Ortalama diyetimizdeki aşırı tuz (sodyum) birçok çalışmanın odak noktası olmuş ve son yıllarda bu konu çok ilgi görmüştür.
Bulgular, alışkanlık gere i fazla miktarlarda tuz tüketen insanlarda yüksek tansiyonun(yüksek kan basıncı) daha az tuz kullanan insanlara göre daha sık ortaya çıktı ını göstermektedir. Ayrıca, araştırmalar genel olarak yüksek tansiyonu olan insanların, sodyum oranı düşük bir diyet uygulayarak kan basınçlarını düşürebildiklerini göstermektedir. Kan basıncı, kan dolaşımının atardamar duvarlarına uyguladı ı basıncı belirtir. Kan dolaşımında daha fazla sıvı oldu u zaman ya da kan damarları daraldı ı zaman, basınç daha büyüktür.

Ortalama diyetimizde tuz oranı yüksek olma e ilimindedir. Hepimiz yedi imiz tuz miktarına dikkat etmeliyiz, büyük bir tuz sınırlama çabası yalnızca yüksek tansiyonunuz varsa (ya da e ilimliyseniz) gereklidir. O zaman bile, diyetinizdeki tuz miktarını azaltmak, kan basıncınızı azaltmak için ataca ınız adımlardan yalnızca biridir.

Tuz, yedi imiz hemen hemen tüm bitkiler-de ve hayvanlarda vardır. Aslında, vücudumuzun uygun şekilde işlemesi için az miktarda tuz yeterlidir (günde yaklaşık yarım gram, yanı yaklaşık dörtte bir çay kaşı ı). Ortalama olarak günde 6 ile 8 gram (2 ya da 3 çay kaşı ı) tüketilmektedir. Ancak, günümüzde diyetteki tuza ilişkin yayınlarla bu miktar azalmaktadır.

Tuz tüketiminizi sınırlamanız gerekiyorsa, hazırladı ınız yemeklerle işe başlayın. Pişirirken tuz kullanmayın ya da çok az miktarda kullanın. Yemek masanızdan tuzlu u kaldırın. Tuz olmayınca yemek lezzetsiz geliyorsa, tatlandırıcı otlar kullanın. Cips ve turşu gibi tuzlu yiyeceklerden kaçının. Tuzlu tereya ı ve margarinden tuzsuzlarına geçin.

Birçok işlenmiş gıdanın büyük miktarlarda tuz içerdi ini unutmayın. Gıda etiketlerini inceleme alışkanlı ı edinin. Bu etiketler, bileşenleri miktar sırasına göre listelerler. Sodyumun (tuz) listenin üst sıralarında yer aldı ı gıdalardan kaçının. Monosodyum glutamat (MSG), sodyum klorid (sofra tuzu) ve hatta karbonat (sodyum içerir) terimlerini arayın. Ketçap, hardal ve soya sosu gibi tatlandırıcılarda sodyum oranı yüksektir. Hazır çorbalar, et suları, jambon, sö üş et, sosis gibi gıdalarda da tuz içeri i yüksektir.


TÜRK'LER DE KALP HASTALIKLARI

10 yıl içinde kalp hastalıklarından ölümlerin artaca ı bildirildi.

Türk toplumunun ırksal olarak, iyi kolestrol (HDL) düşüklü üne yol açan kalıtsal özelliklere sahip oldu u belirtildi. Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Mehmet Aksoy, şişmanlık ve hareketsizli in kalp- damar hastalıkları riskini artıran önemli unsurlar oldu unu belirterek, Kalp-damar hastalıkları ölümlerinde metabolik sendrom dedi imiz, iyi kolestrol düşüklü ü, trigiliserid, bel çevresi (şişmanlık) ve tansiyon yüksekli i ile şeker hastalı ına e ilim etken oluyor dedi.

Araştırmalarda, bu beş e ilimin Türk toplumunda yüksek düzeylerde görüldü ünü, bu nedenle kalp-damar hastalıklarında yo un artış oldu unu ifade eden Doç. Dr. Aksoy, şöyle devam etti: Kolestrolün düşük olması, o insanın kalp hastası olmayaca ı anlamına gelmez. Kolestrol yüksekli i olmadan da insanlar kalp hastası olabiliyor, yaşamlarını ani krizle yitirebiliyorlar.

Şişman, sigara ve alkol kullanan, iyi kolestrolü yüksek, ancak trigliseridi yüksek olan da kalp hastası olabilir. Türkiyede 300 binin üzerinde kalp hastası var. Akdeniz ve Egede kalp damar-damar hastalı ı daha düşük. Akdeniz mutfa ında katı ya kullanımı yok, bu nedenle kalp hastalı ı görülme oranı daha düşük düzeylerde.

KALITSAL FAKTÖRLER

Avrupa ve Amerikada insanların kolestrol ve trigiliserid de erlerinin, Türk toplumuna oranla daha yüksek, ancak bizde ölümlerin fazla oldu una dikkati çeken Doç. Dr. Aksoy, sözlerini şöyle sürdürdü: Bunda kalıtsal ve çevresel faktörlerin de etkisi var. Genç toplumuz, ancak kalp krizinden ölümlerimiz çok fazla.

10 yıl içinde ölümler ve hasta sayısı önemli ölçüde artacak. 30-40 yaşları arasında kilo artışı çok fazla. Birey 40 yaşını aştı ında karşımıza kalp hastası olarak çıkıyor. İnsanlar en verimli ça ları olan 40 yaşında kalp hastası oluyor.

ÖNERİLER

Doç. Dr. Aksoy, uzun ömürlü olmak için beslenme alışkanlıklarında ve yaşam tarzında de işiklik yapmanın şart oldu unu, stresli yaşam, sigara, alkol gibi alışkanlıklardan uzak durulması gerekti ini bildirdi.

Özellikle katı ya lardan ve kırmızı etten oluşan alışkanlıkların terk edilmesi gerekti ini vurgulayan Doç. Dr. Aksoy, sözlerini şöyle tamamladı: Şişmanlar zayıflamayı denemeli, kalori kısıtlaması yapmalı, hayvansal kökenli ya lardan uzak durmalı, sıvı ya lar tercih edilmeli. Haftada en az 4 kez 1er saat yürümeli. Asla ve asla sigara kullanılmamalı. 20 yaşını geçenler yılda bir kez kan ya larına baktırmalı, ailede risk faktörü varsa o kişi yaşamına daha dikkat etmeli. 40 yaşına kadar 5 senede bir kontrol öneriyoruz, 40 yaşından sonra kontrol sayısı artırılmalı.