İSTANBUL (31.01.2008)- Kontrgerilla devletinin 'Ergenekon' adlı çetesi hizaya getirildi. Ancak faşist rejim, tüm kurumları ve çeteleriyle ayakta. Çünkü büyük davaları her daim büyük skandallar izledi.

Faşist rejimin kontrgerilla çeteleri, Teşkilat-ı Mahsusa'dan devralınan tarihsel bir süreklilik. Ermeni soykırımından Mustafa Suphilerin katledilmesine, 6-7 Eylül'den 77 1 Mayıs katliamına, Maraş'tan Sivas'a, Gazi'den Şemdinli'ye, Hrant Dink suikastına ve Malatya Zirve katliamına...

Şimdi Veli Küçük'te olduğu gibi kontrgerilla çetelerine zaman zaman dokunuldu. Mehmet Ali Ağca'ların, Sedat Pekerlerin, Ali Kayaların tutuklandığı da oldu. Ama her seferinde operasyonlar sadece tetikçilerle sınırlı kaldı. Mehmet Ağar ve Yaşar Büyükanıt gibi şefler devlet korumasına alındı.

Sonuçta, büyük davaları büyük skandalları izledi, kontrgerilla her seferinde yeniden yapılandırılarak işçi sınıfı ve ezilenlerin üzerine salındı.

Belgelere ve itiraflara rağmen

Rumların doğdukları topraklardan topluca sürüldükleri 6-7 Eylül olayları örneğin. Özel Harpçi MGK eski Genel Sekreteri Sabri Yirmibeşoğlu, bu kontrgerilla harekatı için yıllar sonra şunları söyledi: “6-7 Eylül olayları, Özel Harb’in mükemmel bir organizasyonuydu.” Bu açık itirafa rağmen ne Yirmibeşoğlu, ne de başkaları yargılandı.

12 Eylül askeri faşist darbeye giden yolda iki önemli kilometre taşı '77 1 Mayıs ve Maraş katliamları örneğin. '77 1 Mayıs katliamının MİT tarafından planlandığı her yerde yazılıp çizildi. MİT, zaten 1971 ve Kızıldere’den başlayarak tüm '70’li ve '80’li yıllar boyunca, toplumsal muhalefet güçlerini tasfiye edilmesi ve maniple edilmesi için iş başındaydı.

'79 Maraş katliamında da MİT işbaşındaydı. Dönemin Başbakanı Bülent Ecevit'in arşivinden çıkan belgeler, katliamın MİT tarafından organize edildiğini açıkça ortaya koydu; “Kahramanmaraş olayı MİT'ten … müşterek planlamaları ile çıkarılmıştır.” Ama MİT'çilerin değil yargılanmaları, adları bile devlet sırrı olarak hala korunmaktadır.

Onlar kurşun da, bomba da atsa “iyi çocuk”

Örnek çok; Sivas ve Gazi katliamları, aydın cinayetleri, faili meçhuller, gözaltında kayıplar ve 'bin operasyon'un şefi Mehmet Ağar mesela. Susurluk'ta kontrgerilla cumhuriyetinin pislikleri asfalta saçılmasına rağmen ne polis şefi Ağar'a, ne de general Veli Küçük'e dokunulabildi. Oysa Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkanı Kutlu Savaş tarafından hazırlanan Susurluk Raporu'nda, Ağar adı 15, Küçük adı 4 kez geçti.

Abdi İpekçi'den Musa Anter'e, Turan Dursun'dan Uğur Mumcu'ya, Hasan Ocak'tan Süleyman Yeter'e politik cinayetlerin tümünde, soruşturma, devlet güçlerine çarpıp tıkandı. 12 Mart Gazi'de, 16 Mart Beyazıt'ta adaletin sağlanmasını onlar engelledi. Mehmet Ağar, boşuna “o taşı çekersek duvar üstümüze yıkılır” demedi.

Dizi film gibi yayınlanan, Samast'ın sırtını sıvazlama bayraklı ayin hatırlanacaktır. Emniyet Müdürü'nden jandarma yüzbaşısına, savcıdan TMŞ şefine devletin fotoğrafı, o karede idi! Ekranlardan Çatlı'ya, Çakıcı'ya sahip çıkan MİT şefi hatırlanacaktır! Başbakan Tansu Çiller'in 'Vatan için kurşun atan da yiyen de şereflidir” sözü hatırlardadır.

Son bir örnek; Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt'ın 'iyi çocukları' astsubaylar Ali Kaya ve Özcan İldeniz ile itirafçı Veysel Ateş, Şemdinli halkı tarafından suçüstü yakalandı. Ama Umut Kitabevi'ni bombalayan kontrgerilla elemanları, Büyükanıt'ın bin bir girişimi sonrası, sivil mahkeme tarafından 29.5 yıl hapisle cezalandırılsalar da yeni icraatlar için askeri mahkeme tarafından ilk duruşmada salıverildiler. Ödüllendirildiler. Atabeyler'de, Sauna'da olduğu gibi...

Ergenekon gider yeni kontrgerilla çeteleri gelir

Sonuç basit: Taşkilat-ı Mahsusa gider Gladio gelir, Ergenekon gider 'kuvvacılar/vatanseverler' gelir. Rejimin kontrgerilla yapısı tarihsel sürekliliğini sürdürür. Şimdi Veli Küçük'e dokunuluyorsa bu kontrgerillanın tasfiyesi değil, tarihsel sürekliliğe uygun olarak yeniden yapılandırılmanın zamanı geldiği içindir.


Kaynak


Taraflı bir yazı ama yazdıkları gerçek, kanıtlarıyla. İnsan Hakları Derneği gibi örgütlere bölücü vatan haini gözüyle bakılırken, devlet ve kontrgerilla terör çeteleri devlet kurumlarınca sakınılıyor.