HABER TARİHİ: 05 Şubat 2008 Salı 10:29
Genleri ile oynanan fareler artık nezle olabiliyor. Bu fareler tedavi için kullanılacak.
İngiltere'de bilimadamları soğuk algınlığı geçirebilen, genetiği değiştirilmiş bir fare ürettiklerini açıkladı.
İngiliz bilimadamları ilk kez soğuk algınlığı geçirebilen, genetiği değiştirilmiş bir fare ürettiklerini açıkladı.
Londra'daki Imperial College'daki bilimadamları, bu gelişmenin yeni tedavi yöntemlerinin geliştirilmesine yardımcı olacağını söylediler.
Soğuk algınlığı, astım krizleri ve kronik bronşite yol açan rinovirüsler normalde sadece insanları ve primatları etkiliyor.
Şu ana kadar bilimadamları rinovirüs araştırmaları için laboratuvar koşullarına uygun bir hayvan modeline sahip değildi.
Bunun bir sonucu olarak da soğuk algınlığı için hala semptomatik olmayan ve etkili bir tedavi yöntemi geliştirilebilmiş değil.
Imperial College'daki araştırmanın sonuçları Nature Medicine (Doğa Tıbbı) dergisinde yayımlandı.
Araştırmayı yürüten ekibin başkanı Profesör Sebastian Johnston, "Bu fare modelleri, soğuk algınlığının yanısıra, potansiyel olarak daha ölümcül olabilen akut astım krizleri ve kronik obstrüktif akciğer hastalığına yönelik araştırma çabalarına büyük katkı sağlayabilir." dedi.
Yeni tedavi yöntemleri şimdi farelerde denenebilecek
MOLEKÜL DEĞİŞİKLİĞİ
Bilinen yüz rinovirüs türü arasından yüzde 90'ı insan hücrelerinin üzerinde bulunan bir alıcı moleküle tutunarak saldırıya geçiyor.
Rinovirüsler farelerde bulunan benzer bir moleküle ise tutunamıyor.
Son araştırmada ise işte bu molekül üzerinde genetik değişiklik yapıldı.
Böylece genetiği değiştirilen farelerin soğuk algınlığına yakalanabilmeleri sağlandı.
Bu fare modelleri, soğuk algınlığının yanısıra, potansiyel olarak daha ölümcül olabilen akut astım krizleri ve kronik obstrüktif akciğer hastalığına yönelik araştırma çabalarına büyük katkı sağlayabilir.
[Prof. Sebastian Johnston]
[KAYNAK]


LinkBack URL
About LinkBacks


Bu fare modelleri, soğuk algınlığının yanısıra, potansiyel olarak daha ölümcül olabilen akut astım krizleri ve kronik obstrüktif akciğer hastalığına yönelik araştırma çabalarına büyük katkı sağlayabilir.
[Prof. Sebastian Johnston]
Alıntı Yaparak Cevapla

