Türkiye’de ekonomi yönetimi giderek şeffaflığını kaybediyor. Alınan kararlarla ilgili birçok soru havada asılı kalıyor. Kararlar “Ben yaptım oldu” mantığıyla alınıyor. “En doğrusunu ben bilirim” duygusuyla kimseye kulak asılmıyor. Bu yüzden de ekonomi yönetiminde başlayan yanlışlıklar zincirine giderek daha büyük yanlışlıklar ekleniyor.
Mesela cari işlemler açığı. Hiçbir uyarıya kulak asmayan ekonomi yönetiminin şimdi gelinen noktada, “bu kadar cari açığı nasıl idare ederiz” endişesiyle yalpalamaya, yeni yeni yanlış kararlar almaya başladığını görüyoruz.
Cari açığı kapatmak için doğrudan yabancı sermaye girişine ihtiyaç var. Bu yüzden de elde ayakta ne varsa satılması gerekiyor. Yani cari açık yüzünden özelleştirme acil hale gelmiş. Dünya ekonomisi krize doğru gittiği için sadece Türkiye’de değil tüm dünyada şirketlerin, varlıkların değeri düşüyor. Türkiye’nin ise “piyasa biraz düzelsin, fiyatlar kendine gelsin ondan sonra özelleştirmeye çıkarız” diyecek kadar zamanı kalmamış. Dün Tekel’in sigara bölümü satıldı. Belki yarın Halk Bankası, bir sonraki gün Milli Piyango, elektrik üretimi ve dağıtımı, otoyollar ve diğerleri.
Bu cari açığı sürdürmenin başka yolu yok.
Biliyorsunuz, Tekel’in sigara bölümüne 1 milyar 720 milyon dolar teklif edildi. Büyük bir olasılıkla Tekel, önümüzdeki aylarda British American Tobacco’ya (BAT) bu fiyat üzerinden devredilecek.
Tekel’in sigara bölümünün satışı için 2003 yılında da bir ihale yapılmıştı. O ihalede verilen 1 milyar 150 milyon dolarlık teklifi Özelleştirme Yüksek Kurulu, “yetersiz” bulunarak ihaleyi iptal etmişti. Bana göre çok da doğru yapmıştı.
Aradan yaklaşık beş yıl geçti. Şimdi gelen teklif 1 milyar 720 milyon dolar. Bu fiyat beğenilmiş gözüküyor.
Sabah Gazetesi yazarlarından Sayın Abdurahman Yıldırım 27 Şubat 2008 tarihli köşesinde, “Tekel’de kemiksiz satış” başlıklı bir yazı kaleme aldı. Sayın Yıldırım haklı olarak, o zamanki 1 milyar 150 milyon doların, finansman maliyeti ve doların değer kaybı da dikkate alındığında, bugün verilen 1 milyar 720 bin dolara yaklaşabileceğini belirtiyor.
Hazine her yıl birkaç defa yurt dışına tahvil ihraç edip dış borçlanmaya gidiyor. 2003 yılında yurt dışından yapılan borçlanmaların yıllık faizi yüzde 10–11 arasında gerçekleşmiş. Bu faiz üzerinden hesapladım, 2003 yılında Hazine’nin uluslararası piyasalardan aldığı 1 milyar 150 milyon dolar bu gün faiziyle birlikte toplam 1 milyar 850 milyon doları bulmuş. Yani 2003 yılındaki 1 milyar 150 milyon doların üzerine kafadan 700 milyon dolar faiz koymanız gerekiyor.
Bu hesap gösteriyor ki, Tekel Sigara’ya bugün verilen fiyat 2003 yılındaki fiyatın bugünkü değerinden düşük.
Tekel’in satışında gözden kaçırılmaması gereken önemli bir nokta daha var: 2003 yılında eğer 1 milyon 150 bin doları alıp Tekel’in sigara bölümünü verseydik, bu şirketin çalışanlarını, çalışanların kıdem tazminatlarını, şirketin borçlarını ve diğer taahhütlerini de alan şirket üstlenecekti.
Şimdi BAT’a, Tekel Sigara’nın varlıkları, iki yıllık tütün stoku ve sigara markaları verilecek. Kuruluşun borçları, diğer taahhütleri, çalışanları, çalışanların kıdem tazminatı alacakları Devlete kalacak. Bunun ne kadar bir tutar oluşturduğunu bilmiyoruz.
Bu hesaplamalara doların 2003 yılından sonraki değer kaybını, Türkiye’deki şirketlerin değerindeki artışı katmıyorum.
Şimdi özelleştirmeden sorumlu Maliye Bakanı Sayın Kemal Unakıtan kamuoyunun önüne çıkıp bu hesapları bir anlatsın. Tekel’in sigara bölümü devredildikten sonra kamuya ne kadar borç kalacak. Bu borçlar dışında hangi yükümlülükleri Devlet yerine getirecek. İşçiler ne olacak?
2003 yılında bu günkü gibi çok önemli bir cari işlemler açığı sorunu yokken 1 milyar 150 bin doları az bularak satışı iptal eden Özelleştirme Yüksek Kurulu, bakılım şimdi de “yetersiz” diyebilecek mi?
Ben hiç sanmıyorum. Çünkü ortada, 50 milyar dolara doğru giden bir cari işlemler açığı duruyor. Nerden ve nasıl gelirse gelsin paraya ihtiyaç var.
Sinan Aygün
KAYNAK
Gün geçtikçe açılıyoruz,yama yapmak marifet değil....


LinkBack URL
About LinkBacks

Alıntı Yaparak Cevapla