Merkez Bankası Başkanı Yılmaz, Financial Times'a bir yerin 'Finans merkezi olarak ilan edilince finans merkezi haline gelmeyeceğini' belirtip 'İyi bir hukuk sistemi, ticaret kanunu, altyapı ve kültürel temel olmalı' dedi
Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz Londra'da yayımlanan ekonomi gazetesi Financial Times'a verdiği demeçte bir yerin 'Finans merkezi olarak ilan edilince finans merkezi haline gelmeyeceğini' söyledi. Yılmaz, Financial Times'ın Merkez Bankası'nın İstanbul'a taşımasına ilişkin görüşünü sorması üzerine şu yanıtı verdi:
"İstanbul iki kıtanın birleştiği yerdir. Şehrin çok önemli bir tarihi var. Eğer politika, İstanbul'u bir finansal merkez haline getirmek ise her Türk vatandaşı bu fikre destek vermelidir. Londra'nın finans merkezi City ülkenin Gayrisafi Yurtiçi Hasılası'nın yüzde 7'sini yaratmaktadır. Eğer Türkiye, İstanbul'u bir finansal merkez yaparak ek birkaç milyar dolar kazanacaksa bunu kim desteklemez? Biz (banka) bu fikrin tamamen arkasındayız. Ancak bir yer sadece finansal merkez ilan edilmekle bir finansal merkez haline gelmez. Bunun önkoşulları var.
Kamu ile özel sektör, yerli ile yabancı yatırımcı arasında fark gözetmeyen bir hukuk sisteminiz olmalıdır. Güncelleştirilmiş ve modern bir ticaret kanununuz, muhasebe sisteminiz, altyapınız ve kültürel temeliniz olması şart. Biz Türkiye olarak bunlara odaklanmalıyız. Benim kaygım para politikası ile ilgili. Başkan olarak görevim bu tartışmadan bankayı para politikasının kredibilitesine zarar vermeden çıkarmaktır."
'Bankalara likidite veririz'
Durmuş ABD'deki kredi krizinin Türkiye'deki finans piyasaları üzerindeki etkisini değerlendirirken, bir sorun yaşanmadığını söyledi. Yılmaz şöyle konuştu:
"Subprime sorununun başında Türkiye'de kredi piyasalarını hemen etkilediğini gördük. Seçim sonrası beklediğimiz kredi büyümesi olmadı. Yani, kredideki büyüme, enflasyon ile mücadele süreci ile doğrultuda gelişiyor. Subprime sorununun ağustos ayında ortaya çıkmasından bu yana Türk bankaları ve kredi piyasaları daha ihtiyatlı oldu. Ancak bir sorun olmadı. Türk bankalarının, esasen subprime'la ilgili bir riski yok çünkü portföylerinde bu araçlar yok."
Piyasaya likidite enjekte gereğinin olmadığını da ifade eden Başkan Yılmaz, sistemin ihtiyaç duyması halinde buna hazır olduklarını da ifade etti. Yılmaz, 2001 krizinden bu yana Türk bankacılık sisteminin bir likidite fazlası bulunduğunu belirterek 'Bizim durumumuz hem Fed'den, hem de Avrupa Merkez Bankası'ndan farklı. Her akşam kapanırken bankalar bize para satıyor. Ama bankaların birbirleriyle işlem yapmaması veya bir kredi sıkışması durumunda likidite vermeye hazırız" dedi.
'AB çıpası güçlendirilmeli'
IMF ile anlaşmaya son verilmesinin mali disiplinin sürmesi koşuyla sorun oluşturmayacağını ifade eden Yılmaz, bu çerçevede AB çıpasının güçlendirilmesi gereğine işaret etti. Yılmaz, halen AB ve IMF olmak üzere iki çıpanın bulunduğunu, ancak IMF ile anlaşmanın mayısta sona ereceğine dikkat çekerek şöyle konuştu:
"Bu, her şeyden önce siyasi bir karar. Elbette ki bizim tavsiyelerimizi istiyecekler. Hükümete söyleyeceğimiz, Türkiye'nin başarısının başlıca direklerinden biri mali disiplindir. Bu nedenle IMF ile veya IMF olmadan, mali disiplin koruyan herhangi bir önlem bizim için kabul edilebilir. Aksine, şimdiye kadar başardıklarımızı kaybetme tehlikesi ile karşı karşıya olacağız. Mali disiplin ve sıkı para politikası iki direktir.'
Başkan Yılmaz, bankanın son iki yılda da hedefleri ıskalamasının, inandırıcılığı açısından 'Zarar verici' olduğunu ifade ederken, hiçbir merkez bankasının böyle bir gelişmeden hoşnut olamayacağını belirtti. Yılmaz, bunun bir merkez bankası için 'çok büyük bir kredibilite sorunu' oluşturduğunu kaydetti. Buna karşın enflasyon hedeflenmesine erken bir biçimde geçildiği' savına katılmadığını ifade eden Yılmaz, "Enflasyon hedefinin fazla iddialı olduğunu, ancak hedefin değiştirilmemesinin daha uygun olacağını düşündüklerini" anlattı.
'Başkalarının parasını kullanıyoruz'
Merkez Bankası Başkanı Yılmaz, Financial Times'ın 'Türkiye'nin Brezilya'ya ve Rusya'ya göre şoklara karşı daha kırılgan olduğunu düşünüyor musunuz?' sorusuna şu yanıtı verdi: "Kura bakarsanız YTL'nin rezilya parasıyla birlikte hareket ettiğini görürsünüz. Bizim cari açığımız var, onların yok. Belki yabancıları bu etkiliyor. Ancak yatırımcılara mesajım çoğu genç olan 70 milyonluk nüfusumuz olduğudur. Bu insanlara iş bulmak için yatırım yapmamız şart. Ancak tasarruflarımızla bu yatırımları yapmamız mümkün olmadığı için başkalarının tasarruflarını kullanıyoruz"
-radikalgazetesi-
MB başkanı çok doğru ve tarafsız açıklamalar yapmış yine..
eğer finans merkezi olunacaksa bu topyekün bir değişim olması gerektiğinin altını çiziyor dahası bundan yeterli fayda sağlanmasının gerektiği aksinde gereksiz bir hamle olacağını düşünüyor.
ımf ile bundan sonraki ilişkiler konusunda da galiba ilişkilerin devam ettirilmesinden yana. aslında eğer daha iyi şartlarla kredi sağlayan bir yer yoksa ımf yine kaçınılmaz olur


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla



