Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı'nın, AK Parti'ye yönelik girişimi Avrupa'daki demokratik çevreleri de harekete geçirecek gibi gözüküyor. Abdurrahman Yalçınkaya'nın girişimini Zaman'a değerlendiren Fransız siyaset bilimci Didier Billion, bunun Türkiye'deki demokratik olgunlaşmaya ve Türk toplumuna karşı gerici bir eylem olduğunu söyledi.
Paris'teki Stratejik ve Uluslararası İlişkiler Enstitüsü'nün direktör yardımcısı olan ve Türkiye'yi yakından takip eden Billion, başvurunun devletin içindeki gerici kanatla toplum arasında son yıllarda ortaya çıkan boşluğun açık bir göstergesi olduğunu savundu. Koyu bir laiklik savunucusu olan Billion, AK Parti'nin şimdiye kadar ortaya koyduğu tablonun laiklik açısından hiçbir tehlike arz etmediğini dile getirdi.
Yargıtay Başsavcısı'nın Türkiye'de tansiyonu yükselten girişimini nasıl yorumluyorsunuz?
Bu, tam bir abrakadabra hikâyesi. Yargıtay Başsavcısı'nın bu talebi tam bir zırvalık. Çok açık nedenlerden dolayı siyasi bir saçmalık. Demokratik bir şekilde seçimler yapıldı ve AK Parti büyük bir çoğunlukla tekrar seçildi. Yani siyasi olarak bu başvurunun sonuca ulaşabileceğini düşünmek çok zor.
Öte yandan, devlet çarkının içerisinde, özellikle de yargıda, derin bir gerici kanadın olduğunu biliyorduk, bu başvuru bunun kanıtı oldu. Bu gerici akım, azınlık mı çoğunluk mu bilemiyorum, ama son bir mücadele veriyor. Yargıtay Başsavcısı'nın talebi; siyasi partiler, dernekler ve tüm unsurlarıyla Türkiye'deki sivil toplum ile devlet içindeki bu kesim arasında son yıllarda ortaya çıkan kırılmanın, çukurun bir dışavurumu. Bu kanat, Türkiye'deki siyasi olgunlaşmayı durdurmak için, cuma akşamı olduğu gibi, en mantıksız yöntemlere bile başvurmaktan çekinmiyor. Bu bir son çırpınış ve neticeleneceğini düşünmüyorum. En azından ben arzu etmiyorum.
Temelde, tarihî bir gelişimi bu şekilde hukuki ve cezai prosedürlerle durduramayız. Başsavcı, yanlış yapıyor, bunu kınamalı. Bu girişim, aynı zamanda bir kısım Kemalist elitlerin tarihin akışını anlama kapasitelerinin olmadığının göstergesi. Bunlar, kelimenin sözlük anlamıyla gerici; karşı çıkan, geriye gitmek isteyen. Ama bu artık gerçekleşemez. Geriye dönemeyiz. Girişim, demokrasiye karşı çok kötü bir darbe. Neticeleneceğine inanmıyorum. Anayasa Mahkemesi'nin bu talebe geçit vereceğini düşünmüyorum. Avrupa Birliği açısından da gerçekten karışık bir tablo ortaya çıkacak. İyi yönde algılanmayacağı açık.
Başsavcı'nın girişiminin neticeye ulaşamayacağını söylüyorsunuz. Fakat, cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde yaşananlar yargının zorlama kararlar verebildiğini gösterdi. Benzer bir durum olursa neler olur?
Bu söylediklerimi, bir Fransız vatandaşı ve cumhuriyetçi olarak söylüyorum. Bu, sert bir kınama, hatta bu girişimi protesto etmek için bir dilekçe. Anayasa Mahkemesi'nin kararından önce bile Türkiye'de ve Avrupa'da entelektüellerin bu oyalayıcı manevrayı protesto edeceklerini tahmin ediyorum. Bunun saçma olduğunu söyleyerek şimdiden yapabiliriz. Bu, Türk demokrasisinin ne olabileceğinin çok kötü bir örneği. Bu, Türk toplumunun derin hareketine karşı bir girişim. Çok düşük bir ihtimal; ama hiçbir zaman bilemeyiz, eğer Anayasa Mahkemesi AK Parti'nin kapatılması yönünde bir karar verirse, Avrupa'da ve başka yerlerde bu yasağın iptali için kampanya düzenleyebiliriz. Mesele, AK Parti'yi beğenip beğenmemek değil, bu bir demokratik hak konusu. Bir prensip sorunu.
Şimdiden, bu girişimin saçma ve Türk toplumunun derin gelişimine karşı olduğunu bildirerek bir protesto düşünebiliriz. Durum çok ciddi. Diğer yandan, bunun kabul edilemeyeceğini her türlü imkanlarla ifade etmek lazım. Bu girişim, sadece Türk toplumuna değil, Avrupa Birliği'ne de kötü bir sinyal. Benim gibi, Türk olmayan; fakat Türkiye'nin AB üyeliğini destekleyen herkes bunu kabul edemez. Bunu söylemek, Türkiye'nin iç işlerine karışmak değil, sadece demokrat bir cumhuriyetçi olarak tepki gösteriyorum. AK Parti hakkındaki şahsi görüşlerimin hiçbir önemi yok. AK Parti yerine yüzde 2, yüzde 3 oranında bir parti de olsa aynısı olurdu.
Laikliğe inanmış bir entelektüel olarak, Paris'ten AK Parti'yi nasıl görüyorsunuz? Laiklik için bir tehlike mi?
AK Parti'nin hükümet olarak, parlamenter çoğunluk olarak laiklik açısından bir tehdit olduğunu düşünmüyorum. Şu an itibarıyla bu, net ve açık. Fakat, AK Parti'nin içerisinde, laikliğin alanını daraltmak isteyebilecek çok küçük bir azınlık olduğunu düşünüyorum. Başörtüsü yasağının üniversitelerde kaldırılmasını destekliyorum, ama Türkiye'nin asıl sorununun başörtüsü olduğunu düşünmüyorum. Asıl mesele, reform sürecinin derinleştirilmesi ve yeniden başlatılması. İki üç yıldan bu yana AK Parti bu yöndeki sorumluluklarını ne yazık ki üstlenmedi. Bu konuyu tartışmalıyız. Laiklik, daha geniş bir reform sürecinde korunabilir, yaşatılabilir ve canlı bir değer olur. AK Parti için laiklik karşıtı diyorlar. Fakat, argümanlarının hepsi faraziye.
Kaynak
Gericiler her yere sizmis.


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla
