• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
2 sonuçtan 1 --- 2 arası gösteriliyor

Konu: Faust

  1. #1
    Ancillae adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    21-12-2007
    Mesajlar
    541
    Karizma Gücü
    0

    Faust

    İşte, ah! felsefe,

    Hem hukuk, hem hekimlik,

    Hem de ilâhiyat ne yazık

    Okudum hepsini, hummalı hevesle!

    Okudum da ne oldum, zavallı ahmak!

    Hâlâ önceki çaylak;

    Sanım master, hatta doktor,

    Nerdeyse on yıl oluyor,

    Aşağı yukarı eğip büküp,

    Öğrencileri avutup eğitip -

    Görüyorum ki, bilemeyiz hiçbir şey!

    Bu da yakıyor yüreğimi epey.

    Gerçi zekiyim bütün o boşboğazlardan,

    Doktor, master, yazar ve papazlardan;

    Ne vicdan azabı duyuyorum, ne kuşku,

    Ne cehennem, ne şeytan korkusu -

    Buna karşılık bütün sevincim bitti,

    Aklım hiçbir şeye ermedi gitti,

    Taslamıyorum, bir şey öğretebilirim diye,

    İnsanları iyiye, doğruya yöneltebilirim diye.

    Üstelik param pulum da yok,

    Dünyanın şanı şöhreti bana tok.

    İt bile istemez böyle yaşamak!

    Bu yüzden istedim sihirle uğraşmak,

    Belki ruhun gücüyle dilin imi,

    Çözer diye kimi gizemi;

    O zaman döke döke acı terler,

    Konuşmam her şeyden bihaber;

    O zaman bilirim dünyayı

    Ayakta tutan ustayı,

    Görüp gizilgücü ve tohumu,

    Kurcalamam artık şu bu mefhumu.

    Ey, dolunay, baksana,

    Son bir kez azabıma,

    Kimi gece yarılarım

    Bu kürsüde gözümü aralarım:

    Kitaplar kâğıtlar üstünden sonra,

    Üzgün dost, görünürsün bana!

    Ah, gezebilsem dağın doruğunda

    Senin o sevgili ışığında,

    Dağın ininde ruhlarla süzülüp,

    Çayırda alacanla örülüp,

    Ve sıyrılıp tüm bilgi dumanından,

    Sağalabilsem yunup kırağından!

    Vay! hâlâ bu zindanda mıyım?

    Yere batası, pis oyukta mıyım!

    Girer göğün sevgili ışığı bile

    Boyalı camdan kırılıp bu izbeye.

    Kitap yığınıyla sınırlanmış pek,

    Kurtlar kemirir, tozlar örter,

    Ta yüksek kemere dek,

    Dumanlanmış kâğıt çevreler;

    Kupalarla, kutularla kuşatılmış,

    Aygıtlarla dolu hıncahınç,

    Atalardan kalan eşya korkunç -

    Dünyan bu! Bu bir dünyaymış!

    Soruyor musun hâlâ, yüreğin

    Niçin ürkek göğsünde sıkışıyor?

    Niçin anlatılmaz bir acı senin

    Bütün yaşam hissini bastırıyor?

    Yaşayan doğanın yerine,

    Tanrı'nın insanları yarattığı,

    Sarıyor seni duman ve küf içinde

    Yalnızca hayvan iskeleti, ölü kemiği.

    Kaç! haydi! çık dışarı açığa!

    Ve şu gizem dolu kitap,

    Nostradamus'un elinden,

    Yetmez mi sana bu cevap?

    Kavrarsın yıldızların yolunu,

    Yöneltince doğa seni,

    Açar o zaman ruhunu,

    Anlarsın ruhların dilini.

    Boşa, düşünceye dalmak burda

    Kutsal imleri açıklamaz,

    Süzülüp, ey ruhlar, etrafta,

    Yanıt verin, işitiyorsanız!

    Kitabı açar ve makrokozmozun işaretini görür.

    Ay, hangi sonsuz haz, bu bakışta,

    Akıyor birden bütün duyularımda?

    Genç, kutlu yaşam mutluluğu,

    Taze akkor sinir ve damarlarımda.

    Bir Tanrı mı yazdı bu imleri,

    İçimin fırtınasını dindiren,

    Zavallı kalbimi sevindiren,

    Ve bir güdünün gizemleri,

    Doğa güçlerini çevremde sergileyen?

    Bir Tanrı mıyım ben? Bu ne ışık!

    Görüyor bu arı çizgilerde

    Ruhum yaşayan doğayı önünde.

    Şimdi anlıyorum bilgeyi apaçık:

    "Ruhların dünyası kapalı değil;

    Duyuların kör, kalbin ölü!

    Haydi, çömez, yun eğil

    Sabah kızılıyla fani göğsü!"

    İşarete bakar.

    Nasıl da her şey bütüne dokulanıyor!

    Biri öbüründe işliyor ve yaşıyor!

    Nasıl iniyor çıkıyor göğün güçleri

    Birbirine sunup altın güğümleri!

    Bereket kokan kanatlarla

    Gökten yere dalanlarla,

    Evreni uyumla çınlata çınlata!

    Ne oyun! ama ah! bir oyun yalnızca!

    Nerenden tutayım seni, sonsuz doğa?

    Göğüsler, ya sizi? Pınarları tüm yaşamın,

    Yeri göğü tutan direkler,

    Solgun göğüs sizi ister -

    Fışkırıp, sularsınız, ya ben boşa mı solarım?

    Kitabın sayfasını isteksiz çevirir ve yeryüzü

    ruhunu görür.

    Nasıl da değişik bu imin bendeki etkisi!

    Sen, ey yerin ruhu, daha yakınsın bana;

    İşte yüceliyor gücüm kuvvetim daha,

    Sanki yakıyor yeni şarap birden içimi.

    Cüretini duyuyorum dünyaya açılmanın,

    Yeryüzü sancısını, mutluluğu taşımanın,

    Fırtınalarla durmadan boğuşmanın,

    Batan gemi gıcırtısına aldırmamanın.

    Bulutlanıyor hava üstümde -

    Ay saklıyor şavkını -

    Fener yitiyor!

    Buharlanıyor! - Seyriyor kırmızı ışınlar

    Başımda - Esiyor

    Bir ürperti kubbeden aşağı

    Ve sarıyor beni!

    Duyuyorum, süzülüyorsun çevremde, yakardığım ruh!

    Çık, göster kendini!

    Yüreğim liğmeleniyor! tuh!

    Doğsun diye yeni duygular

    Altüst oluyor bütün duyular!

    Kalbimi salt sana verdim!

    Gel! gel! gerekirse yaşamımı da veririm!

  2. #2
    twelve adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    06-03-2006
    Mesajlar
    11,535
    Karizma Gücü
    9
    Goethe

    ruhunu seytana satmak desek kisaca


    ENDÜSTRİYEL FUTBOLA KARŞI TRİBÜN KÜLTÜRÜ...

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. [23 Aralık 2005]Studio 4 İstanbul Faust İle KargART'da
    2005 Konuları bölümünde XENOPHOBIA tarafından açılmış
    Yanıt: 0
    Son Mesaj: 14.11.05, 18:00

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •