ÖDP Genel Başkanı ve İstanbul Milletvekili Ufuk Uras, AKP ve MHP'nin yükseköğretimde başörtü serbestliği konusunda mutabakata varmalarını ''Bu teklif kurumsal, siyasal ve gündelik hayatta karmaşa yaratmaya namzettir'' sözleriyle özetledi.
Basın açıklaması yaparak YÖK yasası değişikliğine değinen ÖDP lideri Uras, sorunun ferah ve gerilimi azaltacak bir tarzda çözülmesinden uzak kalındığını ifade ederek, sorunun ortaya çıkışında ve siyasallaşmasında da ANAP'tan AKP'ye muhafazakar-sağ partilerin ve 12 Eylül anayasa ve uygulamalarının savunucusu konumundaki CHP'nin rolünün bulunduğunu belirtti. Uras, bu çevrelerin toplumu din ve laiklik adına ‘türban açmazı‘na soktuklarını söyledi.
Genel Başkan Ufuk Uras'ın açıklama metninin devamı şöyle:
Sonuçta binlerce genç kadın eğitimden alıkonulmuş; milyonlarca insanımız ise yaşam tarzı ve gelecekleri hakkında endişeye sürüklenmiştir.
Başörtüsü, bugün ne yazık ki, inanç ve öğretim alanıyla sınırlı bir mesele değildir. Siyasal güçler tarafından kuşatılmış bir konudur. Üstelik Türkiye‘de büyük bir kesim, bu konuyu rejimin geleceği ve yaşam tarzı ile ilgili algılarla tartışmaktadır. Bu nedenlerle, uzlaşma ve diyalog yöntemi tüketilmeden, karşılıklı güven iklimi yaratılmadan kalıcı çözüm üretilmesi oldukça zor görünmektedir.
Laikliğe duyarlı yurttaş kesimlerinin, alevi yurttaşların, üniversitelerin, sivil toplum örgütlerinin düşünce, öneri, kaygı ve algıları pek dikkate alınmamaktadır. Olası bir toplumsal mutabakatın dar oy hesapları ile yapılacak değişiklikle kaçırılması, tarihe heba edilmiş bir fırsat olarak geçecektir.
Evet, türban, Türkiye‘nin 12 Eylül 1980 darbesinden sonra sert olarak hissetmeye başladığı bir sorundur, önemlidir. Peki alevi yurttaşlarımızın tarihi çok uzun yıllara dayanan sorunları az mı önemlidir? Kürt sorunu canlara mal olmuştur ve olmaya da devam etmektedir. Bu alanda atılacak demokratik, acil adımlar önemsiz midir? Düşünce ve ifade özgürlüğü, hele ünlü 301. maddenin varlığı önemsiz midir? Kamu çalışanlarına grevli, toplu sözleşmeli sendika hakkı önemsiz midir?...
Üniversitelerde bilimle uğraşmak yerine, kılık kıyafetle, saçla sakalla uğraşılması akıl alır gibi değildir. Doğru, üniversitelerde eğitim alacaklara, yani kamu hizmeti alanlara kılık kıyafet dayatılmamalıdır.
Peki diğer kadim sorunlarımıza dair güven sağlayıcı iklimi yaratacak hangi adımlar atılacaktır? AKP-MHP ikilisinin bu konulardaki acil önerileri nelerdir? Ortada tatmin edici hiçbir demokratik öneri yoktur.
Şu çok açık ki, demokrasi ve özgürlüklerin bir bütün olarak ele alınmaması, kaygıları arttırmaktadır. AKP-MHP teklifinin içeriğine dair inanç, siyaset ve hukuk temelli itirazlar bu nedenlerle yabana atılmamalıdır.
Öte yandan üniversite ortamında eğitim alan reşit insanlara yasa yoluyla "gata fiyongu, çene altı bağlaması" vb. gibi örtünme metotları önerilmesi de laik ve demokratik bir ülkede oldukça tuhaf kaçmaktadır. Baş örtüsünün nasıl bağlanacağına ilişkin bir tanımın yasalara girmesi, Türkiye‘nin yaşamakta olduğu son derece sağlıksız koşulları göstermektedir.
İnançla ilgili konuları Anayasa çerçevesinde çözme çabası modern bir anlayışın ürünü değildir. Bu yolla sağlanan bir özgürlük sorunlu olacaktır. Türkiye, inanç alanıyla ilgili bir sorunu çözmek için anayasa değiştirmiş, yasa çıkarmış bir ülke olma özelliği kazanacaktır.
Özgürlükçü bir laiklik anlayışını benimsemek yerine, laikliğin içini boşaltarak dogmalaştıran anlayışın bu sorunla ilgili payının yüksek olduğu aşikardır.
Türkiye korku yayarak siyaset yapma anlayışından bir an evvel uzaklaşmalıdır. Sorunlarımızı demokratik bir tarzda tartışmayı, dayatma değil uzlaşma ve demokrasi içinde çözmeyi öğrenmek herkes için faydalı olacaktır.
Ufuk URAS
ÖDP Genel Başkanı
İstanbul Milletvekili
www.enternasyonalhaber.com


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla