• Reklam
8 sonuçtan 1 --- 8 arası gösteriliyor
  1. #1
    ^Sena adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    03-02-2008
    Mesajlar
    261
    Karizma Gücü
    0

    Duyuru Peygamberimizin (Sav) Günlük Sünnetleri

    En çok Pazartesi ve Perşembe oruç tutardı. Neden böyle yaptığı sorulunca da şu cevabı verirdi: "Ameller her Pazartesi ve Perşembe ALLAH'a sunulur. Oruçlu iken amelimin ALLAH'a arz olunmasını severim. Her Müslüman affedilir; ancak dargın olan kişi müstesna. Cenab-ı Hak meleklere onlar için 'bunları geri bırakın' der."


    Yüzüğü gümüştendi, yüzük taşı akik taşıydı.
    Gözleri uyurdu; lakin kalbi uyumazdı.
    Ahlakı Kur'andı.


    Umumiyetle Cuma günü yıkanırdı, bazen de terk ederdi.
    Çocuklara karşı çok merhametliydi.
    Su içtiği zaman üç defa nefes alırdı. Üç nefeste içerdi ve "Bu daha mutlu, daha afiyetli ve daha sağlıklıdır." buyururdu.
    Gece kalktığı zaman ağzını misvaklardı.
    Son derece merhametliydi. Birisine bir şey vaadettiği zaman imkanı olduğunda mutlaka o vaadini yerine getirirdi.



    Sükutu uzun, gülmesi azdı.
    İçinde su içilen bir cam kasesi vardı.
    Hizmetçiye söyledikleri sözlerden biri de "Bir ihtiyacın var mı?"idi.
    Eza verene kötü huyu olmazdı, birinin diğeri aleyhine olan sözünü de kabul etmezdi

    Kendisine melekler gelmesi ve Cebrail (as) ile konuşması sebebiyle pırasa, sarımsak, soğan gibi şeyler yemezdi.
    Yaslanarak yemek yemezdi. Arkasında iki kişi yürüyemezdi.
    Gece ağzına misvak sürmeden kalkmazdı.
    Gusulden sonra abdest almazdı.
    Tebessüm etmeden katiyyen konuşmadı.
    Ramazan Bayramı'nda bir şey yemeden camiye çıkmazdı.


    Kurban Bayramı'nda kurban kesilmeden evvel bir şey yemezdi.
    Üçten sonra sözü tekrar etmezdi.
    Gece veya gündüz, uyuyup ta uyandığı zaman mutlaka misvak kullanırdı.
    İkram edilen kokuyu geri çevirmezdi.
    Kendisinden istenilen şeyi mutlaka verirdi.


    Biat esnasında kadınların elini tutmazdı.
    Bir yudum su ile dahi olsa iftar etmeden akşam namazını kılmazdı.
    Gülüşü tebessümlerden ibaretti.
    Hastayı ancak üç günden sonra ziyaret ederdi.
    Şu beş şeyi hiçbir zaman yanından ayırmazdı: 'Ayna, sürme kabı, tarak, misvak ve ustura.'


    Lamba ile kendisine aydınlık yapılmadıkça, karanlık evde oturmazdı.
    Bir yerden kalkarken mutlaka 'Sübhaneke ALLAHümme Rabbi vebi hamdike la İlahe illa ente estağfiruke ve etübü ileyke" der ve şöyle buyururdu: "Yerinden kalkarken kim bunu söylerse mutlaka o mecliste kendisinden sudur eden günahları bağışlanır."
    Hiçbir şeye hayır demezdi. Kendisinden bir şey istendiği zaman eğer yapmak isterse evet derdi, istemezse sükut ederdi.
    Abdestini kendisi alırdı. Kimseden yardım istemezdi. Vereceği sadakayı da bizzat kendi eliyle verirdi. Kimseyi bunun için rahatsız etmezdi.
    Ne yemek, ne de başka bir şey onu akşam namazından alıkoyamazdı.

    Dişlerini temizlemeden uyumazdı.
    Daima misvağı başucunda bulunurdu
    Kahkaha ile gülmezdi (Hakim)
    Yemeğe suya üfürmezdi. Kabın içinde nefes almazdı. (ibn-i Mace)
    Kendisinden kötü söz işiteceği kimseye yanaşmazdı. (Buhari)
    Bir vali tayin ettiği zaman ona sarığı kendi eliyle sarıp giydirirdi. Sarığın kuyruğunu sağ taraftan kulağa doğru sarkıtırdı.
    Yanına çocukları geldiği zaman onları tebrik eder, güzel karşılar, onlara dua ederdi.(Buhari)
    Hurmayı yer ve çekirdeğini tabağa atardı.
    Buğday ekmeğiyle hurma yerdi ve "Bunlar pek hoştu." derdi. (Tayalisi)
    Üzümü ağzına teker teker koyarak yerdi. (Taberani)






    Hediye edileni yerdi, sadakayı yemezdi. (İbn-i Said)
    Üç parmak ile yerdi, onları silmeden iyice yıkardı. (Müslim)
    Ateşte pişen eti yerdi ve sonra abdest almadan namaz kılardı. Çünkü onu yemekle abdesti bozulmazdı.
    Hanımlardan biri yatıp uyumak istediği zaman ona 33 kere SübhanALLAH, 33 kere Elhamdülillah, 33 kere de ALLAHuekber demesini emrederdi. (I.Mendi)
    İnsanları birbine bağlamak ve sevdirmek için hediyeleşmelerini emrederdi. (İbn-i Asakiri)



    Kaynak : Kütübi Sitte
    Kördüğüm...




    Vakit gitme vakti
    Ardında sır kalmalı gidişin
    Öyle ya kimse bilmemeli
    Ya ölümüne gitmeli
    Ya da ayakta kalmalı dimdik

    Vakit gitme vakti
    Gecenin sessizliğinde
    Kimseye görünmeden
    Rüzgarın ıslıkları arasında
    Dile dolanan kırılgan cümlelerle
    Sır olup gitmek

    Vakit gitme vakti
    Ya özgürlüğe gitmek
    Ya da hapsolmak yalnızlığa
    Bu gidiş başka
    Bu gidiş sessizlik
    Bu gidiş sonsuzluk, susuzluk

    Vakit gitme vakti
    Vakit;
    daha en başından kaybedilmiş
    Bir geleceğe yolculuk vakti...

  2. #2

    Kayıt Tarihi
    02-08-2006
    Mesajlar
    61
    Karizma Gücü
    0
    Selam,
    [QUOTE=^Sena;5686210][B]En çok Pazartesi ve Perşembe oruç tutardı. Neden böyle yaptığı sorulunca da şu cevabı verirdi: "Ameller her Pazartesi ve Perşembe ALLAH'a sunulur. Oruçlu iken amelimin ALLAH'a arz olunmasını severim. Her Müslüman affedilir; ancak dargın olan kişi müstesna. Cenab-ı Hak meleklere onlar için 'bunları geri bırakın' der."


    VAllahi şaşıyorum! Yani bu kadar teknoloji gelişti bir tıkal onlarca etrcüme okunabiliyor ama hala cahillik diz boyu!
    Lütfen söyler misiniz pazartesi ve perşembe ile ilgili iddianızın Kuran'daki yeri nerededir?

    Allah adına konuşmaktan korkmaz mısınız? Nerde dargın kişinin affedilmeyeceği!!
    Oysa Kuranda Allah'ın sadece şirki affetmeyeceği yazar..
    ayet:4/48


    Yüzüğü gümüştendi, yüzük taşı akik taşıydı.
    Gözleri uyurdu; lakin kalbi uyumazdı.
    Ahlakı Kur'andı.


    Allah'tan korkmadan ve Peygamberimizi saygınız da kalmamış!!! Biraz kuran okuyun da gerçeği görün!!
    İsra Suresi
    (93) Dediler ki: "Yerden bize bir pınar fışkırtmadıkça, yahut senin hurmalardan, üzümlerden oluşan bir bahçen olup, aralarından şarıl şarıl ırmaklar akıtmadıkça, yahut iddia ettiğin gibi, gökyüzünü üzerimize parça parça düşürmedikçe, yahut Allah'ı ve melekleri karşımıza getirmedikçe, yahut altından bir evin olmadıkça, ya da göğe çıkmadıkça sana asla inanmayacağız. Bize gökten okuyacağımız bir kitap indirmedikçe göğe çıktığına da inanacak değiliz." De ki: "Rabbimi tenzih ederim. Ben ancak resul olarak gönderilen bir beşerim."



    "Su içtiği zaman üç defa nefes alırdı. Üç nefeste içerdi ve "Bu daha mutlu, daha afiyetli ve daha sağlıklıdır." buyururdu.
    Gece kalktığı zaman ağzını misvaklardı. "demişsiniz


    Başka var mı! Başka nerde gereksiz insanlığa ve doğruluğa her hangi bir şey katmayan şey varsa yazın .....Nerde onun mesajı nerede Allah sözleri? Nerde tek bir ayet.....
    Allah diyor ki o sadece bir beşerdi yani insandı. Peygamber olması dışında sıradan bir insadı...
    Kuranda peygamberimiizn yakındığı gibi!
    Rabbim halkım bu kuranı terk etti!!!



    Eğer gerçek elçi peygamberimizi tanımak isteyen varsa sadece kuran okuması yeter...Zaten kuran onun sözleri ve uygulamaları doludur...
    Umulur ki akledersiniz.......

  3. #3

    Kayıt Tarihi
    02-08-2006
    Mesajlar
    61
    Karizma Gücü
    0
    HADİS HADİSLERİ YARGILARSA
    PEYGAMBERİMİZ HADİS YAZIMINI YASAKLAMIŞTI
    YALNIZ VE YALNIZ KURAN
    HADİSLERE GÖRE HADİSLERİ İMHA ETMEK LAZIM



    --------------------------------------------------------------------------------
    HADİS HADİSLERİ YARGILARSA
    --------------------------------------------------------------------------------

    Daha evvel gördüğümüz gibi hadis adı altında söylenen sözlerin birçoğunu Kuran ve akıl reddetmektedir. Bunun yanında dine kaynak gibi gösterilen bu hadisleri yargılayıp, bunların yanlışlığını ortaya koyacak hadisler de mevcuttur. 4. Bölümdeki hadis incelenmesinde ve 7. Bölümdeki hadis-hadis çelişkisi konusunda bunun örneklerini gördük. Bu bölümde hadisleri hadislere yargılatırken amacımız bir kısım hadisleri reddedip, kendi kafamıza uyanları toplamak değildir. Çünkü böyle bir gayret içinde olmayı (hele günümüzdeki tabloyu görenler için) Kuran’ı yetersiz bulmanın bir uzantısı olarak görmekteyiz. Kuran yeterliyse onla yetinmek ve gerçekle yalanın karıştığı izahlardan medet ummamak zorundayız. Amacımız, hadisleri dini kaynak diye uyduranların yorumla ve görmemezlikten gelerek ve birçok ayrı anlamlı hadisten kafalarına uyanı seçme yoluyla kendi uydurdukları hadislerle bile çeliştiklerini göstermektir.

    Sünni ve Şii İslam’ın hadis kitapları yazmaları bile kendi kabul ettikleri hadislerde anlatılan, Peygamber’in hadis yazımını yasaklayan tavrıyla çelişmektedir. 4. Bölümde de değindiğimiz bu konuyla ilgili şu hadislere bakalım:

    Allah’ın elçisinden sözlerini yazmak için izin istedik, bize izin vermedi.

    Tirmizi, Es Sunan, K. İlm 11
    Biz hadis yazarken Hz. Peygamber yanımıza geldi ve “Yazdığınız şey nedir?” dedi. “Senden işittiğimiz hadisler” dedik. Hz. Peygamber: “Allah’ın kitabından başka kitap mı istiyorsunuz? Sizden evvelki milletler Allah’ın kitabı yanında başka kitaplar yazdıkları için yoldan çıktılar.”

