Bakan'dan sosyal güvenlik itirafı


Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, Türkiye'nin yatırıma ayırdığı payın 11 katrilyon olmasın karşın, sosyal güvenlikteki açığın 25 katrilyon olduğunu söyledi.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, sosyal güvenlikteki açıklar olmasa, Türkiye'nin işsizlik sorununu büyük ölçüde çözeceğini vurgulayarak, ''Sosyal güvenlikteki açık 25 katrilyon. Bütçede yatırıma ayırdığımız pay ise 11 katrilyon'' dedi.

Bahçeşehir Üniversitesi Siyaset Okulunda, ''Sosyal Güvenlik Reformu ve İstihdam Paketi'' konulu konferansta konuşan Çelik, bugünkü sosyal güvenlik sisteminin yapısı, sorunları ve açıklarının, 1990'ların başında yoğun bir şekilde tartışılmaya başlandığını söyledi.

Mevcut sosyal güvenlik sisteminin tüm vatandaşları kapsamadığına işaret eden Çelik, SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı sisteminde olan kişilere de eşit ve adil şekilde yararlanma imkanı sağlanmadığını ifade etti.

Genel itibariyle sosyal güvenlik alanındaki sorunların 6 başlıkta toplanabileceğini dile getiren Çelik, bunlardan birincisinin nüfus yapısındaki değişim olduğunu kaydetti.

Türkiye'nin genç bir nüfus potansiyeli olduğunun söylendiğine işaret eden Çelik, genç nüfusun pek çok toplum için bir avantaj, ancak Türkiye gibi ülkeler için dezavantaj olduğunu söyledi.

Çelik, Norveç Çalışma Bakanı'nın Türkiye ziyaretini hatırlatarak, bakanın, ülkesinde sanayide çalışacak insan bulunamadığı yönünde bilgiler verdiğini anlattı.

Türkiye'de ise 18-29 yaş arasında 13 milyon genç nüfusun varlığına işaret eden Çelik, bunun 1 milyonunun iş aradığını, 1 milyon 700 bininin ise kayıt dışı çalıştığını söyledi.

Çelik, 13 milyon gencin 452 bininin sertifikalı olduğunu dile getirerek, Norveçli bakanın bu duyduklarına şaşırdığını, sanayiye eleman arayan, geleceği bu anlamda kararmış olan bir devlet için böyle genç bir potansiyelin önemli olduğunu ifade etti.

Türkiye'de 2012 yılında 64 yaş üstü nüfusun yüzde 7'ye çıkacağını dile getiren Çelik, yalnızca 27 yıl sonra, 2039 yılında ise, bu oranın yüzde 14'ü bulacağını, yani hızla yaşlanan bir nüfus yapısı bulunduğunu vurguladı.

Türkiye'nin 2039 yılına kadar sosyal güvenlik açısından bu süreci iyi kullanmak zorunda olduğuna dikkati çeken Çelik, bu sürecin iyi değerlendirilememesi durumunda sıkıntıların daha da yoğun bir şekilde yaşanacağını dile getirdi.

-EMEKLİLİK YAŞI-

İkinci sorunun, emeklilik yaşı olduğunu belirten Çelik, 1950'lerde kadın ve erkeklerde emeklilik yaşının 60 olduğunu, ancak 1960'dan sonra bu sınırın ortadan kalktığını söyledi.

Çelik, 25 yıl sigortalı olup, 5 bin gün prim ödeyen kişinin emekli olabileceğini ifade ederek, o zamanlar sistemin yeni olduğunu ve emekli sayısının az olması nedeniyle sıkıntı hissedilmediğini anlattı.

Türkiye'de şu anda kadınların 44, erkeklerin ise 47 yaşında emekli olabildiğini ifade eden Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Bundan 10 sene önce, 38-40 yaşında insanlarımızı emekli ettiğimiz için... Adam genç, gidip başka bir yerde çalışıyor. Kimin yerine? İş arayan genç istihdamın yerini, emekli vatandaşımız alıyor.

Ülkedeki aktif-pasif oranlarına bakalım. 1960'larda 24 çalışana 1 emekli, 70'lerde 9 çalışana 1 emekli, 80'lerde 3,4 çalışana 1 emekli, 90'larda 2,3 çalışana 1 emekli, bugün ise 1,9 çalışana 1 emekli... Yani 2 çalışan 1 emekliye bakar noktaya gelmişiz.

24'e 1, henüz sosyal güvenlik sistemi oturmadığı için denebilir. Dünyadaki ortalama ise 4 çalışana 1 emekli olması gerekiyor. Türkiye'deki potansiyele bakınca, 7 çalışana 1 emekli. Ama maalesef bu potansiyeli yıllar itibariyle kullanamadığımız, sağlıklı bir sosyal güvenlik sistemi kuramadığımız için, mevsimlik siyasetin insafına terk edilmiş olan sosyal güvenlik yaz-boz tahtasına dönmüş. Neredeyse geriye borçlanma imkanı vermiş. 3 bin 600 gün yatırmış emekli olmuş. Ne yaş, ne de başka bir şey sormuşuz.''

Çelik, sistemdeki üçüncü sıkıntının aylık bağlama oranı olduğunu belirterek, ''Geçmiş, geleceğimizi karartmış. Geleceği karartmayacak bir düzenleme yapma mücadelesi veriyoruz. Geçmiş öyle bir uygulanmış ki, emekli olanların hepsi sevinmişler. '38 yaşında emekli oldum, ne güzel' demişler. Ama, bugün çocuklarına iş bulamıyorlar'' şeklinde konuştu.

Bugün yapılacak düzenlemeyle, gelecekte bu sorunların yaşanmayacağına işaret eden Çelik, aylık bağlama oranlarında bir düzenleme yapılacağını, aylık bağlama oranının herkes için yüzde 2 olacağını belirtti.

-PRİM ÖDEME GÜN SAYISI-

Çelik, dördüncü sorunun prim ödeme gün sayısının düşüklüğü olduğunu belirterek, ''Şu anda devlet memuruysanız, 9 bin gün prim ödemeniz gerekiyor. Bağ-Kur'lu ve esnafsanız prim gününüz 9 bin. SSK'lıysanız 7 bin gün prim ödemeniz gerekiyor. Tüm SSK, Emekli Sandığı ve Bağ-Kur'lular için 9 bin gün prim ödemeyi standart olarak getiriyoruz'' diye konuştu.

Bakan Çelik, beşinci sorunun finansman olduğunu dile getirerek, 1990'lara kadar kendi kendini finanse eden sistemin, 1991 yılında ilk açığını 300 milyar lira olarak, yani GSMH'nin 10 binde 5'i kadar verdiğini belirtti.

Bu açığın 1994'te 39 trilyon liraya, yani yüzde 1'e çıktığını aktaran Çelik, 2002'de 7 katrilyon 900 trilyon liraya çıkan açığın, 2007 sonunda 26 katrilyon beklenmesine rağmen, 25 katrilyon 4 trilyon lira olduğunu kaydetti.

Bu açıklar olmasa, Türkiye'nin işsizlik sorununu büyük ölçüde çözeceğini vurgulayan Çelik, ''Sosyal güvenlikteki açık 25 katrilyon. Bütçede yatırıma ayırdığımız pay ise 11 katrilyon'' dedi.

Çelik, iktidara geldiklerinde yaptıkları ilk işin sosyal güvenlik reformu olduğunu hatırlatarak, bunun için 5 yıldır uğraştıklarını, ancak kimsenin kendi konumunu bozmak istemediğini ifade etti.

Bakan Çelik, ''İşçi, memur, esnaf bu ülkenin vatandaşı değil mi? Vatandaşı. Anayasa nezdinde bunlar eşit değil mi? Eşit. Anayasa Mahkemesine gittik. Dedi ki; 'Memurlar için bu düzenlemeyi yapamazsın. Memurları ayrı tutun'. O zaman memurlar ayrıcalıklı oluyor'' şeklinde konuştu.

Yapacakları düzenlemenin, son düzenleme olması dileğinde bulunan Çelik, ''Türkiye'nin bu konuda kaybedeceği 1 günü değil, 1 dakikası yok. 25 katrilyon açığın 35-40 katrilyona çıktığını düşünün. Bunlar vatandaşın refah düzeyinden, sosyal yaşamından, maaşından kesilecek imkanlardır. Petrol-doğal gaz kuyusu yok ki ben, 'bunu şuradan finanse ediyorum' diyeyim. Türkiye'nin böyle gereksiz kaynak ihtiyacı doğuracak plansızlığa tahammülü olabilir mi?'' diye konuştu.

Bakan Çelik, 6. sorunu ise ''sosyal güvenlik sisteminde norm ve standart birliğinin olmaması'' şeklinde açıklayarak, bu alanda SKK, Bağ-Kur, Emekli Sandığı, Tarım Sigorta Kanunu gibi çok sayıda düzenlemenin bulunduğunu hatırlattı.

Bu sistemin vatandaşı tümüyle kapsamadığını anlatan Çelik, mevcut sistemin daha iyi olsun diye 266 kez değiştirildiğine dikkati çekerek, ''İlk çıktığında madde sayısı 630 iken, şu an bin 23'e ulaşmış. Şimdi biz, geçici maddeleri çıkarınca 108 maddeye indiriyoruz'' dedi.

-KIDEM TAZMİNATI-

Daha sonra katılımcıların sorularını yanıtlayan Çelik, kıdem tazminatı konusuna yönelik bir soru üzerine, bu konunun TBMM'ye taşınacak istihdam paketinin içinde yer aldığını belirterek, şunları kaydetti:

''Kıdem tazminatı uygulaması, şu anda siz bir iş yerinde çalışıyorsunuz. 12 ay çalışıp, 13. ilave maaşı hak ediyorsunuz. 13. maaş, işveren sizi çalıştırmaya devam ediyorsa ödeniyor. İşverende kalıyor. Mesela 10 yıl çalıştınız, 10 yıl sonra 'ben ayrılıyorum' dediğinizde, işveren size 10 maaş ödemek durumunda. Problem birkaç çeşit burada. Vatandaş kamuda çalışıyorsa, onun kıdem tazminatı sorunu yok. Çünkü kamu ödüyor onu. Ama özelde çalışıyorsa, 11 ay çalıştırıyor işveren, 12. ay kıdem tazminatı tahakkuk edeceği için işten çıkarıyor. Birinci ay tekrar işe davet ediyor.

Tuzla tersaneleri konuşuluyor şu anda. Alt işveren, onun da alt işvereni var. 18 bin 500 alt işverenin yanında, 3 bin 500 ana çalışan işçi var. Ama işverenin tamamının kıdem tazminatı ödediğini farz etsek, onun 5 katı fazlası insanlar, kıdem tazminatından mahrum. Yani işverenin iradesine terk edilmiş bir durum. Yapmak istediğimiz ise kıdem tazminatından önce iş güvenliğiyle ilgili düzenlemeleri geçirmek. Bir adam işsiz kaldığında, işsizlik fonundan ücret ödüyoruz. Mesleki eğitime de tabi tutuyoruz. Haksız yere işveren işten attığı zaman da 4 ya da 8 aylık ceza ödemeyle karşı karşıya işveren.

Geriye bir tek kıdem tazminatı kalıyor. Onu da kaldırmıyoruz. Bireysel fon sistemi getiriyoruz. Çalıştığınız yerde işveren her ay sizin hesabınıza para yatıracak. Örnek veriyorum. 50 lira her ay yatacak. Mesela 3-5 yıl hiç çekmeyeceksiniz. Nemalanacak. Sonra işçi dilediği zaman kendi hesabından kendi parasını çekebilecek. Bütün işçilere bu imkanı tanıyacaksınız. Bu, işçinin hakkını alma değil, işçinin hakkını verme mücadelesidir.''

Bahçeşehir Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Enver Yücel, Bakan Çelik'e bir plaket sundu.

Kaynak:http://www.haber7.com/haber.php?haber_id=303597

Yıllar yılı yanlış yönetilmiş bu konunun artık doğru bir biçimde düzenlenmesi gerekiyor.
Bu işte AK Partinin başına patladı.
Adamlar nereye el atsa çürümüşlük,sorumsuzca yapılmış işler çıkıyor karşılarına.