Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, Türk Ceza Yasası'nın yerine şeriat yasasını koyan açıklaması...
Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu'nun, Danıştay kararına ilişkin ulema açıklaması...
Cüneyt Zapsu'nun, kadınların türbanlarıyla donlarını eşit gören zarif(!) açıklaması...
Türkiye İstatistik Kurumu Başkanı Ömer Demir'in, hepimizi bir gecede yüzde 31.6, yani yaklaşık üçte bir zenginleştiren, yeni milli gelir hesabı açıklaması...
* * *
İsterseniz önce ana yemekten, bir gecede nasıl zenginleştiğimizden başlayalım, sonra soslara bakarız:
TÜİK Başkanı Demir, 8 Mart kadınlar gününde milli gelir hesaplarımızı yeni bir yöntemle yaptıklarını ve bu yeni hesaba göre ulusça hepimizin daha zengin olduğunu açıkladı.
Cebimize para girdi mi?
Hayır!
Elimize geçecek para arttı mı?
Hayır!
Tasarruflarımız değer kazandı mı?
Hayır.
Ama TÜİK Başkanı'na göre hepimiz bir gecede, 2020 dolar daha zengin olduk.
Ne sihirdir ne keramet, el çabukluğu marifet!
İktidar, şimdi bu hesap değişikliğini, Avrupa Birliği'ne onaylatmaya çalışıyormuş.
Hiç kuşkunuz olmasın, bu maharetle onu da becerirler.
Yeni hesap sisteminde, soframızdan hiç eksik olmayan(!) deve eti, kaz eti, ördek eti gibi ürünler de dikkate alınmış.
* * *
Gelelim şeriat sosuna:
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Uşak'ta kendisine "Af yok mu" diye soran vatandaşa "Katili affetme yetkisi maktulün varislerine aittir" diyerek, Türkiye Cumhuriyeti'nin laik hukuk sistemi yerine, şeriatın "kısasa kısas" ilkesini kabul ettiğini açıkça belirtti.
Tam bu arada, Diyanet İşleri Bakanı Ali Bardakoğlu, Danıştay'ın zorunlu din derslerinin müfredatı konusunda aldığı yürütmeyi durdurma kararı konusunda Diyanet İşleri Başkanlığı'na danışılması gerektiğini belirtti:
"... bu konuda herhalde en yetkili kurum Diyanet İşleri Başkanlığı olmalıdır... Ben, bu konuda Diyanet İşleri Başkanlığından görüş alındığını bilmiyorum."
Böylece ne Milli Eğitim Bakanlığı'nın, ne Milli Eğitim müfredatının, ne de Danıştay'ın başında olduğu idari yargının laikliği kaldı...
* * *
Olaylara sansür sosunu ise Sabah gazetesi ekledi.
AKP'nin üst yöneticilerinden Cüneyt Zapsu, "Türban takanların sadece yüzde 50'si inancı yüzünden takıyor deseniz bile bu yüzde 50'ye 'türbanını çıkar' demek, sokaktaki bir kadına 'donunu çıkar' demekten farksızdır." dedi.
Sabah gazetesinde ise bu sözler, "...bir kadına 'çıplak gez' demekten farksızdır" diye yer aldı.
"Donunu çıkar" ifadesi, "çıplak gez" diye değiştirilerek sansürlenmişti.
Bu sansürü, gazetenin "Okur Temsilcisi" Yavuz Baydar, 10 Mart günü, sütununda eleştirdi.
* * *
Zenginliğimiz kağıt üstünde ama...
Şeriat kuralları devlet yöneticilerinin ağızlarında...
Sansürcüler ise medyada iş başında...
İşte geçen haftanın özeti.
Korkarım gelecek haftaların habercisidir...
Emre Kongar
kaynak
Bugün medyadaki sansürcüler olan biten oyunlarda da başı çeken gruplardır.Hizmet anlayışları ahlaken yanlış ve hastalıklıdır.Çıkarları için medyanın gücünü istedikleri şekilde yansıtan gruplar yarınlara nasıl bir zemin hazırladıklarını (ve ya bu zemine ortak olduklarını) unutmamalıdırlar çünkü ülkenin üzerinde oluşan kambur'un yardımcı mimarlarıdırlar


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla