• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 3 123 SonSon
22 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    eNigMaTr adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    19-10-2005
    Mesajlar
    2,621
    Karizma Gücü
    0

    Dev araştırmadan çıkan çarpıcı sonuç !!!

    DEV ARAŞTIRMADA KATILIMCILARA BAŞÖRTÜSÜ VE DİN SORULDU

    Star’ın VERİTAS’a yaptırdığı ‘Toplumun İslam Algısı’ araştırması, bugüne kadar yapılmayanı yaparak, toplum adına değil toplumu konuşturmayı amaçlıyor.



    Dinin toplum hayatındaki yerini temsil eden başörtüsü konusunda toplumun büyük çoğunluğunun hoşgörülü ve özgürlük yanlısı olduğu ortaya çıktı

    TÜRKİYE’NİN gündemini uzun süredir meşgul eden başörtüsü, din, laiklik kavramları üzerindeki tartışmalar tüm hızıyla devam ederken star, yaptırdığı dev bir araştırmayla ‘toplum adına konuşmak yerine toplumu konuşturdu.’ Ortaya çıkardığı verilerle siyasetçiler, bilim adamları ve araştırmacılara da rehberlik edecek araştırma 33 ilde yapıldı. Dev araştırmanın en çarpıçı sonuçlardan birini ‘dar bir kesimden oluşan eğitim ve geliri yüksek’ grubun artan ‘din ve dindar korkusu’ oluşturdu. Diğer bir nokta da toplumun genelinde görülen hoşgörüsü olgusundaki artış oldu.

    4500 KİŞİYLE GÖRÜŞÜLDÜ

    GAZİ Üniversitesi’nden Prof. Dr. Mümtaz’er Türköne, Bilgi Üniversitesi’nden Doç. Dr. Ferhat Kentel ve Marmara Üniversitesi’nden Doç. Dr. Ahmet Demirel’in yönetimindeki VERİTAS, 33 ilde 4 bin 524 kişiyle görüştü. Araştırma, 3-5 Mart tarihleri arasında Türkiye genelindeki 18 ve daha büyük yaşlardaki nüfusu temsil etmek üzere seçilen 4 bin 500 kişiyle yüz yüze anket uygulanarak gerçekleştirildi. Örnekleme yöntemi olarak, ‘nüfus büyüklüğüne orantılı olasılıklı örnekleme’ esasına dayanan, ‘çok aşamalı, tabakalandırmalı tesadüfi örnekleme’ yöntemi kullanıldı. Örnek kitle seçilirken, kır-kent ayrımı yapıldı. Coğrafi bölgeler ayrıştırılırken, Türkiye’de 2002’den bu yana resmi olarak kullanılmakta olan 12’li bölge sistemi (NUTS) esas alındı. İstanbul’da toplam 802, Ege’de 593, Akdeniz’de 568, Güneydoğu Anadolu’da 457, Batı Anadolu’da 424, Doğu Marmara’da 409, Batı Karadeniz’de 285, Orta Anadolu 241, Ortadoğu Anadolu’da 227, Batı Marmara 195, Doğu Karadeniz 159 ve Kuzeydoğu Anadolu’da 141 kişiyle görüşüldü.

    KENTLER, İLÇELER, KÖYLER

    ARAŞTIRMADA örnek kitle seçilirken, alışılageldiği gibi iller değil, daha homojen özellikler gösteren ilçeler birincil örnekleme birimini oluşturdu. Bu nedenle doğrudan ilçeler seçilerek, araştırmanın örnek kitlesi coğrafi olarak Türkiye’nin tam 33 iline yayıldı. Araştırma Adana, Afyonkarahisar, Ankara, Antalya, Balıkesir, Batman, Bursa, Denizli, Diyarbakır, Edirne, Erzurum, Eskişehir, Gaziantep, Giresun, Hatay, İçel, İstanbul, İzmir, Kars, Kayseri, Kocaeli, Konya, Malatya, Manisa, Ordu, Sakarya, Samsun, Sivas, Şanlıurfa, Tekirdağ, Tokat, Van, Zonguldak’ta yapıldı. İlçeler belirlendikten sonra mahalleler seçildi, ardından sokaklara, sokaklardan hanelere, hanelerden de bireylere ulaşıldı. Kırsal alanda ise anketin yürütüleceği köyler belirlendi.



    Gelir ve eğitim artıkça yasak talebi yükseliyor


    Üniversite öğrencilerinin başörtüsü ile derslere girmesi konusunda toplumun 4’te 3’ü yasağın kaldırılmasını savunuyor ve yşapılan anayşasa değişikliğine destek veriyor. Yüzde 18.2’lik yasağın devamını savunan kesimin, oran olarak ‘irtica korkusu’na yakın bir oranda çıkması, din korkusu ile başörtü yasağının devamını savunmak arasında güçlü bir bağlantı olduğunu gösteriyor.

    Yasağın devamı konusunda cinsiyete göre önemli bir ayrışma bulunmuyor, buna karşılık yaş ilerledikçe yasağı savunanların oranının arttığı görülüyor.

    Gençler daha yüksek oranlarda yasağa karşı çıkarken yaşlılar yasağın sürdürülmesi konusunda daha tutucu davranıyor.

    Gelir ve eğitim düzeyi yükseldikçe başörtü yasağının devamını savunanların oranı artıyor.

    Yasağın devamını savunan meslek grupları içinde memurların oranı diğerlerine nispetle daha fazla.

    CHP’lilerin üçte birinin, DSP’lilerin de yarısının -parti politikalarından farklı olarak- başörtü yasağına karşı oldukları görülüyor.

    YASAK HERYERDE KALKSIN

    BAŞÖRTÜ yasağının kalkmasanı savunanlara sorulan ‘Yasak diğer kamu alanlarında da kalksın mı’ sorusuna yüzde 71.8’lik kitle ‘evet’ cevabını veriyor. Üniversitelerdeki yasağa karşı çıkanların, diğer kamu kurumlarında yasağın uygulanması hakkında ne düşündükleri sorulduğunda da ilginç verilere ulaşılıyor. Yasağa karşı çıkan yüzde 75’lik dilimin kendi içinde yüzde 25’i yasağın sadece üniversitelerde kaldırılmasını yeterli görüyor.

    Yüzde 71.8’lik kesim ise, yasağın her yerde kaldırılmasını savunuyor. Bu durumda başörtü yasağının her yerde kaldırılmasını savunanların toplumdaki oranı yaklaşık yüzde 58 çıkıyor.

    Gençlerin dine yaklaşımı daha pozitif

    Toplumdaki İslámiyet algısını, özellikle ‘İslamafobya’ adı verilen İslam korkusunu ölçmek için tasarlanan ‘İslam nasıl bir din?’ sorusuna verilen cevaplar toplumun doğrudan dinin kendisi hakkında kanaatini ifade etmesi bakımından önem taşıyor. İslámiyet’i ‘şiddet ve bağnazlık’ kaynağı olarak gören yüzde 3.5’lik oran, İslamafobya’nın Türk toplumundaki karşılığı olarak beliriyor. Toplumun İslámiyet algısı, baskın bir şekilde barış ve hoşgörü referansı olarak somutlaşırken, dini bir korku kaynağı olarak görenlerin oranı marjinal düzeyde kalıyor.

    ‘Toplumun İslám dini algısı’nda farklılaşmalar:


    Gençler, orta ve ileri yaş gruplarına göre dine daha pozitif yaklaşmaktalar.

    İslám korkusu, gelir düzeyi arttıkça düzenli olarak artmakta. Düşük gelir rubunda, yani fakirler arasında yüzde 2.2 olan negatif bakış en üst gelir grubunda anlamlı bir şekilde en üst nokta olan yüzde 5.5’e çıkıyor.

    Eğitim düzeyi yükseldikçe İslám korkusu artarken, eğitim düzeyi düşük kesim, dine daha pozitif bir yaklaşım içinde bulunuyor.

    İslámiyet’i en yüksek oranlarda ‘şiddet ve bağnazlık’la özdeşleştirenler CHP’liler ve eşit oranda DSP’liler. Ancak bu oranlar da CHP ve DSP’lilerin yalnızca yaklaşık onda birini temsil ediyor.

    Her dört kişiden üçü hoşgörüye inanıyor

    VERİTAS’ın 33 kentte yaptığı araştırma halkın yüzde 75’inin ‘toplumun daha hoşgörülü ve uzlaşmacı olduğunu’ düşündüğünü ortaya koydu


    DİNİN kendisini değil, o dine inananların yani dindarların nasıl algılandığını ölçmek için de bir dizi soru soruldu. Dindarlığın şiddete mi, yoksa hoşgörüye mi evrildiği kanaatlerinin toplumda ne ölçüde yaygın olduğu araştırıldı. Verilen cevaplara bakıldığında toplumun yüzde 75’inin böyle bir endişesi olmadığı, tersine toplumun din konusunda daha hoşgörülü olmaya başladığı kanaati baskın çıkıyor. Ancak, yüzde 14.8’lik bir oran bu konuda endişeli. Toplumun yüzde 14.8’i, dinden kaynaklanan şiddet eğilimlerinin toplumda artması, dolayısıyla din eksenli bir çatışma endişesi taşıyor. Bu konuda fikir beyan etmeyenlerin oranı, negatif endişelerin daha yaygın olduğu şeklinde yorumlanabilir.

    Kadınlarda erkeklere göre belli belirsiz bir endişe artışı görülüyor.

    Çok dikkat çekici bir şekilde, gelir ve eğitim düzeyi yükseldikçe, dindarlardan ve kutuplaşmadan korkanların oranı yükseliyor. Zengin ve eğitimlilerin artan korkuları, toplumun seçkinlerinin din ve dindarlığı daha yüksek oranlarda bir korku ve endişe kaynağı olarak gördüklerini gösteriyor.

    CHP’lilerde ‘dinden kaynaklanan şiddet eğilimleri’nin artması endişesi, diğer partililere göre çok yüksek düzeyde. Yine de bu oranın yüzde 36.7 gibi, CHP’liler arasında da azınlıkta kalması dikkat çekici.

    CHP’lilerin yüzde 45.7’si başörtüyü gerici bulmuyor

    Başörtünün yasak olmasını savunan yüzde 18.2’lik kısmın yüzde 87.9’unu oluşturan grup, ‘başörtü düşmanı’ gibi görünmemek için ‘kılık-kıyafet yasağı sadece üniversiteler ve kamuda olsun’ görüşünü savunuyor


    BAŞÖRTÜSÜ yasağının devam etmesini isteyen yüzde 18.2’lik kesime neden diye sorulduğunda, yüzde 87.9’luk kesim kılık-kıyafetle ilgili rezervlerinin üniversite ile (doğal olarak kamu sektöründe) sınırlı olduğunu, yoksa kimsenin kıyafetine karşı olmadıkları cevabı alınıyor. Bu da yasağı savunanların ‘başörtü düşmanı’ olarak algılanmak istemedikleri anlamına geliyor. En çok öne sürülen gerekçe olarak ‘kamplaşma ve kutuplaşmaları arttıracağı’ öne çıkarken başörtülülere karşı ‘aleni bir düşmanlık’, ‘Ben başörtülülerle birlikte yaşamak istemiyorum’ diyenlerde görülüyor. Başörtü düşmanı olarak nitelenebilecek bu kesim, yasağın devamını savunanların sadece yüzde 30.9’unu oluşturuyor. Toplumun bütünü içinde ise yüzde 5.4’lük bir kesime tekabül ediyor.

    Başörtüsünü ‘çağdışılık ve gerilik’ sembolü olarak niteleyenlerin, yasağın devamını savunanların yarısını teşkil etmesi de üzerinde durulması gereken ayrı bir konu olarak ortaya çıkıyor. Bu ‘düşmanlık’ ifade etmese de dünya görüşü olarak keskin bir karşı çıkışı temsil ediyor. Başörtüsünün ‘herkese dayatılma endişesi’ de yasağı savunanlar arasında, yüzde 67.4’lük oranla oldukça yüksek görünüyor. Bu sonuçlar, başörtüsünün, yasağı savunanlar için hayat biçimlerine yönelik önemli bir tehdit olarak algılandığını gösteriyor. Başörtüsü yasağının devamını isteyenlerin gerekçelerinin yorumları şöyle:


    Başörtüsü geriliğin ve çağdışılığın sembolüdür

    Yaşlılar başörtüsüne karşı ‘gerilik ve çağdışılık’ sembolü nitelemesini daha fazla ön plana çıkartıyor.

    Zengin başörtü karşıtları ve kamu görevlileri daha ılımlı kelimeleri tercih ederken yüksek eğitimliler arasında aleni bir aşağılama daha yüksek görülüyor.

