Tarihimizle övünür ama övündüğümüz tarihi bilmez, öğrenmeye de çalışmayız.
Böylece her kuşak bir öncekiyle aynı yanlışları yapar, malumu keşif sanır.
Vatanımızı çocuklarımızdan daha çok sever, hiç gitmediğimiz, zaten gitmek niyetinde de olmadığımız toprakları savunmak için gözümüzü kırpmadan savaşa göndeririz.
Ama tayin olmaktan bile ödümüz kopan o topraklara bırakın gitmeyi, o topraklardan gelenlere de güvenmeyiz. İşte kanıtı:
***
“Ben Van’ın Erciş İlçesi’nden Maşallah Soylu. Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Maliye 1. Sınıftayım. 19 yaşında bir gencim, ama bana genç denirse... Yaşıtlarım aşka, sevgiye kafa yorarken ben annemin sağlığına üzülüyorum. Daha doğarken acıya doğmuşum: 4 yaşındayken doktorla tanıştım, 12 yaşında iyileştim. Ama sadece bir yıl sonra, ben 13 yaşındayken annem diyaliz hastası oldu. Babam o zaman da işsizdi, şimdi de işsiz.
Bir ara MTA’da mevsimlik işçi olarak çalışmış, sonra çıkarılmış ve bir daha iş bulamamış. Haftada 3 kez diyalize bağlanan bir anne ve hepsi de öğrenci 3 çocuklu bir aileyiz, yaşayıp gidiyoruz, tabii buna yaşamak denirse...
Annemi Ankara’ya götürüp böbrek nakli sırasına yazdırmak istedim. Denizfeneri’nin yardımıyla gönderdim, babam da refakatçi olarak gitti.
Gittikleri günün ertesi döndüler. ‘Nereden geliyorsunuz?’ sorusuna ‘Van’ cevabını verince kimse ilgilenmemiş. Çıkılan 18 saatlik yol, hüsranla geri dönüldü. Umutla çıkılan bir yoldan hayal kırıklığıyla dönmek nasıl bir acıdır, bilemezsiniz.
Ben vazgeçmedim. Yine Denizfeneri’ne başvurup, onlardan sadece annemi, refakatsiz olarak Ankara’ya götürüp tedavilerini uygulatıp geri getirilmesini istedim. Çünkü Ankara’da hiçbir akrabamız, aileme yol gösterecek kimse yok...
Denizfeneri, bu talebime karşılık para ve gıda yardımı yaptı. CANSUYU yardımlaşma derneğine başvurdum. Oradan da sadece aynı tür yardım yapılınca, Seda Sayan’ın programını aramayı düşündüm. Telefon açtığımda, ‘Nereden arıyorsunuz?’ sorusuna ‘Van’ yanıtını verince, ilk soruyu neşeyle soran ses, ‘Sen en iyisi mail at, sana dönerler,’ diyerek kapattı telefonu.
Son çare de böyle tükenince, annemi Ankara’ya gönderebilmek umudum kalmadı.
Yardım talebim, her zaman olduğu gibi yine Allah’tan...
Organlarımı bağışlamıştım, ama kararlıyım, eğer annemi tedavi ettiremezsem, organ bağış belgemi hastaneyi iade edip bağıştan vazgeçeceğim.
Vanlı olabilirim, ama PKK’lı değilim, terörist değilim, ben de bu vatanın evladıyım... ”
(Yardım eli uzatmak isteyenler için belirtiyorum: masallah_soylu_06@mynet.com)
***
Biz Türkler, vatanı çocuklarımızdan çok sever, ama nedense, koltuklarını vatandan çok sevenleri vekil seçeriz. Vekillerin seçtiği cumhurbaşkanı da zaten evlatlarımız bu toprakları kanlarıyla sularken göndere bayrak yerine türban çeker. İşte size sınır dışı operasyonun sınır içi yararları:
***
“Sayın Kırıkkanat,
Derdimi ummana döktüm, asumana inledim, diye bir şarkı vardır. Son yıllarda derdimizi döktüğümüz okyanusların suyu yükseldi, göklere inlemelerimizden uzay araçları arızalandı.
Ordu Kuzey Irak’a girdi, girmedi, giremez diye feryat ettik, türbandı, baş örtüsüydü diye dilimizde tüy bitti.
Şu işe bakın ki, Ordu Irak’a girdiği gün, milletvekilleri sigorta emeklilerinin maaşlarını azalttı, kendi maaşlarını çoğalttı.
Aynı gün, Cum. Baş. türban yasasını onayladı. Aklıma bir
halk deyişiyle bir çakma mafya savsözü geliyor:
İlki ‘yangından mal kaçırmak.’ İkincisi, ‘hastayı yatağında öpeceksin...’
Bu millet öpüle öpüle, malı yangından kaçırıla kaçırıla akıllanmadı. Sizin gibi namuslu, yiğit birkaç köşe yazarı olmasa, okunacak gazete, izlenecek televizyon da kalmayacak!
Ersan Uysal
Hasta Bir Türk”
***
Biz Türkler ne kadar gururlansak yeridir de; kiminle, ne ile ve ne zaman, işte o pek belli değildir.
http://www9.gazetevatan.com/haberdet...ryid=4&wid=122
Her gün gencecik evlatlarımızın tabutları gelirken tekrar durup düşünmemiz gerekmiyormu?Biz nerede yanlış yaptık?


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla