• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
6 sonuçtan 1 --- 6 arası gösteriliyor
  1. #1
    haha... chesss adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    18-10-2005
    Mesajlar
    5,467
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    8

    Gazali Özetle Böyle Der...

    (1059-1111) Farabi ve İbni Sina'nın karşısına, İslâm felsefesinin üçüncü önemli kişiliği olan Gazali bir eleştirmen olarak çıkar. Gazali "şüphecilik" ile "iman"ı birleştirme girişiminde bulunan özel bir düşünür tipidir. Gazali, Eflâtuncu Farabi ile Aristocu İbni Sina'yı birer rasyonalist sayar. Ona göre bu iki filozof da dogmayı rasyonelleştirmek, yani açık-seçik sözleri aklın anlayabileceği bir şekle sokmak, akıl ile aydınlatmak istemiştir.

    Böylelikle, Gazali'ye göre, gerek Farabi gerekse İbni Sina aklı imanın üstüne koymuş oldular. Oysa Gazali dini, bilimsel bilginin "karşıtı" olan bir şey diye yorumlar. Ona göre dinin dogmaları bilimsel açıklamalarla, bilimsel bilgilerle aydınlatılamaz. Dinin dogmaları yerine bilimin bilgileri konulamaz. Gazali, Farabi'nin ve İbni Sina'nın karşıtı olarak, dogmayı bilgiden üstün sayıyor ve böylece, İlkçağ şüpheciliğini sürdürmüş oluyor.

    Gazali şüpheciliğin bütün kanıtlarını yalnızca "bilimsel bilgiye karşı" kullanmaya kalkar ve bunun için de bilimsel bilginin son derece önemsiz ve çürük bir temel üzerinde oturmakta olduğunu kanıtlamaya çalışır.

    Ona göre bilimsel bilgi, kanıtlanması olanaksız bulunan birtakım varsayımlara dayanır. Şayet dogmalara körükörüne inanılmasını istiyor diye din eleştiriyorsa, aynı eleştiri bilim içinde yapılabilir. Bu görüşünü doğrulamak için de Gazali teorik matematiğin içinde yüzdüğü çözümlenememiş güçlüklere dikkat çeker.

    Söz gelişi uzay ve zamanın sınırsız bölünebileceği düşüncesi, bu tür güçlükleri içinde taşır. Ayrıca Gazali, bilimlerin temellerinden biri olan "doğada her olayın bir nedeni olduğu" varsayımının da güçlüklerle dolu olduğunu gösterir.

    Sebep ve sonuç kavramları arasındaki ilişkinin hiç de açık olmadığını, birçok kez sebep ile sonuç arasındaki ilişkiyi anlayamadığımızı söyler. Sonuç olarak bilim, kanıtlanması olanaksız bulunan temellere dayanır. Bunun için güvenilir değildir ve çürüktür.

    Böylece Gazali bilime saldırmakla dini korumuş, yani bilime karşı şüpheci bir tutum almakla, mistisizme içtenlikle inanmış dindar insan tipini savunmuş ve aynı zamanda dinin dogmalarını akıl ile aydınlatmaya, desteklemeye çalışan skolastiğe karşı da cephe almış oluyor.

    Farabi, İbni Sina ve Gazali Doğu İslâm kültürünün üç büyük temsilcisidir. Önce Doğuda gelişen bu kültür, sonraları Batıya da geçmiş ve İspanya ile Fas'ta büyük bir etki alanı kazanmıştır. Nitekim Ortaçağın ilk yarısında tüm İspanyol kültürü tam anlamı ile İslâm kültürünün etkisi altındadır.

    Alıntıdır.

    Gazali'yi Özetlersek Bütün Düşünceleri Bu Eksen Doğrultusundadır.

    Gazali'nin Yanlış Düşündüğünü Söyleyebilirmiyiz Elbette Buna Kayıtsız Şartsız Herkes İnanmaz.

    Sevgili Arkadaşlar Sizin Gazali'ye Verecek Cevaplarınızı Bekliyor Olacağım.
    &

    Hamlet: Yaptığı işin farkında değil mi bu adam ? Türkü söulüyor mezar kazarken.
    Horatio: Alışmış, umursamıyor artık!


    Shakespeare

  2. #2

    Kayıt Tarihi
    18-08-2007
    Mesajlar
    1,016
    Karizma Gücü
    0
    Oysa Gazali dini, bilimsel bilginin "karşıtı" olan bir şey diye yorumlar. Ona göre dinin dogmaları bilimsel açıklamalarla, bilimsel bilgilerle aydınlatılamaz. Dinin dogmaları yerine bilimin bilgileri konulamaz.
    Katılıyorum.Günümüzde de bu görüş materyalizm-idealizm kutuplaşmasıyla kanıtlanmıştır.
    Görmezden gelirsen yok olur muyum?



    "Bir önyargıyı parçalamak bir atomu parçalamaktan daha zordur."
    Albert Einstein



    KEN K.O CHUN LEE

  3. #3
    Unutursun Gönlüm
    Kayıt Tarihi
    23-07-2007
    Mesajlar
    17,073
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    8
    gazalının bılımsel bılgıyı ters dusurme cabası aslında onun da ıstemeden yaptıgı bılımsel harekettır,burdan sunu anlarım dını dogmaları bılımsel calısmalara önde tutuyor,bılımsel bılgılerın dogmatıklıgını savunuyor fakat bılmıyor kı bılımın bır asama oldugunu ve sorgulanmasının normal oldugunu.
    dını anlamak yerıne köru körune ınanc sıstemını savunan bır dusunur ve acıkcası bende ıyı bır dusunce bırakmadı kendısı hakkında.
    ............
    imza

  4. #4

    Kayıt Tarihi
    18-08-2007
    Mesajlar
    1,016
    Karizma Gücü
    0
    "...Bilimsel bilgilerin dogmatikliğini savunuyor..." ??
    Görmezden gelirsen yok olur muyum?



    "Bir önyargıyı parçalamak bir atomu parçalamaktan daha zordur."
    Albert Einstein



    KEN K.O CHUN LEE

  5. #5
    Unutursun Gönlüm
    Kayıt Tarihi
    23-07-2007
    Mesajlar
    17,073
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    8
    yani yenı bulunan bılımsel calısmayı bılgının sadece hep o gerceklıkte gıdecegını savunur anlamında yazdım,dın ıle karıstırdıgını ıfade ettım.
    ............
    imza

  6. #6
    HAMZA... adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    09-02-2007
    Mesajlar
    5,134
    Karizma Gücü
    7
    Bilgi yanılması ekseni ilk çağ filozoflarının temel kaygısı idi. Bu filozofların genel geçer bilgi isnadları Metafizik düşünceler taşımıyordu. Tecrübeye ve akla dayanan somut bilgiden bahsediliyordu. İbn-i Sina ile başlayan Arista mantığının İslam'a enteğrasyonu hatanın başlangıcı oldu. Doğal bilgi ve akla dayanan bilginin tespitinden hareketle dinin içeriğini açıklamak akılcı değildi. İbn-i Sina'nın maalesef hata yaptığı esas burada başladı taki Aristo'nun metafizik görüşleri ile tanışıncaya kadar. Zaten o dönemde Evrenin varlığı olan "ARKHE" tartışması görsel bir neden içindi. Aristo'un Rationalist yaklaşımı bilginin doğal haline olan y-tavrıyla ilgiliydi. Kısacası İbn-i Sina, Aristo'dan aldığı Güncel bilgi tarifi ile Metafizik gerçeği açıklamaya çalışmasıydı. Burada önemli olan görüş Platon'un görüşü idi. Platon kendince hiç bir eser bırakmadı. Yazılı hiç bir eseri kendinden bizlere ulaşmadı. Platon'un eserlerini tanıtan öğrencisi Sokrates idi. Platon sistematik felsefenin temel taşıydı. Diyalektik felsefenin kurucusu olarak bilgiyi neden ve sonuçla diyalektik sisteme göre kanıtlayan güçlü bir tavrı vardı. Devlet kitabını okuduğunuzda Platon'un hiç bir görüş bildirmeden Diyalektik ile soruların tümünü okuyana ispat eden bir tavrını görürsünüz. Gazali bundan çok etkilenmiştir. Ama Gazali'nin yanıldı nokta Dindeki Doğma sanılan Akaid anlayışının Diyalektikm ile çözülür sanmasıydı. Platon var olan bilgiden yola çıkan sistemi kullanıyordu, Gazali ilahi vahyin bilgilerini. İşte bu ilahi bilgi bilimle ölçülemeyen tetkik edilemeyen sadece metafizik bir kuralla açıklanan bilgiydi. Hem İbn-i Sina Hem Farabi hemde Gazali bu hataları sonradan fark ettiler. Doğal bilgi esasına değinen İslam'ın yaşayış hali için ilgili filozofların tabirleri tam yerine otururken, Dinin sistematik anlayışı bu metodla ne anlaşılabildi nede anlatılabildi.
    Saygılar
    HAMZA...


    Son Ağaç yıkıldığında, Son Nehir kuruduğunda, Son Balık öldüğünde,son Çiçek solduğunda paranın yenmeyeceğini öğreneceksiniz (Kızılderili Atasözü)



    TÜRKYAŞAM
    FENERBAHÇELİLE

    Hep DESTEK
    Tam DESTEK!!




    NE KADAR BİLİRSEN BİL, SÖYLEDİKLERİN KARŞINDAKİ KİŞİNİN ANLADIĞI KADARDIR. (HZ. MEVLANA)

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •