Kanunsuz emir

MADDE 137. – Kamu hizmetlerinde herhangi bir sıfat ve suretle çalışmakta olan kimse, üstünden aldığı emri, yönetmelik, tüzük, kanun veya Anayasa hükümlerine aykırı görürse, yerine getirmez ve bu aykırılığı o emri verene bildirir. Ancak, üstü emrinde ısrar eder ve bu emrini yazı ile yenilerse, emir yerine getirilir; bu halde, emri yerine getiren sorumlu olmaz.

Konusu suç teşkil eden emir, hiçbir suretle yerine getirilmez; yerine getiren kimse sorumluluktan kurtulamaz.

Askerî hizmetlerin görülmesi ve acele hallerde kamu düzeni ve kamu güvenliğinin korunması için kanunla gösterilen istisnalar saklıdır.

Anayasanın bu maddesi üniversitelerde türban konusunda bakalım nasıl uygulanacak?
???????????????????????????????????
9 üyeden, YÖK Başkanı’na karşı bildiri
YÖK’ün 9 üyesi, yeni bir yasa çıkarılmadan üniversitelere türbanlıların alınabileceğini söyleyen YÖK Başkanı’nın talimatının “yetki saptırılması niteliğinde ve yok hükmünde olduğunu” savundu.
İSTANBUL - YÖK Başkanı Prof.Dr. Özcan’ın rektörlere bir yazı göndererek, Anayasa değişikliği uyarınca, yeni bir yasal düzenlemeye gerek olmadan türbanlıların üniversiteye girebileceği, konunun rektörlerin sorumluluğunda olduğu yazısı üzerine, YÖK’ün 9 üyesi sert bir bildiri yayımladı.
Haberin devamı

YÖK’ün 9 üyesi, “Mahkeme kararlarına uymak anayasal ve yasal bir zorunluluk olup, ‘konusu suç teşkil eden emri hiçbir surette yerine getirmemek’ de Anayasa’nın 137. maddesinin amir hükmü gereğidir” dedi.

YÖK üyeleri Prof. Dr. Engin Ataç, Prof.Dr. Atilla Eriş, Prof. Dr. İsa Eşme, Prof. Dr. Mustafa İlhan, Prof. Dr. Tunçalp Özgen, Prof. Dr. Ali Ekrem Özkul, Bülent Serim, Prof. Dr. Fikret Şenses ve Prof. Dr. Necmi Yüzbaşıoğlu imzasıyla “YÖK Üyelerinden Kamuoyuna” başlıklı yazılı bir açıklama yapıldı.

YÖK Başkanı: Türban için yapılan değişiklik yeterli

Açıklamada, “Ulusumuzun ve ülkemizin bölünmez bütünlüğü için TSK’nın kuzey Irak’a yönelik operasyonunun sürdüğü şu sırada, üniversitelerimizde kargaşaya yol açacağı yıllardır tartışılan hassas bir konuda, Yükseköğretim Genel Kurulu’na bile danışılmadan YÖK Başkanlığı’nca alelacele yapılan 24 Şubat 2008 tarihli yazılı açıklama karşısında, aşağıdaki görüşlerimizi üniversitelerimizle ve kamuoyuyla paylaşmak sorumluluğu duymaktayız” denildi.

Anayasa’nın 10. ve 42. maddelerinde yapılan değişikliklerin 23 Şubat 2008’de Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdiği anımsatılan açıklama şöyle devam ediyor:

“Bu değişikliğin uygulamaya etkisi ile ilgili olarak YÖK Başkanlığı’nca üniversitelere ve kamuoyuna yapılan açıklamada; yasama organınca yeni bir düzenleme yapılmadan da, Anayasa’nın 174. maddesiyle korunan İnkılap Kanunlarındaki kısıtlamalar gibi, ‘kimliği teşhis edilemeyecek bir durumda bulunan kişilerin yükseköğretim kurumlarının bina, eklenti ve yerleşke alanlarına alınmaması yönünde tedbirler alınabilir’ denilerek, yükseköğretim kurumlarında kılık kıyafetle ilgili Türk Anayasa Mahkemesi’nin içtihatlarıyla oluşturulan hukuki durum ortadan kaldırılmak istenmektedir.

YÖK Başkanlığı’nın yaptığı bu yorum ve değerlendirme, öncelikle bu değişiklikle Anayasa’nın 42. maddesine eklenen, ‘Kanunda açıkça yazılı olmayan herhangi bir sebeple kimse yükseköğrenim hakkını kullanmaktan mahrum edilemez. Bu hakkın kullanılmasının sınırları kanunla belirlenir’ amir hükmüne açıkça aykırı düşmektedir. Çünkü, bu hükümle kılık kıyafet dahil, yüksek öğrenim hakkını sınırlayan sebepleri belirleme yetkisi ‘münhasıran kanun koyucuya’ tanınmıştır. Dolayısıyla, bu düzenlemenin de ‘mutlaka kanun’ ile yapılması Anayasal bir zorunluluktur.

2596 sayılı ‘Bazı Kisvelerin Giyilemeyeceğine Dair Kanun’un din adamları gibi bazı özel statüler için olduğu, bunun Anayasa’nın 42. maddesinin öngördüğü yasama organınca çıkarılması gereken yasa olmadığı açıktır. Yasama organı söz konusu yasayı çıkarmadan ne Yükseköğretim Kurulu’nun ne de üniversitelerin bu konuda düzenleme yapma yetkisi yoktur. ‘Hiçbir kimse veya organın kaynağını Anayasadan almayan bir devlet yetkisini kullanamayacağı’ Anayasa’nın 6. maddesinin amir hükmü gereğidir. Bu nedenle, Anayasa’nın söz konusu hükümleri uyarınca YÖK Başkanlığı’nca yapılan bu açıklama yetki saptırılması niteliğinde olup hukuken yok hükmündedir.

Anayasa’nın 10. ve 42. maddelerinde yapılan bu değişiklikler, Türk Anayasa Mahkemesi’nin içtihadıyla oluşan ve AİHM’in de sözleşmeye uygun bulduğu mevcut hukuki durumu ortadan kaldırdığı şeklinde yorumlanamaz. Aksine yorum ve değerlendirmeler Anayasa’nın teklif dahi edilmeyen hukuk devleti ve laiklik ilkesine açıkça aykırı düşecektir.

Bu nedenle, Anayasa değişikliğinden sonra da yükseköğretim kurumlarında kılık kıyafetle ilgili olarak uyulması ve uygulanması gereken hukuki statü, mahkeme kararlarına dayanarak oluşturulan mevcut hukuki durumdur. Mahkeme kararlarına uymak Anayasal ve yasal bir zorunluluk olup, ‘Konusu suç teşkil eden emri hiçbir surette yerine getirmemek’ de Anayasa’nın 137. maddesinin amir hükmü gereğidir. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.”
ESKİ YÖK BAŞKANI TEZİÇ TEPKİLİ
YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan’ın “Üniversitelerde türbanın serbest bırakılması için yeni bir düzenlemeye gerek yok” açıklamasına ilk tepki eski başkan Prof. Erdoğan Teziç’ten geldi. Teziç, rektörlere gönderilen yazının hukuki hiçbir geçerliliğinin olmadığını söyledi. Teziç, bu talimatın “yetki tecavüzü” olduğunu söyledi.

YÖK Başkanı’na bir tepki de Malatya İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Fatih Hilmioğlu’ndan geldi. Hilmioğlu, “Kabile devletinin yöneticisi şimdi bir yazı gönderdi. Verilen talimat kanunsuzdur. Herhalde hukuk devreye girer gerekli işlemleri yapar, yazıda imzası bulunanlar hakkında” dedi.


http://www.ntvmsnbc.com/news/436890.asp