KAYNAK Anasayfa | 8sutun | haber

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya'nın AK Parti hakkında açtığı kapatma davasında ortaya koyduğu 'suç' unsurlarına göre, anamuhalefet partisi CHP de kapatılabilir.

Başörtüsü ve Kur'an-ı Kerim dağıtan, seçim otobüsüne türbanlı kadın fotoğrafı koyan ve genel merkezde aşure pişiren CHP yönetimi, başsavcının 'laiklik tanımı'nı çiğniyor.

İddianamedeki suç isnatları, aslında tüm partilerin kapatılma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu ortaya koydu. Bu çerçevede özellikle CHP'nin dosyası kabarık. CHP, 22 Temmuz seçimleri öncesinde vatandaşın gözündeki 'başörtüsü karşıtı' imajını kırmak için Yozgat'ta başörtüsü dağıttı.

8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlamalarında da Trabzon'da aynı yola başvuruldu. Sakarya örgütü, üzerinde türbanlı kadın fotoğrafı olan seçim otobüsüyle vatandaştan oy topladı. CHP Genel Başkanı Baykal, çeşitli tarihlerde türbanlı üniversite öğrencileriyle fotoğraf çektirdi.

Bu fotoğraflar, CHP'nin resmî bülteninde ve internet sitesinde defalarca yayınlandı. Anamuhalefet partisi, yıllardır parti genel merkezinde dinî bir gelenek olarak kabul edilen aşure tatlısı dağıtıyor. CHP'nin Merkez Yönetim Kurulu (MYK) raporuna göre CHP'li milletvekilleri, 50'yi aşkın bölgede aşure törenlerine katıldı. CHP, başsavcının kapatma gerekçesi gördüğü dinî bayramlaşmaları da yıllardır parti genel merkezinde sürdürüyor.

BAYKAL, BÜYÜK GÜNAHLARI SAYDI; İMAM-I AZAM'I ANLATTI
İddianameyi, "objektif ve tarafsız" bulduğunu söyleyen Baykal'ın anamuhalefet liderliği sürecinde kullandığı birçok ifade, başsavcıya göre 'laikliğe aykırı.' Baykal, partisinin TBMM grup toplantısında başörtüsüyle ilgili görüşlerini anlatırken Kur'an-ı Kerim'i ve hadisleri kaynak gösterdi. Hanefi mezhebinin kurucusu Ebu Hanife'den örnekler verdi.

İmamı Azam Ebu Hanife'nin namaz kılarken dahi saçın dörtte birinin görünmesinin namazı bozmadığını söylediğini hatırlatarak, "Ne oldu şimdi? Türban anlayışının en azından bu söylediğimiz büyük düşünürler tarafından benimsenmediği ortaya çıktı. Ben bunu hatırlatıyorum. Boş konuşmuyorum, bir şeye dayanarak söylüyorum. Başbakan çıksın, Ebu Hanife ile tartışsın. Ebu Hanife söyleyeceğini söylemiş." diye konuştu.

Baykal, aynı grup toplantısında anamuhalefet lideri sıfatıyla İslamiyet'teki büyük günahları saydı: "Allah'a ortak olma, büyü yapma, adam öldürme, faiz ve yetim hakkı yeme, savaştan kaçma, namuslu kadınlara iftirada bulunma, yalan şahitlik, sözünde durmama, emanete ihanet; İslamiyet'teki büyük günahlar arasındadır." Baykal, 30 Ocak'ta ise "Biz türban takan kızlarımıza sahip çıkıyoruz, onları koruyoruz." ifadesini kullandı.

