% 47 yi yakalamış olmanın şımarıklığı var üzerlerinde.
Kendi söylediklerinden başkasının konuşulmasını hatta üzerinde fikir yürütülmesini istemiyorlar.
“Biz dedik, öyleyse doğrudur” diyorlar, bunun adına da “demokrasi” koyuyorlar.
“Odun koysak seçtiririz” demeye getirmeye başladılar işi.
Ne hukuk tanıyorlar ne devletin devamlılık ilkesini.
Bir kısım medya ve siyasiler içinde: DTP nin kapatılması için açılan davayı sulandıranlar var. DTP yi kapatmak çözüm mü diyorlar. Buna başbakan da dahildir. “Kapatalım da dağa mı çıksınlar” diye ifade etmiştir fikrini. Daha evvel çıkardıkları “Eve Dönüş” ün hezimeti geçmeden yenisini hazırlıyor bile olabilirler. DTP nin kapatılmasını “anti demokratik” buluyorlar. Türkiye Cumhuriyetini yıkma girişimi bu hesaba göre:” Demokratik” olmuş oluyor.
PKK lı adayların Milletvekili olduğu Türkiye demokratik bir ülke midir, yoksa ipin ucunu mu kaçırmış savunma refleksleri köreltilmiş bir hale mi dönüştürülmektedir ? DTP yi kapatmayalım, onlar kongrelerinde “Öcalan Kürt Önderidir” desin, “Kökenlerinde Gürcülük” olan Başbakanımız “Türk”üm diyemesin fakat Gürcistan Cumhurbaşkanını görünce “Bende Gürcüyüm” desin. Böyle garip bir döngü içindeyiz. Tüm işimiz gücümüz, ülkenin etnik kökenleri Türklerin başına bugün ne örüyor onu bulmak oldu artık.
DTP kapatılmalı, DTP liler başta olmak üzere tüm milletvekillerinin dokunulmazlıkları kaldırılmalı, PKK ile birlikte hareket eden milletvekilleri ve diğer partililer cezaevine atılmalıdır. Milletin vicdanı bunu beklemektedir. İşte ondan sonra “Demokratik Türkiye’den söz edilebilir.” 22 Temmuz sonrası olabildiğince çok kişiye, “Seçimlerde şaibe” kokusu seziliyor, “şu şu” sebeplerden dedik. Muhalefet oralı olmadı, kaderci millet ise inanmadı. Seçimde ki davranışım benzerini Referandum sürecinde yaptılar.
Huylu huyundan vazgeçer mi ? Halkın seçeceği Cumhurbaşkanını kendileri seçti, referandumda vatandaş oy atmaya başlamış iken, altı maddelik referandumu budadılar. Ardından “ birçok soruya tek cevaplık”, “Hilkat garibesi bir referandum” sürecini birlikte yaşadık. Referandumda en önemli kazanımları 135 vekil ile karar alma hakkını kazandı AKP iktidarı. Anayasa Mahkemesi hem Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanlığını hem de referandumu iptal etmez ise, bundan sonra olacakları muhalefet önleyemez. Meşhur “sarı öküz hikayesi” vardır hani. 22 Temmuz sonrası önce AKP ye 367 yardımı, ardından referandum sürecinde gereken karşı duruş gösterilmediği için “sarı öküz” onlara sunulmuştur.
Bundan sonra neler olacak ?
“Sivil Anayasa” denilen Türkiye’yi Türklerden alma operasyonu başlayacaktır.
AKP bunun için yakında kampa girecek, vekillerinin bu konuda sağlam durmasını sağlayacaktır.
“Sınır Ötesi olacak mıdır ?” Sınırlı ve ABD’nin müsaadesi kadar, “oldu mu oldu kapsamında” muhtemelen Aralıkta yapılacaktır. Bu aralar CHP den muhalefet beklemek zordur. Mart ayında yapacağı kongre için “Türkiye”den bile taviz verecek noktaya gelmiştir. Kongreden sonra etkin muhalefete devam edebilir.
MHP ise tabanının istediği çizgiye doğru gelmektedir. AKP yağdanlığı bir takım yazarçizerin dediği gibi MHP sokağa inmemektedir. AKP ye karşı etkin bir muhalefet için, halkı bilgilendirme mitinglerini başlatacak, çok da iyi yapacaktır. % 47 yim istediğimi yaparım diyen anti demokratik bir iktidara karşı en etkin muhalefet meydanlarda yapılır. Nitekim Erdoğan o meydanlara “demokrasi meydanı “diyordu.
Birde sıkça şu söylenmektedir:”Doğu ve Güney Doğu’da DTP nin oy kaybına uğradığı” için bu davranışı seçtiği dillendirilmektedir.Türkiye’nin saygın bir teşkilat başkanının bunu sık bir şekilde dile getirmesini tercüme edelim. “DTP oy kaybına uğradı ise AKP kazanmıştır.” İşte bunun için DTP hırçınlaştı demeye getiriyor. Doğu ve Güney Doğu Anadolu’da bir tek oy bile ziyan olmadan büyük bir planlama yapılmıştır. Herkesin bildiği bu gerçeği söylemek yerine AKP nin zaferini ilan eder şekilde konuşmak için; bakar kör olmayı mı gerekiyor, AKP nin sağladığı imkânları kullanıyor olmak mı ?
Son olarak “Sabah Gazetesi”ni anlatmak istiyorum. Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu(TMSF), Sabah-ATV nin ihalesine başvuru süresinin bittiğini ve 3 başvuru olduğunu açıkladı. Bu üç başvurudan birisi hayli ilginç. Hangi taşı kaldırsak altından çıkıyor diyeceğimiz bir holding. “Nurol, Turkuaz yani Çalık ve RTL-İpek-Sancak konsorsiyumu” Başbakan Erdoğan kendi kontrolünde medya mı oluşturuyor diyenlere hak vereceğiz neredeyse ? Maşallah damat beyin genel müdür olduğu Çalık Holding pek bir acar çıktı. Şimdi de ATV ve Sabah gazetesine göz dikmiş durumda. İş dünyasının medyaya olan bu düşkünlüğünün sebebinin örneğini geçtiğimiz günlerde Fatih Altaylı köşesinde yazmıştı. İş Bankası hisseleri için Doğan Grubuna ait Vatan gazetesi tetikçilik yapmış, neticede hisseler satılmıştı.
RTL-İpek-Sancak konsorsiyumu ya da Çalık Holding’in ATV-Sabah’ı alması arasında hiçbir fark yoktur. Bunlardan birisi kazanırsa ihaleyi her iki gazeten birisi AKP iktidarı yanlısı olmuş olacağı iddiası var. Her iki seçmenden birisinin AKP li olduğu gibi. İş Dünyası ve iktidar medyaya el attığı sürece hangi habere inanacağız ? Star Gazetesinin Genel Yayın yönetmeni Başbakan Erdoğan’ın dünürünün oğlu Serhat Albayrak. Sabah ve ATV'yi de kardeş ve damat Berat Albayrak’ın genel müdür olduğu Çalık Holding alırsa 5 Aralıkta, değmeyin iktidarın keyfine. Muhalefet için mecliste bütün yollar, referandum süreci ile tıkanmıştır. İşte bu yüzden MHP mutlaka meydanlara inmelidir. Bu sadece “Terör” için olmamalıdır. “Sivil Anayasa” ile ne yapılmak istendiği konusunda vatandaş aydınlatılmalıdır.
Neval Kavcar


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla