Yaşadığını iddia ettiğin ama içinde hapsolduğun hayat kuruyor gidiyor. Ne nadas var ne hasat, ne heves var ne hayat. "Sıfıra sıfır, elde var sıfır" dediğin o elindeki sıfırı da avuçlarının arasından sızdırdığında üzerinde seyahat ettiğin masmavi denizin enginliği kadar mutsuz, o denizin kıyısındaki bir kum tanesi kadar mutlusundur ancak. Güneş alsın diye var olan pencerenden içeri bir tek ışın bile girmiyorsa; uğruna herşeyi serip, dağları yere devirdiklerin seni takmıyorsa, "Günaydın" diye birşey yok senin için; çünkü böyle hayatın her günü de karanlık... İş yapmayan bakkala "Hayırlı işler" de yok artık. Zaten "İyi günler"i de silmelisin, açı çekerek hemen bitsin diye hızla harcadığın günleri nasıl iyi diye nitelendirebilirsin? Sıkıntıdan, bunaltıdan dolayı boğazından geçmeyen yemek nasıl "Afiyet olur" sanıyorsun? Gözyaşlarından oluşan su birikintisinin üstünde; taş kalplerin, odun suratların, kalas kişiliklerin üzerinde otururken yeni aldığın kıyafetini nasıl "Güle güle giyebilirsin"? Beraberinde kocaman sıkıntılar getiren ufacık bir mutlulukla nasıl "Gözünaydın" olur? Arkasından demediğini bırakmadığın, Tahtalıköy'den vizeyi alabilse göbek atacağın o merhum nasıl olur da "Nur içinde yatar"? Gözüne uyku girmezken nasıl "İyi uykular" dilekleri gerçek olabilir? Seni hortlaktan farklı tutmayan inanlara neden "Rüyanda beni gör" dersin ve onlara karabasan dilersin? Evlilik cüzdanının ince sayfalarının zoruyla pamuk ipliğine bağlı bir evlilikteki çiftler nasıl olur da "Bir yastıkta kocar"? Karşılığında her zaman iyilik bekleyerek yaptığın yardımlardan nasıl "Allah razı olur" ve cevaben seni kendinden biri olmayan yabancı biri gibi gören kişi "Cümlemize" dediğinde sen neden kendini o "cümle"den sayarak hiç alâkan olmadığı halde alınırsın? Karşındaki dalkavuğun senden ne çıkarı var ki senin için iyi bir dilekte bulunsun hem? Gördüğünde yine mi dediğin yüzlere utanmadan "Görüşürüz" diyen de sen değil misin? Bu arada herkes kendisine senden daha iyi bakacaktır, bunu senin hatırlatmana gerek yok. Hele karşındaki insanı zaten emaneten yaşarken Allah'a emanet etmen yok mu? Yakınını kaybeden birinin başı sağ olsa ne yazar, şu dünyanın edepsizliklerini, çirkinliklerini görmek çok mu güzel birşeydir sanki? Ya özrü kabahatinden büyük özürlülerin dilediği özürler? Yaptığı kocaman kusurları adeta gözümüze sokanların "Kusura bakma" demesi? Daha sonra pişman olacağı tanışmalardan memnun olması? Mutluluklarını görünce huzursuz olduğu insanlara mutluluklar dilemesi? Neyse benim uykum geldi. Sen bana iyi geceler dileme, ben de senle görüşmek istemeyeyim. Kendine benzetip içini boşalttığın ifadelerle inşa ettiğin kolpa dünyan başına yıkılırsa geçmiş olsun demeyeceğim; çünkü zaten çoktan iş işten geçmiş olacak...


LinkBack URL
About LinkBacks

Alıntı Yaparak Cevapla
DÜRÜ


