• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
8 sonuçtan 1 --- 8 arası gösteriliyor
  1. #1
    Misafir Kral_Arthur adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    18-03-2006
    Mesajlar
    6,163
    Karizma Gücü
    0

    İNTİHARIN FELSEFİ NEDENLERi !!!

    Çağlar boyunca toplumlar intihara farklı tepkiler göstermişlerdir. Kimi toplumlarda desteklenen ve doğru bir davranış olarak kabul edilen intihar, diğer bazı toplumlarda ise olumsuz bir davranış olarak değerlendirilmiştir. Bu tür tepkilerin yönünü belirleyen en önemli faktörlerden biri de kuşkusuz toplumların düşünce biçimleri ve dolayısıyla düşünürleridir. Hata bazı düşünürlerin eserleri, o dönemdeki intihar olaylarından sorumlu tutulmuşlardır.

    Düşünürler daha çok insanın kendi yaşamına son verme hakkına sahip olup olmadıkları ve bu davranışın onurlu bir davranış olup olmadığı üzerinde durmuşlardır.

    Eski Yunanistan’daki ilk filozoflar intihara karşı çıkmışlardır. Pisagor ve takipçileri ruhun ölümsüzlüğüne inandıkları için intiharı yasaklarlar. Platon ve Aristo da intihara karşıdır. Fakat bazı durumlarda intiharı onaylarlar. Platon, yasalarında, en yakınını, en iyi dostunu yani kendini öldürenin *********ce gömülmesini ister. Eğer kişi bu işi kamu yargısıyla, kaderin başına getirdiği önlenmez, çekilmez bir dert, katlanılmaz bir utanç yüzünden yapmışsa anlayış gösterilmesi gerektiğini belirtir (Montaigne 1984). Aristo ise, savaşta onur için olan intiharları destekler. Oysa, aşk vb. gibi nedenlerden olan intiharlar cesur insanın yapacağı şeyler değildir (Choron 1972). Bu düşünürlere göre, bizim hayattan nefret edip, yüz çevirmemiz doğaya aykırıdır.

    İntihara karşı olan bir diğer düşünür de Epikür’dür. O da, öncekiler gibi, erdeme önem vermiş ve amacımızın bilgeliğe ulaşmak olduğunu savunmuştur. İnsan ihtiraslarını tatmin yoluyla mutluluğa ulaşamaz. Çünkü, hazzın tatminini doğal olarak bir sıkıntı ve isteksizlik takip edecektir. Bu, bizi, gerçek amacımız olan acıdan kaçmak hedefinden saptıracaktır (Fromm 1982). Hatta, ölümü aramaya kadar götürecektir.

    Eski Yunan’da intiharın kabul edilebilir bir eylem olduğuna doğru yapılan kararlı ilk değişim, Epikür’ün en büyük rakibi Kitionlu Zenon tarafından olmuştur. Zenon, kişinin intihar etme hakkına sahip olduğunu savunur. Kendisi de yaşlandığında intihar etmiştir.

    Stuacılara göre, akıllı adamın intiharı sorunu ahlâki bir doğru veya yanlış değildir. Fakat karşılaşılan bir durumda yaşamayı veya ölmeyi tercih kararıdır.

    Stuacılar intiharı savunmakla kalmamış, şu durumlarda yapılması gereken bir davranış olarak kabul etmişlerdir. (Gibbs 1968)

    1) Bu hareket diğer kişiler veya vatana bir hizmet taşıdığı zaman,

    2) Kişi yasa dışı bir işe zorlandığı zaman,

    3) Kronik hastalıklarda; ölümün yaşama tercih edileceği durumlarda,

    Hegesias, işi daha ileri götürerek, bilgi olmayan kimselerin kendilerini öldürmeleri gerektiğini savunur. Ona göre mutluluk erdemdir. Günlük olayların nazzını arayan kimse bu mutluluğu hiçbir zaman elde edemez; o halde bilge olmayan kişi erdemsizdir, kendini öldürmelidir. Onun felsefesinin temelini ise, şu sözü çok iyi bir biçimde yansıtır: “Yaşamın yolunu olduğu gibi, ölmenin yolunu da kendimiz seçmeliyiz.” (Montaigne 1984).

    Seneka; “iyi insan yaşaması gerektiği kadar yaşar, yaşayabildiği kadar değil” demektedir (Choron 1972). İnsan kendi ölümüne istediği zaman karar verebilir. Yaşamı ile felsefesi birbiriyle çeliştiği için, Roma Kralı Neron tarafından damarını keserek intihar etme cezasına çarptırılmıştır.

    Eski Yunan’da son zamanlarda intiharın bu şekilde kabul edilebilir bir eylem olması, o devirde intiharların artmasına neden olan faktörlerden biri olabilir. Özellikle Yunan sitelerinin Roma’ya katılmasıyla bu oranlarda bir artış görülmüştür.

    Hristiyanlığın batı dünyasında egemen olmasıyla beraber, kilise öğretileri felsefe alanında da etkin duruma gelmiş ve Rönesans dönemine kadar bu etkinliğini sürdürebilmiştir. Bu dönem filozoflarında, insan hayatının Tanrı’ya ait olduğu fikri egemen durumdaydı. Dinle felsefenin bu dönemde içiçe oluşu intihar olaylarının düşük bir oranda kalmasına neden olmuş; fakat tamamen engelleyememiştir. Rönesans ile birlikte kilise felsefesi etkinliğini yitirmiş ve intihar konusunda da daha tavizkâr bir tutum takınılmaya başlanmıştır.

    Montaigne, insanın kendi iradesiyle yaşamına son verebileceğini savunmuştur. “hayat bir işinize yaramadıysa, boşu boşuna geçtiyse, onu yitirmekten ne korkuyorsunuz. Daha yaşayıp da ne yapacaksınız” diyen Montaigne’e göre, ölümle bütün dertler bitecektir (Montaigne 1984). Bunun için ölümden korkmamalı ve dertlerden kurtulmanın bir yolu olarak da intiharı düşünmelidir.

    18. yüzyıl felsefesinde ençok işlenen konulardan biri özgürlük olduğu için, bu dönemdeki filozofların hemen hepsi intihara da izin verir bir tavır takınmışlardır. Montesquieu intihara karşı uygulanan kanunları eleştirmiştir. Hume, intiharın bir suç olduğu fikrini çürütmeye çelışıyor. Ona göre intihar, ilahi yasaya karşı gelme değildir; çünkü bu yasa doğa yasasıyla birlikte işler ve insanın doğadaki yerini bulmasına yardımcı olur. Rousseau, başkasına zarar vermedikce intiharı destekler. Söylentilere göre, mutsuz bir yaşamı olan Rousseau da intihar etmiştir. Aynı dönemlerde yaşamış olan Diderot ise, doğal olmadığı ve kilisenin öğretilerine karşı geldiği için anti-sosyal bir davranış olarak görür ve karşı çıkar.

    19. yüzyılda Kant, intihara karşı çıkmaktadır. Hume’un görüşünü eleştirir. Kant’a göre, doğal olarak insanın ilk amacı kendini korumaktır. Bunun için intihar bir kusurdur ve lanetlenmelidir.

    Schopenhauer, Kant’a göre daha çok taviz verir. Ona göre, kişi intihar etme hakkına sahiptir; ama bu, boş ve aptalca bir şeydir. İntihar, kişinin doğaya sorduğu bir sorudur: Ölümün ötesinde ne var? Kendilerini öldürenler sadece acı çeken bedenlerinin acısına son verebilirler; sonsuz sürekliliklerine engel olamazlar.

    “Bazıları çok erken, bazıları çok geç hayattan ayrılıyorlar, asıl iş tam zamanında ölmektir” (Arkun 1963) diyen Nietzsche, intihara karşı değildir. İntihar kişinin hakkı ve ona verilen bir armağandır. Üst-insanın yaratılması için felsefesini yönlendiren Nietzsche, bu üstün amaca katkıda bulunamayacak kişinin intihar etmesini ve bundan da mutluluk duymasını söyler.

    Hartmann ise, insanın sahip olduğu tek şeyin bu dünya olduğunu belirterek, en iyi olmamakla beraber elimizdeki bu dünyadan vazgeçmememiz gerektiğini savunur. Yaşamak, temelde arzu edilmeyen bir şeydir; hayal kırıklığı ile doludur. Fakat yine de, elimizdekinin en iyisi olan bu yaşamdan kaçmamalıdır.

    Camus, “acaba hayat yaşamaya değer mi, değmez mi?” sorusuna cevap vermeye çalışır (Hübscher 1980). Camus için bu soru felsefenin temel sorusudur; bundan başka da temel felsefe sorusu yoktur. Bu sorunun cevabını Camus şöyle verir: İnsan intihar edebilir, ancak bu dürüstlük olmaz. Ölüm insanı huzura kavuşturur, fakat insanın gerçek çabası dünya üzerinde mümkün olduğu kadar çok kalmaya, onu incelemeye çalışmak olmalıdır.

    Batıdaki bu çok farklı görüşlere karşılık, doğu dünyasında egemen olan mistik felsefenin görüşüne göre, intihar etmek kişinin istemine bağlıdır. Yani kişi, yaşam ile ölüm arasında karar verme hakkına sahiptir.

    Jainizm ve Budizme göre, yüreklerimizden yaşama isteklerini çıkarmalıyız. İnsan ancak yokolarak acıdan kurtulur ve mutlu olabilir. Hatta, Jainizmin kurucusu olan Mahavira, insanın aç kalarak kendini öldürmesini büyük bir erdem olarak nitelendirir. Konfüçyus ise intihara karşı çıkar. Ona göre, insanın amacı iyi ve uzun yaşamaktır. İnsan ölümden sonrasını merak etmemelidir. Çünkü, ölümden sonra hayat olduğu bilinirse, kimileri canlarına kı***** oraya gitmeyi isteyebilirler (Hançerlioğlu 1976).

    Belirli bir tarihsel sırayla değindiğimiz bu düşünürlerin görüşleriyle, yaşadıkları dönemlerdeki intihar oranları arasında doğrudan bir ilişki göze çarpmaktadır. Konumuz açısından önemli olan nokta da budur. Fakat bu ilişkiye bakarak, intiharın sorumluluğunu sadece düşünürlere bağlamak da yanlış olur. Çünkü, genelde, toplumsal düşünce toplumu oluşturan öğelerden sadece bir tanesidir.

    Konuya felsefi açıdan baktığımızda sonuç olarak şunu söylemek mümkündür: İnsan yaşamak için doğar, yaşaması gereklidir; olumsuz toplumsal koşullar karşısında çaresiz kaldığını hissettiği anda kişinin, yaşamına son verme hakkı vardır. Çünkü insan yaşamı, insanın yaptığı eylemlerden oluşur. Şöyle veya böyle intihar da bir eylemdir ve kişi istediği takdirde bu eylemi gerçekleştirebilir.



    kaynak
    Bu mesaj en son " 29.01.08 " tarihinde saat 22:17 itibariyle Kral_Arthur tarafından düzenlenmiştir... Neden: kaynak eklendi :)

  2. #2
    Unutursun Gönlüm
    Kayıt Tarihi
    23-07-2007
    Mesajlar
    17,073
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    8
    ıntıhar eylemı psıkolojık bır vakadır.hayatın agırlıgını kaldıramayan ya da psıkolojık sorunları olan ınsanların basvurucagı bır davranıstır..
    genelde batı dunyasında önemlı fılozoflar yasamı daha guzel yasadıkları ıcın ıntıharı onaylamamıslardır dogu felsefesı ıse dını bır anlayısta asıl yaşam ıcın ıntıharı kabul etmıs ve uygulamıstır...
    ama ınsan hayatı bır kere yaşar her yaptıgından sorumludur tıpkı bu davranısın sonu ölum bıle olsa ki zaten o duruma gelmıs ınsanlardan olumlu bı bakıs acısı beklemek zordur dusunulen teksey ıntıhardır...
    ............
    imza

  3. #3
    Emekli TF Yöneticisi
    Kayıt Tarihi
    16-02-2004
    Mesajlar
    14,309
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    11
    Camus, “acaba hayat yaşamaya değer mi, değmez mi?” sorusuna cevap vermeye çalışır (Hübscher 1980). Camus için bu soru felsefenin temel sorusudur; bundan başka da temel felsefe sorusu yoktur. Bu sorunun cevabını Camus şöyle verir: İnsan intihar edebilir, ancak bu dürüstlük olmaz. Ölüm insanı huzura kavuşturur, fakat insanın gerçek çabası dünya üzerinde mümkün olduğu kadar çok kalmaya, onu incelemeye çalışmak olmalıdır.
    ya evet, sisifos söyleni aklıma geldi...başında şöyle der :

    "Gerçekten önemli olan bir tek felsefe sorunu vardır, intihar. Yaşamın yaşanmaya değip değmediği konusunda bir yargıya varmak, felsefenin temel sorusuna yanıt vermektir. Gerisi, dünyanın üç boyutlu olup olmadığı, düşüncenin dokuz mu, yoksa on iki ulamı mı bulunduğu, sonra gelir".


    bu , benim kafamdaki "neden" sorusunun başlangıç noktasını oluşturabileceği için favorimdir

  4. #4
    ßûLéNT adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    12-08-2007
    Mesajlar
    1,877
    Karizma Gücü
    5
    Ben intiharı başka bir amaçla kullanacağım şahsen...

    Haa bir de, hayat yaşanmaya değer...
    Romanın bir yerinde Erkek:
    "Hayatta bir takım hedeflere saplanmak, kendine zincire vurmaktır.
    Mutluluğun var olmadığını, cennetin var olmadığını, kazanılacak ya da kaybedilecek hiçbir şey olmadığını ve hiçbir şeyin özünün değiştirilemeyeceğini anlamak gerekir.
    Ve bundan sonra insana sadece ümitsizliğin kaldığına inanmak, bir kere daha yanılmaktır.
    Çünkü ümitsizlik de bir yanılsamadır." der.

  5. #5
    adigenazım adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    06-12-2007
    Mesajlar
    2,065
    Karizma Gücü
    0
    intiharın bir çeşit zayıflık olduğunu ve bunun bir nedene ihtiyacı olmadığını düşünenlerdenim.

    intihar kişinin kişilik bozukluklarının patlama yaptığı bir noktada hayata yönelik bir darbe olduğunu düşünüyorum.

    bence ne bir amaca ne de bir sebebe ihtiyacı yok.




    iiforumlar......

  6. #6
    Misafir
    Kayıt Tarihi
    31-10-2006
    Mesajlar
    481
    Karizma Gücü
    0
    düşünürler hiç bişey yapmamış sadece düşünmüşlerdir.. ben boş konuşanları sevmem....bence hepsi paçozz

  7. #7
    düdüklü_tencere adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    25-12-2007
    Mesajlar
    664
    Karizma Gücü
    0
    intihar kişinin yaşama hakkından kendi isteğiyle wazgeçmesidir çaresiz bi durumdaysa dayanmayada gücü yoksa yapar felsefik bi nedeni yok yani bunun
    http://www.turkforum.net/signaturepics/sigpic358206_1.gif

    'ya kendin dikebilirsin yada hiçkimse
    eline yanlızca bir iğne bir iplik verebilirim' dedi tanrı

    Bu şehirde bir adam var adı
    Bana özel
    Elleri var küçücük
    İzin vermese asla üzemezler
    Çözemezler
    Onun bir düşü var ki asla, asla bilemezler

    ............bir kadını ağlatırken çok dikkat edin..!!!
    ....... çünkü Allah gözyaşlarını sayar.....!!!!

    kadın;erkeğin kaburgasından
    yaratıldı,ayaklarından yaratılmadı..!!!
    öyle olsaydı ezilirdi......!!!
    üstün olsun diye başındanda yaratılmadı......!!

    AMA GöğSüNDEN YARATILDI......

    Eşit olsun diye......
    kolun biraz altında...Korunsun diye...!!!
    KALP HiZASINDA SEViLSiN DiYE!!!

  8. #8
    Doc.Dr.Nagihan adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    21-01-2008
    Mesajlar
    14
    Karizma Gücü
    0
    kişisel zayıflık ve acizliktir bu sağlam bir kişiliğe sahip olanlar bunlara yeltenmez

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Amerikan Dehşetinin nedenleri..
    2005 Konuları bölümünde Pexmanq tarafından açılmış
    Yanıt: 2
    Son Mesaj: 07.08.05, 19:06

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •