Türkiye giderek artan bir gerilimin içine sürüklendi.

Halkımız zihinsel kamplara savruldu.

Kemalist, laik ve cumhuriyetçi kesim kendini tehdit altında hissediyor.

Güneydoğu Türkiye’den uzaklaşmış vaziyette...

Hem de tahminlerinizin ötesinde...

AK Parti’ye, ekonomik gerekçelerle destek veren milyonlar dışında, çekirdek kadrosu diyebileceğimiz milyonlar rövanşist bir anlayış içinde hızla kümeleniyorlar.

Özellikle bu cemaate çok tepkiliyim...

Bunlara “ne uğruna?” diye ısrarla sormak gerekiyor...

İdeolojik bir istila olsa canım yanmayacak...

Ama tüm bunların ötesinde Baykal’ın temsil ettiği siyaset anlayışını kabul edemiyorum.

Tüm bu gerginliklerden medet umarcasına çok sert ve samimiyetsiz bir muhalefet yapıyor.

Neden?

Birkaç oy pahasına...

Değer mi hiç?

Türkiye’nin çok ciddi yapısal bir siyaset sorunu var.

Odağında ise Atatürk’e sığınan bir zihniyet.

Bunları aşmadan biz daha çoook “semboller tuzağı”na düşüp Türk-Kürt, Sünni-Alevi, laik-anti laik diye boğaz boğaza geliriz.

Gazeteci Taha Akyol, “Ama hangi Atatürk” adlı bir kitap yazdı.

Bu kitapta Atatürk’ün, hangi evrelerden geçerek, nasıl pragmatik bir siyaset izlediğini ve Cumhuriyetimizin bugün neden böylesi temel yapısal sorunlar taşıdığını çok iyi anlıyoruz.

AK Parti içinden bir cumhuriyetçi ideolojik filizlenme çıkamayacağı açık.

Sadece CHP tersini başarabilir...

Ama bakıyorum Deniz Baykal böylesi bir birikim ve vizyonu olmasına karşın siyaset pratiğinde bu fırsatı ısrarla reddediyor.

Türkiye çok ciddi ekonomik sarsıntılara gark olduğunda tüm bu kamplaşmalar şekil değiştirir...

Sayın Baykal’ın, bir an önce, yapısal sorunlara dair bir tespit yapıp bir uzlaşma çerçevesi çizmesi şart...

Erkan Mumcu, geçtiğimiz günlerde Türkiye’nin önünü açacak bir anayasa değişikliği önerdi...

“Kanun önünde eşitliğin sağlanması ve ayrımcılık, dışlayıcılık ve yoksayıcılığın engellenmesi hakkında kanun...” adında bir metni ilgili herkese yolladı.

Mumcu, sadece türban meselesine değil tüm gerginliklere merhem olabilecek bir anayasal düzenleme öneriyor... Türkiye’nin önüne bir fırsat sunuyor.

Samimiyetse samimiyet, çözümse çözüm...

Baykal’ın bu metni alıp tüm parti liderleriyle süratle oturarak bir uzlaşı çağrısı yapması ve tansiyonu düşürmesi gerekiyor.

Ha, bunu yapar mı?

Elbette, yapmaz.

Başbakan bu teklifi gündemine alır mı?

Almaz.

Ülke gerilmeye devam eder mi?

Eder...

O zaman bu “samimi siyasetçilerimiz”e küçük bir fizik kanununu hatırlatalım...

Gerilim sürekli olamaz.

Bir yerde kopar...

Yapmayın...Ne olur.

Taha Akyol’un “Ama hangi Atatürk?” adlı kitabını mutlaka okumamız gerek.



KAYNAK




Kimse birbirini dinlemeden oy uğruna bizleri zor durumlarda bırakıyorlar.....