tanrıçası Aştoret'e, Moavlılar'ın ilahı Kemoş'a ve Ammonlular'ın ilahı Molek'e taptı. Kurallarıma, ilkelerime uyup gözümde doğru olanı yapan babası Davut gibi yollarımı izlemedi.
    Mısırdan Çıkış 32: Halk Musa'nın dağdan inmediğini, geciktiğini görünce, Harun'un çevresine toplandı. Ona, ‹‹Kalk, bize öncülük edecek bir ilah yap›› dediler, ‹‹Bizi Mısır'dan çıkaran adama, Musa'ya ne oldu bilmiyoruz!›› Harun, ‹‹Karılarınızın, oğullarınızın, kızlarınızın kulağındaki altın küpeleri çıkarıp bana getirin›› dedi. Herkes kulağındaki küpeyi çıkarıp Harun'a getirdi. Harun altınları topladı, oymacı aletiyle buzağı biçiminde dökme bir put yaptı. Halk, ‹‹Ey İsrailliler, sizi Mısır'dan çıkaran Tanrınız budur!›› dedi. Harun bunu görünce, buzağının önünde bir sunak yaptı ve, ‹‹Yarın RAB'bin onuruna bayram olacak›› diye ilan etti. Ertesi gün halk erkenden kalkıp yakmalık sunular sundu, esenlik sunuları getirdi. Yiyip içmeye oturdu, sonra kalkıp çılgınca eğlendi. RAB Musa'ya, ‹‹Aşağı in›› dedi, ‹‹Mısır'dan çıkardığın halkın baştan çıktı. Buyurduğum yoldan hemen saptılar. Kendilerine dökme bir buzağı yaparak önünde tapındılar, kurban kestiler. ‹Ey İsrailliler, sizi Mısır'dan çıkaran ilahınız budur!› dediler.›› RAB Musa'ya, ‹‹Bu halkın ne inatçı olduğunu biliyorum›› dedi, ‹‹Şimdi bana engel olma, bırak öfkem alevlensin, onları yok edeyim. Sonra seni büyük bir ulus yapacağım.››
    Hezekiel 8: Sürgünlüğün altıncı yılı, altıncı ayın beşinci günü evde Yahuda'nın ileri gelenleriyle otururken Egemen RAB'bin eli bana dokundu. Baktım, insana1 benzer birini gördüm: Görünüşü, belinden aşağısı ateşi andırıyor, belinden yukarısı maden gibi ışıldıyordu. Eli andıran bir şey uzatıp beni saçlarımdan tuttu. Ruh beni yerle gök arasına kaldırdı ve Tanrı'dan gelen görümlerde Yeruşalim'e, iç avlunun kuzeye bakan kapısının giriş bölümüne götürdü. Tanrı'nın kıskançlığını uyandıran kıskançlık putu orada dikiliydi. Ovada gördüğüm görümdeki gibi, İsrail'in Tanrısı'nın görkemi oradaydı. Sonra bana, ‹‹Ey insanoğlu, kuzeye bak!›› dedi. Baktım, sunak kapısının kuzeye bakan giriş bölümünde duran kıskançlık putunu gördüm. Bana, ‹‹İnsanoğlu, ne yaptıklarını görüyor musun?›› dedi, ‹‹Tapınağımdan uzaklaşayım diye İsrail halkı çok iğrenç şeyler yapıyor. Bundan daha iğrenç şeyler göreceksin.›› Beni avlunun giriş bölümüne getirdi. Baktım, duvarda bir delik gördüm. Bana, ‹‹Haydi duvarı del, insanoğlu›› dedi. Duvarı deldim, orada bir kapı gördüm. Bana, ‹‹İçeri gir de burada yaptıkları kötü ve iğrenç şeyleri gör›› dedi. Böylece içeriye girip baktım. Duvarın her yanına çeşit çeşit sürüngen, iğrenç hayvan şekilleri ve İsrail halkının bütün putları oyulmuştu. İsrail ileri gelenlerinden yetmiş kişiyle Şafan oğlu Yaazanya orada, putların önünde duruyordu. Her birinin elinde bir buhurdan vardı; buhurun kokusu bulut gibi yükseliyordu. ‹‹İnsanoğlu, İsrail halkının ileri gelenlerinin kendi putlarının odalarında, karanlıkta neler yaptıklarını gördün mü?›› dedi, ‹‹Onlar, ‹RAB bizi görmüyor, RAB ülkeyi bıraktı› diyorlar.›› Bana yine, ‹‹Daha iğrenç şeyler yaptıklarını da göreceksin›› dedi. Bundan sonra beni RAB'bin Tapınağı'nın kuzeye bakan kapısının giriş bölümüne götürdü. Orada oturup Tammuz için ağlayan kadınları gördüm. (Bakhus = Ağlanılan) Bana, ‹‹İnsanoğlu, bunu gördün mü? Bundan daha iğrenç şeyler de göreceksin›› dedi. Beni RAB'bin Tapınağı'nın iç avlusuna götürdü. Tapınağın girişinde, eyvanla sunak arasında yirmi beş kadar adam vardı. Sırtlarını RAB'bin Tapınağı'na, yüzlerini doğuya dönmüş, güneşe tapınıyorlardı. Bana, ‹‹İnsanoğlu, bunları gördün mü?›› dedi, ‹‹Yahuda halkı burada yaptığı iğrenç şeyler yetmiyormuş gibi, ülkeyi zorbalıkla doldurup beni sürekli öfkelendiriyor. Bak, dalı (Astartiyi ya da Aştoreti simgeleyen tahta kazık = Aşera) nasıl burunlarına uzatıyorlar! Bundan ötürü onlara öfkeyle davranacak, acımayacağım, onları esirgemeyeceğim. Yüksek sesle beni çağırsalar bile onları dinlemeyeceğim.››

  9. #9
    M.571 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-08-2007
    Mesajlar
    1,676
    Karizma Gücü
    0
    Yazıyı okumadım.
    Neden

    Her söze inanmak doğru mudur?
    Hayır.

    Yalan yanlış bilgilerle vakit kaybetmeye gerek var mı?
    İlginç olan şu ki; bilginin yanlış yahut doğru olduğunu anlayabilmemiz için ilk önce okumamız gerekiyor. Yani biz böyleyiz. Eğer ki siz, yazıyı okumadan yanlış olup olmadığını tespit edecek bir yöntem geliştirmişseniz ve bizimle paylaşırsanız çok memnun oluruz. Zira biz de yanlış bilgilerle vakit kaybetmek için can atmıyoruz. En azından ben can atmıyorum.

    Paylaşım için teşekkürler. Ben sizin paylaştığınız yazıyı okumayı düşünüyorum.

    Saygılar.

  10. #10

    Kayıt Tarihi
    28-11-2007
    Mesajlar
    480
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı M.571 tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Neden

    Hayır.

    İlginç olan şu ki; bilginin yanlış yahut doğru olduğunu anlayabilmemiz için ilk önce okumamız gerekiyor. Yani biz böyleyiz. Eğer ki siz, yazıyı okumadan yanlış olup olmadığını tespit edecek bir yöntem geliştirmişseniz ve bizimle paylaşırsanız çok memnun oluruz. Zira biz de yanlış bilgilerle vakit kaybetmek için can atmıyoruz. En azından ben can atmıyorum.

    Paylaşım için teşekkürler. Ben sizin paylaştığınız yazıyı okumayı düşünüyorum.

    Saygılar.

    Evet, anlıyorum.

    Galiba biraz gururunuz incinmiş. Siz bir yazı aktarıyorsunuz ve başka birisi bu yazıyı değersiz gösteren ifadeler kullanıyor ve haklı olarak öfkeleniyorsunuz. İşte hayat böyle. Belki karşı tarafın hor görme vs. gibi kötü niyeti yok ama, vakitsizlik ya da forumlardaki binlerce yazının bolluğunda bunlar oluyor.

    Hadi özür dileyeyim de barışalım.
    Bak biraz empatim varmış. Ha, bu arada yazıyı da okudum.

 

 
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Yanıt: 13
    Son Mesaj: 21.11.11, 15:31
  2. Hacı olsanız bile size Hacı denilmesi kanunen yasak.
    HABERLER ve GÜNDEM bölümünde kafkaslar tarafından açılmış
    Yanıt: 68
    Son Mesaj: 21.11.11, 14:02
  3. 17 Türk hacı adayı hayatını kaybetti
    2005 Konuları bölümünde <MaximuS> tarafından açılmış
    Yanıt: 4
    Son Mesaj: 31.12.05, 06:44

Bu konuyla ilgili etiketler

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •