DTP Genel başkanı Nurettin Demirtaş’ın askerden kaçmak için sahte çürük raporu aldığını ve sahtekarlık ortaya çıktığında neler olduğunu biliyoruz. Demirtaş önce bir süre yurtdışında kaldı, döndüğünde de tutuklanarak cezaevine konuldu. DTP Genel Başkanı’nı Ankara Esenboğa Havalimanı’nda karşılayan, kollarına kelepçe vuran ve daha sonra kontrol için GATA’ya götüren ekibin tamamı rütbeli askerlerdi. Ve bakın o askerler, terör örgütünü destekleyen DTP Genel Başkanı’nı nasıl korudu, ilgilendi ve ‘şefkat’ göstermiş.
Elleri kelepçeli olarak GATA’ya götürülen Demirtaş’ın tahlilleri yapılır. İşlemlerin tamamlanması beklenirken, Demirtaş’ı hastaneye götürmekle görevli subaylardan birine askerler tost getirir. Tahlil yapılacağı için Demirtaş’ın karnı açtır. Bunu bilen görevli yüzbaşı, tostunun yarısını bölüp Demirtaş’a uzatır. DTP lideri şaşkın şaşkın bakarken ona bir de çay söyler. Demirtaş ne yapacağını bilemez. Tuhaf bir şekilde kekelerken, o vakte kadar canı pahasına terörle mücadele etmiş birçok çatışmaya katılmış olan yüzbaşı konuşur: “Silahlı Kuvvetler ile ilgili senin olumsuz bir düşüncen olmasın. Bir olaydan dolayı tutuklusun ve yargı kararını verene dek bizim görevimiz seni korumak.”
Demirtaş şaşkın, ne diyeceğini bilemeden önce tostunu yemeğe başlar ve sonra da konuşur: “Demek Türk Silahlı Kuvvetleri, düşmanına bile bu denli sempati ve şefkatle yaklaşıyor. Buna çok şaşırdım.”
Yüzbaşı Demirtaş’a yanıt verir: “Bak, senin suçun sabit. Çeşitli nedenlerden dolayı senden nefret ediyorum, ama benim görevim seni yargılamak değil, sana dışarıdan gelebilecek saldırıyı önlemek. Senin kaçmanız engellemek. Tüm bunları kanuni haklarından dolayı yapıyorum”
Nurettin Demirtaş ne diyeceğini bilemez. Şaşkın şaşkın tostunu yerken, askerin getirdiği sıcak çayı yudumlar. Gerekli tahliller yapılır ve Demirtaş tekrar cezaevine götürülür. Gördüğü nezaket karşısında şaşkındır.
Tahlillerin sonucu gelince, Demirtaş rapora itiraz eder. Bir kez daha GATA’ya gitmesi gerekmektedir. Tüm testler yeniden yapılacaktır.
Elleri kelepçeli olarak askerlerin arasından GATA’ya götürülür. Askeri hastanenin koridorlarında tahlile götürülürken, siviller Demirtaş’a hakaret eder. Hatta aralarından saldıranlar bile olur. Ancak aynı rütbeli askerler hepsini engeller. Vatandaşlar arasında Demirtaş’a; "Şerefsiz, vatan haini, alçak” diye bağıranlar olur. Fakat görevli askerler her türlü önlemi almıştır.
Demirtaş çılgına döner ve “Beni niye buraya getirdiniz?” diyerek bağırır. Aynı görevli yine çok sakin olarak; “Biz olması gerekeni yapıyoruz. Sen sonuçlara itiraz etmişsin, biz de tetkiklerin yeniden yapılması için seni gerekli yerle götürüyoruz” der. Demirtaş biraz sonra sakinleşir. Fakat kısa süre sonra, “Benim şekerim düştü. Bu durumda heyete girmeyi kabul etmiyorum” der. Görevli askerler, kendilerine gelen çayı, Demirtaş’a ikram ederler. Demirtaş yine şaşkın, gördüğü şefkat karşısından biraz da ezik, ne diyeceğini bilemez.
Bir kez daha tetkikler yapılır ve Demirtaş tekrar aynı nezaketle cezaevine geri götürülür.
İşte terör örgütüne destek veren, örgütün tepesindeki isme ‘Sayın’ diyen birine, o yüzbaşı, tüm duygularına hakim olarak böyle davranır. Çünkü onunki sadece bir görevdir ve en iyi şekilde yerine getirir.
Harfi harfine yazdığım gibi geçen bu olayın, sadece bilinmesini istedim.
KAYNAK
Kıymetimizi bilselerdi bu şekilde davranmazlardı....Biz düşmanımıza bile her zaman adam gibi muamele yaptık , tarihimiz boyunca.


LinkBack URL
About LinkBacks

Alıntı Yaparak Cevapla
