Aldim selamini,kafkas soguklarinin gölgesinde,tepemde isik karanliga hizmet ederken,uzak ve sicak bir memleketten.bir rüzgar geliverip konuveren gögsüme,aldim selamini basim üstünde.

sen gittigin zaman demek isterdim ki,giden kimdir hep bunu merak ettim,süphesiz simdi sence de giden bendim,ama köprüyü öksüz biraksiz sen degil misin?gidisimin maneviyati ne kadar can yakiciysa senin de maddi gidisin o kadar...

Ben sana islak bir günde gelmistim,yagmur yagiyordu,yikaniyordu sehir amansiz bir firtina kopuyordu basimda,aslinda hava kuru gözlerim islakti sen söylemistin,kokum üzerine sinmisti bensiz sen hictin.hic misin?yagmuru dindi mi ki sehrin? bugün de tipki o gün nasil olduysa,nasil yerllerinden söküldüyse gökte dalganan bayrak,nasil derinliklerinde depre olduysa okyanuslarin,öyle bir firtina...gögsüm acilar icinde,soguktan degil,sigara...belki.

Aldim selamini,bir yabanci gibi konuverdi busen yanagima,icim acidiysa sana degil,gittigne (yoksa giden ben miydim) ya da terkettigine degil okyanusun derinliklerine beni,aglayislarimkendime söyle hic mi anlamadin icimden gecenleri?

selam söylemem sana,asla yalandan buseler kondurmam,senden gittimben (yoksa sen miydin giden? ) uzun zaman oldu,hani o islak gün,ilik bir sarabin gölgesine siginmis,keskin bir aralik tarihini gösteriyordu tarihler,saatler gece yarisina yakin,acleyekondurulmus bir veda busesi...bitti.silindi...ben beni buldugun yerde.yine yapayalniz.sana selam göndermem.


buldugun derinliklerde,vazgectigim bir yasamin,yalandan ümitlerinde.sesim sana ulasmaz artik,sakin bekleme.