Cafesiyaset.com yazarı, deneyimli gazeteci Celal Kazdağlı Türkiye'nin ilk çete yapılanmasını kaleme aldı...İlginç ayrıntılar ortaya koydu...İşte o yazı...
Türkiye’nin İlk Ergenekon’u Serez Çetesi
Mülkiye mezunu Hasan Fehmi Bey, istibdat yönetimine karşı çıktığı için, pek çokları gibi, Mısır’a sürgüne gönderildi. Mısır’dan Paris’e geçen Hasan Fehmi Bey orada Jön Türklerle çalıştı. Meşveret’te yazıları yayınlandı.
II. Meşrutiyet’in ilanından sonra diğerleri gibi Hasan Fehmi Bey de İstanbul’a döndü. Niyeti yeni yönetim ile çalışmaktı. Beklediği olmadı. İstanbul’da pek çok şey birbirine karışmıştı. Dün II. Abdulhamid’e hizmet eden hafiyelerin pek çoğu İttihad Terakki için çalışmaya başlamış, pek çok Jön Türk ise dışlanmıştı. Hasan Fehmi Bey, İttihad Terakki’nin dışladığı isimler arasında yer aldı.
Hasan Fehmi Bey bir gün başyazarı olduğu Serbesti gazetesinde bir belge yayınladı. Belge, İttihad ve Terakki Cemiyeti’nin eski rejimin görevlilerinden şantajla para sızdırdığını ortaya çıkarıyordu.
Hasan Fehmi Bey, bu yayından sonra 6 Nisan 1909 gecesi, Galata Köprüsü üstünde arkadaşının yanında öldürüldü.
Makedonya Dağ Kanunu
Olay büyük tepkiye yol açtı. Babıali’ye yürüyen talebeler, Sadrazam Hüseyin Hilmi Paşa’ya çıkıp, siyasi cinayetten iktidarı sorumlu tuttuklarını belirttiler ve Osmanlı İmparatorluğu’nun Makedonya dağ kanunları ile yönetilemeyeceğini söylediler.
Aralarında o dönem talebe olan gazeteci yazar Burhan Felek’in de bulunduğu öğrencilerin “Makedonya dağ kanunu” diye kast ettiği şey, ucu bugün Ergenekon’a kadar gelen İttihad ve Terakki tarafından kollanan ilk gizli örgütlenmeydi ve Serez Çetesi olarak biliniyordu. Bu yapı sonradan Teşkilat-ı Mahsusa’nın da ilk çekirdeği kabul edildi.
İttihad ve Terakki’nin gizli döneminde yurt içinde iki önemli merkezi vardı. Manastır ve Selanik. Selanik İttihad ve Terakki’nin fikir gücünü, Manastır ise vurucu gücünü oluşturuyordu.
Selanik Ocağı Yahudi ve masonların hakimiyetindeyken, Manastır Ocağı ise Arnavutlar ile Melami-Bektaşilerin elindeydi.
1908’de II. Meşrutiyet ilan edilince Manastır Ocağı’nın iktidarı ele geçirmesi bekleniyordu. Ama tam tersi oldu. Siyasi iktidar Selanik Ocağı’nın eline geçti.
Serez Çetesi
O dönemin baskı grupları ve devlet emniyet teşkilatının daha çok Selanik Grubu’nun etkisi altına girmesi bu sonucu doğurmuştu. Selanik Ocağı siyasi iktidarını güçlendirmek için “devr-i sabık yaratmayacağız” sloganıyla ortaya çıktı. Böylece gizlilik döneminde İttihad ve Terakki’ye kötülük yapmış pek çok kişi hesap vermekten kurtulmuştu. Bu politikaya itiraz Manastır Ocağı’ndan geldi. Onlar da eski dönemin hafiyelerini kendi yöntemleriyle tasfiye yoluna gittiler.
Önce Serez’de bir gizli örgüt kurdular. Serez’de İttihadçılara II. Abdülhamid zamanında kötülük edenleri faili meçhul cinayetlerle tasfiye ettiler. Siyasi iktidarı elinde bulunduran Selanik Ocağı bu cinayetlere göz yumdu. Serez’i, Manastır takip etti. Faili meçhuller daha sonra Selanik’e ve nihayet İstanbul’a kadar geldi. Eski hafiyelerden Mahir Paşa İstanbul’da bu yöntemle öldürüldü.
İş İstanbul’a taşınınca Serez Çetesi içine İttihad Terakki kendi adamlarını yerleştirip, muarızlarını bu yöntemle yok etmeye başladı. Gazeteci Hasan Fehmi, Ahmet Samim ve Zeki Bey’ler bu yöntemle öldürüldü.
İşte Hasan Fehmi’nin öldürülmesinden sonra Sadrazam Hüseyin Hilmi Paşa’ya söylenen “Osmanlı İmparatorluğu Makadenyo dağ kanunları ile yönetilemez” sözü Serez Çetesi için söylenmişti.
Türkiye’nin ilk Ergenekon’u Serez Çetesi ve O’nun en önemli ismi Çerkez Ahmet’ti.
Not: Bu yazı, Nöbetçi yayınevi tarafından basım aşamasında olan Abidin Nesimi’nin anılarının yer aldığı “Yılların İçinden” kitabından yararlanılarak yazılmıştır.
cafesiyaset.com (özel)
http://www.haber10.com/haber/111632/
Kimlerin örnek alındı meydanda değil mi?


LinkBack URL
About LinkBacks

Alıntı Yaparak Cevapla


