• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
5 sonuçtan 1 --- 5 arası gösteriliyor
  1. #1
    MeDiD adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    03-01-2006
    Mesajlar
    33,295
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    13

    Duygu Rabindranath Tagore Hayatı, Eserleri, Kitapları, Şiirleri, Sözleri ve Okuyucu Yorumları

    Hindistan'dan esen buğulu,mistik ve incelik dolu bir ses..
    Duyguların en büyük şairi,ülkesinin yüz akı;


    ( Sir ) RABİNDRANATH TAGORE ( 1861-1941 )
    (Bengal- Kalküta ) HİNDİSTAN

    Hintçe söylenişiyle RABİNDRANATHA TAKURA olan Sir RABİNDRANATH TAGORE 1861 de Bengal-Kalküta'da doğdu.Babası Maharashi Debendranath Tagore zengin ve eğitimli bir Brahmandı.Çocukluğunda müzikle,edebiyatla ilgilenmeye başladı.1878 de bir kardeşiyle birlikte İngiltere'ye gitti.Londra'da University College'de öğrenimini yapmak istiyordu.Ama Hindistan'a döndü.1883 de yeniden İngiltere'ye gidecekti ki başından geçen bir kaza buna engel oldu.Bu arada 1878 de ilk kitabını " BİR ŞAİRİN MASALI" nı yayınlamış, Mrinalini Debi isimli on altı yaşında kendi kastından bir kızla evlenmişti.
    TAGORE,1913 yılında NOBEL EDEBİYAT ÖDÜLÜ nü kazandı.Aldığı bütün parayla Bengal de SANTİNİKETAN da bir okul kurdu.İki yıl sonra da ( SIR ) ünvanı verdiler ona.Fakat 1919 da İngiltere' nin PENCAB daki bir direniş girişimini kanlı bir şekilde bastırması üzerine ( SIR ) ünvanını geri verdiğini açıkladı.MAHATHMA GANDHI ve Hindistan'ın 1947 de bağımsızlığını kazanmasından sonra Başbakan ve Dış işleri bakanı olan PANDİT SRİ JAVAHARLAL NEHRU ile yakın dostluklar kurdu.
    Dünyanın gördüğü gelmiş geçmiş en üretken, yalın dili ve felsefesindeki derinlikle aşka ve hayata dair dizelerin şairi TAGORE, dünya edebiyatının unutulmazları arasında yerini almıştır.İngitere' de bulunmuş,batı medeniyetini tanımış ama her zaman özüne sadık kalarak bir Hintli olduğunu asla unutmamış ve bununla gurur duymuştur.68 yaşında resim yapmaya başlamış..Moskova Berlin,Münih, Paris,Birmingham ve New york'da sergiler açmış, konferanslar vermiştir.Müzikle ilgisi öteden beri bilindiğinden binden fazla şarkı bestelemiş olmasına şaşmamak gerekir.Şu anda söylenen Hindistan Ulusal Marşı sözü ve müziğiyle onun eseridir.
    TAGORE uzun süren bir hastalıktan sonra 7 Ağustos 1941 de Kalküta' da 1912 de kendi kurduğu VİŞVA BHARATİ isimli okulun (ki daha sonra Üniversite haline getirilmiştir ) bulunduğu yerde SANTİNİKETAN' da öldü.Bu okul bireyin hayata uyumlu bir şekilde eğitilmesini öngörüyordu.1902 de karısının, 1904 de en iyi öğrencisi SATİŞ ÇANDRA 'nın yine 1904 de kızı RANUKA 'nın 1905 de babasının 1907 de küçük oğlunun ölümleri yüreğini dağlamasına rağmen onun üretkenliğini engelleyememiştir TAGORE Sanskritçe, Bengalce ve İngilizceyi mükemmel yazar ve konuşurdu.Bu yüzden yazdıklarını İngilizceye kendi çeviren şairin 100 000 kadar dizesi vardır.En önemli eserleri:
    ÇİTRA 1896
    SVADEŞİ SAMAÇ 1904
    GORA 1910
    GİTANJALİ 1912
    BÜYÜYEN AY 1913
    BAHÇEVAN 1913
    SADHANA 1913
    MEYVE ZAMANI 1916
    AVARE KUŞLAR 1916
    KİŞİLİK ; ; ; ; ; ; ; ; ; ; 1917
    SEVGİLİNİN ARMAĞANI 1918
    YURT VE DÜNYA 1919
    KAÇAK 1921
    ATEŞ BÖCEKLERİ 1922
    MUKTHADARA 1922
    CİVANSARTI ( Hatıralar ) 1940

    TAGORE'un şiirinden örnekler:

    HAYATIM SANA OLAN AŞKIMDAN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİL.....


    Gözlerin sorguluyor beni, hüzünlü ve sessiz
    Düşüncelerime sızmağa çalışarak
    Tıpkı ayın okyanusun derinliklerini görmek istemesi gibi

    Hiç bir şey saklamadan hayatımı apaçık önüne serdim
    Bu yüzden çözemiyorsun beni.

    Eğer hayatım sıradan renkli bir taş olsaydı
    Onu yüz parçaya bölebilir ve
    Boynunda taşıman için ondan sana bir kolye yapabilirdim
    Eğe o yuvarlak,kokulu sıradan küçük bir çiçek olsaydı
    Onu hemen tutup koparabilir ve saçlarına kondurabilirdim

    Eğer hayatım yalnızca bir zevk anı olsaydı
    Huzurlu bir gülümseyişte belirebilir ve
    Sen onu o anda çözebilirdin
    Eğer o yalnızca bir keder yumağı olsaydı
    Berrak gözyaşlarıyla sırrını sessizce açığa vurabilirdi
    Ama benim hayatım sana olan aşkımdan başka bir şey değil
    Ey benim en sevdiğim;
    Zevkim ve cezam sınırsız
    Yoksulluğum ve zenginliğim sonsuz...
    Kalbim, kendi hayatın gibi hemen yanı başında duruyor

    Ama sen, hiç bir zaman bütünüyle anlayamayacaksın onu.

    RABİNDRANATH TAGORE
    ( GİTANJALİ )

    İtalyanca'dan çeviren: ERGUVAN


    ELLERİNİ SIMSIKI TUTUYORUM...

    Ellerini sımsıkı tutuyorum göğsüme bastırıyorum
    Güzelliğiyle kollarımı doldurmaya
    Öpüşlerimle o tatlı gülüşünü çalmaya
    Gözlerimle o esmer bakışlarını içmeye uğraşıyorum

    Ama nerde..?

    Gökyüzünün mavisini kim çekip alabilir ki?

    Güzelliğini yakalamaya uğraşıyorum kan ter içinde
    O ise, yalnızca vücudunu ellerime terk ederek
    Ustaca sıyrılıyor işin içinden

    Yorgun ve yenilmiş geri çekiliyorum

    Yalnızca bir ruhun dokunuşuyla açılabilen bir çiçeğe
    Bir bedenle nasıl dokunulabilir ki..?..

    RABİNDRANATH TAGORE
    İtalyanca'dan çeviren: ERGUVAN



    KOPAR BU KÜÇÜK ÇİÇEĞİ,AL ONU...!

    Kopar bu küçük çiçeği,al onu
    Çekinme..!
    Solmasından,kırılıp yerlere düşerek
    Tozlara bulanmasından korkuyorum.
    Çiçeklerden örülü tacında kendine bir yer bulabilir mi
    Bilemem ama
    Elinin merhametli okşayışıyla yücelt onu
    Kopar ve al..!

    Ben daha uyanmadan günün sona ermesinden ve
    Onu sana sunmak için geç kalmaktan korkuyorum
    Rengi henüz çok parlak, kokusu henüz çok keskin olmasa da
    Henüz vakit varken yararlan bu çiçekten ve
    Kopar...al onu..!

    RABİNDRANATH TAGORE
    İtalyanca'dan çeviren: ERGUVAN



    TAGORE'un el yazısı....


    Düzenleyen Hale Oyal

    ( *Hale Oyal , üstad'a teşekkürlerimi sunarım
    MeDiD )
    Bu mesaj en son " 12.01.09 " tarihinde saat 13:27 itibariyle Rayiha tarafından düzenlenmiştir... Neden: Başlık Düzenlendi

    ...Kuyruguna basilMAdikca, tirmalaMAyan KeDiGiL...


  2. #2
    romantika adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    22-02-2007
    Mesajlar
    2,245
    Karizma Gücü
    6
    SENİ YALNIZ, SENİ
    Seni-yalnız seni der yüregim
    Yalnız seni-yalnız seni-yalnız seni
    Günümde gecemde nice tutkularım
    Seni der yalnız seni-yalnız seni-yalnız seni
    Bir ışık dileği şavklanır karanlıklarda
    Derininden derininden seslenir bilincin
    Seni der-yalnız seni-yalnız seni
    Nasıl çarparsa vargücüyle karayel
    Durgunluğa suskunluğu son diye
    Öyle çarpar aşkına başkaldırışım
    Öyle çarpar-öyle ses verir acılı:
    Yalnız seni der-yalnız seni yalnız seni
    Yalnız..



    RABİNDRANATH TAGORE

  3. #3
    romantika adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    22-02-2007
    Mesajlar
    2,245
    Karizma Gücü
    6
    Düşünüyorum da,
    Sanırım en büyük korkumuz olduğumuz gibi görünmek.
    Yumuşacık kalbimizin fark edilmesi,
    Naif yönlerimizin keşfedilmesi,
    Cesaretsizliğimizin anlaşılması,
    Korkularımızın paylaşılması,
    Sanki zarar göreceğimizin en büyük işareti...

    Kabuklarımızın altında kendimizi saklamakta ne kadar da ustayız.
    Ve ne kadar güçlu korunuyoruz, kalkanlarımızın ardında.
    Hissedilmeden, el değmeden,sevgimizi göstermeden.
    Deniz minareleri, midyeler,
    kirpiler ve kaplumbağalar gibi..

    Sahi koruyor mu bizi çatlamamış bu sert kabuk?
    Kimse incitemiyor mu duygularımızı, inançlarımızı, benliğimizi?
    Yoksa zarar mı veriyor bu ürkeklik, bu kabuk bize?
    Hissettiklerimizi gölgeliyor, yansıtmıyor mu gerçek kimliğimizi?

    Duygularımızı bastırıyor, el ele tutuşmamızı engelliyor mu?
    Eğer bir yıldız gibi ışıl ışılsam ve bir yıldız kadar parlak,
    Ne çıkar ateşböceği sansalar beni?
    Belki en hoyrat yürek bile ateşböceğinin
    O uçucu, masum, sevimli çocuksuluğuna el kaldırmaya kıyamaz.

    Güçlü kapıların arkasına kilitlemesem kendimi,
    Korkaklığım, sevgi isteğimi
    En insani yönlerimi kayıtsızca sunabilsem,
    Bu sert kabuğun ağırlığından kurtulup
    Bir kuş gibi uçacağım özgürce.
    Anlaşılacağım ve bir ayna gibi yansıyacağım karşımdakine.
    O da çözülecek belki,
    Samimi ve güvenliksiz, silahsız biriyle göz göze gelince.

    Oysa bir görebilsek bunu.
    Kalmadı böyle insanlar demesek.
    Güven duygusuna bu kadar muhtaç olmasak.
    Kırılmaktan korkmasak...yaralansak...

    Ne olur bir darbe daha alsak?
    Yeniden açsak kendimizi, atabilsek kabuğu.
    Denesek.
    Risk alsak.
    Yanılsak.
    Fark etmez.
    Tekrar, tekrar bıkmadan denesek.
    Ve kucaklaşsak yeniden.
    Tıpkı eskisi gibi.
    Ne olduğunu anlayamadığımız o 15 yıldan öncesi gibi.

    O zaman fark edeceğiz.
    Ne kadar özlediğimizi birbirimizi.
    Neler biriktirdiğimizi,
    Kaybolan değerlerimizi ne kadar özlediğimizi.
    Beraber geldik beraber gidiyoruz oysa.

    Vakit az, paylaşmak, sarılmak için
    Yaşadığımız coğrafya zor, şartları ağır.
    Yüreği daha fazla küstürmemek lazım.
    Sırtımızda ağır küfeler, her gün katlanan.
    Ve koşullar bir türlü düzelmeyen.
    Sevgiye çok ihtiyacımız var.
    Ufukta kara bir kış görünüyor.
    Ancak birbirimize sokularak atlatırız o günleri.
    Kırın o sert kabuklarınızı.
    Kurtulun bu yükten.
    Korumuyor o kabuklar, aksine zarar veriyor bize.
    Yalnızlığa mahkum ediyor bizleri.
    Hem hepimiz bir yıldızız.
    Ne çıkar ateşböceği sansalar bizi?


    RABİNDRANATH TAGORE

  4. #4
    romantika adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    22-02-2007
    Mesajlar
    2,245
    Karizma Gücü
    6
    İKİ RUH
    İki ruhu ayıran o büyük boşlukta
    Her şey sessizliktir;
    Sözcükler orada, kendilerine yer bulamazlar.



    RABİNDRANATH TAGORE

  5. #5
    PasakLi_Kont adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-03-2008
    Mesajlar
    1,802
    Karizma Gücü
    5
    Bırakırım şarkımı eğer istersen
    Kaçırırım gözerimi yüzünden, yüreğini titretirse
    Dolaşırken ürkütürsem ansızın, çekilip başka yola saparım
    Çiçek örerken tedirgin edecekse seni, bahçene girmem
    Suyu kabartırsa eğer, dalgalandırırsa, yüzdürmem kayığımı
    senin kıyında
    Bizi yok edecekler şunlardır dedi Gandhi, “İlkesiz siyaset, vicdanı sollayan eğlence, çalışmadan zenginlik, bilgili ama karaktersiz insanlar, ahlâktan yoksun bir iş dünyası, insan sevgisini alt plana itmiş bilim, özveriden yoksun bir din anlayışı.

    Bugün kendini ifade edemeyenler bir gün mutlaka sinelerindeki heyecan ve ızdırabı çevrelerine duyuracak, şimdilerde hafakanlarla yutkunmalarına karşılık gelince sükûtun o en müessir şiirlerini inşad edeceklerdir -MFG-

    Bir ördek dedi ki: Hızır divanından bir ferman çıktı, bundan sonra bütün sular serbesttir. Timsah ona cevap verdi: Unutma ki benim için de serbesttir.

 

 

Bu konuyla ilgili etiketler

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •