Onu yakından tanıyan, belki de hiç
tanımayan dostlarının ağzından
Kim olduğumuzdan emin olmasak da, kendimize karşı her zaman içten olma cesaretini nasıl ediniriz?
Paulo Coelho, yeni romanı Portobello Cadısı'nda bu sorunun yanıtını arıyor. Portobello Cadısı, Athena adlı gizemli bir kadının öyküsünü, onu çok iyi tanıyan -ya da hiç tanımayan- yakınlarının ağzından anlatıyor.
İnsanlar bir gerçeklik yaratıyorlar, sonra da kendi yarattıkları gerçekliğin kurbanı oluyorlar. Athena işte buna başkaldırdı ve bunun için büyük bir bedel ödedi...
Heron Ryan, gazeteci
Athena, duygularımı biraz olsun göz önüne almadan kullandı ve yönlendirdi beni. Hocamdı, kutsal sırları aktarmayı, aslında hepimizde var olan o bilinmeyen gücü uyandırmayı üstlenmişti. O yabancı denize atıldığımızda, bize yol gösterenlere körü körüne güveniriz, çünkü bizden daha fazla bildiklerine inanırız... Andrea McCain
Tiyatro Oyuncusu
Athena'nın en büyük sorunu,21. yüzyılda yaşayan bir 22. yüzyıl kadını olması ve bu gerçeği hiç gizlememesiydi. Bir bedel ödedi mi? Kuşkusuz, ödedi. Ama coşkuyla taşan gerçek benliğini bastırsaydı, çok daha büyük bir bedel ödeyecekti. Durmadan 'başkaları ne der' diye kaygılanan, kırgın ve mutsuz biri olacaktı...
Deidre O'Neill, Edda diye biliniyor
(Tanıtım Yazısından)
alıntılariçinden çok hosuma giden kısımları -kitaplardan sevdıgımız cümleler- konusuna yazmıstım burayada tasımayayım dedim
bilgi mahiyetinde
*hayatımızdaki en önemli şeylerin bir anda yok olup gittiğini görmenin acısından kaçımız kurtulacagız?
yalnızca bizim için çok önemli insanlar değil,düşüncelerimiz ve düşlerimizden de söz ediyorum: bir gün, bir hafta,birkaç yıl daha dayanabiliriz,ama eninde sonunda yitirmeye yazgılıyız..
bedenimiz sağ kalır ama ruhumuz ergeç ölümcül darbeyi yer..
en kusursuz cinayet budur;yaşama sevincimizi kimlerin öldürdüğünü,bunu hangi güdüyle yaptıklarını,suçlularını nerede bulacağımızı bilemeyiz..
o adsız sansız suclular yaptıklarının farkında mıdırlar acaba?
kuşkuluyum çünkü onlarda -mutsuz dşkün kibirli olanlar- kendi yarattıkları gerçeğin kurbanıdırlar..
*eski bir dostum herzaman şöyle der;'' insanlar bildiklerinin yüzde yirmibeşini ögretmenlerinden,yüzde yirmibeşini dostlarından,yüzde yirmi beşini kendine kulak vererek,yüzde yirmi beşinide zamandan ögrenirler
*kimse kimseyi yönlendirmez.bütün ilişkilerde iki tarafta ne yaptıgını bilir,sonradan taraflardan biri kullanıldıgından yakınsa bile...
*biz kadınlar,hayatımıza ve bilgi yoluna bir anlam ararken,kendimizi hep 4 klasik arkeptikten biriyle özdeşleşiriz..
1) bakire'nin(elbette cinsel bakirelikten söz etmiyorum)arayışı bütünüyle bagımsız olusundan kaynaklanır ve ögrendiği hersey karsısına dikilen güçlüklere tek basına karsı koyabılme yetenegının meyvesidir
2) şehit, kendını tanımanın yolunu acıyla,teslımıyetle,çileyle bulur.
3) azize,yasamanın gercek nedenını kosulsuz sevgıde ve karsılıgında hiçbirşey istemeden verme yetenegınde bulusur...
4)cadı,varlıgını eksıksız ve sınırsız hazzın peşine düşerek dogrular...
---*öldüğüm zaman beni ayakta gömün çünkü bütün ömrüm dizlerimin üstünde geçti


LinkBack URL
About LinkBacks


Alıntı Yaparak Cevapla