    CHP’liler arasında bile başörtüyü ‘gerici ve çağdışı’ bulmayanların oranı yüzde 45.7 gibi yüksek bir oran.

    Laiklik tehdit altına giriyor

    Başörtü üzerinden laiklik hassasiyeti gösterenler arasında yaşlılar görece daha ağırlıkta.

    Kadınların erkeklere göre laiklik hassasiyetinin daha fazla olduğu görülüyor.

    Laiklik hassasiyeti en çok zenginler arasında görülüyor. Ortalaması yüzde 76.7 olan başörtü karşıtlarının laiklik hassasiyeti, yüksek gelir grupları içinde yüzde 86’ya çıkıyor. Bu tablo tek başına laik hassasiyetle sınıfsal temel arasında çok yakın bir ilişki olduğunu göstermektedir.

    Eğitim düzeyi yükseldikçe, laiklik gerekçesi yükseliyor.

    Başörtülülerle yaşamak istemiyorum

    Çok keskin bir başörtü düşmanlığı veya tahammülsüzlük, üniversitelerde başörtü yasağını savunanların ancak yüzde 30.9’unda bulunuyor.

    Tahammülsüzlük, erkeklerde kadınlardan ve orta yaş grubunda daha fazla.

    Eğitim düzeyi arttıkça tahammülsüzlük artıyor. En düşük oran öğrencilerde.

    İsteyen istediği gibi giyinsin ama üniversitede başörtüsü olmasın

    Kadınlar, işsizler ve eğitim düzeyi düşük olanlar daha ılımlı bir yaklaşım sergiliyor.

    Kamplaşmalara ve kutuplaşmalara sebep oluyor

    Bu endişe, cinsiyetler arasında önemli bir farklılık göstermiyor. Ancak yaşlılar, zenginler, yüksek eğitimliler ve memurlar arasında geniş yer tutuyor.

    Yasak kalkarsa başörtüsü herkese dayatılır (Yüzde 67.4)

    Dayatma korkusu kadınlarda, yaşlılarda ve yüksek eğitimlilerde ortalamanın üzerinde görülüyor.

    Öğrenciler, diğerleri kadar dayatma endişesi taşımıyor.

    Başörtü yasağını sürdürmek için darbe yapılsın mı?

    (Demokrasi ve hukuk dışı bütün müdahalelere karşıyım (Yüzde 53.9), Ordunun duruma el koymasını desteklerim (Yüzde 31.8), Fikrim yok (14.3).)

    Yasağın devam etmesini isteyen yüzde 18’lik kesim içindeki yüzde 32’lik bölüm en sert çekirdiği oluşturuyor. Toplam içinde yüzde 5’lik bir kesimi oluşturan bu grup başörtü yasağının devamı için ordunun el koymasıyla demokrasiye de ara verilmesini göze alıyor.

    Başörtüsüne karşı çıkan kadınların erkeklere göre daha demokrat. Kadınlar darbeye erkeklerden daha fazla karşı...

    Yüksek gelirler ve gençler darbeye daha sıcak bakıyor. Bu grupların oranı ortalamanın üzerinde yeralıyor.

    Düşük eğitimliler darbe konrusunda daha kararsız. Yüksek eğitimliler ise darbe yanlısı ve karşıklarının oranı ise birbirlerine çok yakın. Yani yüksek eğitimliler arasında kararsızlık değil, bölünmüşlük bulunuyor.


    Bu araştırma niçin yapıldı?

    ‘Halk adına konuşmak yerine, halkı konuşturmak’

    Toplum adına konuşmak’ yerine ‘toplumu konuşturmak’ medenî bir toplumun, ileri bir demokrasinin temel ölçülerinden biridir. Demokratik bir toplumda halkın avukatı kesilen ve halk adına konuşanlar karanlık bir bölgede, halkın uzağında sanal bir dünya yaratırlar. Bu karanlık bölgeyi bilimsel bir aydınlık ile ortadan kaldırmak kamuoyu yoklamaları ile mümkündür.

    Din eksenli tartışmalar ve kutuplaşmalar, siyasî rekabeti dar bir alana hapsediyor. Toplumun ilerlemesi için özgürlüklerin gelişmesi ve yerleşmesi gerekiyor. Halka güvenmeyenler, halktan korkuyor. Korkular yasaklar getiriyor. Yasaklar, toplumun enerjik potansiyelini dar bir alana hapsediyor.

    Halbuki, sıkça karşılaştığımız için doğru kabul ettiğimiz hükümlerin büyük bir kısmı efsanelerden ibaret. Gallup’un dünya çapında farklı ülkelerde 40 bin Müslüman üzerinde yaptığı ve sonuçları geçtiğimiz ay İngiltere’de açıklanan araştırma, İslamiyet’in şiddet ürettiği tezini yerle bir etti. Müslüman toplumlarda şiddet eğiliminin sadece yüzde 7 ile sınırlı olduğu ve şiddetin kaynağının da din değil siyaset olduğunu bu araştırma gösterdi. Batı’da bu dev araştırmanın sonuçlarını tartışan uzmanlar, ABD Başkanı Bush’un Müslümanları ‘Özgürlükten, demokrasiden ve Batı’dan nefret edenler’ olarak göstermesinin doğru çıkmadığını söylediler.

    Türk toplumunun dindar bir toplum olduğu ortada. Ama bu dindarlık, siyasî her konunun gelip din eksenli bir tartışmaya düğümlenmesini açıklamıyor. Dindarlığın farklı tezahürlerini bir tehlike ve tehdit olarak algılamak ve dini merkeze alarak siyasî rekabeti biçimlendirmek ne ölçüde doğru?

    Son olarak üniversitelerde başörtü yasağının kaldırılması için yapılan anayasa değişikliklerinde bu tartışmalar çok sert bir şekilde yaşandı. Anayasa değişikliğine, yani başörtüsünün serbest bırakılmasına karşı çıkanların sıraladıkları korkular, akıldışı bir zeminin ne kadar güçlü olduğunu gösterdi.

    Başörtülülerin üniversiteye alınması durumunda, başı açık olanlar üzerinde baskı ve dayatmaya gidecekleri ve onların özgürlüklerini ortadan kaldıracakları söylendi. Peki bu iddia doğru muydu? Başörtülüler, üniversite kapısından girince hemen başı açıklar üzerinde baskı kurmayı mı planlıyordu? Bu ve benzer soruların cevabı nasıl öğrenilir?

    Ortaçağ kilise skolastisizminin saçmalığı anlatılırken, sıkça verilen bir örnektir. Kapalı kapılar arkasında alimler günlerce bir atın kaç dişi olduğunu tartışıyorlar. Kimsenin aklına, kapının önünde duran atın dişlerini saymak gelmiyor.

    Halkın ne düşündüğü konusunda spekülasyonların üzerine çıkmanın basit bir yolu var: Halk adına konuşmayı bırakıp, halkı konuşturmak. Halkı konuşturmanın da bilimsel kuralları var. Bu araştırma, kamuoyu araştırmalarında kullanılan bilimsel yöntemlere harfiyen uyarak, din eksenli tartışmalarda halkın düşüncelerini ve eğilimlerini ölçmek için yapıldı. 4.500 denek, bu araştırmada olduğu gibi, uygun bir örneklem ile toplumun bütününü temsil etme yeteneğine sahip.

    Sorular, tartışılan, hatta korkulan en hassas konularda soruldu. Sonuçlar halkın sağduyusunu yansıtıyor. Doğru sorulara, gerçek cevaplarla karanlık bölgeler aydınlatılıyor. Halk sorulduğu zaman ne düşündüğünü açık yüreklilikle ortaya koyuyor.

    Bize düşen halkı dinlemek ve üretilen şehir efsanelerinin yerine gerçekleri koymaktan ibaret.

    Bu araştırmanın aradığı cevaplar?

    İslámiyet nasıl bir din? Barış ve hoşgörüyü mü teşvik ediyor? Şiddet ve bağnazlığı mı kışkırtıyor?

    Türkiye'de dinden kaynaklanan şiddet ve kutuplaşma var mı?

    Türkiye'de İran'da olduğu gibi, dinî esaslara dayalı bir devlet düzeni kurulabilir mi?

    Üniversitede başörtüsü yasağının kalkması hakkında ne düşünüyorsunuz?

    Diğer kamu alanlarında başörtü yasağı kalkmalı mı?

    Yasağın kalkmasına karşı çıkanların gerekçeleri neler?

    Başörtüsü geriliğin sembolü mü?

    Başörtüsü laikliği tehdit ediyor mu?

    Başörtülülerle birlikte yaşamak istemeyenler kimler?

    Sadece üniversitede başörtüsüne karşı çıkanlar?

    Kamplaşma ve kutuplaşma endişesi taşıyanlar?

    Başörtüsünün herkese dayatılmasından endişe edenler?

    Başörtüsü yasağını devam ettirmek için darbe isteyenler kimler?

    Türk toplumu dindar bir toplum mu? Dinî ibadetlerin tamamını düzenli olarak yapanlar?

    Laiklik nedir? Dinin sınırları ne olmalıdır?

    Laiklik dine karşı mıdır?

    Devletin inançlara eşit mesafede olması laiklik için yeterli midir?

    Laiklik modern bir yaşam biçimi midir?

    Dinin toplum içindeki sınırları ne olmalıdır?

    Farklı inançlara ve dünya görüşlerine karşı hoşgörü ne düzeyde?

    Başörtülülerin başı açıklara

    Başı açıkların başörtülülere

    Ramazan'da oruç tutanların oruç tutmayanlara

    Din değiştirenlere

    Alevilere

    Hristiyanlara

    Eşcinsellere

    Toplum dinini nerden ve kimden öğreniyor?

    Din ve devlet işlerinin kesinlikle birbirine karıştırılmamasını savunanlar kimler?

    Askerî müdahaleye her durumda karşı çıkanlar?

    Türkiye'de yaygın olan İslám anlayışına 'Arap İslámı' diyenler?

    Atatürk'ün din hakkındaki görüşleri nasıl yorumlanıyor?

    İslamiyeti ilerlemeye engel görenler?

    Dindarları yeteri kadar modern ve medenî bulmayanlar?

    Alevilere haksızlık edildiğini düşünenler?

    Cemevlerinin ibadethane sayılmasını ve devletten destek görmesini savunanlar?

    STAR
    KAYNAK

    Felaket tellallığı yapanlar ve ülkeyi kaos ortamına sürüklemeye çalışanlar için üzücü bir haber olmuş...
    _______________
    ____________
    _________
    ____
    __



    ||BDP||

    TürkForum
    Bağımsız Demokrat Parti



    Yiğit isen uslandır beni,
    itirazlarımın altında kalayım,
    huzurla geri alayım söylediğim her itirazı !..

    _______________
    ____________
    _________
    ____
    __

  2. #2
    Misafir paramex adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    16-02-2005
    Mesajlar
    5,732
    Karizma Gücü
    0
    akp geldiği günden beri istatistik bilimi can çekişiyor

  3. #3
    ûravzanuri CDuman2 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    26-06-2005
    Mesajlar
    7,862
    Karizma Gücü
    8
    Başörtüsü veya türbana karşımıyız dedik. Dayatılması, zamanlaması ve yaratılan ortam yanlış diyoruz. Halla nerede geziyorsunuz... Bunun bir hal yolu elbette var ama bunun çözümü son 1,5 ayda yapılanlar değildir.

    Hala nelerle uğraşıyorsunuz.

    Yok istatistik... STAR kimin kontrolünde? Devletin di mi? ne kadar inandırıcı olabilir ve kaldı ki ne gerek var? rahatsız olanların sayısı çok ya da birileri bir yere yaranmaya çalışıyor. Memleketin duygu ve düşüncelerine 4500 kişi karar veremez, nasıl %47 nin kara veremeyeceği gibi.
    Biz Önemli Değiliz,
    Bir Şey Önemlidir ki Türkiye !
    Türkiye ‘yi Sevelim !




    Bu Aşk Bitmez Bu Fırtına Dinmez
    TY TRABZONSPORLULAR

  4. #4
    John_er adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    29-12-2004
    Mesajlar
    9,214
    Karizma Gücü
    9
    Yarısının oyları kömürle, ekmekle, 3 kuruş parayla satın alınan halktanmı bahsediosunuz...

    Buna rağmen aşağıdaki oranları tekrar düşünmeni öneririm...

    Başörtü yasağını sürdürmek için darbe yapılsın mı?

    (Demokrasi ve hukuk dışı bütün müdahalelere karşıyım (Yüzde 53.9), Ordunun duruma el koymasını desteklerim (Yüzde 31.8), Fikrim yok (14.3).)

  5. #5
    Deathangel adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    02-01-2007
    Mesajlar
    7,963
    Karizma Gücü
    7
    Akpnin arastırmasıdır bu ve akp lılere sorulmustur buyuk ıhtımalle

    Sonuclara ınanmıyorum benim ülkem Atatürk ilkelerine baglıdır Laiklik ilkesine göre kamuda dini figür bulunamaz bas örtüsü dini figürdür

  6. #6
    3UygaR5 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    24-08-2005
    Mesajlar
    7,167
    Karizma Gücü
    8
    Geçiniz...
    Star Kimin Yalakası?Ne Konuşuyorsunuz Bıdı Bıdı?
    Yok Anket Yok Banket Falan...
    Geçeceksiniz Geçeceksiniz!!!

    Hırçın Denizde Bir Dalgayım Sadece

  7. #7
    tuce_777 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    22-10-2006
    Mesajlar
    975
    Karizma Gücü
    0
    bunlar bu ülkenin gerçekleri ama bu gerçekler bazılarının işine gelmiyor kabullenemiyorlar işte
    bazısı demiş başörtülülerle yaşamak istemiyorum diye
    bende böyle düşünenlerle yaşamak istemiyorum ateistlerle dinsizlerle başörtüsünü hala laiklik için engel oldugunu düşünenelerle yaşamak
    istemıyorum
    şimdi çıkar kendini bilmezin biri git şurda yaşa gibi bir şey söyler baştan söyliyeyim bu toprakla ezan sesleriyle dualarla benim atalarım kazanmıstır karşı tarafta yer alan işbirlikçiler değil
    o yüzden söyliyecek kişiler dağdan gelip bağdakini kovma gibi bir duruma yeltenmesinler
    Gürültüler duyuyorum yakınlardan ve genzim yanıyor;
    İnsanlar bağırıyor,ağlıyor kimileri
    Sonra küçük evimizin çatısı çöküyor. İçeri duman bulutu kaplıyor
    Birisi silah çıkarıyor,bomba atıyor
    Annemse onlara yalvarıyor
    Sonra adamlar bana bir silah doğrultuyor
    Savaş 7 yaşında benden hesap soruyor
    Gözyaşım artık acı akıyor,Hayat benim için artık son buluyor...
    FİLİSTİNDE ÇOCUK OLMAK BÖYLE BİŞEY

  8. #8
    SARI ZEYBEK adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    03-12-2005
    Mesajlar
    894
    Karizma Gücü
    0
    AKP nin nüfusunu kullanarak enflasyonunda saptırıldığını duymuştum.
    reel enflasyonla söylenen enflasyon arasında ezilen halk uyuduğu sürece böyle araştırmalar çoğalacaktır.
    bende üniversite okudum .
    zaten başıörtülü fakültede eğitim görüyorlardı .
    şimdi kaosu kim çıkardı diye düşünüyorum.
    ibretle izliyorum .

  9. #9
    Bilge Kaan adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    19-08-2005
    Mesajlar
    1,405
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    7
    DEV ARAŞTIRMADA KATILIMCILARA BAŞÖRTÜSÜ VE DİN SORULDU

    DEV ARAŞTIRMA(!)

    Türkiye’nin nüfusu 31 Aralık 2007 itibari ile 70,586,256 kişidir.

    Soru sorulan kişi sayısı: 4524 (33 İl'de)

    70,586,256 : 100 = 705,862.56
    (Türkiye nüfusunun yüzde biri 705,862 kişidir.)

    4524 : 705,862 = 0,006091847
    (Yani Türkiye nüfusunun yüzde biri bile değil.)

    ...

    Şimdi kimse çıkıpta istatistik ve nasıl anket yapılır dersi vermeye kalkmasın. Anketi sipariş edenin de, anketi hazırlayıp uygulayanın da niyeti belli. Amaç türban serbestisinin meşru olduğunu dayatmaktır.

    Acaba sorulara muhatap olan kişiler aşağıda ki yorumlardan ne kadar haberdardılar?

    "Aksi iddia edilse de; ’hicap’ hiçbir zaman İslam’da bir dogma, yasal zorunluluk ya da dini simge olmamıştır. ’Hicap’ın Kuran’da fiili bir temeli yoktur. Sözcük itibarıyla çok geniş anlamlar içeren ’Hicap’ın başörtüsü anlamında spesifik kullanımı; XIV. yüzyıl İslam fıkıhçısı İbni Teymiyye’nin icadıdır. Köleden (ya da cariyeden) farklı olarak özgür kadına örtünme kuralı bir aidiyet ve kimlik sembolü olarak İbni Teymiyye ile çıkmıştır. // İbni Teymiyye, 31. ayetteki genel ilkeyi, ilkesel içeriğinden soyutlayarak ’maksimalist’ (aşırı) bir yoruma tabi tutar ve ’normatif’ bir değer yükler. Altı çizilmesi gereken husus bunun bir ’yorum’ olmasıdır. ’Yorum’dan kural çıkartılmıştır."
    Khaled Fouad Alam

    "Kadının başını örtmesi gerektiğine dair hiçbir yerde yazılmış tek satır yoktur. İleri sürülen tek talep, kadının göğsünü örtmesinden ibarettir. Örtü ne var ki çok eski bir gelenek. Gelenekler ise dinden güçlü. Geleneği devam ettirebilmek adına din kisvesi kullanılıyor. Kutsal Kitap’tan (Kuran’dan) böyle kadın düşmanı yorumları çıkaranlar öncelikle iktidarla ilgilidir. Bu bir iktidar meselesidir."
    İslam álimi Gamal el Banna (Müslüman Kardeşler örgütünün kurucusu Hasan el Banna’nın kardeşi)

    Filiz, türbanın İslamda yeri olmadığını ve dinden sapma niteliği taşıdığını; İslamda yeri olmadığını ve dinden sapma niteliği taşıdığını savundu.
    Doç. Dr. Filiz, "Siyasallaşan ve seçkinci bir kamusal dinsellik alanını gittikçe ötekiler aleyhine genişleten başörtüsü söylemi, İslam'ın ahlaki ve medeni özünü gölgelediği gibi, bugün tüm ABD, AB yanlısı ve küresel ılımlı İslam söyleminin yerli işbirlikçileri için, emperyalist ve mandacı tuzağın, halk yığınları nazarında meşruiyetini sağlayan İslami makyajla servis edilmesini de kolaylaştırmaktadır" dedi.

    Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi İslam Felsefesi Anabilim Dalı Başkanı
    Doç. Dr. Şahin Filiz


    Porno arşivi polemiğine girmemek için Zekeriya Beyaz'dan alıntı vermeye gerek yok. Zaten söylediklerinin içeriğinden çok, adamın özel hayatına dair laf kalabalığı yapıp, her zaman konuyu saptıranlar oluyor.

    Bakınız TekÖnder arkadaşım noktayı koymuş.

    Bu açıklamaları birçok kez İlahiyatçılar yaptı ancak Diyanet İşleri nedense sürekli bertaraf ediyor .Umarım görevleri olan Halkı Din konusundaki bilinçlendirmeyi ön planda hareket ederler yoksa onu bunu tekzip etmekle bir neticeye varamazlar



    Bu mesaj en son " 12.03.08 " tarihinde saat 22:08 itibariyle Bilge Kaan tarafından düzenlenmiştir...
    Bonum vinum lætificat cor hominum

  10. #10
    eNigMaTr adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    19-10-2005
    Mesajlar
    2,621
    Karizma Gücü
    0
    ArkadaşLar nedense bazıLarı yorumumu üstüne alacak olacakki hemen haberi yalanlama yoluna gitmişler...

    Ya inanmıyorum... Resmen ülkenin kaos ortamına sürüklenmesini istiyenler bu forumda bile utanmadan söyleyebiliyorlar...

    Seçimlerde bile bas bas gülmüştünüz kesinlikle Ak Parti % 20'yi aşamaz diye ama anketler öyle söylemiyordu...

    Sonuçta ne oldu ?! Kimin yanlışı, kimin doğruyu söylediği ortaya çıkmış oldu...

    Biraz Saygı Lütfen...
    _______________
    ____________
    _________
    ____
    __



    ||BDP||

    TürkForum
    Bağımsız Demokrat Parti



    Yiğit isen uslandır beni,
    itirazlarımın altında kalayım,
    huzurla geri alayım söylediğim her itirazı !..

    _______________
    ____________
    _________
    ____
    __

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Demirtaş'tan çarpıcı iddialar
    SİYASET ve POLİTİKA ARENASI bölümünde mezarkabul39 tarafından açılmış
    Yanıt: 2
    Son Mesaj: 27.11.11, 12:19

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •