İçetek nedir?..Bir vakitler eteğin altına giyilen içetek, kadının bedenini geniş bir çuvalla sarıp sarmalıyordu…

Fransa’da 1848′de yapılan bir kadın derneği toplantısında üç istek saptanmıştı:

- Kadınla erkek arasında hiçbir ayrım kalmasın…

- Kocalar haftada üç kez ev işleriyle uğraşsın…

- İçetek yerine don giyilsin…

*

Kadının don giymesi bile kolay olmamıştır…

“Kadına türbanını çıkar demek donunu çıkar demektir” diye konuşan AKP’li Cüneyd Zapsu bu bakımdan haksız değil; çarpıklık, tarihsel mirastır; kadın Avrupa’da bile büyük savaşımlarla haklarını kazanabildi…

1791′de Fransa’da ‘Kadın ve Yurttaş Hakları Bildirisi’ yazıldı…

Ama serüven uzun sürdü…

İngiltere’de kadınlara oy hakkı 1928′de tanındı…

Fransa’da kadın ancak 1944′te oy hakkına kavuştu…

İngiltere ve Fransa arasında Türkiye var…

Türk kadını 1934′te seçme ve seçilme hakkını kazandı…

İngiltere’den 6 yıl sonra…

Fransa’dan 10 yıl önce…

Atatürk döneminde…

*

Afganistan kadını burka giyer…

Peçeli tesettür giysisi burka…

İran’da çarşaf geçerli…

Yüz açık…

Peki, Türk kadını peçeyi ne zaman çıkarabilmişti?..

1908′de ilan edilen İkinci Meşrutiyet’ten sonra peçe tek tük aralanmaya başladı; ama 1915 Çanakkale Savaşı bu konuda bir atılımı vurgular; harpte kadın hemşireler gönüllü olarak çalışmaya başladılar…

Peçeli hemşire olamazdı…

*

Turgut Özakman’ ın yeni kitabı çıktı…

“Diriliş…

Çanakkale 1915…”

Bir başyapıt…

Bu kitabı tanıtmak ve okumak bir yurttaşlık görevidir; ama, ben bugün, 8 Mart Kadınlar Günü’nde bu kitaptan birkaç sayfa üzerinde duracağım…

*

Hayriye Hanım gönüllü hemşirelik yapan akrabası Rabia Hanım’ın peçesiz çalıştığını duyunca telaşlanmış, olayı yerinde görmek için hastaneye gelmişti…

Kitabı okuyalım:

“Bu şaşkın ve gafil kadınlar neler yapıyorlardı böyle?.. Hayriye Hanım’ın elleri de sesi de titriyordu; sordu:

‘Hastalara eliniz değiyor mu? Yabancı erkeklere dokunuyor musunuz?’

Rabia Hanım:

‘Aaa, evet. Mesela dün iki ayağından da yaralı bir gazi getirdiler. Ameliyattan önce zavallının ayaklarını yıkadım’ …”

Hayriye Hanım, Rabia Hanım’ın “boyunca günaha batmış olduğunu, ahretini yaktığını, bu hallerin gâvurluğa özenmek olduğunu, sapkınlıktan hemen caymasını” ister…

*

Çanakkale Savaşı’nda hemşireler peçelerini çıkarırlar, Cumhuriyet döneminde kadın özgürlüğünde büyük atılımlar yapılır; ama, dinsel baskıyla erkek egemenliği karşıdevrimi tetikler; bugünkü iktidar tesettürden yanadır…

Kadın özgürlüğüne en büyük karşıdevrim darbesini AKP iktidarı vuruyor…

Türban, çarşaf bir yana, İstanbul sokaklarında peçeli kadınlara bile artık sıkça rastlanıyor…

*

Bugün 8 Mart…

Bu macera daha sürecek…

İnsanın ve de erkeğin ilkellikten kurtulmasına daha epey zaman var…

Türban olayı bu maceranın bir parçası…

Ancak hepimizin bilinç pusulası uygarlıktan yana olmalı…