    El Hatib, Takyid 33

    PEYGAMBERİMİZ HADİS YAZIMINI YASAKLAMIŞTI
    Dikkat ederseniz Peygamber’in hadis yazımını yasaklayan bu hadislerini, hadis kitaplarını dinin kaynağı kabul edenler nakletmiştir. Madem bu hadisleri biliyorsunuz, o zaman niye hadis kitapları yazıyorsunuz? Siz Peygamber’den daha mı akıllı olduğunuzu iddia ediyorsunuz? Yoksa Peygamber’den daha mı çok dini düşünüyorsunuz? “Peygamber o zaman Kuran’la hadis karışmasın diye hadis yazdırmadı, artık Kuran’la karışma tehlikesi yok, o yüzden hadis kitapları yazıyoruz” demek tatmin edici bir açıklama değildir. Hadisler Kuran gibi dinin kaynağı olsaydı ve Peygamber hadisleri yazdırmayıp, unutulmaya mahkum etseydi dini eksik tebliğ etmiş olmaz mıydı? Hadisler dinin bir kaynağı, lüzumlu bir parçası ise nasıl olur da yazılmak yoluyla muhafaza edilmezler? Kuran’daki sureler karışmıyordu da, hadisler niye karışacaktı? Peki Peygamber’in, Kuran’la
    karışma tehlikesi ortadan kalkınca hadisleri yazın diye bir hadisi var mı? Sonuç olarak diyebiliriz ki; ey hadislere dinini yaslayanlar, bu hadislerin yargısına göre hadis kitaplarınızı yakmak, yok etmek zorundasınız. Bu hadislerin yargısına uyuyor musunuz?

    Hadislerle Kuran’da olmayan helal ve haramların dine girdiğini de görüyoruz. Bir de şu hadisleri inceleyelim:

    Ey insanlar ateş tutuşturuldu ve karanlık gecenin parçaları gibi fitneler yakınlaştı. Allah’a yemin ederim ki aleyhimde tutunacak bir şeyiniz yoktur; Kuran’ın helal kıldıkları dışında bir şeyi helal kılmadım. Kuran’ın haram kıldıkları dışındakileri de haram kılmadım.

    İbni Hişam Siret 4 sayfa 332

    Allah bazı farizalar vazetmiştir, onları aşmayın. Bazı hadler koymuştur, onlara yaklaşmayın. Bazı şeyleri haram kılmıştır, onları yapmayın. Bazı şeyleri de unutmaksızın size rahmet olması için hatırlatmamıştır, onları da araştırmayın.

    Mahmud Ebu Reyye,
    Muhammedi Sünnetin Aydınlatılması, sayfa 403

    Allah’ın kitabında helal kıldığı helal, haram kıldığı haramdır. Hakkında sustuğu ise serbesttir. Allah’ın serbest bıraktıklarını kabul edin ve bilin ki Allah hiçbir şeyi unutucu değildir.

    Ebu Davud K. Etime 39/Tırmizi K. Libas 6
    İbni Mace K. Etime 60/El-Müracaat sayfa 20

    Bu hadislere göre Kuran’ın belirttiklerinin dışında haram yoktur. Şimdi nasıl kadınlarla el sıkışmayı, müzik dinlemeyi, resim yapmayı haramlaştıracaksınız. Bunları yapmak için uydurulmuş hadislere başvurduğunuzu biliyoruz. Oysa bu hadislerin yargısına göre Peygamber Kuran’ın haramları dışında hiçbir şeyi haram kılmadı. Yani bu hadislerin yargısına göre sizin Peygamber’in dediğiniz o hadisler, Peygamber’in hadisleri değildir.

    “Benden sonrası 30 yıl hilafet, ondan sonrası Melikiyet’tir...”

    Sahihi Buhari

    Bakın en doğru denilen hadis kitabına göre 30 yıllık halifelik döneminden sonrasını Peygamber beğenmemektedir. Gerçekten de 4 halife dönemi (Ebubekir, Ömer, Osman, Ali) 30 yıl sürmüştür. Bu dönemde ne bir mezhep oluşturulmuştur, ne de Kuran dışında bir hadis kitabı yazılmıştır (11. Bölüm’ü okuyunuz). Neden bu dönemdeki gibi Kuran’ın tek kaynak olduğu mezhepsiz bir İslam’ı yaşamıyorsunuz? Gerçi biz bu hadisin Emeviler’i sevmeyen Ali taraftarlarınca uydurulduğunu sanıyoruz. Fakat Ehli Sünnet’e göre Buhari’nin tek hadisini inkar eden kafir olur. O zaman bu hadisin hakkını verip, 4 halife dönemindeki gibi niye hadis kitaplarını yakmıyorsunuz? Neden 4 Halife’den sonraki Melikler’in idare ve gözetiminde oluşturulan mezheplere ve yazılan hadis kitaplarına inanıyorsunuz?

    YALNIZ VE YALNIZ KURAN
    Yine bazı hadislere göre Peygamber efendimiz Kuran’ı tebliğ etmek ve Kuran’ı yaşamak dışındaki dini konularda bazı hatalar yapabilmektedir. Bu yüzden Kuran’ın bildirdiğinin dışında Peygamber’in hayatından Kuran’a ilaveler çıkarmak yanlıştır. Çünkü bu, yukarıdaki hadisten de anlaşılacağı üzere insanların serbest bırakıldığı alandır. Hadisler şöyledir:

    Peygamber’imiz Medine’ye geldiğinde Medineliler hurmayı aşılıyorlardı. Peygamber’imiz “Ne yapıyorsunuz?” diye sordu. Onlar “Biz bunu yapardık.” dediler. Peygamber’imiz “Belki yapmazsanız daha iyi olur.” dedi. Onun sözüne uyarak bu işlemi terk ettiler de hurma ürün vermez oldu. Bu durumu Peygamberimiz’e hatırlattıklarında kendilerine şöyle buyurdu: “Ben ancak bir insanım. Size dininizle ilgili bir şeyi emrettiğimde onu alın. Kendi görüşümden
    bir şeyi emrettiğimde ise ben ancak bir insanım.”

    Müslim, K. Fazail 140 / İbni Hanbel 3/152

    Peygamber’imiz Bedir’de suyun yakın olduğu bir yeri ordugah olarak seçmişti. Sahabeden el Habbab b. el Munzir O’na şöyle dedi: “Ey Allah’ın elçisi, burası bize laf düşmeyecek şekilde Rabbinin senin için seçip yerleştirdiği bir yer midir? Yoksa o bir görüş, öneri ve harp hilesi midir?” Allah’ın elçisi cevaben “ Aksine o bir görüş ve harp hilesidir.” dedi. Bunun üzerine el Habbab: “Burası hiç de iyi bir konak yeri değildir. Kalkıp karşımızdaki topluluğa en yakın suyun başına karargah kuralım. Sonra orada bir kuyu kazıp suyu depolayalım da biz içelim, onlar içmesinler.” dedi. Peygamber’imiz:

    “Doğru söyledin.” dedi ve onun söylediğini yaptı.

    İbni Hişam, es Sireh c.1 sf.620/ Taberi-et Tarih c.2 sf.144

    Ben ancak bir insanım. Sizler aranızdaki davaları bana getiriyorsunuz, umulur ki bazılarınız delillerini diğerlerinden daha iyi dile getirirler de ben duyduğum üzere onlar lehinde bir hükme varırım. Kime (haksız yere) kardeşinin hakkından hüküm verirsem, o kardeşinin hakkı olan bu şeyi kesinlikle almasın. Haksız yere alan için ancak ateşten bir parça ayırırım.

    El Kadı Iyaz, Eş Şifa, c.2 sf.179

    Buraya kadar olan bu hadislerin yargısına göre:

    1-Kuran dışında helal, haram kaynağı yoktur.

    2-Hadis kitapları oluşturulmayacak, mevcutlar imha edilecektir.

    3-Peygamber’in Kuran (din) dışındaki hareketlerine dini bir mana yüklenip dine ilave yapılmayacaktır.

    Hiç şüphesiz biz Kuran’ın yeterli ve eksiksiz olduğunu, Kuran dışında hadis ve benzeri hiçbir kaynağa ihtiyaç olmadığını Kuran’a dayanarak öğreniyoruz. Burada göstermek istediğimiz dine ilaveler yapanların, kendi türettikleri kaynaklara aldıkları hadislerle de, her şeyle olduğu gibi çeliştikleridir.

    HADİSLERE GÖRE HADİSLERİ İMHA ETMEK LAZIM
    Buraya kadar hadis yazımını, hadisle helal-haram kılmayı ve Peygamber’in din dışı hareketlerinin de ibadete dönüştürülmesini yargılayan ve reddeden hadislere yer verdik. Böylece Kuran’ın anlattığı İslam’ı destekleyen, hatta hadislerin imhasını söyleyen hadislerin varlığını gördük. Kuran’ın dinine ilave olan hükümleri incelediğimizde, bu hükümlere karşı olan birçok hadisin de olması ilginçtir. Peygamber’in baldırların örtülmesini emrettiğine dair uydurma hadis vardır ama Peygamber’in baldırlarının gözüktüğünü söyleyip öbür hadisi yargılayan hadis de vardır. Midye, karides yenemeyeceğini söyleyen Hanefi mezhebinin bir izahı vardır ama diğer yanda diğer mezheplerin denizden ne çıkarsa yenebileceğini söyleyen hadisi vardır. İpeğin haram olduğuna, altının giyilemeyeceğine dair uydurma hadisler vardır ama Peygamber’in yanında sahabelerin ipek giydiğini, Peygamber’in bir ara altın yüzük taktığını söyleyen
    ve diğer hadisleri yargılayan hadisler de vardır. Haremlik selamlığı savunan, kadının sesinin duyulamayacağını söyleyen izahlara karşı sahabelerin erkek, kadın aynı yerde abdest aldığını, karşılıklı sohbetlerinin olduğunu anlatan hadisler de vardır.

    Çözüm Kuran’ı yeterli görüp her ilavenin bir uydurma izah veya uydurma bir yorumdan kaynaklandığını görmektir. Öyle hadisler vardır ki aslen Peygamber’in yapması mümkün olan bir Şil veya söylemesi mümkün olan bir sözdür. Fakat bu sözün başına Peygamber emretti ki, Peygamber buyurdu ki şeklindeki doğal uygulamayı emre çeviren uydurma, doğru sözü dahi Peygamber’e iftiraya çevirebilmiştir. Veya Peygamberin, Allah’ın serbest bıraktığı bir konudaki tavrını dinselleştirip, serbest alanın dinsel alana döndürülmesi de hadis yorumu uydurmacılığı ile gerçekleşmiştir. Örneğin Allah’ın Kuran’da kıyafet hakkında detay vermemesi; isteyenin takım elbise, isteyenin kimono, isteyenin cübbe veya isteyenin bambaşka bir yöre kıyafeti giyebileceğini gösterir. Bu serbest konuda muhtemeldir ki Peygamber, yöresinin kıyafetleri olan entariyi, cübbeyi tercih etmiştir. Fakat bu kıyafeti putperestler de, Peygamber’in en büyük düşmanları da gelenekler gereği giymekteydi. Yani Peygamberimiz’in bu konudaki tavrı bir dinsel uygulama, bir sevap değil, Allah’ın serbest bıraktığı konudaki bir tercihtir. Oysa Peygamber’in kıyafetini tarif eden hadisin kendisi değil, onun uydurma yorumu dine ilave yapmıştır. Uydurma yorumları Kuran’a denetleterek düzeltmek için aşağıdaki hadis örnektir:

    “Bilin ki; Kuran’dan başka bir şey eken, ektiğini biçerken belalara uğrar. Artık siz de O’nu ekin, O’na uyun. Rabbinize O’nu delil edin, neŞslerinize O’nu öğütçü yapın. Kendi reyleriniz O’na uymazsa reylerinizi (yorumlarınızı, seçiminizi) töhmetleyin, dilekleriniz O’na aykırıysa dileklerinize hıyanette bulunun.”

    Nehcül Belağa sayfa 55

    Hadislerin hepsi zandır (sanıdır). Kuran’a göre ise din zanna bina edilemez. Kuran’la çelişen, Kuran’a ilaveler yapan yorum ve hadislerin yanlışlığı kesindir. Kuran’la çelişmeyen ve Kuran’la uyuşan hadislere gelince; onların bile Peygamberin sözleri olduğuna inanmak zandır, sanıdır. Geleneksel İslamcıların hadislerini yargılayıp, Kuran’ın hükümleriyle örtüşen yukarıdaki hadisleri Peygamber’in söylediğini kabul etmek de zandır, sanıdır. Yani bu hadisler Kuran’la örtüştükleri halde, onları Peygamber’in söylediği %100 değildir. Hadislerin uydurulma sebeplerinde gördüğümüz gibi dine fayda sağlamak niyetiyle hadis uyduranların olması, dördüncü konuda hadislerin incelenmesinde gördüğümüz gibi uzun hadis nakil zincirlerinden doğan hatalar, Peygamber’le sahabe sözünün karışması gibi sonuçlar, en düzgünü (!) Peygamberimiz’in vefatından ikiyüz yıl sonra yazılmış olan hadis kitaplarının en düzgün hadisinin bile zan (sanı) olduğunu ortaya koyar. Zaten bizim istediğimiz, bu bölümde gelenekçilerin uydurmalarla dolu kitaplarını yine kendi naklettikleri hadislere yargılatıp, bu inanılmaz çelişkilerini de gözler önüne sermektir. Yoksa karşıtlığımızı hep belirttiğimiz gibi kendimize göre hadis kitabı oluşturma niyetimiz olamaz. Öyle bir şey gerekseydi onu Peygamber yapardı. Din eşittir %100 Kuran. Ne bir eksik, ne bir fazla. Bundan gayrısında ise zan vardır, gerçekle yalanın ayrılamaz bir şekilde birbirine geçmişliği vardır.

    Bile bile gerçekle yalanı karıştırmayın.

    2- Bakara suresi 42

    Onların çoğu zandan başka bir şeyin ardınca gitmiyor. Doğrusu da şu ki zan gerçek namına bir şey ifade etmez.

    10- Yunus suresi 36

    Kaynak: http://www.kurandakidin.com/bolumler...yargilarsa.asp

  4. #4
    Kickboxer adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    11-05-2006
    Mesajlar
    976
    Karizma Gücü
    7
    Kurandakidin .com yine mi

  5. #5
    Dr. Who adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    05-06-2007
    Mesajlar
    292
    Karizma Gücü
    0
    temelerdem seni şahsen tebrik ederim arkadaşım. Beynin bazı şeyleri hala terk edemesede en azından bu tür saçmalıklara karşı bir tepki oluşturabilme yeteneğini kaybetmemiş. Peygamber sünnetidir cennette köşk kazanırım diye yemeğe düşen sineği ters çevirip afiyetle yiyebilen ehli sünnet aşıkları var bu dünyada
    Artık yaşam değişti. Batıl inançlar bilimin sağlam kalelerini sarsmıyor. Ancak insanlar ruhani dünyanın inkarı konusunda fazla ısrarcı davranabiliyor. Soğuk ve rutubetin geri dönüşüyle birlikte bu modern binada yorgunluk belirtileri de baş göstermeye başlamış. Henüz hiç kimse farkında olmayabilir ama "Krallık"ın kapıları bir kez daha açılıyor..

  6. #6
    Kickboxer adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    11-05-2006
    Mesajlar
    976
    Karizma Gücü
    7
    gul:

  7. #7
    ayak kokusu adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-01-2008
    Mesajlar
    88
    Karizma Gücü
    0
    Saçmalıklar silsilesi

  8. #8
    Speedy* adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    05-01-2008
    Mesajlar
    312
    Karizma Gücü
    0

    Tartışma

    [QUOTE=temelerdem;5688199]Selam,
    Alıntı ^Sena tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    [B]En çok Pazartesi ve Perşembe oruç tutardı. Neden böyle yaptığı sorulunca da şu cevabı verirdi: "Ameller her Pazartesi ve Perşembe ALLAH'a sunulur. Oruçlu iken amelimin ALLAH'a arz olunmasını severim. Her Müslüman affedilir; ancak dargın olan kişi müstesna. Cenab-ı Hak meleklere onlar için 'bunları geri bırakın' der."


    VAllahi şaşıyorum! Yani bu kadar teknoloji gelişti bir tıkal onlarca etrcüme okunabiliyor ama hala cahillik diz boyu!
    Lütfen söyler misiniz pazartesi ve perşembe ile ilgili iddianızın Kuran'daki yeri nerededir?

    Allah adına konuşmaktan korkmaz mısınız? Nerde dargın kişinin affedilmeyeceği!!
    Oysa Kuranda Allah'ın sadece şirki affetmeyeceği yazar..
    ayet:4/48


    Yüzüğü gümüştendi, yüzük taşı akik taşıydı.
    Gözleri uyurdu; lakin kalbi uyumazdı.
    Ahlakı Kur'andı.


    Allah'tan korkmadan ve Peygamberimizi saygınız da kalmamış!!! Biraz kuran okuyun da gerçeği görün!!
    İsra Suresi
    (93) Dediler ki: "Yerden bize bir pınar fışkırtmadıkça, yahut senin hurmalardan, üzümlerden oluşan bir bahçen olup, aralarından şarıl şarıl ırmaklar akıtmadıkça, yahut iddia ettiğin gibi, gökyüzünü üzerimize parça parça düşürmedikçe, yahut Allah'ı ve melekleri karşımıza getirmedikçe, yahut altından bir evin olmadıkça, ya da göğe çıkmadıkça sana asla inanmayacağız. Bize gökten okuyacağımız bir kitap indirmedikçe göğe çıktığına da inanacak değiliz." De ki: "Rabbimi tenzih ederim. Ben ancak resul olarak gönderilen bir beşerim."



    "Su içtiği zaman üç defa nefes alırdı. Üç nefeste içerdi ve "Bu daha mutlu, daha afiyetli ve daha sağlıklıdır." buyururdu.
    Gece kalktığı zaman ağzını misvaklardı. "demişsiniz


    Başka var mı! Başka nerde gereksiz insanlığa ve doğruluğa her hangi bir şey katmayan şey varsa yazın .....Nerde onun mesajı nerede Allah sözleri? Nerde tek bir ayet.....
    Allah diyor ki o sadece bir beşerdi yani insandı. Peygamber olması dışında sıradan bir insadı...
    Kuranda peygamberimiizn yakındığı gibi!
    Rabbim halkım bu kuranı terk etti!!!



    Eğer gerçek elçi peygamberimizi tanımak isteyen varsa sadece kuran okuması yeter...Zaten kuran onun sözleri ve uygulamaları doludur...
    Umulur ki akledersiniz.......
    temelerdem
    ^Sena arkadaşımız emek vermiş bi paylaşımda bulunmuş neden hep kötülemişsin anlayamadım.
    p.tesi perşembe oruç tutmasından misfak kullanmasına hepsine gereksiz şeyler demişsin nedendir.
    mesela misfak kullanmanın insanlığa faydası olmaz mı misfağın 70 tane faydasından bağsedilir.
    Hadis leri bırakın sadece kuran okuyun demişsin kuran elbette okunması lazım ama hadis leride kenara koymak olmaz.
    Peygamberimiz benim sünnetlerime sımsıkı sarılın buyuruyor.
    Allah sadece şirki affetmeyecek demişsin ama kul hakkıda affedilmeyecek.
    Efendimiz Hz.Muhammed (sas) hakkında daha dikkatli konuşmanı tavsiye ederim O, peygamber olmanın dışında sadece sıradan bir insan değildir. O kainatın efendisidir bu kainat onun yüzü gözü hörmetine yaratılmıştır. Yüce Allah (cc); Ben seni yaratmasaydım bu kainatıda yaratmazdım buyuruyor.

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •