Nur suresi, 31. Ayet: Mümin kadınlara da söyle: Gözlerini (harama bakmaktan) korusunlar; namus ve iffetlerini esirgesinler. Görünen kısımları müstesna olmak üzere, zinetlerini teşhir etmesinler. Baş örtülerini, yakalarının üzerine (kadar) örtsünler. Kocaları, babaları, kocalarının babaları, kendi oğulları, kocalarının oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kendi kadınları (mümin kadınlar), ellerinin altında bulunanlar (köleleri), erkeklerden, ailenin kadınına şehvet duymayan hizmetçi vb. Tâbi kimseler, yahut henüz kadınlaryn gizli kadınlık hususiyetlerinin farkında olmayan çocuklardan başkasına zinetlerini göstermesinler. Gizlemekte oldukları zinetleri anlaşılsın diye ayaklarını yere vurmasınlar (Dikkatleri üzerine çekecek tarzda yürümesinler). Ey müminler! Hep birden Allah'a tevbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz.
1- Burada, “ziynet” kelimesinin gerçekten ne anlama geldiği ayrı bir tartışma konusu olabilir.. Malum, ziynet, önce “takı” anlamına gelir. Siz kadın saci olarak yorumluyorsunuzki kadınların başlarını ortmesini istiyorsunuz.
2- Ancak, ayetteki "Gizlemekte oldukları zinetleri anlaşılsın diye ayaklarını yere vurmasınlar" cümlesinden, buradaki zinetin sert yürüyüşte ses getiren takı, mücevher gibi eşyalar olduğu gün gibi açıktır.
3- Turkce ceviride başı ortü yazılmaktadır fakat arapcada sadece ortü yazmaktadır inanmayan arapca yazısına baksın. Bu ayetteki "himar" kelimesi genis manali bir kelime olup örtü manasina gelir. Eski Arap yazilarina bakilirsa himarin yere konulan, masaya örtülen veya herhangi bir örtüyü tarif edebilecegini görürüz.
4- Himar, basi örterse basörtüsü olur, masaya konursa masa örtüsü olur. Allah eger "himar" kelimesi ile basin örtülmesini isteseydi "himarürres" gibi bir vurgulama ile basörtüsü diyebilirdi: Böylece "res" kelimesi ile bas bölgesi vurgulanir ve örtü kelimesi olan "himar" ile beraber basörtüsü net bir sekilde anlasilirdi. Nitekim abdest alinmasiyla ilgili ayette basin sivazlanmasi söyenirken, bas kelimesi Arapca karsiligi 'res' ile vurgulanir.
5- Üstelik ayette kapatilacak yerin yaka acigi oldugu gecer. Yani himarin basi kapatmasi degil, ayette acikca yaka dekoltesini örtmesi istenir. (Yaka acigi manasina gelen 'cuub' kelimesi hem bu ayette kapanilacak bölgeyi belirtmek icin, hem Hz. Musa'nin yaka acigina elini soktugunu belirten ayetlerde gecer.) "Himar" kelimesi sirf basörtüsü manasina gelse bile bu ayetten basi örtmek degil, yine yaka dekoltesini kapatmak anlasilacakti.
Hem başörtmek, Islamiyet dininin farzları içinde yoktur !!!
ISLAM'da 32 FARZ
İslamiyet'e İman'ın şartları: 6 adet, İslam'ın şartları: 5 adet, Abdest'in şartları: 4 adet, Gusl'ün farzları: 3 adet, Teyemmüm'ün farzları: 2 adet, Namaz'ın farzları: 12 adet olmak üzere, 32 adet farz vardır:
İman'ın şartları:
1- Allah'ın "varlığına" ve "bir'liği"ne iman etmek
2- Allah'ın meleklerine iman etmek
3- Allah'ın kitaplarına iman etmek
4- Allah'ın peygamberlerine iman etmek,
5- Ahiret gününe iman etmek
5- Kader'e, hayr ve şerrin Allah'tan geldiğine iman etmek.
İslam'ın şartları:
1- Kelime-i şehadet getirmek
2- Namaz kılmak
3- Oruç tutmak
4- Zekat vermek
5- Hacca gitmek
Abdestin farzları:
1- Yüzü yıkamak
2- Kolları dirsekleriyle birlikte yıkamak
3- Başın dörtte birini meshetmek
4- Ayakları topuklarıyla birlikte yıkamak
Gusl'ün farzları:
1- Ağıza su vermek
2- Buruna su vermek
3- Bütün bedeni yıkamak
Teyemmüm'ün farzları:
1- Niyet etmek
2- İki darp ve meshetmek
Namaz'ın farzları:
1- Hadesten taharet
2- Necasetten taharet
3- Setr-i avret
4- İstikbal-i kıble
5- Vakit
6-Niyyet
7- İftitah tekbiri
8- Kıyam
9- Kıraat
10- Rüku
11- Secde
12- Ka'de- ahire
- Görüldüğü gibi, "Başörtüsü/türban takmak" şeklinde bir farz yoktur. Farz olmayan birşeyi her yerde ve her şartta yapmaya çalışmak, en hafif tanımıyla "işgüzarlık" sayılabilir.
- Namaz kılmak, Islam'da olmazsa olmaz farzlardan birisidir. Namazı vaktinde kılamayan birisi, namazı kazaya bırakıp sonradan kılabilir. Bu durumda, zamanında namaz kılmamanın hiçbir günahı olmaz. Namaz gibi çok önemli bir "farz"da bile bu şekilde affedici ve kolaylık gösterici olan Islam dininde, "başörtüsü/türban takmak" gibi "farz olmayan" bir eylemde günde birkaç saat eksik kalmanın hiçbir günahı olmayacağı mantıken bellidir.
- Kaldı ki, herhangi bir ibadetin gerçekleşmesinde, kendisi dışındaki sebeplerden kaynaklanan eksikliklerde, bunun tüm kusuru ve günahı, inanana mani olan kişileredir.
Sonuç olarak:
1) Türban/başörtüsü takmak için direnmenin dini açıdan hiçbir mantıklı nedeni yoktur. Türban/başörtüsü takmak için direnmek, kişinin kendi huysuzluğu ve inatçılığının göstergesi olup, dine zarar verici ve Islamiyeti kötü gösterici bir davranıştır.
2)"İstemeyerek" yaptığınız davranışlar için Allah, Gafur ve Rahim'dir." Çağdaş yasalar ve kurallar nedeniyle, "istemeden açılan baş" için, herhangi bir günah yazılmaz.
aLıntıdır
dInını yerıne getıren bırı orda burda unıde turban taksa nolcak bellı arkasına sıgındıgı zaten.
Göksenin Uçarer (Turkey) wrote
Kitabın adı : Evrensel Çağrı KUR'AN MEÂLİ
Hazırlayan : Mustafa SAĞ Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi (Yüksek İslam Enstitüsü Mezunu) Bilimsel Araştırma Analisti
ISBN: 975-98565-1-4
Nisan 2006 İstanbul
Baskı Cilt: Özener Matbaası
Davutpaşa Cad. Kale İş Merkezi No: 201-204
Topkapı
Tel : 0212 481 97 88
Dağıtım-Pazarlama : Final Pazarlama
Göztepe Mah.
Tarhan Sok No: 2 Mahmutbey-Bağcılar
İstanbul
Tel : 0212 445 80 00
---------------------------------------------------------------------
Mustafa Sağ'ın Kitabının 372nci sayfasından aynen aktarıyorum:
Nur Suresi 30 ve 31nci Ayetler
30.'Ey Muhammed! Erdemli erkeklere söyle, kadınlarla bir aradayken, gözleriyle kadınları rahatsız edecek şekilde davranmasınlar/bakmasınlar ve kişiliklerini edeplerini korusunlar. Bu onlar için daha temiz bir davranıştır. Elbette Allah yaptıklarından haberdardır.'
31.'Ey Muhammed! Erdemli kadınlara da söyle, erkeklerle bir aradayken, gözleriyle erkekleri rahatsız edecek şekilde davranmasınlar/bakmasınlar, kişiliklerini edeplerini korusunlar ve doğal olması gereken yerler dışında, göğüslerinin üzerini örtüleriyle kapatsınlar. Ziynetlerini göstermesinler / Başkalarını cinsel tacize yol açacak ve tahrik edecek davranışlardan sakınsınlar. Ancak kocaları,babaları, kocalarının babaları, oğulları, kocalarının oğulları, kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları,
diğer kadınlar, cinsel iktidara sahip olmayan erkek hizmetçiler, kadın hizmetçiler ve kadınların cinsel yerlerini henüz anlamayan çocukların yanlarında, istedikleri gibi giyinip
davranmalarında bir sakınca yoktur. Bunların dışındakilerin yanında, cinsel tacize yol açacak, tahrik edici yerlerini açıp, dikkat çekici davranışlarda bulunmasınlar/ ayaklarını yere
vurmasınlar. Ey inananlar, -erkek, kadın-hepiniz Allah'a yöneliniz ki, mutlu olabilesiniz.'
Mustafa Sağ'ın Bu ayetlerle ilgili olarak kitabının 373 ncü sayfasında yer alan açıklayıcı 417 no.lu dip notu da aynen şöyle:
' 24:31 Bu surenin 11nci ayetinde açıklanan, Peygamberimizin eşine iğrenç iftirayı yapan çetenin uzantılarının uydurdukları, çelişkili rivayetlerden hareketle,
Kur'an öncesi cahiliye Arap toplumunun kadına bakış açısını, Kur'andaki örtünme ile ilgili ayetlere de yansıtmışlar ve o bakış açısı doğrultusunda ve erkekler lehine yorumlamışlardır. Kur'an'ın mantığı ve bu surenin bütünlüğü içinde baktığımızda, kadınlarla erkeklerin toplum yaşamında yan yana olmak zorunda olduklarını, böyle bir
çalışma ortamında, birbirlerine karşı davranışlarında olsun, giyimlerinde olsun ölçülü olmaları, dostane olmaları, aşırıya kaçmamaları öğütleniyor.Zaten, aile ve akrabalar arasında bir kısıtlamanın olmayıp, özgürce hareket edebileceklerini aynı ayetin devamı açıklıyor.
Kaldıki Kur'an ayetinde 'baş örtüsü' diye bir kelime geçmemektedir.
Buna rağmen, tüm Kur'an tefsirlerinde ve çevirilerinde Kur'an ayeti 'baş örtüsü' olarak çevrilmiştir. Halbuki ayette geçen 'HIMAR' kelimesi 'baş örtmek' anlamına değil, sadece'örtmek' anlamına gelmektedir. Eğer herhangi bir şey örtülecek ise, o şeyin vurgulanması gerekir. Örneğin masa örtüsü derken, örtmek kelimesinin yanına masa kelimesinin gelmesi gibi, baş örtüsü dendiği zaman da 'örtmek' 'hımar' kelimesinin yanına 'baş' 're's' kelimesinin 'hımarü-re's' şeklinde gelmesi gerekir. Ayetteki 'hımar' 'örtü' kelimesinin yanında geçen ve vurgulayan kelime 'cuyub' kelimesidir ki 'yaka' veya 'göğüs' anlamına gelir. Çünkü, aynı kelime 'cuyub' bir başka ayette (28/32) Hz. Musa'nın 'göğsüne/koynuna elini soktuğu' şeklinde geçer. Yani 'cuyub' kelimesi, 'hımar' örtmek kelimesi ile kullanıldığı zaman,'bihumûrihinne ala cuyubihinne' başını örtmek değil,'göğsünün üzerini örtmek' anlamına gelmektedir. Geleneksel tüm yorumcular, Kur'an ayetini bilimsel bir bakışla değil de,birbirlerini taklit edip, 'Baş örtülerini yakalarının üzerine kadar örtsünler' diyerek, 'felyedribne' fiillini de 'örtsünler' diye tercüme etmişlerdir. Bu geleneksel yorumcular 'DaReBe' kökünden gelen bu kelimeyi burada ' Baş örtülerini . örtsünler' derken bir başka yerde aynı 'DaRaBe' kelimesini 'Kadınları DÖVÜN' (Bak.4/34) diye çevirmişlerdir. Özetle, Kur'an'ın orijinal ayeti tüm açıklığı ile ortadayken, elverişli bir siyasal kullanım malzemesi olarak, sürekli gündemde tutulan baş örtüsü, Kur'an'ın değil, geleneklerin, kişisel görüşlerin dinleştirilmesinden kaynaklanmaktadır.'
+++++++++++++++++
AYETTE 'BAŞ' KELİMESİ GEÇMEDİĞİ GİBİ, 'SAÇ' KELİMESİ HİÇ GEÇMEMEKTE, 'SAÇLARINIZI GÖSTERMEYİNİZ' DİYE BİR ANLATIM DA BULUNMAMAKTADIR.
Bu sekılde mı ınancları kısıtlanıyor!!bu sekılde gırseler de farketmez aslındaa... baya ınanclılar
Iste bı kac ornek daha..
ERkeklerın tahrık olacak o kadar yer var kı ortu takması baglmaz..
![]()


LinkBack URL
About LinkBacks
aLıntıdır





Alıntı Yaparak Cevapla