SEFA SİRMEN'DEN HACILARA KUR'AN-I KERİM...
Ocak 1993: CHP İzmit Belediye Başkanı Sefa Sirmen, hacca gidenlere Kur'an-ı Kerim dağıttı. Kur'an'ın iç sayfasında "Bu Kur'an-ı Kerim, İzmit Belediye Başkanı Sefa Sirmen'in 1993 yılında hacca giden Kocaelililere armağanıdır." yazısı yer aldı. Kur'an-ı Kerim'in, İstanbul'da bulunan Şenyıldız Yayınevi tarafından Sel Matbaacılık'a 50 bin adet bastırıldığı ortaya çıktı.

YOZGAT VE TRABZON'DA BAŞÖRTÜSÜ DAĞITILDI
13 Temmuz 2007: CHP, Yozgat'ta farklı bir seçim çalışması yürüterek vatandaşlara başörtüsü dağıttı. Kadın Kolları İl Başkanı Özgür Karslıoğlu, "Başörtüsü karşıtı gibi gösteriliyorduk. Bundan rahatsızlık duyduğumuz için gittiğimiz yerlerde eşarp dağıtmaya başladık." dedi.
8 Mart 2008: Trabzon Kadın Kolları Başkanı Sevgi Erol, kadınlara başörtüsü dağıttı.

SEÇİM OTOBÜSÜNDE TÜRBALI KADIN KULLANILDI
21 Temmuz 2007: CHP Sakarya İl Örgütü, üzerinde kapalı kadın fotoğrafı olan seçim otobüsüyle halktan oy istedi. Parti yönetimi konuyla ilgili tatmin edici bir açıklama yapamadı.

GENEL MERKEZDE AŞURE MERASİMİ
23 Ocak 2008: Alevilerin yas orucunun sona ermesi nedeniyle, CHP Genel Merkezi'nde aşure dağıtıldı. İlk aşure tasını CHP Genel Başkanı Deniz Baykal doldurdu.

İDDİANAMEDE SEZER'E 15 KEZ ATIF YAPILMIŞ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya'nın hazırladığı iddianameyle ilgili tartışmalar sürüyor. Başvuruda, 10. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in adından sıkça söz ediliyor. Sezer'in, hükümetin birçok kanuni düzenlemesini veto ettiğine dikkat çekilirken buna ilişkin gerekçelere geniş yer veriliyor. Başsavcı, kendisini bu göreve atayan Sezer'e 15 kez atıfta bulunuyor. İddianamede, 'laiklikten ne anlaşılması gerektiği' konusunda, 'devletin dinsel özgürlükleri sınırlayabileceği' savunuluyor. Bu görüş de Sezer tarafından Harp Akademileri'nde yaptığı konuşmada dile getirilmişti.

15 YIL ÖNCE YAŞANAN MADIMAK OLAYI İDDİANAMEDE
15 yıl önce yaşanan Madımak hadisesinin hatırlatılması kapatma davasının dikkat çeken yönlerinden biri. 2 Temmuz 1993'te Sivas'ta gerçekleştirilen Pirsultan Abdal etkinlikleri sırasında yakılan Madımak Oteli'nde 37 kişi hayatını kaybetmişti. Hadisenin olduğu tarihte Süleyman Demirel'in başbakanlığındaki DYP-SHP hükümeti işbaşındaydı. İddianamede şöyle denildi: "Davalı partinin söylemleri incelendiğinde Cumhuriyet devrimlerinin ve özellikle laiklik uygulamalarının 'inananlar için bir zulüm' olduğu iddiası sürekli vurgulanarak toplumda Cumhuriyet'e karşı bir inancın oluşturulmasının amaçlandığı görülmüştür. Oysa Cumhuriyet tarihi de, insanlık tarihi de, zulmedilenlerin köktendinciler değil, farklı bir şeye inandığı, inancının gereğini yerine getirmediği ya da inanmadığı, laik hukuka göre karar verdiği, laikliği savunduğu için yakılanların, öldürülenlerin, laikler olduğuna tanıklık etmiştir."

'CEMEVİ, CAMİ GİBİ OLMAZ' DİYEN VEKİLE YASAK İSTEDİ
İftar çadırları kapatma gerekçesi olarak gösterilirken Başbakan Erdoğan'ın Alevilerin Muharrem iftarına katılmasından hiç bahsedilmedi. Cemevleriyle ilgili yorum yapan AK Parti'nin Alevi kökenli Kütahya Milletvekili Hüseyin Tuğcu hakkında ise siyaset yasağı istendi. Tuğcu, "Cemevleri resmî statüde camiler gibi birer ibadethane olamaz. Bu durum, Müslüman Türk toplumunun ayrışmasında ve birbirlerine karşı bakış açılarının sertleşmesinde etkin rol oynayabilir. Ne Osmanlı ne de Cumhuriyet döneminde cemevi kavramı olmadı. Alevi-Bektaşi Türk kültüründe toplantı mekânı olarak geçmişte 'dedeevi' tabiri kullanılırken günümüzde cemevi kavramı ön plana çıkmıştır." şeklinde konuşmuştu.

ÇOCUKLARA BİSİKLET DAĞITILMASI SUÇ
Dava dosyasında, belediyelere Kur'an kurslarını teşvik ettikleri suçlaması yöneltildi: "Bazı belediye başkanları din istismarını çocuklara kadar indirerek, Kur'an kursu öğrencilerine bisiklet, bilgisayar, top gibi hediyeler dağıtmışlar, çocuklara hitaben yaptıkları konuşmalarda yaşıtlarının Kur'an öğrenmek yerine, yazlıkta, denizde tatil yapmalarını eleştirmişlerdir." Hükümetin YÖK'le ilgili yaptığı düzenleme hatırlatılırken de 'yasanın karşısına dikilen sivil toplum örgütleri' olarak Cumhurbaşkanlığı ve Genelkurmay Başkanlığı sayıldı.

DOSYADA 'BİKİNİ' SÜRPRİZİ
Meclis'te yaşanan 'bikini' tartışması, davanın ilginç delillerinden biri. CHP İzmir Milletvekili Canan Arıtman, "Bikiniyle Meclis'e gelsem ne olur?" diye sormuştu. Eski Meclis Başkanı Bülent Arınç, cevap verdi: "Bikiniyle Meclis'e girmemeli, yaşı geçmiş." Başsavcı, Arınç için bu ifadesi sebebiyle yasak istedi. Diyarbakır Valiliği tarafından yayınlandığı gün yalanlanan bir haber de 'kapatma gerekçeleri' arasında. 15 Şubat'ta bazı gazetelerde 'Diyarbakır'da içki yasağı var' şeklinde bir haber yayımlanmıştı. Diyarbakır Valiliği İl Dernekler Müdürü Mehmet Selim, bu haberi anında tekzip etti. Selim, lokallere 31 Mart 2005'te yürürlüğe giren Dernekler Yönetmeliği'ndeki hususlara uyulması konusunda bir tebligat gönderdiklerini açıklamıştı.

'BAŞÖRTÜSÜ GEREKLİLİK' DİYEN DİYANET'E KIZDI
Başörtüsü tartışmalarında konunun dinî yönüyle ilgili görüş belirten Dinayet İşleri Başkanlığı, suçlamalardan nasibini aldı. Diyanet, 'başörtüsünün dinin gereği olduğunu' belirtmişti. İddianamede, buna şöyle cevap verildi: "Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu tarafından türbanın dinin gereği olduğunun belirtilmesi, bu örtünme biçiminin laik hukuk düzeninde korunma göreceği sonucunu doğurmaz, aksi düşünce, dinin gereği olduğu tartışma götürmeyen İslam şeriatının miras, devletler, aile, ceza hukuku gibi konulardaki bazı kurallarının da uygulanmasına kapı açar."

27 NİSAN BİLDİRİSİNDEKİ HUSUSLAR YOK
İddianamede, Köşk seçimleri sırasında Genelkurmay Başkanlığı'nın yayımladığı 27 Nisan bildirisindeki hususlara yer verilmedi. Kamuoyunda tepki çeken bildiride 'Kutlu Doğum Haftası etkinlikleri' eleştiriliyordu. Eğitimin önemli bir yer tuttuğu dosyada Kutlu Doğum Haftası etkinliklerine temas edilmedi. Sadece, 'dinî bayram ve günlerin ulusal bayramları gölgeleyecek bir tanıtım ve gösteriş içinde kutlanması'nın suç olduğuna yönelik bir ifade kullanıldı.




1)ak partiyi kapatma davası neden bu kadar süre bekletildi,tam altı yıl,,

2)laikliğe aykırı eylemlerin odağı haline gelmesi ne zaman başladı,,

3)sözü edilen bu eylemler için hiç soruşturma açıldımı,açılmadı ise neden açılmadı,,

4)katil olmuş ceza evinde cezasını çekmiş bir kimse,çıktıktan sonra,dışarıda birileriyle sözlü münakaşaya girse alsalar onu yargılasalar,katil olması bu söz düellosunda yargıçların kararını ne kadar etkileyebilir,,etkilemesi doğrumudur hukuki midir ahlaki midir,

5)ak parti laiklik karşıtı eylemlerin odağı ise,ve iddianamede abdullah gül beyefendilerinin de adı geçiyorsa ki geçiyor,,neden onun cumhurbaşkanlığı öncesi bu dava açılmadı,,hani ak parti ve faaliyetleri pkk terör örgütünün vatanı parçalamak için bölmek için yapmış oldukları faaliyetler karşısında çok daha teehlikeli boyutlarda ya,,neden acele edilmedi ve acele etmeyen başsavcı,,işi savsaklatması sebebiyle görevi kötüye kullanmış olmuyor mu??

6)emekli savcı vural savaşın bir programda,,(bu partiyi kapatmak yetmez,,onlar daha sonra tekrar iktidar olurlarsa,,anayasa mahkemesine KENDİ YARGIÇLARINI atamak isteyeceklerdir derken ne demek istemiş olabilir ve o atanacak olan yargıçlar ak partinin yargıçlarıysa,,şimdiki yargıçlar kimin yargıcı?,,

7)hal böyleyken,,şu aziz millet kime güvenecek,,hangi hukuka,hangi savcıya,,hangi mahkemelere,,,,youtube ses video paylaşım sayfalarında deşifre edilen kepazelik bu konunun göbeğine oturtulacak olursa,,senin savcın benim savcım onun savcısı ne demek olabilir??,,,

8)gazete küpürlerinde yalanlanmış haberlerin bir partiyi kapatmaya yönelik delil olabilmesi geçerliliği olabilir mi??,

9)ak partiye oy vermiş 16 milyon insanın parmağındaki mürekkep daha kurumadan açılan böyle bir dava dünya kamu oyunda esefle karşılanırken,bu davayla birlikte türkiyemiz meçhul bir yola girmekle karşı karşıyayken,yanlıştan dönmesi beklenen anayasa mahkemesi üyelerini baskı altına almak mümkün müdür,,mümkünse şayet baskıyı yapacak olanlar kimler olabilir?

10)cumhurbaşkanlığı makamının kutsallığı paralelinde ancak ihanet suçu işlerse görevinden uzaklaştırılacak olan abdullah gül,,nasıl ve niçin bu davada yasaklanması gereken siyasiler arasına eklenmiştir,ve bu ekleme bile tek başına bu davanın düşmesine sebeb değil midir,??,,hadi bakalım komünistler,birbirinizden kopya çekmeden cevaplayın, demokrasi sınavının en can alıcı

10 sorusunu,,süreniz,,güneşin batıdan doğacağı ana kadardır,,ve istediğiniz sorudan cevaplamaya başlayabilirsiniz,,tapındığınız kutsalınız sizlere zihin açıklığı verir mi dersiniz,,