• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 3 123 SonSon
28 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    recognizer adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    10-04-2007
    Mesajlar
    509
    Karizma Gücü
    6

    Kur'an'a Göre Cahiliyye ve Allah İnancı

    Hz.Peygamber’in gönderildiği toplum olan cahiliyye arap toplumu herkesin de bildiği gibi müşrik ve putperest bir toplumdu.
    Cahiliyye müşriklerini neden incelemeliyiz? İncelemeliyiz çünkü ancak bu sayede Allah’ın hoşnut olmadığı bir hayat tarzını/medeniyeti Hz.Peygamber’in niçin ve ne şekilde değiştirmek için gönderildiğini anlayabiliriz. Yine incelemeliyiz çünkü onlar Kur'an'ın ilk muhataplarıydılar ve Kur'an onların dili üzerine, onların anlayabileceği şekilde indi. O halde biz de Kur'an'ı doğru bir şekilde anlamak istiyorsak onların ne anladığını hangi mekanda ve hal üzere iken tebliğe muhatap kılındıklarını incelemeliyiz.
    Bu toplumun inanç yapısını incelediğimiz zaman şunları görmekteyiz;

    Cahiliyye toplumuna İslam gelmeden önce de onlarda hristiyanlık, yahudilik ateistlik, cinlere tapıcılık ve putperestlik gibi İslam'ın reddettiği çeşit çeşit inançlar vardı.
    Yahudilik ve Hristiyanlık ile ilgili konulara daha önce değindiğimden/değinildiğinden bu konudaki ayetleri vererek konuyu uzatmak istemiyorum.
    Cahiliyye dönemini en iyi gözler önüne sermesi ve delillendirme bakımından cahiliyye dönemi arap şiiri iyi bir malzemedir fakat günümüzde hadis ve tarih rivayetlerini delil olarak kabul etmeyen zihniyetler söz konusu olduğundan ardı sıra hemen ayetleri aktaracağım ve delil olarak yalnızca onlarla yetineceğim.

    Cahiliyye Şiirinde dini unsurlar:
    Arabın birinin bir şiiri:
    و باللهِ إنً اللهَ منْهُنً أكبرُ
    و باللاًتِ و العُزًى و مَنْ دانَ دِينَها

    Lât'a, ‘Uzzây'a ve onlara ibadet edenlere and içerim, Allah'a da; çünkü Allah, onlardan daha yücedir.
    (İbnu'l-Kelbî, Kitâbu'l-Esnâm, s. 13.) (trc. Beyza Düşüngen)

    Ama putuna da yemin ediyordu:
    و ما سُحِقـَتْ فيهِ المَقـَادِمُ و القـَمْلُ
    حَلـَفـْتُ بأنـْصـابِ الأقـَيْصِرِ جاهِداً

    Ukaysır'ın kutlu taşlarına, başların ve bitlerin kazıldığı (hacıların tıraş olduğu) yere andiçerim.
    (İbnu'l-Kelbî, Kitâbu'l-Esnâm, s. 13.)

    Hac ve umre yaparlarken şöyle derlerdi:
    لَبَّيْكَ !للهُمَّ لَبَّيْكَ! لَبَّيْكَ! لا شَرِيكَ لَكَ! إلاَّ شَرِيكٌ هُوَ لَكَ! تـَمْلـِكُـهُ و ما مَلـَكَ
    Buyur Allah’ım! Buyur! Buyur, senin ortağın yoktur. Bir ortağın varsa o da sana ait*tir; sen ona ve onun sahip olduğuna da maliksin.
    (İbnu'l-Kelbî, Kitâbu'l-Esnâm, s. 6.)

    Tavaf ederken:
    واللاَّتِ و العُزَّى و مَـنـَاةَ الثَّالِثـَةِ الأخْرَى فإنَّهُنَّ الغَرَانِيقُ العُلـَى و إنَّ شـَفـَاعَتـَهُنَّ لـَتـُرْتـَجَى.
    Lat, Uzzâ ve üçüncüleri Menât'a yemin ederiz; onlar yüce turnalardır, onların şefaatine elbette ümit bağlanabilir.
    (İbnu'l-Kelbî, Kitâbu'l-Esnâm, s. 13.)

    O dönemde yaşamış şair Züheyr(ö. Miladi 609)'in bir şiiri:
    إلـَى الحَـقِّ تَـقْـوَى اللهِ ما قدْ بَـدَالِـيـا
    و لا سابـِقًا شـَيْئاً إذا كانَ جائِيا
    -
    بَـدَا لِـيَ أنَّ اللهَ حَـقٌّ فَـزادَنِـي
    بدا لِيَ أنِّي لَسْتُ مُدْرِكَ ما مَضَى

    Allah'ın varlığı, benim için apaçık bir gerçektir; O'nun korkusu bende var olduğu sürece doğruya ve hakikate olan inancımı pekiştirmektedir.
    Anladığım hakikat şu ki geçmiş olana ulaşma imkanım olmadığı gibi, gelecek olanın da önüne geçebilmek gibi bir güce sahip değilim.

    (Zuheyr b.Ebî Sulmâ, Rabîa’ b. Riyâh el-Muzenî, Dîvân, s. 287)

    Hatim et-Tâî (ö. Miladi 578)'nin bir şiiri:
    و يُـحْــيـِي العِـظامَ الـبـِـيـضَ وَهْيَ رَمِـيـمُ
    أما و الذي يَـعْـلَـمُ الغَـيْـبَ غَـيـْـرَهُ

    O.çürümüş bembeyaz olmuş kemikleri diriltecektir.Gaybı O’ndan başka kim bilir ki?
    (Hâtim b ‘Abdullâh b. Sa‘d b. el-Haşrec et-Tâ’î, Dîvân, s. 87.)

    Müşriklerin ele başı olan meşhur Ümeyye b. Ebi’s-Salt'ın şiiri:
    Cehennem tasviri yapıyor;
    و عَدْنُ لا يُطالِعُها رَجِـيـمُ
    و أعْرَضَ عنْ قَـوا بـِـسِـها الْجَـحِـيمُ
    كَـأَنَّ الضَّاحِـيـاتِ لَـها قَـضِـيـمُ
    -
    جَـهَنَّمُ تـِـلْكَ لا تُبْقِى بَغِـيًّا
    إذا شَـبَّتْ جَـهَنَّمُ ثـُـمَّ فَارَتْ
    تـُـحَـشُّ بـِـصَـنْـدَلٍ صُـمٍّ صِـلاَبٍ

    O Cehennem, hiçbir suçluya toleranslı davranmaz; Adn cennetine de kovulmuş biri, muttali olamaz.
    Cehennem, tutuşup alevlendiğinde ve bu şiddetli alevler fırlatmaya başlayınca,
    Cehîm bile onun korlarından yüz çevirme zorunda kalma durumundayken sağır, körkütük odunlar bile yakılır;
    öyle ki ateşe maruz kalan uzuvlar, onun için öğütülmeye hazır bir arpa gibi.
    (Umeyye b. Ebi's-Salt, Dîvân, s. 471.)

    Cennet tasviri yapıyor;
    و قَـمْـحٌ في مَـنابـِـتِـهِ صَرِيمُ
    و ماءٌ بارِدٌ عَذْبٌ سَلِمُ
    على صُوَرِ الدُّمَى فِـيها سُهُومُ
    و مِنْ ذَهَبٍ و عَسْجَدَةٍ كَرِيمُ
    و لا غَـوْلٌ و لا فِـيها مُـلِيمُ
    -
    فَذَا عَسَلٌ و ذا لَـبَـنٌ و خَـمْرٌ
    و تُـفَّاحٌ و رُمَّانٌ و مَوْزٌ
    و حُـورٌ لا يَرَيْنَ الشـَّـمْسَ فِـيها
    و حُـلُّوا مِنْ أساوِرَ مِنْ لُجَـيْنٍ
    و لا لَـغْـوٌ و لا تَأْثِـيمٌ فِـيها

    İşte sana bal, süt, şarap, kökünden koparılmış buğday kümesi, elma, nar, muz, soğuk tatlı ve tertemiz su.
    Orada, içinde okların bulunduğu taş bebekler şeklinde güneş yüzü görmemiş, huriler vardır.
    O huriler altın, gümüş ve kıymetli incilerden bilezikler takarlar.
    Yine orada, ne boş söz, ne günah işleme, ne yergi, ne de herhangi bir şeyden gafil olma vardır.
    (Umeyye b. Ebi's-Salt, Dîvân, s. 471.)

    En önemli şiiri:
    بالخَـيْـرِ صَـبَّـحَـنا رَبـِّي و مَسَّانا
    مَـمْـلُوءَةً طَـبَّـقَ الآفاقَ سُـلْـطانا
    و بَـيْـنــَما نـَـقْــتَـنِي الأولادَ أفْـنانا
    أنْ سوفَ يَـلْـحَـقُ أُخْـرانا بأوْلانا
    -
    الحَمْدُ لله مُـمْسانا و مُـصْــبَـحـَنا
    رَبُّ الحَـنِـيفَـةِ لمْ تـَـ ــنْـفــَـدْ خَـزائِـنـُـها
    بَـيْـنا يُـرَبِّـنا آباؤُنا هَـلَكُوا
    و قدْ عَـلِـمْـنا لَو أنَّ الْعـلْـمَ يَـنْفَـعُنا

    Bizi sabah ve akşama ulaştıran Allah‘a hamd olsun; çünkü O, sağlık ve esenlik içinde bizi sabah ve akşama kavuşturmuştur.
    Kuvvet ve kudretinin ufukları çepeçevre kuşattığı Hanîf dininin rabbinin dopdolu olan hazineleri, bitmek tükenmek bilmez.
    Bir süre babalarımız bizi büyütüp beslediler ve ölüp gittiler; sonra biz, kendimizi yok edecek evlatlar ediniriz.
    Biz, ilmin kendimize yarar sağlayacağını idrak edebilseydik bizden sonrakilerin, bizden öncekilere kavuşacaklarını da idrak etmiş olurduk.


    Umeyye'nin bu şiiri, Hz. Peygamber'e okunduğunda “Şiiri iman etti, kalbi inkar etti.”, diğer bir rivayette de ise“Umeyye, ramak kaldı Müslüman olacaktı” demiştir.
    (Ebu’l-Ferec el-İsfahânî, el-Eğânî, IV, 130.)
    örneklerle konuyu çok uzatmayalım.
    Onlardaki bu Allah bilgisi ve inancına rağmen şirklerinden dolayı küfür üzere sayılıyorlar ve onları İslam'a/dine/tevhide çağıran bir peygamber gönderiliyor.

    KUR'AN'DA CAHİLİYYE DÖNEMİ ALLAH İNANCI

    Cahiliyyede ateistlik:
    Casiye 24. وَقَالُوا مَا هِيَ إِلَّا حَيَاتُنَا الدُّنْيَا نَمُوتُ وَنَحْيَا وَمَا يُهْلِكُنَا إِلَّا الدَّهْرُ وَمَا لَهُم بِذَلِكَ مِنْ عِلْمٍ إِنْ هُمْ إِلَّا يَظُنُّونَ
    Casiye 24. Dediler ki: “Dünya hayatımızdan başka hayat yoktur. Ölürüz ve yaşarız. Bizi ancak zaman yok eder.” Bu hususta onların bir bilgisi yoktur. Onlar sadece zanda bulunuyorlar.
    YâSîn 78. وَضَرَبَ لَنَا مَثَلًا وَنَسِيَ خَلْقَهُ قَالَ مَنْ يُحْيِي الْعِظَامَ وَهِيَ رَمِيمٌ
    YâSîn 78. Yaratılışını unutarak Bize bir de mesel (örnek) fırlattı: “Çürümüşken o kemikleri kim diriltir?” dedi.
    YâSîn 79. قُلْ يُحْيِيهَا الَّذِي أَنْشَأَهَا أَوَّلَ مَرَّةٍ وَهُوَ بِكُلِّ خَلْقٍ عَلِيمٌ
    YâSîn 79. De ki:”Onları ilk defa yaratan diriltir ve o yaratmanın her türlüsünü bilir.”
    Secde 10. وَقَالُوا أَئِذَا ضَلَلْنَا فِي الْأَرْضِ أَئِنَّا لَفِي خَلْقٍ جَدِيدٍ بَلْ هُم بِلِقَاء رَبِّهِمْ كَافِرُونَ
    Secde 10. Bir de: “A! Yeryüzünde kaybolup gittikten sonra mı, gerçekten biz mi muhakkak yeni bir yaratılışta olacağız?” dediler. Fakat onlar Rablerine kavuşmayı inkar eden kafirlerdir.
    Secde 11. قُلْ يَتَوَفَّاكُم مَّلَكُ الْمَوْتِ الَّذِي وُكِّلَ بِكُمْ ثُمَّ إِلَى رَبِّكُمْ تُرْجَعُونَ
    Secde 11. De ki: “Size tayin edilmiş olan ölüm meleği canınızı alacak, sonra döndürülüp Rabbinize götürüleceksiniz!”
    Mü’minûn 81. بَلْ قَالُوا مِثْلَ مَا قَالَ الْأَوَّلُونَ
    Mü’minûn 81. Hayır, öncekilerin dediği gibi dediler.
    Mü’minûn 82. قَالُوا أَئِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَاباً وَعِظَاماً أَئِنَّا لَمَبْعُوثُونَ
    Mü’minûn 82. ki: “Sahi biz, ölüp de bir toprak, bir kemik yığını olduğumuz zaman mı, mutlaka diriltileceğiz?
    Mü’minûn 83. لَقَدْ وُعِدْنَا نَحْنُ وَآبَاؤُنَا هَذَا مِن قَبْلُ إِنْ هَذَا إِلَّا أَسَاطِيرُ الْأَوَّلِينَ
    Mü’minûn 83. Yemin ederiz ki, bize de atalarımıza da bundan önce bu va’dolundu; bu eskilerin masallarından başka bir şey değil!”

    Cahiliyyede puta tapıcılık:
    En’âm 94. وَلَقَدْ جِئْتُمُونَا فُرَادَى كَمَا خَلَقْنَاكُمْ أَوَّلَ مَرَّةٍ وَتَرَكْتُمْ مَا خَوَّلْنَاكُمْ وَرَاءَ ظُهُورِكُمْ وَمَا نَرَى مَعَكُمْ شُفَعَاءَكُمُ الَّذِينَ زَعَمْتُمْ أَنَّهُمْ فِيكُمْ شُرَكَاءُ لَقَدْ تَقَطَّعَ بَيْنَكُمْ وَضَلَّ عَنْكُمْ مَا كُن
    En’âm 94. Andolsun ki Bize, ilk defa yarattığımız gibi, işte teker teker geldiniz. Ve size verip hayaline daldırdığımız servetleri arkalarınızın gerisine bıraktınız. Hani o sizin var oluşunuzda Allah’ın ortakları olduğunu yanlış yere sandığınız şefaatçıları yanınızda görmüyoruz? Gördünüz ya aranızdaki bağlar büsbütün koptu ve güvendiklerinizin hepsi kaybolup gitmiştir.
    Yunus 18. وَيَعْبُدُونَ مِنْ دُونِ اللَّهِ مَا لَا يَضُرُّهُمْ وَلَا يَنْفَعُهُمْ وَيَقُولُونَ هَؤُلَاءِ شُفَعَاؤُنَا عِنْدَ اللَّهِ قُلْ أَتُنَبِّئُونَ اللَّهَ بِمَا لَا يَعْلَمُ فِي السَّمَوَاتِ وَلَا فِي الْأَرْضِ سُبْحَانَهُ وَتَعَالَى عَمَّا يُشْرِكُونَ
    Yunus 18. Allah’ı bırakıyorlar da kendilerine ne zarar, ne de fayda vermeyecek şeylere tapıyorlar ve: “Onlar bizim Allah yanında şefaatçılarımız!” diyorlar. De ki: “Siz Allah’a göklerde ve yerde bilmediği birşey mi haber vereceksiniz?” O, onların ortak koştukları şeylerin hepsinden münezzeh, çok yücedir.
    Zümer 43. أَمِ اتَّخَذُوا مِن دُونِ اللَّهِ شُفَعَاء قُلْ أَوَلَوْ كَانُوا لَا يَمْلِكُونَ شَيْئاً وَلَا يَعْقِلُونَ
    Zümer 43. Yoksa Allah’tan başka şefaatçılar mı edindiler?! De ki: "Hiçbir şeye güç yetiremeseler ve akıl erdiremeselerde mi?"

    Cahiliyyede cinlere tapıcılık:
    En’âm 100. وَجَعَلُوا لِلَّهِ شُرَكَاءَ الْجِنَّ وَخَلَقَهُمْ وَخَرَقُوا لَهُ بَنِينَ وَبَنَاتٍ بِغَيْرِ عِلْمٍ سُبْحَانَهُ وَتَعَالَى عَمَّا يَصِفُونَ
    En’âm 100. Bir de tutup cinleri (gizli yaratıkları) -onları yarattığı halde- Allah’a ortak koştular. Bundan başka bir de O’na oğullar ve kızlar saçmaladılar, ne dediklerini bildikleri yok. O’nun yüce zatı, onların vasıflamalarından münezzeh ve yücedir.

    Cahiliyyede meleklere tapıcılık:
    İsrâ 40. فَأَصْفَاكُمْ رَبُّكُم بِالْبَنِينَ وَاتَّخَذَ مِنَ الْمَلآئِكَةِ إِنَاثاً إِنَّكُمْ لَتَقُولُونَ قَوْلاً عَظِيم
    İsrâ 40. Şimdi Rabbiniz sizi, oğullarla seçkin bir duruma getirdi de kendisi meleklerden dişiler edindi, öyle mi? Gerçekten siz çok büyük bir söz söylüyorsunuz!
    Nahl 57. وَيَجْعَلُونَ لِلّهِ الْبَنَاتِ سُبْحَانَهُ وَلَهُم مَّا يَشْتَهُونَ
    Nahl 57. Allah'a kızlar isnat ediyorlar O, bundan münezzehtir, kendilerine ise canlarının istediğini.

    Ateistlerin dışında, perestij ettikleri cinler, melekler ve putlarının yanı sıra onlarda aynı zamanda yaratıcı bir Allah inancı vardır:
    Mü’minûn 84. قل لِّمَنِ الْأَرْضُ وَمَن فِيهَا إِن كُنتُمْ تَعْلَمُونَ
    Mü’minûn 84. De ki: “Eğer biliyorsanız, yeryüzü ve onda bulunanlar kime aittir ?”
    Mü’minûn 85. سَيَقُولُونَ لِلَّهِ قُلْ أَفَلَا تَذَكَّرُونَ
    Mü’minûn 85. “Allah !” diyecekler. De ki: “O halde düşünmez misiniz?
    Mü’minûn 86. قُلْ مَن رَّبُّ السَّمَاوَاتِ السَّبْعِ وَرَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ
    Mü’minûn 86. De ki: “Yedi kat göklerin Rabbi ve büyük Arşın sahibi kimdir ?”
    Mü’minûn 87. سَيَقُولُونَ لِلَّهِ قُلْ أَفَلَا تَتَّقُونَ
    Mü’minûn 87. “Allah !” diyecekler. De ki: “O halde korkmaz mısınız?”
    Mü’minûn 88. قُلْ مَن بِيَدِهِ مَلَكُوتُ كُلِّ شَيْءٍ وَهُوَ يُجِيرُ وَلَا يُجَارُ عَلَيْهِ إِن كُنتُمْ تَعْلَمُونَ
    Mü’minûn 88. De ki: “Eğer biliyorsanız, herşeyin mülkiyeti ve yönetimi kudret elinde olan, kendi kayırıp kayırılamaz olan kimdir ?”
    Mü’minûn 89. سَيَقُولُونَ لِلَّهِ قُلْ فَأَنَّى تُسْحَرُونَ
    Mü’minûn 89. “Allah !” diyecekler. De ki: “O halde nasıl büyüleniyorsunuz?”

    Onlar da bu yaratıcıya bizler gibi (ayette geçtiği üzere) Allah diyordu. Ve bu onları puta tapmaktan (şirkten) alıkoymuyordu:q
    Yunus 18. وَيَعْبُدُونَ مِنْ دُونِ اللَّهِ مَا لَا يَضُرُّهُمْ وَلَا يَنْفَعُهُمْ وَيَقُولُونَ هَؤُلَاءِ شُفَعَاؤُنَا عِنْدَ اللَّهِ قُلْ أَتُنَبِّئُونَ اللَّهَ بِمَا لَا يَعْلَمُ فِي السَّمَوَاتِ وَلَا فِي الْأَرْضِ سُبْحَانَهُ وَتَعَالَى عَمَّا يُشْرِكُونَ
    Yunus 18. Allah’ı bırakıyorlar da kendilerine ne zarar, ne de fayda vermeyecek şeylere tapıyorlar ve: “Onlar bizim Allah katında şefaatçılarımızdır!” diyorlar. De ki: “Siz Allah'a göklerde ve yerde bilmediği bir şey mi haber vereceksiniz?” O, onların ortak koştukları şeylerin hepsinden münezzeh, çok yücedir.

    Cahiliyye döneminde bütün bu dinlerle birlikte açık ve net olarak görüyoruz ki cahiliyye müşrik/kafirlerinde de bir Allah fikri/düşüncesi vardır.
    Ateistlerin dışında da, cinlere, meleklere ve puta tapanların tamamında öyle veya şöyle yaratıcı bir Allah inancı da vardır.
    Yani onlar tıpkı dinlerini tahrif edenlerin yaptığı gibi Allah’ı, (Allah'ın tanımladığı şekilde değil de) kendi tanımlamaları ve kabulleriyle biliyor ve ona böylece inanıyorlardı.
    Dinlerini tahrif edenler diyorum çünkü yukarıdaki ayetler ışığında şirk koşma bakımından Allah'a oğul isnad ederek (hristiyanlar-yahudiler) ile kız isnad ederek yahut cin, melek, put aracalığıyla şirk koşmanın hiç bir farkı yoktur. Bu sebeble bu fiilleri yapanlarla yapmayanları hususunda Kur'an'da bir ayrım olduğunu görüyoruz; Onların yaptıklarının boşa gitmeyeceğini, üzülmeyeceklerini belirtir nitelikteki ayetler de zaten bunu gösterir. Fakat oğul isnad edenler tıpkı kız, cin, melek ve put aracılığıyla şirk koşanlar gibi müşriktirler. Onlara ehl-i kitap demek ancak mecazen mümkün olabilir. Peki bu şirk koşmayan ehl-i kitap bu gün var mı... sanmıyorum bu günkülerin tamamına yakın büyük çoğunluğu ya teslis sebebiyle küfür içinde (bk. Mâide 73) ya da oğul isnadı sebebiyle hem küfür (bk. Mâide 17, 72, Tevbe 30, 31) hem diğer şirk içinde. Fakat kalmışsa elbet onlara ehl-i kitap gibi davranılır.
    Burada böyle içinde şirk olan tüm iman biçimlerinin de Allah tarafından reddedildiğini anlatmama gerek yok sanırım (bkz. yukarıdaki ayetler)
    Şirklerine rağmen yahudi ve hristiyanları islam/müslüman saymak ancak ilimsiz zann ve zır cehaletin bir ürünüdür. Yok eğer şirke düşmemiş olanları kastediliyorsa zaten aklı başında ve kendi inanç esaslarını bilen hiç bir müslüman onlara müşrik demez. Fakat tevhid üzere bu gün var olabileceğini varsaydığımız ehl-i kitaba müslüman demek de kesinlikle doğru değildir. İman esasları her ne kadar ibadet hatta muamelat esaslarına göre daha güçlü deliller gerektirse de böyle bir şey söyleyebilmek için en azından ayetler ve hadislerden sübut ve delalet bakımından kat'î, sahih ve sarih bir delil gerekir ki o da yok. Aksi takdirde bu çıkarım dine yeni bir şeyi sokmak (bid'at) veya dinde eksiklik olduğunu düşünmektir. Bizler bundan Allah'a sığınırız.

    Hz. Peygamber'den bir kaç asır sonra Emevîler döneminde İslam dünyasında ortaya çıkan Cehmiye gibi fırkalar da felsefeleri sebebiyle bu günkü kimi güya müslüman gruplar gibi gerçeği görmeyerek imanın tanımını bilgi olarak tarif etmişlerdir (İman salt olarak Allah’ı bilmektir, demişlerdir). İmanın, kalbin tasdiki ve ameli olması gerçeğinden hareketle istisnasız tüm ehl-i sünnet alimleri de onları tekfir etmiştir. Bu husus ilgili olanlarca oldukça bilinen bir meseledir.

    Ayrıca biz burada münafıkları hiç saymadık bile ki; onlar da bir takım olumsuz zanlarla birlikte kendi kafalarına göre Allah’ı biliyor, inanıyor (bk. Fetih 6) hatta zahiren (zorlarına gitse de) dinin hükümlerini de (bk. Nisa 142) kabul ediyor görünüyorlardı fakat bu onları mü'min/müslüman etmiyor aksine kafirlerle birlikte anılıyorlardı.(bk. Nisa 140, Tevbe 68)

    Buradan hareketle iman bir bilgi değildir. Yani Allah’ı bilmek kişiyi müslüman yapmaz, yine bilgisel anlamda Allah'a inanmak da kişiyi müslüman yapmaz
    Kişiyi ancak tasdik mü'min/müslüman yapar. Tasdik aklın muhakeme ettiği şeyi, kalbin samimi ve gönlünde bir sıkıntı olmaksızın kabulüdür.
    O halde bir kişinin mü’min/müslüman olabilmesi için Allah’ı, onun buyruklarını (katından gelen kitaplarını- bu kitaplardaki bildirdiklerini; yani melekler, ahiret vb.) ve onun gönderdiklerini (Peygamberleri ve dolayısıyla Peygamberimizi) hiç bir istisnaya tabi tutmaksızın tereddütsüz bir şekilde kalben tasdik etmesi gerekir. Bunları yapmadığı takdirde o kişi mü’min/müslüman değildir. “Mü’min/Müslüman” şeklinde yazıyorum çünkü İslam’a boyun eğmeyen ile ona inanmayan arasında din açısından hiç bir fark yoktur. Konu reddetme olunca bu iki kavramın aralarındaki fark ne olursa olsun her iki durumda da İslam dininin dışında kalırlar.

    İşte yukarıda bahsettiğimiz Emevîler döneminde ortaya çıkmış Cehmiyye'nin kurucusu Cehm b. Safvân(128/745) ve taraftarlarına göre; iman, yalnızca Allah'ı, resüllerini ve O'ndan gelen herşeyi bilmektir. Marifetin dışındaki dil ile ikrar, kalb ile kabullenme, Allah ve Resûlünü sevme, onlara saygı, onlardan korkma ve azalarla amel iman değildir. Küfür ise, Allah'ı bilmemek olup, iman ve küfrün her ikisi de, sadece kalpte bulunur. (bk. Eş’arî, Makâlât, 132)
    Cehm b. Safvan ve ona bağlananlardan oluşan bu fırka, Allah'a imanın, Allah'ı, resûlünü ve Allah katından gelen her şeyi bilmek olduğunu, bunun dışında dilin itirafı, kalbin benimsemesi, Allah ve resûlünü sevmek, onlara saygı göstermek, onlardan korkmak ve organlarla iyi davranışlar sergilemek gibi şeylerin ise iman olmadığını ileri sürdüler. Onlara göre, inkar da Allah'ı bilmemektir. Bu fırkanın Horasan ve Mâverâünnehir'de çok sayıda taraftarı olmuş pek çok insanı saptırmışlardır. Onlar bu uğurda kendi görüşlerini desteklemeyen hadisleri de reddetmişlerdir.(bk. aynı yer)

    Halbuki iman hakkındaki tanımlar Sahabe asrından bu asra dek değişmeyen esaslardır ve üzerinde icma vardır. (hatta aksini söyleyen bir ehl-i sünnet alimi bulamazsınız)
    Dört mezheb imamının bu husustaki görüşleri şunlardır:
    İmam Ebu Hanife'ye göre, “İman ikrar ve tasdiktir” (bk. Ebu Hanife, el-Fıkhu'l-Ekber, s.304)
    İmam Malik'e göre, “İman söz(tasdik) ve ameldir” (bk. İbn Abdilberr, el-İntikâ, s.34)
    İmam Şâfiî'ye göre, “İman söz(tasdik) ve ameldir” (bk. İbn Abdilberr, el-İntikâ, s.81, Beyhakî, Menâkibu'ş-Şâfiî, I/387)
    İmam Ahmed b. Hanbel'e göre, “İman söz(tasdik) ve ameldir” (bk. el-Hallâl, es-Sünne, s.96, Beyhakî, Kitabu's-Sunne, 77-78)

    Bu zamana gelince; zaman ahir zaman malum ve kendini bu dünyaya elzem sanan her cinsi türedi. Yani bunların dışında şunun bunun (kendileri gibi) hiç bir değer ifade etmeyen tanımlarını da duyar olduk.

    MÜ'MİN-MÜSLÜMAN AYRIMI:
    Yine birileri de o tiplere aldanarak kalkıyor, Hucurât 14'den dem vurarak müslüman mü'min ayrımı yapıyor sonra da buradan yola çıkarak daha büyük bir cinayet işleyip bu kavramlara kavramına kafasına göre anlamlar yüklüyor:

    Bedeviler kim? Bu günkü anlamıyla eğitimsiz taşralılar. Peki bunların müslüman olmaları nasıl oldu. Gayet açık ve anlaşılır üç temel sebep var:
    Birincisi; ya ona güzelce İslam'dan bahsedilmiştir. Bu durumda gitmiş basitçe ve sadece kendine gerekli bulduğu kadarını öğrenerek müslüman olmuştur.
    İkincisi; menfaatini hesap etmiştir, güçlünün yanında olmak istemiştir. Müslüman olmuştur fakat içine girdiği dinin önemi ve ciddiyeti hakkında fikir sahibi olamamıştır.
    Üçüncüsü Kabilesinin liderinin müslüman olması sebebiyle müslüman olmuştur. Bu da sonuçta ikincisi gibidir.
    Son iki grup ta her türlü kabalık, anlayışsızlık ve başa kakma gibi câhilî esâmesi baki kalmıştır.
    (Bu konuda tüm İslam tarihi ve siyer kitaplarına bakılabilir.)

    Bi de o ayetlere bakalım:
    Hucurât 14. قَالَتِ الْأَعْرَابُ آمَنَّا قُل لَّمْ تُؤْمِنُوا وَلَكِن قُولُوا أَسْلَمْنَا وَلَمَّا يَدْخُلِ الْإِيمَانُ فِي قُلُوبِكُمْ وَإِن تُطِيعُوا اللَّهَ وَرَسُولَهُ لَا يَلِتْكُم مِّنْ أَعْمَالِكُمْ شَيْئاً إِنَّ اللَّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ
    Hucurât 14. Bedeviler: “İman ettik.” dediler. De ki: “Siz henüz iman etmediniz, fakat henüz iman kalplerinizin içine girmemiş olduğu halde “İslam'a girdik” deyin. Eğer Allah'a ve Rasûlüne itaat ederseniz, size amellerinizden hiçbir şey eksiltilmez; çünkü Allah çok bağışlayıcıdır, merhamet edendir.”
    Hucurât 15. نَّمَا الْمُؤْمِنُونَ الَّذِينَ آمَنُوا بِاللَّهِ وَرَسُولِهِ ثُمَّ لَمْ يَرْتَابُوا وَجَاهَدُوا بِأَمْوَالِهِمْ وَأَنفُسِهِمْ فِي سَبِيلِ اللَّهِ أُوْلَئِكَ هُمُ الصَّادِقُونَ
    Hucurât 15. Müminler, ancak o kimselerdir ki, Allah'a ve Rasûlüne iman ettikten sonra şüpheye düşmeyip Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla savaşmaktadırlar. İşte doğru olanlar onlardır ancak.
    Hucurât 16. قُلْ أَتُعَلِّمُونَ اللَّهَ بِدِينِكُمْ وَاللَّهُ يَعْلَمُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِ وَاللَّهُ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيمٌ
    Hucurât 16. De ki: “Siz Allah'a dindarlığınızı mı öğretiyorsunuz? Oysa Allah, göklerdekini ve yerdekini bilir ve Allah her şeyi bilendir”
    Hucurât 17. يَمُنُّونَ عَلَيْكَ أَنْ أَسْلَمُوا قُل لَّا تَمُنُّوا عَلَيَّ إِسْلَامَكُم بَلِ اللَّهُ يَمُنُّ عَلَيْكُمْ أَنْ هَدَاكُمْ لِلْإِيمَانِ إِن كُنتُمْ صَادِقِينَ
    Hucurât 17. İslam'a girdiklerini senin başına kakıyorlar. De ki: “Müslümanlığınızı benim başıma kakmayın, bilakis size iman yolunu gösterdiği için Allah sizin başınıza kakar, eğer doğru kimseler iseniz.
    Hucurât 18. إنً اللَّهَ يَعْلَمُ غَيْبَ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَاللَّهُ بَصِيرٌ بِمَا تَعْمَلُونَ
    Hucurât 18. Göklerin, yerin sırrını Allah bilir ve Allah, her ne yaparsanız görür.
    14. ayette “Siz henüz iman etmediniz” derken yukarıdaki saydığım son iki grup kastediliyor ve bu ayet devamındaki ayetle açıklanıyor;
    Sizin imanınızın sayılmaması itaat etmemenizdendir (Eğer Allah'a ve peygamberine itaat ederseniz) deniyor.
    İmanınızın sayılması için Allah ve Peygambere iman ettikten sonra, şüphe duymamanız ve onun yanı sıra (15. ayet) itaat de etmeniz gerekir.
    Yine sizin imanınızın sayılmama nedeninden biri önemi-ciddiyetinden uzak olmanıza ve dine vukufiyetiniz olmadığı halde din hakkında fikir yürütmeniz(16. ayet);
    biri de girdiğiniz dini, girmekle iyilik yapmış gibi başa kakmanızdır (17.ayet) deniyor.

    Şimdi gelelim bedevilerden yola çıkarak mü'min-müslüman kategorisi oluşturup yeni tanımlamalar yapmanın durumuna:
    (Anlamı zaten boyun eğmek olan) İslam'ın, imanın ilk basamağı olduğunu gösteren bu ayetlerden yola çıkarak İslam'a boyun eğmeyenleri bile müslüman kategorisine sokmak tam anlamıyla zır cahillik ya da bir zır cahilin oyuncağı olmaktır.
    Eğer bu ayetteki bedeviler, yalnızca müslüman olarak anılsa ve içinde bulundukları durumları nedeniyle mü'min değil de müslüman sayılsalardı yine bu mümkün olmazdı. Çünkü İslam demek, Allah'ın Peygamberiyle gönderdiği bu dine boyun eğmek, kabul etmek demektir.

    Tevbe suresine bakarsak bu bedevilerin niteliklerini görürüz;
    Tevbe 97. الْأَعْرَابُ أَشَدُّ كُفْرًا وَنِفَاقًا وَأَجْدَرُ أَلَّا يَعْلَمُوا حُدُودَ مَا أَنْزَلَ اللَّهُ عَلَى رَسُولِهِ وَاللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌ
    Tevbe 97. Bedevîler inkâr ve nifak bakımından daha ileri ve Allah'ın peygamberine indirdiği hükümlerin sınırlarını tanımamaya daha yatkındırlar. Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
    Tevbe 98. وَمِنَ الْأَعْرَابِ مَنْ يَتَّخِذُ مَا يُنْفِقُ مَغْرَمًا وَيَتَرَبَّصُ بِكُمُ الدَّوَائِرَ عَلَيْهِمْ دَائِرَةُ السَّوْءِ وَاللَّهُ سَمِيعٌ عَلِيمٌ
    Tevbe 98. Bedevilerden kimi de vardır ki, verdiğini angarya sayar ve size zamanın türlü türlü belalarını gözetir. O kötü devir kendi başlarına olsun! Allah, herşeyi işiten, herşeyi bilendir.
    Tevbe 99. وَمِنَ الْأَعْرَابِ مَنْ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الْآخِرِ وَيَتَّخِذُ مَا يُنْفِقُ قُرُبَاتٍ عِنْدَ اللَّهِ وَصَلَوَاتِ الرَّسُولِ أَلَا إِنَّهَا قُرْبَةٌ لَهُمْ سَيُدْخِلُهُمُ اللَّهُ فِي رَحْمَتِهِ إِنَّ اللَّهَ غَفُورٌ رَحِيمٌ
    Tevbe 99. Yine bedevilerden öyleleri vardır ki, Allah'a ve ahiret gününe inanır; harcadığını Allah katında yakınlarına ve Peygamberin dualarına vesile sayar; gerçekten bu, onlar için bir yakınlıktır. İleride Allah, onları rahmeti içine koyacaktır; çünkü Allah çok bağışlayan, çok merhamet edendir.
    Tevbe 101. وَمِمَّنْ حَوْلَكُمْ مِنَ الْأَعْرَابِ مُنَافِقُونَ وَمِنْ أَهْلِ الْمَدِينَةِ مَرَدُوا عَلَى النِّفَاقِ لَا تَعْلَمُهُمْ نَحْنُ نَعْلَمُهُمْ سَنُعَذِّبُهُمْ مَرَّتَيْنِ ثُمَّ يُرَدُّونَ إِلَى عَذَابٍ عَظِيمٍ
    Tevbe 101. Çevrenizdeki bedevîlerden birtakım münafıklar vardır. Medine halkından da münafıklıkta direnenler var ki sen onları bilmezsin. Biz onları biliriz. Onlara iki defa azap edeceğiz. Sonra da büyük bir azaba itileceklerdir.

    Burada bu bedeviler hakkında bazen durum tesbiti yapılmakta,
    Allah ve Rasûlün'nün buyruklarını redde meyilli oldukları belirtilir
    İtaatten kaçtıkları belirtilir
    fakat bazen de inandıklarından bahsedilir
    ve bazen münafıklıklarından bahsedilir.

    Demek ki, Hucurat Suresindeki ayetler nedenlerini de belirterek bedevilerin imanını iman saymamakta, Tevbe suresi ise bu imanı sayılmayan bedevileri tanımlamaktadır.
    O halde bedevi olunca mü'min değil müslüman demek yanlıştır. Bal gibi bedevinin de mü'mini(Tevbe 99), müslümanı(Hucurat 14), münafığı(Tevbe 97, 101) olabiliyormuş.

    Bu ayet ehl-i kitap değil ismen de zikredildiği üzere bu fiili işleyen/işleyecek müslümanlar hakkında inmiştir ve bu ayetlerde geçen esaslar, tüm müslümanım diyenler için geçerlidir:
    Kim İslam dininde olduğunu, söyleyip imanında şüpheler barındırıyorsa,(Hucurât 15) veya her an İslamın buyruklarını reddetmeye meyilli ise,(Tevbe 97)
    Kim İslam dininde olduğunu, söyleyip itaati reddediyorsa,(Hucurât 14)
    Dinine gereken ciddiyeti-önemi vermediği ve din hakkında bir bilgisi olmadığı halde (mesela mü'min şu, müslüman şu gibi) kendi veya başkalarının ağzıyla fikir yürütüyorsa,(Hucurât 16)
    İslam dinine girmekle veya içinde kalmakla Allah ve Rasulüne iyilik yaptığını sanıyorsa,(Hucurât 16)
    Bu kişiler de hiç mü'minim demesin. Sadece kuru bir İslam kabulü sebebiyle ya müslümandırlar veya münafık (Tevbe 101)
    Tıpkı ayette bahsedildiği üzere, onlar da olsa olsa ahir zamanın modern bedevileridir.
    Eğer böyle değilseler mü'mindirler (Tevbe 99)

    Falanca grup şunu diyormuş, filanca başkasını... Bizim için ölçü Kur’an, Sünnet ve Selef-i Sâlihînin takip ettiği yol.
    Mâide 54. يَاأَيُّهَا الَّذِينَ ءَامَنُوا مَنْ يَرْتَدَّ مِنْكُمْ عَنْ دِينِهِ فَسَوْفَ يَأْتِي اللَّهُ بِقَوْمٍ يُحِبُّهُمْ وَيُحِبُّونَهُ أَذِلَّةٍ عَلَى الْمُؤْمِنِينَ أَعِزَّةٍ عَلَى الْكَافِرِينَ يُجَاهِدُونَ فِي سَبِيلِ اللَّهِ وَلَا يَخَافُونَ لَوْمَةَ لَائِم
    Mâide 54. Ey iman edenler, içinizden kim dininden dönerse: Allah onların yerine, kendisinin sevdiği, onların da kendisini seveceği, mü'minlere karşı boyunları aşağıda, kafirlere karşı başları yukarıda, Allah yolunda savaşan, dil uzatanın kınamasından korkmayan bir topluluk getirir. İşte o, Allah'ın bir lütfudur ki, onu dilediğine verir. Allah, ihsanı bol, herşeyi bilendir.
    Gerisi angarya... ve's-selam

    KAYNAKLAR:
    Bu Cehmiyye denen sapık fırka Mu'tezile mezhebinin bir kolu da sayılan Cebriyye fırkasının alt koludur. Ben Mutezile veya Cebriyye'ye yazılan reddiyeleri buraya alarak konuyu uzatmak yerine sadece Cehmiyye'ye dair reddiyelerden meşhur ve matbu olanlarının birkaçını veriyorum.
    Cehmiyye'ye Reddiyeler:
    Ahmed b. Hanbel (ö. 241/855), er-Red ale'z-Zenâdıka ve'l-Cehmiyye
    Buhari (ö. 256/870), Halku Ef'âli'l-İbâd ve'r-Red ale'l-Cehmiyye (Ayrıca Sahih'i içinde: “Kitâbü't-Tevhîd ve'r-Red ale'l-Cehmiyye ve Ğayrihim” bölümü)
    İbn Kuteybe (ö. 276/889), el-İhtilâf fî'l-Lafz ve'r-Red ale'l-Cehmiyye ve'l-Müşebbihe
    Ebu Said Osman b. Said ed-Darimi (ö. 280/894), er-Red ale'l-Cehmiyye
    Ebu’l-Hüseyin Muhammed b. Ahmed el-Malati et-Tarâifî (ö. 377/987), et-Tenbîh ve'r-Red ala Ehli’l-Ehvâ ve'l-Bid'a
    İbn Mâce (ö. 273/886), Sünen'inde el-Mukaddime, "Mâ Enkereti'l-Cehmiyye" bölümü

    Farklı mezheblerin görüşleri için eserler oldukça fazladır, bir kaçı için bkz.
    Eş’arî, Makâlâtu’l-Eş’ariyyîn.
    Şehristânî, el-Milel ve’n-Nihal.
    Fahreddin Râzî, el-Muhassal.
    Gazzâli, Faysalu’t-Tefrika beyne’l-İslam ve’z-Zendeka.
    M.Ebu Zehra İslamda Siyasî İtikadî Mezhebler Tarihi.
    Ömer Nasuhi Bilmen, Muvazzah İlm-i Kelam.
    Ebû Hanîfe, el-Fıkhu’l-Ekber ve el-Fıkhu’l-Ebsat.
    Ahmed b. Hanbel, er-Reddu ale’l-Cehmiyye ve’z-Zenâdika.
    Not: Bu eserler türkçeye de tercüme edilmiştir.
    Ibn Abbas (r.a)’tan, Peygamber (s.a.v):"Sen Allah’ı bollukta bil, Allah da seni şiddet anında bilsin, istediğin zaman Allah’tan iste, yardım dilediğin zaman Allah’tan yardım dile. Olacak şeyler hakkında kalem kurudu. Eğer yaratıkların tümü Allah’ın hükmetmediği birşeyle sana fayda vermek isteseler, buna güç yetiremezler. Şayet Allah’ın senin aleyhine yazmadığı birşeyle sana zarar vermek isteseler, buna da güç yetiremezler. Bil ki hoşlanmadığın şeye sabırda çok hayır vardır, zafer sabırladır, çıkış kapısı sıkıntıyladır ve zorlukla beraber kolaylık vardır."
    [Hadis Hasen-Sahihtir. Tirmizi, Sünen - Ahmed b. Hanbel, Müsned - Abd b. Humeyd, Müsned - İbn Receb, Câmiu'l-Ulûm, vd.]

  2. #2
    student adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    19-09-2005
    Mesajlar
    5,219
    Karizma Gücü
    8
    recognizer kardeşim demiş ki ;

    Hz.Peygamber’in gönderildiği toplum olan cahiliyye arap toplumu herkesin de bildiği gibi müşrik ve putperest bir toplumdu.
    Cahiliyye müşriklerini neden incelemeliyiz? İncelemeliyiz çünkü ancak bu sayede Allah’ın hoşnut olmadığı bir hayat tarzını/medeniyeti Hz.Peygamber’in niçin ve ne şekilde değiştirmek için gönderildiğini anlayabiliriz. Yine incelemeliyiz çünkü onlar Kur'an'ın ilk muhataplarıydılar ve Kur'an onların dili üzerine, onların anlayabileceği şekilde indi. O halde biz de Kur'an'ı doğru bir şekilde anlamak istiyorsak onların ne anladığını hangi mekanda ve hal üzere iken tebliğe muhatap kılındıklarını incelemeliyiz.Bu toplumun inanç yapısını incelediğimiz zaman şunları görmekteyiz;

    Cahiliyye toplumuna İslam gelmeden önce de onlarda hristiyanlık, yahudilik ateistlik, cinlere tapıcılık ve putperestlik gibi İslam'ın reddettiği çeşit çeşit inançlar vardı.
    Yahudilik ve Hristiyanlık ile ilgili konulara daha önce değindiğimden/değinildiğinden bu konudaki ayetleri vererek konuyu uzatmak istemiyorum.
    Cahiliyye dönemini en iyi gözler önüne sermesi ve delillendirme bakımından cahiliyye dönemi arap şiiri iyi bir malzemedir fakat günümüzde hadis ve tarih rivayetlerini delil olarak kabul etmeyen zihniyetler söz konusu olduğundan ardı sıra hemen ayetleri aktaracağım ve delil olarak yalnızca onlarla yetineceğim.

    Cahiliyye Şiirinde dini unsurlar:
    Arabın birinin bir şiiri:
    و باللهِ إنً اللهَ منْهُنً أكبرُ
    و باللاًتِ و العُزًى و مَنْ دانَ دِينَها
    Lât'a, ‘Uzzây'a ve onlara ibadet edenlere and içerim, Allah'a da; çünkü Allah, onlardan daha yücedir.
    (İbnu'l-Kelbî, Kitâbu'l-Esnâm, s. 13.) (trc. Beyza Düşüngen)


    Ama putuna da yemin ediyordu:
    و ما سُحِقـَتْ فيهِ المَقـَادِمُ و القـَمْلُ
    حَلـَفـْتُ بأنـْصـابِ الأقـَيْصِرِ جاهِداً
    Ukaysır'ın kutlu taşlarına, başların ve bitlerin kazıldığı (hacıların tıraş olduğu) yere andiçerim.
    (İbnu'l-Kelbî, Kitâbu'l-Esnâm, s. 13.)

    Hac ve umre yaparlarken şöyle derlerdi:
    لَبَّيْكَ !للهُمَّ لَبَّيْكَ! لَبَّيْكَ! لا شَرِيكَ لَكَ! إلاَّ شَرِيكٌ هُوَ لَكَ! تـَمْلـِكُـهُ و ما مَلـَكَ
    Buyur Allah’ım! Buyur! Buyur, senin ortağın yoktur. Bir ortağın varsa o da sana ait*tir; sen ona ve onun sahip olduğuna da maliksin.
    (İbnu'l-Kelbî, Kitâbu'l-Esnâm, s. 6.)

    Tavaf ederken:
    واللاَّتِ و العُزَّى و مَـنـَاةَ الثَّالِثـَةِ الأخْرَى فإنَّهُنَّ الغَرَانِيقُ العُلـَى و إنَّ شـَفـَاعَتـَهُنَّ لـَتـُرْتـَجَى.
    Lat, Uzzâ ve üçüncüleri Menât'a yemin ederiz; onlar yüce turnalardır, onların şefaatine elbette ümit bağlanabilir.
    (İbnu'l-Kelbî, Kitâbu'l-Esnâm, s. 13.)



    mesajın devamındaki bazı ayetler ;

    Yunus 18. وَيَعْبُدُونَ مِنْ دُونِ اللَّهِ مَا لَا يَضُرُّهُمْ وَلَا يَنْفَعُهُمْ وَيَقُولُونَ هَؤُلَاءِ شُفَعَاؤُنَا عِنْدَ اللَّهِ قُلْ أَتُنَبِّئُونَ اللَّهَ بِمَا لَا يَعْلَمُ فِي السَّمَوَاتِ وَلَا فِي الْأَرْضِ سُبْحَانَهُ وَتَعَالَى عَمَّا يُشْرِكُونَ
    Yunus 18. Allah’ı bırakıyorlar da kendilerine ne zarar, ne de fayda vermeyecek şeylere tapıyorlar ve: “Onlar bizim Allah yanında şefaatçılarımız!” diyorlar. De ki: “Siz Allah’a göklerde ve yerde bilmediği birşey mi haber vereceksiniz?” O, onların ortak koştukları şeylerin hepsinden münezzeh, çok yücedir.
    Zümer 43. أَمِ اتَّخَذُوا مِن دُونِ اللَّهِ شُفَعَاء قُلْ أَوَلَوْ كَانُوا لَا يَمْلِكُونَ شَيْئاً وَلَا يَعْقِلُونَ
    Zümer 43. Yoksa Allah’tan başka şefaatçılar mı edindiler?! De ki: "Hiçbir şeye güç yetiremeseler ve akıl erdiremeselerde mi?"
    Cahiliyyede cinlere tapıcılık:
    En’âm 100. وَجَعَلُوا لِلَّهِ شُرَكَاءَ الْجِنَّ وَخَلَقَهُمْ وَخَرَقُوا لَهُ بَنِينَ وَبَنَاتٍ بِغَيْرِ عِلْمٍ سُبْحَانَهُ وَتَعَالَى عَمَّا يَصِفُونَ
    En’âm 100. Bir de tutup cinleri (gizli yaratıkları) -onları yarattığı halde- Allah’a ortak koştular. Bundan başka bir de O’na oğullar ve kızlar saçmaladılar, ne dediklerini bildikleri yok. O’nun yüce zatı, onların vasıflamalarından münezzeh ve yücedir.
    Cahiliyyede meleklere tapıcılık:
    İsrâ 40. فَأَصْفَاكُمْ رَبُّكُم بِالْبَنِينَ وَاتَّخَذَ مِنَ الْمَلآئِكَةِ إِنَاثاً إِنَّكُمْ لَتَقُولُونَ قَوْلاً عَظِيم
    İsrâ 40. Şimdi Rabbiniz sizi, oğullarla seçkin bir duruma getirdi de kendisi meleklerden dişiler edindi, öyle mi? Gerçekten siz çok büyük bir söz söylüyorsunuz!
    Nahl 57. وَيَجْعَلُونَ لِلّهِ الْبَنَاتِ سُبْحَانَهُ وَلَهُم مَّا يَشْتَهُونَ
    Nahl 57. Allah'a kızlar isnat ediyorlar O, bundan münezzehtir, kendilerine ise canlarının istediğini.


    Demek ki Allah , kendisinin var olduğunu kabul eden fakat kendisine ortak koşanları MÜSLÜMAN olarak kabul etmiyor.

    Bu konunun açılması çok faydalı olacak inşallah ,



    selam ve dua ile,
    En-am Suresi 68.Ayet;

    Ayetlerimiz konusunda 'alaylı tartışmalara dalanlar:' -onlar bir başka söze geçinceye kadar- onlardan yüz çevir. Şeytan sana unutturacak olursa, bu durumda hatırlamadan sonra, artık zulmeden toplulukla beraber oturma.

  3. #3
    HAMZA... adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    09-02-2007
    Mesajlar
    5,134
    Karizma Gücü
    7
    Eyvallah Recognizer kardeşim, Allah inancına dair şimdi bile iki yüzlüler vardır. Cuma namazına giderler çıktıktan sonra Dini eleştirmeye devam ederler. Bedevilerden bizdede çok var demekki
    HAMZA...


    Son Ağaç yıkıldığında, Son Nehir kuruduğunda, Son Balık öldüğünde,son Çiçek solduğunda paranın yenmeyeceğini öğreneceksiniz (Kızılderili Atasözü)



    TÜRKYAŞAM
    FENERBAHÇELİLE

    Hep DESTEK
    Tam DESTEK!!




    NE KADAR BİLİRSEN BİL, SÖYLEDİKLERİN KARŞINDAKİ KİŞİNİN ANLADIĞI KADARDIR. (HZ. MEVLANA)

  4. #4
    Karapapag adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    13-08-2007
    Mesajlar
    792
    Karizma Gücü
    5
    Biz diyoz zaten değiştirdiği bişi yok evveli neyse sonrasıda aynı, Siz diyosunuz çok şey değiştirdi, kendinizde yazıyonuz adamlar islamdan önce ney se sonrasındada aynı.

    Birkaç ufak tefek farklılıkların dışında, Mesela Putları şefaatçi ve Tanrıya ulaşmada aracı sayan araplara yeni şefatçiler canlı yaşamış veya ölmüş şefaatçiler çıkardı, Evliyalar şeyhler şıhlar putların yerini aldı, Tabi büyük ğut Kabe hariç, o hala kaldı evveldende hac vardı sonrada devam etti, Evveldende kurban kesmek vardı şimdide var, Değiştirdiği ne oldu söyleyebilecek varmı.
    Savaşlara sebep olan tüm farklılıkların yokolması dileğiyle, En baştata dinlerin...

    İzinden ayrılmayacağız m.

  5. #5
    İmhotep adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    23-11-2007
    Mesajlar
    1,425
    Karizma Gücü
    5
    Hatim et-Tâî (ö. Miladi 578)'nin bir şiiri:
    و يُـحْــيـِي العِـظامَ الـبـِـيـضَ وَهْيَ رَمِـيـمُ
    أما و الذي يَـعْـلَـمُ الغَـيْـبَ غَـيـْـرَهُ
    O.çürümüş bembeyaz olmuş kemikleri diriltecektir.Gaybı O’ndan başka kim bilir ki?
    (Hâtim b ‘Abdullâh b. Sa‘d b. el-Haşrec et-Tâ’î, Dîvân, s. 87.)

    İslami unsurlar muhammedden önce allahın bilinmediğinden bahsederler oysa Muhammed doğmadan önce bile allah biliniyordu, madem allah muhammedden önce biliniyordu hac vardı, baş traşlamak vardı, tavaf vardı, secde vardı muhammed neden bu kadar gözlerde büyütüldü
    muhammed aynı ritüelleri neden emretti ?? muhammedden önce bilinen allah tevratın allahımıydı? incilinmi? yoksa başka tatile çıkan allahlardan birimiydi?
    (Tanrı öldü.)
    Religulous _ 1. ve 2. bölümler kendi uploadım.
    http://www.vimeo.com/11457696
    Cosmos serisinin 1.2.3. filmleri toplam 10 part kendi uploadım
    http://www.dailymotion.com/relevance/search/cosmos
    BBC Walking With Cavemen CD1- 1. bölüm ve devamı 2. bölüm ekran üzerine gelecek bittiğinde (Türkçe altyazı)
    http://www.dailymotion.com/video/xb3...cd1-bolum_tech
    BBC Walking With Cavemen CD2 bölüm 1/3 (Türkçe altyazı) kendi uploadım.
    http://www.youtube.com/watch?v=XpXn0hxuyPw 3. 4. seriler youtube da mevcut.

  6. #6
    Karapapag adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    13-08-2007
    Mesajlar
    792
    Karizma Gücü
    5
    Alıntı İmhotep tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Hatim et-Tâî (ö. Miladi 578)'nin bir şiiri:
    و يُـحْــيـِي العِـظامَ الـبـِـيـضَ وَهْيَ رَمِـيـمُ
    أما و الذي يَـعْـلَـمُ الغَـيْـبَ غَـيـْـرَهُ
    O.çürümüş bembeyaz olmuş kemikleri diriltecektir.Gaybı O’ndan başka kim bilir ki?
    (Hâtim b ‘Abdullâh b. Sa‘d b. el-Haşrec et-Tâ’î, Dîvân, s. 87.)

    İslami unsurlar muhammedden önce allahın bilinmediğinden bahsederler oysa Muhammed doğmadan önce bile allah biliniyordu, madem allah muhammedden önce biliniyordu hac vardı, baş traşlamak vardı, tavaf vardı, secde vardı muhammed neden bu kadar gözlerde büyütüldü
    muhammed aynı ritüelleri neden emretti ?? muhammedden önce bilinen allah tevratın allahımıydı? incilinmi? yoksa başka tatile çıkan allahlardan birimiydi?
    O dönemin şairlerine neden kumpaslar kurdurup kafalarını kestirtip ayaklarının dibine kadar getirtmesinin sebebi bu olabilirmi ikiside aynı şeyleri söylüyolarmış.

    Rakipleri temizliyormuş demekki,
    Savaşlara sebep olan tüm farklılıkların yokolması dileğiyle, En baştata dinlerin...

    İzinden ayrılmayacağız m.

  7. #7
    İmhotep adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    23-11-2007
    Mesajlar
    1,425
    Karizma Gücü
    5
    evet karapapag kardeş sen daha akıllısın benden

    şiiri sevmediğini okumuştum muhammedin birde hilyei şerifi var yani fiziki özellikleri oradada yüzünden yaralandığı halde hilyei şeriflerde bu yaradan hiç bahsetmez
    (Tanrı öldü.)
    Religulous _ 1. ve 2. bölümler kendi uploadım.
    http://www.vimeo.com/11457696
    Cosmos serisinin 1.2.3. filmleri toplam 10 part kendi uploadım
    http://www.dailymotion.com/relevance/search/cosmos
    BBC Walking With Cavemen CD1- 1. bölüm ve devamı 2. bölüm ekran üzerine gelecek bittiğinde (Türkçe altyazı)
    http://www.dailymotion.com/video/xb3...cd1-bolum_tech
    BBC Walking With Cavemen CD2 bölüm 1/3 (Türkçe altyazı) kendi uploadım.
    http://www.youtube.com/watch?v=XpXn0hxuyPw 3. 4. seriler youtube da mevcut.

  8. #8
    mimmoza adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    29-04-2007
    Mesajlar
    285
    Karizma Gücü
    0
    recognizer;
    Anlaşılan şekliyle, mesleğiniz icabı araştırmalar yapıyor ve akıcı bir yazım şekliyle de aktarıyorsunuz.
    Yine görülen ve anlaşılan şekliyle, sadece okuyor yazıyor ve aktarıyorsunuz.Bu ayetlerle Allah bana da bir vecibe yüklüyor mu diye düşünmüyor görünüyorsunuz.
    Böyle olunca da ayetlerin anlamlarını,daima kendi dışınızda (şahıs,grup,zümre,ümmet..)ki muhatablarına söylenecek söz ve onların eksiklerinin tartılması için var olan hükümler bütünü gibi yorumlama tavrı,her cümlede hissedilir oluyor.
    Ancak,bunca araştırma ve derlemeleri yaparken ve bundan sonuçlar çıkarırken,sizin de sıkça vurguladığınız "kuran ayetlerine" aykırı olmaması gerekmektedir.
    Şimdi bu konuya başlangıç olan yazınızdaki
    ......bu ayetlerden yola çıkarak İslam'a boyun eğmeyenleri bile müslüman kategorisine sokmak tam anlamıyla zır cahillik ya da bir zır cahilin oyuncağı olmaktır.
    ne anlama gelmektedir.
    İslam=Allahı tanımak,onun varlığına kani olmak iken,boyun eğmek Allaha iken ne demek oluyor bu "İSLAMA BOYUN EĞMEK".Siyasi bir söylemden başka?.
    İnsanlar Allaha teslim olmakla İSLAM olurlar.İSLAMA BOYUN EĞMEZLER.Boyun eğmek ve itaat ancak varlığı mutlak olan Allaha olur.Kavramlara değil.
    Bir diğer söyleminiz de;
    Çünkü İslam demek, Allah'ın Peygamberiyle gönderdiği bu dine boyun eğmek, kabul etmek demektir.
    Allah hangi peygamberiyle bir din göndermiştir?.Tek bir ayet gösterin lütfen.
    Yoksa tüm Nebileri ve Resullerini İSLAMİYET ÜZERE GÖNDERMİŞ OLMASIN?.Şeriatları ile anılmak ve İslamiyet üzere..
    Allah teslim olmak ve boyun eğmek yerine DİNE BOYUN EĞME iddiası ancak mana tahrifatı olur.Dikkatli olmak gerekir.
    Size göre yine adamakıllı cahillik yaptık değil mi?.
    Klişe olarak karşı olduğunuz cahiliye şairleri de peygamberimize ve ondan sadır olan İLME karşı cahillik ve hatta delilik ithamında bulunmuşlardı.hatta benzer ithamlar ehl-i kitabın çoğu alimlerince de ileri sürülmüştü.

  9. #9
    recognizer adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    10-04-2007
    Mesajlar
    509
    Karizma Gücü
    6
    Bismillah,

    Alıntı mimmoza tarafından gönderildi.
    recognizer;
    Anlaşılan şekliyle, mesleğiniz icabı araştırmalar yapıyor ve akıcı bir yazım şekliyle de aktarıyorsunuz.
    Yine görülen ve anlaşılan şekliyle, sadece okuyor yazıyor ve aktarıyorsunuz.Bu ayetlerle Allah bana da bir vecibe yüklüyor mu diye düşünmüyor görünüyorsunuz.
    Böyle olunca da ayetlerin anlamlarını,daima kendi dışınızda (şahıs,grup,zümre,ümmet..)ki muhatablarına söylenecek söz ve onların eksiklerinin tartılması için var olan hükümler bütünü gibi yorumlama tavrı,her cümlede hissedilir oluyor.
    Yazılarıma aynıyla yada daha güçlü bir şekilde mukabele etmek yerine benim hakkımda neden bir yorum yapma ihtiyacı hissediyorsunuz anlamıyorum. !
    "...sadece okuyor yazıyor aktarıyorsunuz." şeklindeki anlayıştan uzak tabirinizi mutad bir kuruntunuz olarak size iade ediyorum, herhalde herkesi kendiniz gibi sanıyorsunuz.
    Bir müslüman olarak okuyan, yaşayan, anlatan, yazan ve tebliğ eden bir kişiyim.
    Ben islam dininin dışında hiç bir cemaate, zümreye veya gruba kendini borçlu ve bağımlı hissetmeyen bir müslümanım. Bu sebeble hiç kimse için okuduğum ve yazdığım bilgileri eğip bükmem. Yazdığım yazı ortalığa... Böyle olunca haliyle yarası olanlar gocunuyor ve gocunsunlar, onların ne hissettiği umurumda değil.

    Her şeyden önce benim iddilarıma o öyle değil şöyledir, böyle demektir gibi laf edebiyatı yapmak yerine;
    Yazdığın şey, şu ayete veya bu hadise aykırıdır şeklinde delilli konuşsanız size cevabım daha ciddi ve anlayışlı olurdu.
    Bakışında problem olduğu kesin çünkü yeni bir şey söylemiyorum. Ayetler de deliller de ortada...
    Ama bir ayete veya sahih bir delile dayanmaksızın sırf kendinizin veya birilerinin yorumuyla benim eleştirilerime yorum diyen sizsiniz.


    Alıntı mimmoza tarafından gönderildi.
    Ancak,bunca araştırma ve derlemeleri yaparken ve bundan sonuçlar çıkarırken,sizin de sıkça vurguladığınız "kuran ayetlerine" aykırı olmaması gerekmektedir.
    Şimdi bu konuya başlangıç olan yazınızdaki
    Alıntı recognizer tarafından gönderildi.
    ......bu ayetlerden yola çıkarak İslam'a boyun eğmeyenleri bile müslüman kategorisine sokmak tam anlamıyla zır cahillik ya da bir zır cahilin oyuncağı olmaktır.
    ne anlama gelmektedir.
    İslam=Allahı tanımak,onun varlığına kani olmak iken,boyun eğmek Allaha iken ne demek oluyor bu "İSLAMA BOYUN EĞMEK".Siyasi bir söylemden başka?.
    İnsanlar Allaha teslim olmakla İSLAM olurlar.İSLAMA BOYUN EĞMEZLER.Boyun eğmek ve itaat ancak varlığı mutlak olan Allaha olur.Kavramlara değil.
    "...kuran ayetlerine aykırı olmaması gerekmektedir."
    Bu cümleyi kuruşunuz dahi sakat bir ifadeyle;
    Eğer şiirleri kastediyorsanız yazıyı aklınız başında iken bir daha okuyun, yukarıda şiirleri delil olarak kullanmayacağımı belirttim.
    Yok eğer çıkarımlarımı kastediyorsan, neredeyse her önemli noktadaki cümle sonunda ayet ve numarasını verdim.
    Yok eğer verdiğim ayetlerle sorununuz varsa ki öyle görünüyor; Ayetlerin, ayetlere aykırılığı söz konusu olamaz.

    İslam=Allahı tanımak,onun varlığına kani olmak iken,boyun eğmek Allaha iken ne demek oluyor bu "İSLAMA BOYUN EĞMEK".Siyasi bir söylemden başka?.
    İslam kelimesine gelince,
    Mevcut tüm ilmihal kitaplarını, sözlükleri inceleyin hepsinde esleme fiilinin mastarı olan islam kelimesi, ya teslim olmak, terketmek veya bırakmak, boyun eğmek şeklinde geçer.
    Sonra cehaletten bahsedince kızıyorsunuz bana bir tane sözlük veya açıkça ayet göster ki orada İslam Allah'ı tanımaktır diye ifade olsun. Hele varlığına kani olmak gibi bir ifade herhangi kaynak metinde geçsin. Siyasi söylem ifadene yalnızca gülüp geçiyorum.
    Herşeyden öte seni fikren yeterince donatamamış olmalılar ki hemen alt satırda "İnsanlar Allaha teslim olmakla İSLAM olurlar" diyerek kendini yalanlıyorsun.
    Boyun eğmenin teslim olmaktan farkı ne peki. Sırf galibinin biri boyun eğmezler kelimesini kabul etmedi diye mi bu kelimeyi bırakacağız. Delilin ne, hangi ayete veya hadise dayanıyorsun... Tabi ki hiç!
    "Boyun eğmek ve itaat ancak varlığı mutlak olan Allaha olur.Kavramlara değil." Bu ifaden ya anlayışsızlıktan ya da kasten anlamamazlıktan. Sizden başka kimsenin böyle bir cümle kuracağını, burdan bunu anlayacağını sanmam.
    Ben diyorum ki; islam, Allah'ın Peygamberiyle gönderdiği bu dine boyun eğmektir. Ayrıca Kavramlara ifadesi bana ait değil, o senin uydurman.
    Çünkü Allah ile peygamberin arasını ancak siz ayırırsınız. Sanki Kur'an, rasûle itaati emretmemiştir size göre. Sonra ben sizin dininizden uzağım deyince bir sürü lüzumsuzluk edebiyatı yapıyorsunuz. (Eğer bunu bile bile yapıyorsanız, gönül rahatlığıyla yine söylüyorum ben sizin bu tahrif ettiğiniz dininizi reddediyorum.)


    Alıntı mimmoza tarafından gönderildi.
    Bir diğer söyleminiz de;
    Alıntı recognizer tarafından gönderildi.
    Çünkü İslam demek, Allah'ın Peygamberiyle gönderdiği bu dine boyun eğmek, kabul etmek demektir.
    Allah hangi peygamberiyle bir din göndermiştir?.Tek bir ayet gösterin lütfen.
    Yoksa tüm Nebileri ve Resullerini İSLAMİYET ÜZERE GÖNDERMİŞ OLMASIN?.Şeriatları ile anılmak ve İslamiyet üzere..
    Allah teslim olmak ve boyun eğmek yerine DİNE BOYUN EĞME iddiası ancak mana tahrifatı olur.Dikkatli olmak gerekir.
    Size göre yine adamakıllı cahillik yaptık değil mi?.
    Klişe olarak karşı olduğunuz cahiliye şairleri de peygamberimize ve ondan sadır olan İLME karşı cahillik ve hatta delilik ithamında bulunmuşlardı.hatta benzer ithamlar ehl-i kitabın çoğu alimlerince de ileri sürülmüştü.
    Sonra cehalet deyince kızıyorsunuz:
    Birincisi, Önce mana tahrifatından bahsedebilmek için manadan anlamak lazım. Manasından anlayacağınız metnin diline hakim olmanız lazım. Mana nasıl çıkarılır bilmeniz lazım.
    Sizde bunların hiç biri olmadığı halde ahkam kesiyorsunuz. Asıl tahrifat budur. Şayet bu yaptığınızı bilmeyerek (cehaletten) yaptığınıza inanmasam, size rahatlıkla islam düşmanı derdim.
    Cehalet kelimesi ağırınıza gidebilir ama bunun adına ben cehalet demesem de başkası başka bir şey der mutlaka...

    "Allah hangi peygamberiyle bir din göndermiştir?.Tek bir ayet gösterin lütfen." diyorsun
    Sonra bana kendine bir vecibe yüklemekten söz ediyorsun. İnsan bu cümleyi yazmadan bi araştırır, din kelimesini meallerde bir taratır en azından...
    Acaba o senin dediğin her dinin hak üzere olması ve tevhid üzere olması ve Allah katında makbul olan dinin islam olması mı... Bu diğerlerinin başka bir din olmasını engelliyor mu...
    Ama islamdan başka din yok düşüncesi aşağıdaki ayetlerdeki İslam'ın yanı sıra İbrahim'in dini, İshak'ın dini, Yakub'un dini şeklindeki ifadeleri görünce inkar mı edecek...
    Ayrıca, Kur'an diğerleri hakkında din ifadesini kullanmışsa biz de kullanıyoruz, sizin işinize gelmiyorsa siz kullanmayın...
    Ben sana daha çok olmasına rağmen (ve yine de göremeyeceğine emin olmama rağmen) bir kaç tane göstereyim:
    Aşağıdaki ayetlerde kimin dini veya kimlerin dinleri deniyor bak bakalım. Dahası din anlamına kullanılan mille' kelimesi de var ama sizinle kur'an'da dahi anlaşamadığımız için onları buraya almadım.
    Alın size iki türden ayetler; bazısında direk onların dini deniyor, bazısında ise açıkça İBRAHİM'İN DİNİ, İSHAK'IN DİNİ, YAKUB'UN DİNİ diye belirtiyor (büyük yazdım ki göresiniz).

    Al-i İmran 24. Bunun sebebi, onların, "Bize, ateş sadece sayılı günlerde dokunacaktır." demeleridir. Uydurageldikleri şeyler dinleri konusunda kendilerini aldatmıştır.
    Nisa 125. Kimin dini, iyilik yaparak kendini Allah'a teslim eden ve hakka yönelen İbrahim'in dinine tabi olan kimsenin dininden daha güzeldir? Allah İbrahim'i dost edindi.
    Maide 77. De ki: "Ey Kitap ehli! Hakkın dışına çıkarak dininizde aşırı gitmeyin. Daha önce sapmış, bir çoklarını da saptırmış ve dümdüz yoldan da şaşmış bir milletin arzu ve keyiflerine uymayın."
    Enam 137. Yine bunun gibi, Allah'a ortak koşanların çoğuna, koştukları ortaklar, çocuklarını öldürmelerini güzel gösterdi ki; onları helake sürüklesinler ve dinlerini karıştırıp onları yanıltsınlar. Eğer Rabbin dileseydi bunu yapamazlardı. Artık sen onları uydurdukları ile baş başa bırak.
    Enam 159. Şu dinlerini parça parça edenler ve kendileri de grup grup ayrılmış olanlar var ya, onlarla hiçbir ilişiğin yoktur. Onların işi ancak Allah'a kalmıştır. Sonra, yapmakta olduklarını kendilerine haber verecektir.
    Enam 161. De ki:"Şüphesiz Rabbim beni doğru bir yola, dosdoğru bir dine, Hakk'a yönelen İbrahim'in dinine iletti. O, Allah'a ortak koşanlardan değildi."
    Tevbe 33. O, Allah'a ortak koşanlar hoşlanmasalar bile dinini, bütün dinlere üstün kılmak için, peygamberini hidayetle ve hak dinle gönderendir.
    Yusuf 38. "Atalarım İbrahim, İshak ve Yakub'un dinine uydum. Bizim Allah'a herhangi bir şeyi ortak koşmamız olamaz. Bu, bize ve insanlara Allah'ın bir lütfudur, fakat insanların çoğu şükretmezler."
    Kehf 20. "Çünkü onlar sizi ele geçirirlerse ya taşlayarak öldürürler, yahut kendi dinlerine döndürürler. O zaman da bir daha asla kurtuluşa eremezsiniz."
    Rum 32. Allah'a yönelmiş kimseler olarak yüzünüzü hak dine çevirin, O'na karşı gelmekten sakının, namazı dosdoğru kılın ve müşriklerden; dinlerini darmadağınık edip grup grup olan kimselerden olmayın. Her bir grup kendi katındaki ile sevinip böbürlenmektedir.
    Şura 21. Yoksa, Allah'ın izin vermediği bir dini kendilerine tutulacak yol kılan ortakları mı var? Eğer kesin hükmü olmasaydı, derhal aralarında hüküm verilirdi. Şüphesiz, zâlimler için elem dolu bir azap vardır.
    Casiye 16, 17, 18. Andolsun biz, İsrailoğullarına kitap, hükümranlık ve peygamberlik verdik. Onları güzel ve temiz yiyeceklerle rızıklandırdık ve onları (dönemlerinde) âlemlere üstün kıldık.
    Onlara din[/COLOR] konusunda açık deliller verdik. Ama onlar ancak kendilerine bilgi geldikten sonra, aralarındaki hasetten dolayı ayrılığa düştüler. Şüphesiz Rabbin, hakkında ayrılığa düştükleri şeyler konusunda kıyamet günü, aralarında hüküm verecektir.
    Sonra da seni din işi konusunda açık bir yola koyduk. Sen ona uy, bilmeyenlerin heva ve heveslerine uyma.
    Fetih 28. O, Peygamberini hidayet ve hak din ile gönderendir. (Allah) o hak dini bütün dinlere üstün kılmak için (böyle yaptı). Şahit olarak Allah yeter.
    Saff 9. O, kendisine ortak koşanlar hoşlanmasa da, dinini bütün dinlere üstün kılmak için peygamberini hidayet ve hak din ile gönderendir.

    Şimdi, bu ayetlerde başka bir dinden bahsediliyor mu yoksa hayal mi okuyorsun. Varsa demek ki başka din de var. Yok diyorsan ayetlerde bu din kelimeleri (üstelik metinde de aynen geçiyor) sizin yüksek ilminize göre tahrif mi oluyor.

    "Klişe olarak karşı olduğunuz cahiliye şairleri de... " bu nasıl bir ifade yoksa siz klişe olarak putperest cahiliyye şairlerinden yana mısınız. Yoksa onlara da mı müslüman diyorsunuz. Biraz yazdığınızı okusanız ya... Klişe demek içeriğini tam olarak bilmese de birilerini örnek alarak kalıplaşmış ifadeler kullanmaktır. Aynaya müracat ediniz. Ben klişe olsaydım cahiliyye şairlerini baştan tukaka ilan eder şiirlerinden alıntı yapmazdım.
    Halbuki bu gün onların inançta izdüşümleri, takipçileri var.

    Ayrıca cahilî arapların burda şiirlerini verdim de onları sizin diğer (yahudi-hristiyan) müşrikleri ilan ettiğiniz gibi müslüman mı ilan ettim ki, bana peygambere ne yaptıklarını söylüyorsun. Ben o şairlerin müşrik ve kafir oluş biçimlerini, nedenlerini açıkladım. Hiç kendinize ders çıkarmamışa benziyorsunuz.

    "hatta benzer ithamlar ehl-i kitabın çoğu alimlerince de ileri sürülmüştü."
    Ben de bu yazıda aynı şeyi söylüyorum ya. Ha yahudi-hristiyan ha cahiliyyenin putperest şairi... şirk koşunca ne farkları var birbirinden...
    Ama bu sözünü, şirklerine rağmen onları müslüman ilan eden sizinkiler duymasın. Sonra seni afaroz ederler.
    Ibn Abbas (r.a)’tan, Peygamber (s.a.v):"Sen Allah’ı bollukta bil, Allah da seni şiddet anında bilsin, istediğin zaman Allah’tan iste, yardım dilediğin zaman Allah’tan yardım dile. Olacak şeyler hakkında kalem kurudu. Eğer yaratıkların tümü Allah’ın hükmetmediği birşeyle sana fayda vermek isteseler, buna güç yetiremezler. Şayet Allah’ın senin aleyhine yazmadığı birşeyle sana zarar vermek isteseler, buna da güç yetiremezler. Bil ki hoşlanmadığın şeye sabırda çok hayır vardır, zafer sabırladır, çıkış kapısı sıkıntıyladır ve zorlukla beraber kolaylık vardır."
    [Hadis Hasen-Sahihtir. Tirmizi, Sünen - Ahmed b. Hanbel, Müsned - Abd b. Humeyd, Müsned - İbn Receb, Câmiu'l-Ulûm, vd.]

  10. #10
    mimmoza adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    29-04-2007
    Mesajlar
    285
    Karizma Gücü
    0

    Duyuru

    bay recognazer,
    Siz ya gerçekten çok bilgisiz,sadece kopyalayan amma ne kopyaladığını da bilmeyen birisiniz,ya da gerçekten kuranı tahrifle görevlisiniz.
    Şu cümlelerinizin ne anlama geldiğinden de haberiniz yoktur sizin.
    İslam kelimesine gelince,
    Mevcut tüm ilmihal kitaplarını, sözlükleri inceleyin hepsinde esleme fiilinin mastarı olan islam kelimesi, ya teslim olmak, terketmek veya bırakmak, boyun eğmek şeklinde geçer.
    diyeceksin(doğru bir kopyalama),amma ne anlama geldiğini bilemediğinden veya işine böyle geldiğinden anlamamış görüneceksin ve teslim olmanın kime olduğunu bilemeyecek kadar kör veya maksatlısın ki
    "İnsanlar Allaha teslim olmakla İSLAM olurlar" diyerek kendini yalanlıyorsun.
    şeklinde eleştiride bulunabiliyorsun.
    Peki soruyorum sana (amma buna da doğru dürüst cevap verebileceğinden emin değilim); İnsanlar kime teslim olunca Müslüman olurlar?.
    Sana göre İslama teslim olanlar Müslüman oluyor değil mi?.
    Ben diyorum ki; islam, Allah'ın Peygamberiyle gönderdiği bu dine boyun eğmektir.
    diyebildiğine göre.
    Yahu kim böyle garabet bir cümle ve ifade görmüştür acaba? Kurana ve Allahın bildirisine zıt şeyleri dindendir diye sunduğunuz yetmedimi hala.
    Yok, dedim ya sen ne dediğinden veya sadece kopyalıyorsan da ne anlama geldiğinden haberi olmayan birisin..
    Dine boyun eğilmez,din bir olgunun adıdır ve islam da bir mana ifadesi olan kavramdır.Sen bunların da farkında değilsin bu kesin.:basket1
    Kişi Allaha boyun eğer,teslim olur,ve İSLAMA GİRMİŞ OLUR,ADINA DA MÜSLÜMAN DENİR. Bunun bilinen ve imani karşılığı "LAİLAHEİLLALLAH" demektir.
    Eğer bunu da anlamıyorsan ve halen "islama boyun eğer,teslim olur,vs." diyeceksen,sana bu bilgileri veren hangi alim ise ona da bir okut yazdıklarını ne diyecek?.
    Hele şu cümlelerinle kuranı ne kadar okuduğun ve anladığını çok güzel belli ediyorsun;
    Ben sana daha çok olmasına rağmen (ve yine de göremeyeceğine emin olmama rağmen) bir kaç tane göstereyim:
    Aşağıdaki ayetlerde kimin dini veya kimlerin dinleri deniyor bak bakalım. Dahası din anlamına kullanılan mille' kelimesi de var ama sizinle kur'an'da dahi anlaşamadığımız için onları buraya almadım.
    Alın size iki türden ayetler; bazısında direk onların dini deniyor, bazısında ise açıkça İBRAHİM'İN DİNİ, İSHAK'IN DİNİ, YAKUB'UN DİNİ diye belirtiyor (büyük yazdım ki göresiniz).
    Yahu şaka gibi şeyler yazıyorsun.İnanamıyorum.:basket1
    Şimdi sen bunları okuyunca hepsine ayrı din gelmiş mi anlıyorsun?.Meğer ne kadar çok din varmış!.Her peygambere bir din.Helal olsun sizin din bilgilerinize.Bu kadar olur ancak. Gerçekten böyle mi anlıyorsun?.
    Bir çok ayet alıntılamışsın amma kuranın manasından bi-haber olunca kişi,işte senin gibi saçmalar da ayetleri oyuncağı sanır ve oynar.
    Dini bilmez, şeriatı bilmez,tarikatten haberi olmaz.Bir inkar furyasıdır gider ve de adına İLİM denir.
    Alıntıladığım bir kısım ayetleri buradan olsun okuyuver bakalım,inanacakmısın?.
    Gerçi daha evvel de okumuşsundur amma demekki bu okumayla olmuyor,iman da etmek gerekiyor.Acabasız olarak!..
    Sağına soluna eklemeler ve çıkarmalar yapmadan.
    (BAKARA suresi 128. ayet) Ey bizim Kerîm Rabbimiz! Bizi, yalnız Sana boyun eğen müslüman kıl. Soyumuzdan da yalnız Sana teslimiyet gösteren bir Müslüman ümmet yetiştir. Ve bizlere ibadetimizin yollarını göster, tövbelerimizi kabul buyur. Muhakkak ki tövbeleri en güzel şekilde kabul eden, çok merhametli olan ancak Sensin!"
    (BAKARA suresi 131. ayet) Çünkü Rabbi ona: Müslüman ol, demiş, o da: Âlemlerin Rabbine boyun eğdim, demişti.
    (BAKARA suresi 132. ayet) Bu dini İbrâhim kendi evlatlarına vasiyet ettiği gibi Yâkub da böyle yaptı ve: "Evlatlarım! dedi, Allah sizin için bu dini seçti. Sakın Müslümanlıktan başka bir din üzere ölmeyin."
    (BAKARA suresi 133. ayet) Ne o, yoksa siz ölüm Yâkub’a gelip çattığında, o evlatlarına: "Benim ölümümden sonra kime ibadet edeceksiniz?" dediğinde siz orada mı bulunuyordunuz? Onlar cevaben şöyle demişlerdi: "Senin İlahına, senin ataların İbrâhim, İsmâil ve İshak’ın İlahı olan Tek İlaha kulluk ederiz Ve biz ancak O’na teslim olan müslümanlarız."
    (BAKARA suresi 136. ayet) Deyiniz ki: "Biz Allah’a, bize indirilen Kur’ân’a, Keza İbrâhim’e, İsmâil’e, İshak’a, Yâkub’a ve onun torunlarına indirilene Ve yine Mûsâ’ya, Îsâ’ya, Hülasa bütün peygamberlere Rab’leri tarafından verilen kitaplara iman ettik. Onlar arasında asla bir ayrım yapmayız. Biz yalnız O’na teslim olan Müslümanlarız."
    (ÂLİ IMRÂN suresi 52. ayet) Ne zaman ki Îsâ onların inkârlarında ısrar ettiklerini hissetti, "Allah’a giden yolda bana yardım edecek kim var?" dedi. Havâriler: "Allah yolunda yardımcılar biziz. Biz Allah’a iman ettik. Ey Îsâ, bizim Müslüman olup Allah’a itaat ettiğimize sen de şahid ol!"
    (ÂLİ IMRÂN suresi 64. ayet) De ki: “Ey kitap ehli! Bizimle sizin aranızda ortak bir söze gelin: Yalnız Allah’a tapalım. O’na hiçbir şeyi ortak koşmayalım. Allah’ı bırakıp da kimimiz kimimizi ilâh edinmesin.” Eğer onlar yine yüz çevirirlerse, deyin ki: “Şahit olun, biz müslümanlarız
    (ÂLİ IMRÂN suresi 67. ayet) İşte bu konudaki gerçek şudur: İbrâhim Yahudi de değildi, Hıristiyan da değildi, Lâkin o batıl dinlerden uzaklaşmış, tertemiz halis bir Müslüman idi, Ve asla müşriklerden olmamıştı.
    (YÛNUS suresi 72. ayet) Eğer yüz çeviriyorsanız, sizden zaten hiçbir ücret istemedim. Benim ücretim, ancak Allah’a aittir. Bana müslümanlardan olmam emredildi.”
    (YÛNUS suresi 90. ayet) Derken, İsrailoğullarını denizden geçirdik. Hemen Firavun, askerleriyle beraber haksız ve saldırgan bir şekilde peşlerine düştü.Nihayet boğulmak üzere iken: "İman ettim. İsrailoğullarının inandığı İlahtan başka tanrı yokmuş. Ben de Müslümanlardanım" dedi.
    (HÛD suresi 14. ayet) Eğer bu dâvetinizi kabul etmezlerse, bilin ki o ancak Allah’ın ilmiyle indirilmiştir ve O’ndan başka ilah yoktur. Nasıl, artık hakka teslim olup Müslüman oluyorsunuz değil mi?
    (YÛSUF suresi 101. ayet) Rabbim! Gerçekten bana mülk verdin ve bana sözlerin yorumunu öğrettin. Ey gökleri ve yeri yaratan! Dünyada ve ahirette sen benim velimsin. Benim canımı müslüman olarak al ve beni iyilere kat.”
    (HAC suresi 78. ayet) Allah uğrunda hakkıyla cihad edin. O, sizi seçti ve dinde üzerinize hiçbir güçlük yüklemedi. Babanız İbrahim’in dinine uyun. Allah, sizi hem daha önce, hem de bu Kur’an’da müslüman diye isimlendirdi ki, Peygamber size şahit olsun, siz de insanlara şahit olasınız. Artık namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin ve Allah’a sarılın. O, sizin sahibinizdir. O, ne güzel sahip, ne güzel yardımcıdır!
    Bu ayetler kurandan değil mi?.Bunları göre göre bir kısmını okuyup diğer kısımların üstünü örterek ne yapmaya çalışıyorsunuz?.Yoksa ilim dediğiniz böyle birşey mi?
    Yazık be.Yazık..
    Çünkü Allah ile peygamberin arasını ancak siz ayırırsınız. Sanki Kur'an, rasûle itaati emretmemiştir size göre. Sonra ben sizin dininizden uzağım deyince bir sürü lüzumsuzluk edebiyatı yapıyorsunuz. (Eğer bunu bile bile yapıyorsanız, gönül rahatlığıyla yine söylüyorum ben sizin bu tahrif ettiğiniz dininizi reddediyorum.)
    Bu cümlelerin ahlaksızca iftiradan başka birşey değil. İnsanın Allah korkusu ve hesaba inancı olmayınca iftirasının da sınırı olmuyor demekki.Ve açık itiraflarında Müslüman (çünki ben müslümanım ve bunu bile bile) olmadığını söyleyip duruyorsun.Ya bana iftira ediyorsun ya da kendi gerçeğini haykırıyorsun.İkisi de aynı kapıya çıkar,müslüman birisine değilsin demek o sıfatı üstelenmekten başka sonuç getirmez.
    Şimdi de
    gönül rahatlığıyla yine söylüyorum ben sizin bu tahrif ettiğiniz dininizi reddediyorum.)
    Et bayım et.Sen gönül rahatlığı ile red et.Ve de gülmene devam et acınacak haline.
    Senin gibi bu sitede yazan pekçok kişi var,müslüman olmadığını söyleyen,fakat hiçbiri senin gibi din ülaması geçinmiyor.

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Hristiyanlık İnancı
    TOPLUM VE İNSAN bölümünde karanlıkadam34 tarafından açılmış
    Yanıt: 2
    Son Mesaj: 17.08.11, 10:49

Bu konuyla ilgili etiketler

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •