Ergenekon'dan ıstırap duyacak değiller ya!
Susurluk Skandalı'nın patladığı günlerde “Sürekli aydınlık için bir dakika karanlık” eylemi pek revaçtaydı…
Eylemi destekleyenler arasında başı çeken bir medya kaptanı vardı…
Susurluk'un çete düzenine karşı “temiz eller operasyonu” istiyordu…
Kim miydi?
Amiral Gemisi Hürriyet'in başındaki Kaptan E.Ö.'den söz ediyorum…
Kahramanımız, devreye 28 Şubat'çı üst düzey komutanların girmesini müteakip “Susurluk dökmüş kediye” dönüşüvermişti…
E.Ö. sıkı bir 28 Şubat'çıydı; hâlâ da öyle…
Susurluk için “temiz eller operasyonu” talep ettiği günleri çoktan unuttu…
Şimdilerde Ergenekon çetesinin birçok “derin bağlantısı” orta yere dökülmüşken E.Ö.'den çıt çıkmıyor!
Şayet “Ergenekon operasyonunun devamını getirin, sonuna kadar gidin” falan diye yazmasını bekliyorsanız, daha çok beklersiniz…
Onun gündemi türban karşıtlığıyla yüklü…
“Kaos”a oynuyor!
E.Ö.'nün gazetesi manşetinden “411 el kaosa kalktı” kılıcını indirirken…
Eş zamanlı olarak “kâbus senaryosu”na dahil “son alacakaranlık kuşağı numarası” ortaya çıkarılıyordu…
Türbana serbestlik getiren anayasa değişikliğini protesto edenlerin toplandığı Sıhhiye Meydanı'ndaki camide mitinge saatler kala bir el bombası bulunmuştu!
Ne tesadüf! “Miting Bombası” Ümraniye'de ele geçirilenler veya Cumhuriyet gazetesine atılanlar gibi MKE yapımıydı…
1977'deki 'Kanlı 1 Mayıs' benzeri bir eylemle Türkiye'yi kaosa sürüklemek isteyenlerin hazırladığı “Ergenekon bombası”ndan bahsediyoruz!
Peki E.Ö. ve gazetesi “mitinge atılmak üzere camide saklanan” Ergenekon bombasının üzerine neden gitmiyor?
Türkiye'nin kaosa sürüklenmesinden kaygı duyacak herkesin Ergenekon hadisesinin üzerine gitmesi gerekir, değil mi?
Ulusalcı Ergenekon çetesinin son bir buçuk yılımıza damgasını vuran kanlı provokasyonlarla bağlantıları bir bir açığa çıkıyor: E.Ö. Bey'den çıt yok…
“Benzin bidonu promosyonu” yaparcasına “türban karşıtı” laikçi cepheyi örgütleme telaşındalar…
Ama, aslında canla başla Ergenekon gündemini unutturmaya çalışıyorlar…
* * *
Hürriyet'in önceki günkü manşetini “Arabistanlı Lawrence” filminin yerli versiyonundan tanıdığımız “Morrison Süleyman Demirel”in feveranı kaplamıştı…
Türbana özgürlük geliyor diye “büyük ıstırap içinde imiş” Demirel…
Siyasi yasaklı olduğu dönemde, üniversitelerdeki türban yasağına karşı “en baba” demeçleri veren, dahası mağdur başörtülü öğrencileri Güniz Sokak'ta kabul eden Demirel o günlerde “Yasaksız Türkiye” kampanyasının başrol oyuncusuydu...
Tam da burada, yıllar yılı sözde sağcı maneviyatçı lider “Nurlu Süleyman!” tarafından efsunlanan sağ-muhafazakar kitlelerin ıstırabını konuşmak gerekir!
“28 Şubat Faşizmi”nin de önde gelen aktörlerinden biriydi, Demirel…
Sonradan olmadı: Filmin en başından beri yani “1964'te AP'nin başına getirilişinden itibaren” böyleydi…
Üç yıl önce “Türbanlıları Arabistan'a gönderirken” de
80 öncesinde “Kontrgerilla yoktur” diyerek Ecevit'e karşı “Gizli İktidar”ı kollarken de aynı “NATO'cu Demirel”di, o!
Süleyman Bey NATO mamulü “Mr. Kontrgerilla”ya çıt çıkarmadı; finalde ise türbana özgürlükten dolayı ıstırap içinde…
Haliyle, Demirel'in ıstırabını manşetinden paylaşan “Amiral Gemisi”nin “NATO'cu Ergenekon”un üzerine gitmemesi gayet doğal!
KAYNAK :http://www.haber7.com/artikel.php?artikel_id=141468
Sanki Türban Ergenekondan önemliymiş gibi,gündem bununla meşgul ediliyor.
Başka ülkelerde millet soluksuz gelişmeleri izler ergenekon gibi olaylarda.
oynanan oyunu iyi anlamak lazım.


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla





