• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 3 123 SonSon
26 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    D-E-R-Y-A adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    18-01-2008
    Mesajlar
    510
    Karizma Gücü
    0

    YÖK, tartışmalara noktayı koydu

    YÖK Başkanı 17 madde tartışmasına son noktayı koydu: Düzenlemeye gerek yok.

    YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan, Anayasanın 10 ve 42. maddelerine göre uygulama yapılabilmesi için ayrıca bir kanuni düzenlemeye ihtiyaç bulunmadığını belirterek, ''Anayasanın 10. ve 42. maddeleri hükümleri karşısında, ancak kimliği teşhis edilemeyecek bir durumda bulunan kişilerin yükseköğretim kurumlarının bina eklenti ve yerleşke alanlarına alınmaması yönünde tedbirler alınabilir'' dedi.

    YÖK Başkanı Özcan, üniversite rektörlüklerine ve bilgi için İçişleri Bakanlığı ve Valiliklere gönderdiği yazıda, 23 Şubat 2008'de Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair 9 Şubat 2008 tarihli ve 5735 sayılı Kanunla, Anayasanın 10. maddesinin dördüncü fıkrasında değişiklik yapıldığını ve 42. maddesine yedinci fıkra olarak yeni bir fıkra eklendiğini hatırlattı.

    Anayasanın 10. maddesinin değiştirilen dördüncü fıkrasının, ''Devlet organları ve idare makamları, bütün işlemlerinde ve her türlü kamu hizmetlerinden yararlanılmasında kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar'' şeklinde düzenlendiğini anımsatan Özcan, Anayasanın 42. maddesine eklenen yedinci fıkrasının ise ''Kanunda açıkça yazılı olmayan herhangi bir sebeple kimse yükseköğrenim hakkını kullanmaktan mahrum edilemez. Bu hakkın kullanımının sınırları kanunla belirlenir'' diye şeklinde düzenlendiğini kaydetti.

    Özcan yazısında, Anayasada değişiklik yapan 5370 sayılı Kanuna ilişkin teklifin genel gerekçesindeki şu ifadelere yer verdi:

    ''Yükseköğretim kurumlarında kılık ve kıyafetlerinden dolayı bazı öğrencilerin eğitim ve öğrenim hakkının engellenmesi kronik bir sorun haline gelmiştir. Kurucusu ve üyesi bulunduğumuz Avrupa Konseyi'ne üye ülkelerin hiç birinde üniversite düzeyinde böyle bir sorun mevcut bulunmamaktadır. Buna rağmen, ülkemizde uzun bir süredir üniversitelerde bazı kız öğrencilerin başlarını örtmede kullandıkları kıyafetler nedeniyle eğitim ve öğrenim hakkını kullanamadıkları bilinmektedir.

    Atatürk'ün hedef gösterdiği çağdaş uygarlık düzeyinde 'fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür' nesillerin yetiştirilmesi, kişilerin yükseköğrenim hakkından kanun önünde eşitlik ilkesi gereği hiçbir nedenle ayrımcılığa tabi tutulmadan yararlanmasını zorunlu kılmaktadır. Bu nedenlerle, Anayasanın 10 ve 42'nci maddesinde iş bu değişikliklerin yapılması gereği doğmuştur.''

    -KANUN GEREKÇELERİNDEN ALINTILAR-

    Özcan, yazısında, 5370 sayılı Kanuna ilişkin teklifin, Anayasanın 10. maddesinin dördüncü fıkrasının değiştirilmesini öngören çerçeve 1. maddesinin gerekçesinde de ''Kanun önünde eşitlik, demokratik hukuk devletinin vazgeçilmez ilkelerinden biridir. Bu ilkeyi uygularken devletin negatif ve pozitif yükümlülükleri vardır. Devlet organları ve idari makamlar, hiçbir sebeple bireyler arasında ayrımcılık yapamayacağı gibi, bu yöndeki ayrımcılık girişimlerini de önlemekle yükümlüdürler'' denildiğini anımsattı.

    Prof. Dr. Özcan, şöyle devam etti:
    ''Nitekim, Anayasanın 5. maddesine göre, 'kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmak' devletin temel amaç ve görevleri arasındadır. Devlet bu temel görevini yerine getirirken, herkesin kamu hizmetlerinden eşit bir şekilde yararlanmasını sağlamaya yönelik her türlü tedbiri almak zorundadır. Tüm idare makamları gibi üniversiteler de yükseköğretim hizmeti sunarlarken dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep, giyim, kuşam ve benzeri sebeplerle bu hizmetten yararlanan kişiler arasında ayrımcılık yapamazlar.''

    Özcan, yazısında, 5370 sayılı Kanuna ilişkin teklifin, Anayasanın 42. maddesine yedinci fıkra olarak yeni bir fıkra eklenmesini öngören çerçeve 2. maddesinin gerekçesinde de şu açıklamalara yer verildiğini ifade etti:

    ''Eğitim ve öğrenim hakkı, kişilerin en temel ve vazgeçilmez haklarından biridir. Bu nedenle bu hakkın sınırlandırılması ancak kanunun açıkça belirttiği istisnai durumlarda söz konusu olabilir. Nitekim Anayasanın 13. maddesinde de temel hak ve hürriyetlerin 'özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla' sınırlanabileceği belirtilmektedir. Kanunun açıkça yasaklamadığı bir fiil, tutum veya davranıştan dolayı idare, hiç kimseyi eğitim ve öğrenim hakkından mahrum bırakamaz. Buna rağmen ülkemizde bazı kişilerin kanunda açıkça yazılı olmayan sebeplerden dolayı yükseköğrenim hakkından mahrum bırakıldıkları da bir gerçektir. İşte bu nedenle yapılan değişikliğin amacı, münhasıran yükseköğretim hizmetlerinden yararlanan vatandaşlar arasında eşitliği sağlamak ve yükseköğretim kurumlarında öğrenim hakkından mahrum edilen kişilerin bu hak mahrumiyetini ortadan kaldırmaktır.''

    Özcan, söz konusu Kanun teklifinin aynen kabulüne dair TBMM Anayasa Komisyonunun raporunda da gerekçe olarak aynı yönde açıklamalara yer verildiğini kaydetti.

    -REKTÖRLERİN YETKİ VE SORUMLULUĞU-


    TBMM Genel Kurulu'nda aynen kabul edilerek kanunlaşan söz konusu Anayasa değişikliğinin, dün Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girdiğini anımsatan Özcan, şöyle devam etti:

    ''Bu itibarla, söz konusu Anayasa Değişikliği göz önünde bulundurulmak suretiyle uygulama yapılması, kamu görevi ifa eden yükseköğretim kurumlarının yöneticilerinin görev, yetki ve sorumluluğunda olduğu izahtan varestedir.

    Ayrıca belirtilmelidir ki, Anayasanın 10 ve 42. maddelerine göre uygulama yapılabilmesi için ayrıca bir kanuni düzenlemeye ihtiyaç bulunmamaktadır. Çünkü halen yürürlükte olan kanunlarda da hangi kıyafetlerin toplumsal ortamda giyilemeyeceğine dair açık düzenlemeler yer almaktadır. Anayasanın 174. maddesi ile koruma altına alınan 'İnkılap Kanunları'ndan birini oluşturan 2596 sayılı 'Bazı Kisvelerin Giyilemiyeceğine Dair Kanun', bu konuda örnek olarak gösterilebilir.

    Bu bakımdan, Anayasanın 10. ve 42. maddeleri hükümleri karşısında, ancak kimliği teşhis edilemeyecek bir durumda bulunan kişilerin yükseköğretim kurumlarının bina eklenti ve yerleşke alanlarına alınmaması yönünde tedbirler alınabilir. Çünkü, hukuk toplumunda bireyler arası ilişkilerde güvenin hakim olması esastır. İnsanın toplumsal şartlarda ilişkiye girdiği şahısların kimliklerini teşhis etme, teşhis edebilme imkanına sahip olması gerekir. Bu itibarla; kimliğin ve hatta cinsiyetin teşhis edilemeyeceği bir tarzda kılık ve kıyafet biçimine hukuk toplumunda müsaade edilemez. Dolayısıyla, devlet, kimliğin ve hatta cinsiyetin teşhis edilemeyeceği tarzda örtünme olgusu karşısında gerekli tedbirleri alabilir.

    Ayrıca belirtilmelidir ki, söz konusu Anayasa değişikliğinin yürürlüğe girmesiyle, çağdaş uygarlık düzeyine erişmeyi bir erek olarak telakki eden toplumumuzun estetik anlayışını yansıtmayan kılık ve kıyafet tarzlarıyla yükseköğretim kurumlarının bina, eklenti ve yerleşke alanlarına girilmesi teşebbüslerinde bulunulabilecektir.

    Anayasamızın 14. maddesi hükümleri karşısında hiçbir surette himaye görmemesi gereken bu hakkın kötüye kullanılması girişimlerinin önüne geçilmesi için yükseköğretim kurumları yönetimleri tarafından genel kolluk birimleriyle eşgüdümlü bir çalışma başlatılmasına ihtiyaç bulunmaktadır.

    Muhtemel provokasyonlar karşısında gerekli önleyici kolluk tedbirlerinin alınmasını sağlamak amacıyla valiliklerle koordinasyonun sağlanması gerekmektedir.''

    AA


    Bir eğitimciden böyle bir davranış beklenirdi zaten
    :hz Neyzen Derya :hz


    Gözlerim hayalini ararken kuytusunda her karanlığın... Yüreğim yüreğini dokunur gibi olur... Sızılarımı çoğaltan yalnızlık sebebi olur içimdeki ahımın... Umutlarım umutsuzluk çölünde usulca kurur...
    Yorgun yüreğimin iniltisi duyulurken gecede... İçimdeki hüzün akmaz, takılır kirpiklerime... Kuraklığı çöker sevdamın, çöküverir yüreğimin üstüne... Dokunur susuzluk, dokunur ömrüm, feri solan gözlerime...

  2. #2
    LongingFORaLİFE adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    04-02-2008
    Mesajlar
    3,254
    Karizma Gücü
    5

  3. #3
    menat45 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    26-09-2007
    Mesajlar
    492
    Karizma Gücü
    0
    Aman Yusuf Ziya dikkat et!Yoksa hepinizin ipini çekerler!
    Kan yasası bu insanın:
    Üzümden şarap yapacaksın
    Çakmak taşından ateş
    Ve öpücüklerden insan!
    Can yasası bu insanın:
    Savaşlara yoksulluklara
    Ve binbir belaya karşın
    İlle de yaşayacaksın!

  4. #4

    Kayıt Tarihi
    24-02-2008
    Mesajlar
    391
    Karizma Gücü
    0
    vatana millete hayırlı olsun..

  5. #5
    saitiev adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    22-09-2005
    Mesajlar
    142
    Karizma Gücü
    0
    Ve kukla konustu ..
    If you could have the arms of Hercules.
    Legs as swift as the wind.
    If you could leap shoulder-high above the rim.
    Have the kick of a dolphin.
    The reflexes of a cat.
    If you could have all this, you would have the body,
    you would have the tools.
    But you will not have greatness.
    Until you understand that the strongest muscle

    is the HEART.
    CELEBRATE HUMANITY

  6. #6

    Kayıt Tarihi
    13-12-2007
    Mesajlar
    1,882
    Karizma Gücü
    0
    Ve yabancılar gocundu.

  7. #7
    Gökhan09 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    20-05-2006
    Mesajlar
    3,420
    Karizma Gücü
    7
    40 yıllık YÖK karşıtları şimdi bir anda YÖKçü oldular. Demek ki YÖK'e ilkeleri yüzünden değil çıkarları için karşılardı. Şimdi de YÖK fanatiği oluverdiler. Allah kimseyi bir gün kötülediği şeyi diğer gün pohpohlayanlardan yapmasın.AMİN
    Al Bundy'nin Marcy'ye daha çekici görünmek için tavsiyesi...


    Saçını kazıt. Kafanın arkasına Cindy Crawford'un yüzünü dövme olarak yaptır ve geri geri yürümeyi öğren.

  8. #8
    necatikaya adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-08-2006
    Mesajlar
    3,102
    Karizma Gücü
    6
    EsasTürban paçavrasına noktayı yargı koyacak.

  9. #9
    D-E-R-Y-A adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    18-01-2008
    Mesajlar
    510
    Karizma Gücü
    0
    arkadaşlar özgürlükler neden bu kadar çok zorunuza gidiyor. Amacınız yobaz olmaz mı?
    :hz Neyzen Derya :hz


    Gözlerim hayalini ararken kuytusunda her karanlığın... Yüreğim yüreğini dokunur gibi olur... Sızılarımı çoğaltan yalnızlık sebebi olur içimdeki ahımın... Umutlarım umutsuzluk çölünde usulca kurur...
    Yorgun yüreğimin iniltisi duyulurken gecede... İçimdeki hüzün akmaz, takılır kirpiklerime... Kuraklığı çöker sevdamın, çöküverir yüreğimin üstüne... Dokunur susuzluk, dokunur ömrüm, feri solan gözlerime...

  10. #10
    necatikaya adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-08-2006
    Mesajlar
    3,102
    Karizma Gücü
    6
    Alıntı D-E-R-Y-A tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    arkadaşlar özgürlükler neden bu kadar çok zorunuza gidiyor. Amacınız yobaz olmaz mı?
    Neyin özgürlüğü.Türban özgürlükmü?.Desenize bütün rahibeler özgür.Öyle ya türban onlardan alınma..

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •